Lafla pilav pişerse deniz kadar yağı benden. #Atasözü

Beyond Eternity - Kitap 1, Bölüm 88: Bana Neler Oluyor?


Otea saçlarını çekti ve kızıl gözünü açığa çıkardı. Parlak kızıl gözleri bir işaretti. Ölümsüzlerle ilgili bilgim yeterince yoktu. Öldürmeye yönelik arzularıyla biliniyorlardı.  Bu gizemi Otea çözebilir miydi?

 

'Bir şeyler görüyorum. Net değiller ama kırmızı dalgalar insana benziyor gibi. Kan kokusu masada yoğunlaşıyor.'

 

'Neler gördüğünü tarif edebilir misin?'

 

'Görüntüler kesik ama deneyeceğim. Kapıdan içeri birisi girmiş, o sırada sandalyesinde arkası dönük duran bir adam camdan dışarıyı izlemekteymiş. Ah… başım! Başım ağrıyor. Çok kötü zonkluyor.'

 

Bu yeterli değildi. Otea'nın elini sıktım. Daha fazla bilgi gerekliydi.

 

'Biraz daha gayret et kızım. Anlatmaya devam et. Sık dişini.'

 

'Adam… bu Patrik olmalı. Kapı sesini duyup dönüyor. Ah...  içeri giren, Patrik ona doğru dönmeden kalbinden bıçaklıyor. Yuvarlanıyor ve… yere düşüyor. Sonra, sonra… ah!'

 

'Tamam kendini zorlama.'

 

Gözünü kapadı. Dengesini kaybederken onu yakaladım. Elleri buz gibiydi. Alnından soğuk terler akıyordu. Otea'yı koltuğa oturttum. Dinlenmesi gerekiyordu. Kendine gelene kadar yanından ayrılmadım. Ölümsüz güçlerine ikimizde yabancıydık. Ona yardım edememem içimi kahretti. Ölümsüzler üzerine bir araştırma yapmaya karar verdim. Otea'nın kendini yanlış geliştirmesine izin veremezdim. Extia'dan Ölümsüzlerin nasıl oluştuklarına dair bilgi alabileceğimden emindim ama hepsi bu kadardı.

 

Otea kendine geldi. Soğuk terler dökmeye devam ediyordu. Kızıl gözü tüm enerjisini sömürüyordu. İki parmağımı alnına bastırdım ve Tanrısal enerjimden ona biraz verdim. Bunu minimum ölçüde tuttum. Dikkatsizce davranıp ikinci bir kazaya sebep olmak istemiyordum. Terlemesi kesildi. Alnındaki ter damlalarını sildim. Sırtına yasladığım elim ıslaktı. Ne kadar çok terlemişti böyle. Hasta olmasını istemiyordum. 

 

Giydiği siyah tunik ve kısa diz hizasındaki pantolon Extia tarafından yapılmıştı. Başta onu bana karşı bir rakip olarak görmüştü. 18 yaşındaki küçük bir kız çocuğunun nesini rakip belledi anlam veremedim. Extia'nın kıskançlık seviyesi kesinlikle gaddarlığı ve acımasızlığıyla aynı derecedeydi.

 

'Üzerini değişsen iyi olur hasta olmamalısın. Sana yeni bir kıyafet yapacağım.'

 

Gözlerim mora dönüştü. Ellerimden havalanan Extyle şekil verdim. Extia ile ikisinin konuşmasını dinlediğim sırada tuniği giyerken zorlandığını hatırladım. Üstten ve alttan iki küçük makara ile sıkılan bir giysi yaptım. Böylece Otea onu rahatlıkla giyebilecekti. Giysiyi tamamladım ve büyümle bağını kestim. Soğuyup katılaştı. Siyah mor karışımı rengi diğer hepsiyle aynıydı.

 

'Rahat giyebileceğin türde bir tane yaptım. Hazır olduğunda bana seslenirsin. Hemen dışarıda bekliyor olacağım.'

 

'Peki baba.'

 

Kapıyı arkamdan kapadım ve kızım seslenene kadar bekledim. Uzun süre beklemeden içeri çağırdı. Yeni iki makaralı giysisi üzerine iyi olmuştu. Eski tuniğe dokundum. Katılaşmış büyü buhar olup dağıldı. Gözünü kapatacağım diye yamuk kestiğim mavi saçlarına hala üzülüyordum.

 

'Bir tip Ölümsüz yeteneğine sahipsin ki bu da sana kanı sezme becerisi sağlıyor. '

 

'Aslında sezdiğim şey kandan farklı bir şeydi. Başta kan kokusu olduğunu sanmıştım ama yoğunlaştıkça farklılaştı. O kırmızı insanı andıran dalgalardan duygular sezdim. Ölen Patrikten korku ve şaşkınlık hissettim. Onu öldüren kişide keyif sezdim. Üçüncü kişide ise öfke ve hüzün sezdim.'

 

'Üçüncü kişi mi? Olanların devamını görebildin mi?'

 

'Evet başımın ağrısı beni mahvetse de olanları gördüm. Patrik öldükten sonra içeri başka biri girmiş. Onları görmüş ve katile saldırmış. Uzun süre boğuşmuşlar. Katil, kişiyi gözünden yaralamış. Yaralı yere düşmüş. Hançeri ona saplamak üzereyken koridordan gelen ayak seslerini duymuş…'

 

'Sonra ne olmuş? Nereden kaçmış?'

 

'Katil kaçmamış. Ortadan kaybolmuş. Kırmızı dalgaları sesleri duyduktan sonra birden siliniyor. Hançeri masaya bırakıyor ve poof. Yok oluyor. Odaya girenler yerde yatan yaralıyı yakalıyorlar.'

 

'O da kızım Aleif olmalı. Frimold bir gözünün yaralı olduğunu söylemişti. Katil öylece ortadan yok olamaz. Bunu yapabilecek tek varlık… Tanrılar. Ama kulağa saçma geliyor. Bir Tanrı böyle hareket etmez. Ulakları, melekleri ya da seçilmişini kullanır.'

 

'Onu benim gibi gizleyebilecek bir yeteneği olabilir.'

 

'Hiçbir gizlenme yeteneği yaydığın enerjini gizleyemez. Bilgisinden yoksun olduğumuz bir varlık bunu yapmış olmalı.'

 

Extia'nın bahsettiği Tanrı gücüyle oluşturulan yeni türler aklıma geldi. Fakat Başkent Avaros'ta herhangi bir Tanrının faaliyetine rastlamamıştık.

 

'Başkentte hiç tapınılan bir Tanrı var mı?'

 

'Hayır baba. Tanrılar buraya hiç uğramadı. İlk ziyareti annem yaptı. Tarihimizde hiçbir Tanrının adı geçmiyor.'

 

'Bu garip. Öyleyse cinayeti bir melez tür yapmış olamaz…' İstemeden Otea'ya da melez hakaretinde bulunmuş oldum. Dediğimin farkında değilmiş gibiydi. Kendini hala insan olarak görüyordu. Öyle düşünmesi iyiydi. Katilin ne olabileceğine dair aklıma bir fikir geldi. 'O zaman katil bir Şekildeğiştiren!'

 

'Bundan nasıl bu kadar çabuk emin olabildin?' 

 

'Haklısın biraz hızlı karar vermiş olabilirim. Buradaki işimiz bitti. Saraya dönebilir ve araştırmaya orada devam ederiz. Harika iş çıkardın kızım. Sen olmasaydın burada yaşananları öğrenemeyecektik. Tabi bunu diğerlerine inandırmamız münkün değil. Yinede seninle gurur duydum.'

 

'Hehe, teşekkür ederim baba.'

 

İdareciye odada bir şey bulamadığımızı, bizi kabul ettikleri için teşekkürlerimizi sunduk. Okuldan çıkarken Otea'nın hocasını tekrar gördüm. Antrenman sahasında öğrencilere talimatlar veriyordu. Saraya geri döndük. Gezmek ve eğlenmek için vaktim yoktu. Kızımın cinayet olayını çözmeliydim. Frimold'un dedikleri hala aklımdaydı. Bu insanları kaderlerine terk mi etmeliydim?

 

Ekibin üzerindeki gergin havayı sezebiliyordum. Tekrar içeri kapatılmanın korkusu okunuyordu. Kuzgun bahçesinde Eleel ve Akira'ya rastladım. Otea'yı sadece Frimold biliyordu. Ortalığı karıştırmanın zamanı değildi. Gerçeği onlara sonra söyleyebilirdim.

 

'Harika bahçe değil mi? Sizleri iki gün kapalı tuttukları için üzgünüm. Elimden geleni yapıyordum.'

 

Elf ağırbaşlılığını tekrardan konuşturdu.

 

'Elinden geleni yaptığının farkındayız. Aklının bizlerde kalması canını sıkmıştır.'

 

'Orası öyle, sen nasıl hissediyorsun Akira?'

 

Bakışları yeri izliyordu.

 

'Ben. Ben iyiyim. Bu iki günde tapınakta yaşananları düşünmek için fırsatım oldu nya~. Orada kalan insanları kurtarabilirdik. Sanırım nya~'

 

'Evet onları kurtarabilirdim.'

 

Kaşlarını çattı ve bana baktı. Sesi yüksek çıkmıştı. Kapalı kaldığı iki gün boyunca vicdan azabı çekmişti. 

 

'Öyleyse neden yapmadın!?'

 

'O insanları kurtarsaydım bizim için ne değişecekti? Canlarını korumakla yükümlü olduğum sizlere öncelik verdim.'

 

'Bizim için ne mi değişecekti? İnsanlar öldü ve sen onları kurtaracak gücün varken kullanmadın nya~ Vicdanın hiç acımadı mı? Geceleri uykun kaçmadı mı?'

 

Sorularına cevap bile almadan çekip gitti. Önce kızım Frimold şimdide Akira… Neyi yanlış yapıyordum? Eleel ile öylece kalakalmıştık. Otea sessizce dinlemekteydi.

 

'Yanına gitsem iyi olur. Akira'nın dediklerini dikkate alma Azyl. O sadece, yaşadığı şoku atlatabilmiş değil.'

 

'Evet, anlıyorum…'

 

Elf, kardeşinin arkasından gitti ve Otea ile beni yalnız bıraktı. Ağaçlardan birine yaslandım. İşleri çok kötü batırıyordum.

 

Vicdanım acıyor mu? Geceleri uykum kaçıyor mu? Bunları düşündüm. Tapınak bariyerinde ölmeyi bekleyen insanları kurtarmadığım sırada ne hissettim? Hiçbir şey… İnsan olmadığım uzun vakitte duygularım körelmiş miydi? Vicdanımın sesini duyamıyordum. O zaman Otea'yı kurtarırken içime doğan onu kurtarma hissi neydi? Ah kahretsin… Bana neler oluyor?

 

'Baba…'

 

'Yine duvara vurdum Otea. Aldığım kararlar önüme daha büyük duvarlar örüyor. Bir gün gücümün yetmeyeceği duvarla karşılaşacağım.'

 

'Seni yeni yeni tanıyorum ama üzerindeki yük geri dönüşü olmayan kararlar almana sebep oluyor.'

 

'Yaşının çocukları gibi konuşmuyorsun.'

 

'Büyümeye zorlanmış bir çocuğum ben.'

 

'Haklısın. Hemde çok.' Yaslandığım ağaçtan doğruldum. Kolumun tekini kızımın omzuna attım. 'Yanımda küçük bir yetişkin olduğu için kendimi şanslı saymalıyım.' Yanağını sıktım. Acıyan yanağını ovuşturdu. Gülüyordu.




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1362

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1144

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 951

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 886

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 775

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 727

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 690

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 624

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 587

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 548

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 507

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 213

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 199

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 155

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 148

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 127

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 121

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 119

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 115

Beyond Eternity
Beyond Eternity
Beğeni Sayısı: 96

Site İstatistikleri

  • 18950 Üye Sayısı
  • 545 Seri Sayısı
  • 26534 Bölüm Sayısı


creator
manga tr