Cömert derler maldan ederler, yiğit derler candan ederler. #Atasözü

Beyond Eternity - Kitap 1, Bölüm 90: Hapishanenin Buzlu Kapısı


Raylar engebeli buz tepelerine geldiğinde son buldu. 1. ve 4. Prens adamlarıyla buluşma yerine gelmişlerdi. Soğuk topraklarda atların yaşayamaması farklı binek hayvanlarına yönelmelerini sağlamıştı. Prensler kalın kürklü uzun boynuzlu geyiklere biniyorlardı. Vagonlardan indik. Kraliçelerinin önünde eğildiler.

 

'Sağ salim geri dönmenize sevindim oğullarım. Keşif göreviniz umuyorum güzel haberler getirmiştir.'

 

4. Prens başını kaldırdı. Beyaz kısa saçları ve mavi gözleri vardı. Sözüne başlamadan 1. Prens araya girdi. Kardeşine göre kat ve kat yakışıklı bir adamdı. Uzun beyaz saçları mavi kristal zırhına dökülüyordu. Kahve gözlerinin cezbedici sıcaklığı içine çekiyordu.

 

'En içten özürlerimizi sunuyoruz Kraliçemiz. Gittiğimiz bölgede hayvan ya da ağaç yoktu. Kilometrelerce düz buz vardı.'

 

Kraliçenin yüzü ifadesizdi. Yerleşime uygun topraklar bulmak zordu. Keşif görevleri sonuçsuz gelmeye devam ederse başka yöntemler düşünmesi gerekecekti. Özellikle iç sarayı saran bariyeri genişletmenin bir yolunu bulması gerekiyordu. O zaman yeni toprak arayışına gerek kalmazdı.

 

'Özür dilemeyin oğullarım. Yorgun zihinlerinizin ve bedenlerinizin dinlenmeye ihtiyacı var.'

 

Arkasını döndü. Beyaz elbisesi buz üzerinde görünmesini zorlaştırıyordu. Mavi kürklü pelerini cüssesini heybetli gösteriyordu. Alnından başlayan, kafasının üstünü ve saçlarını saran mavi kristal bir tacı vardı. Beyaz saçları sıkıca örülmüştü. 4. Prens annesine seslendi.

 

'Kraliçem!'

 

Avarosa dönüşünü yarıda kesti. Yan bakışlarını oğluna çevirdi.

 

'Nedir?'

 

'Biz! Biz bir yer bulduk.'

 

4. Prens konuşmasına devam ettiremeden 1. Prens konuşmaya başladı.

 

'Sadece birkaç küçük ağaçtan ibaret bir yerdi. Hayvanlara rastlamadık bile.'

 

'Görmedik ama izlerine rastladık.'

 

Kardeşine öfkeyle bakan ilk Prens sessiz kaldı. Kraliçe oğullarına tamamen döndü. 

 

'Bana kilometrelerce buzdan başka bir şey görmediğinizi söylemiştin Ghoddan. 4. Prens kardeşin Glas öyle olmadığını söylüyor.'

 

'Rapor vermeye değer bir şey değildi Kraliçem. İnsanlarımıza fayda sağlayacak kadar kaynaktan yoksundu.'

 

Kraliçe bakışlarını 4. Prense çevirdi.

 

'Bulduğunuz bölge başkentten ne kadar uzaktaydı?'

 

'170 ya da 180 kilometre Kraliçem.'

 

Tekrar 1. Prense baktı.

 

'180 kilometre…' Eli kılıcına gitti. Başındaki kristal taç büyüdü. Sinirlenmişti. 'Dört ay önce bulunan bölgenin uzaklığını hatırlıyor musun oğlum?' 

 

'E-Evet Kraliçem. Başkentten 400 kilometre uzaktaydı.'

 

'Ve oraya gittik, öyle değil mi?'

 

'Gittik Kraliçem. Lütfen oğlunuzun bu hatasını bağışlayın.'

 

'Ayağa kalk.'

 

Prens Ghoddan ayağa kalktı. Buz kütlesi tam göğsüne çarptı. Sersemleyip yere düştü. Avarosa'nın buz kılıcı oğlunun gırtlağına dayandı.

 

'Zayıfsın. Beni kandırabileceğini sandın! Oraya gideceksin ve ihtiyacımız olan her şeyi alacaksın. Yanında Prens Glas'ta gelecek.'

 

4. Prens ayağa kalktı. Neden onunda gitmesi gerektiğini anlamamıştı.

 

'Kraliçem! Size gerçeği söylediğim halde neden bende gitmek zorundayım?'

 

Öfkeli bakışlarının tadına Glas'ta baktı.

 

'Ondan daha suçlusun! Abinin yalanına ortak oldun. Son anda ona ihanet ettin. Erkek adam ilerlediği yoldan geri dönmez. Abin yalancıydı. Sense hain ve bir korkaksın!' Oğluna attığı tokatın sesi hepimizin kulaklarına kazındı. Avarosa katı bir hükümdar olmakla beraber katı bir anneydi. Prensler Kraliçeleri önünde tekrar diz çöküp özür dilediler.

 

Kalabalığın arasında biri elimi sıkıca tuttu. Otea korkudan elimi tutmuştu. Frimold korkan küçük kardeşinin omzuna elini koydu.

 

'Harika bir aile sayılmazlar ha…'

 

Kraliçenin sesi yükseldi.

 

'Damarlarınızda akan benim kanım olmasaydı ikinizide şuracıkta öldürmüştüm. Eliniz geri boş dönecek olursanız, bu işten bir tokatla kurtulamazsınız. Beni net anladınız mı?'

 

'Anladık Kraliçem.'

 

'Dinlenmeden yola çıkacaksınız. Sağ salim geri gelin oğullarım.'

 

Arkasını döndü ve vagona binerken dönüp yüzlerine bile bakmadı. İki Prens hala diz çökmüş beklemekteydiler. Vagonlara binip oradan uzaklaşana kadar da ayağa kalkmadılar.

 

Dönüş yolculuğu keyifsiz ve sessiz geçti. Yaşanan olaylar herkesin keyfini kaçırmıştı. Açık konuşmam gerekirse Kraliçe ile konuşmaktan korkuyordum. Özellikle yalnız başıma. Sert kadınlarla tanışmıştım. Katı yöneticilerle karşılaşmıştım. Ancak Avarosa hepsini gölgede bırakıyordu. Büyüleyici başkentin manzarası bile keyfimi yerine getiremedi. Parçalanmış bir ailenin yaşantısını izlemiştik.

 

Kraliçe saraya varar varmaz bakanlar kurulunun toplanmasını istedi. Hışımla yanımızdan ayrıldı. Prens Gualtian'ın köşküne ilerledik. Konuşmamız gereken önemli meseleler vardı. Ortamın müsait olmadığının farkındaydım ama benimde acele edip ülkede bir iç savaş yaşanmadan kızımı alıp ayrılmam gerekiyordu. Prensin huzuruna çıktık. Karısı Leydi Hialray yanında değildi. Bizi tek başına kabul etti. Yüzü hayalkırıklığı ile doluydu. Hislerini anlıyordum. Yanımda sadece Frimold vardı. 

 

'Sizi diğer kızım Frimold ile tanıştırayım. Kendisi Aleif'in ablası olur.'

 

Frimold Prensi selamladı.

 

'Evet ona benziyor.'

 

'Parlak Buz Okulunda yaptığımız soruşturma sonucu birtakım ilerlemeler kat ettik.'

 

'Bu konuyu şu an konuşmak istemiyorum Efendi Azyl. Mümkünse yarın konuşmayı tercih ederim.'

 

'Ama Prensim…'

 

'Yarın dedim.'

 

'Peki ekselansları.'

 

'Bakanlarla konuşma fırsatı bulduğunuzu düşünüyorum. Ayriyetten bütün Prenslerle de tanıştınız. Sizden sarayın durumunu oluşturmanızı söylesem, herhalde çok zorlanmazsınız.'

 

'Sizinle ilk konuştuğumda iç savaş çıkması bana saçma gelmişti. Halk rahat yaşıyor ve mutluydu. Soylular, bakanlar kurulu ve Prenslerle yaptığım konuşmalar durumu gözler önüne serdi. Öngördüğüm en kötü senaryo, 4 Prensin birleşerek soyluların desteğiyle darbe yapmasıdır.'

 

'Öngörünüz doğru. Annemin tarafında yalnızca ben varım. Kraliyet ordusu doğrudan Kraliçeye hizmet eder. Benim askerlerimi de hesaba koysak bile soylular ve 4 Prensin kuvvetini dengeleyemeyiz.'

 

'Ama halk sizin tarafınızda.'

 

'Bu işe masumları bulaştıramayız. Tarafınızı belli etmeniz halinde size sunacağım başka seçeneklerde olacak.'

 

'Tarafım…' Frimold bu işe bulaşmamamı istemişti. 'Eğer hapsedilen kızımla görüşmeme izin verirseniz sizin tarafınızda yer alacağım.'

 

'Bunu hemen ayarlayabilirim. 1. Prens Ghaddon'un yokluğunda hapishane iznini annemden rahatlıkla alabilirim.'

 

Prensin huzurundan çekildik. Odaya dönüş yolunda Otea bize katıldı. Annesinin saray içindeki mabete davet edildiğini söyledi. Frimold ise Prensin tarafında yer almama tepkiliydi. Aleif'i görmek için buna mecbur olduğumu söyledim.

 

Gualtian'dan gelen ulağı fazla beklemedik. 2 muhafız eşliğinde yanımıza Kayn'in de katılmasıyla saray hapishanesine ilerledik. Sarayın garnizon tarafına geçtik. Asker sayısının çokluğu hemen fark ettirdi. Kristal kafesler ve talim alanları, bunlara ek olarak kristalden yapılma büyük bir kapının önünde Prens bizi bekliyordu. Kapının açılması emrini verdi. Merdivenlerin aşağıya indiği soğuk zindana girdik.

 

Sarayın dışına çıktığımızı düşündüm. Buradaki soğuk dışarıdaki ile aynıydı. Hücrelerin çoğu boştu. Bazılarında çaresizce oturan mahkumları gördüm. Yıpranmış kıyafetler içindeki mahkumlar soğuktan kıpırdayamıyordu. İkinci bir kapının önünde durduk.

 

'Bu kapının arkasında azılı suçlular hapsedildi. Bir kat daha aşağıda ise tek kişilik zincire gerilen mahkumlar var. Kızın orada. Sadece ikiniz buradan ilerisinde beni takip edecek, kızının adamı ve fedain burada kalacak.'

 

Muhafızlar mızraklarını kaldırdı. Kayn ve Otea'yı biz geri dönene kadar esir tutacaklardı. Prens Gualtian zeki bir adamdı. Kızımı alıp kaçmamam için kendini garantiye alıyordu. Hiç kimse başkasına karşılıksız güvenmezdi.

 

'Burada dönmenizi bekliyor olacağım efendim.' dedi Kayn. 

 

Kapıdan ve tekli hücrelerde hapsedilen mahkumları geçtik. Merdivenlerden indik. Onlarca buzdan odanın olduğu soğuk bir kattaydık. Prens, Aleif'in tutulduğu hücrenin kapısında durdu.

 

'İşte burası. Muhafızlar kapıyı açın.' Askerler buzdan kapıyı açtı. Hücrelerdeki hava daha soğuktu. Mahkumların iradesini kırıp kaçma girişiminde bulunmamalarını istiyorlardı. 'Üst katın merdivenlerinde sizi bekliyor olacağım. Konuşmanızı uzun tutmayın.'

 

İçeri girdik. Zincirlere vurulmuş kızım dizlerinin üzerinde duruyordu. Geldiğimizi duymamıştı bile. Buz kapı arkamızdan kapandı. Frimold kardeşinin yanına koştu. Ağır adımlarımı attım. Her adımımda yüreğim parçalanıyordu. Yüreğim parçalandıkça öfkeleniyordum.

 

Bunu sana yapanı öldüreceğim.

 




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1362

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1144

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 951

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 886

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 775

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 727

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 690

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 624

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 587

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 548

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 507

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 213

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 199

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 155

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 148

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 127

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 121

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 119

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 115

Beyond Eternity
Beyond Eternity
Beğeni Sayısı: 96

Site İstatistikleri

  • 18950 Üye Sayısı
  • 545 Seri Sayısı
  • 26535 Bölüm Sayısı


creator
manga tr