"Beyin bir paraşüt gibidir, sadece açık olduğunda iyi çalışır." #James Dewar

Beyond Eternity - Kitap 1, Bölüm 84: Prensin Yemeği


Bahçede bekleyen üç bakana selam verdim. Mavi ve beyaz cübbeli bakanların uzun sakalları vardı. Üçüde yaşlıydı. Uzun zamandır ülkelerine hizmet ettiklerini anladım. 

 

'Bakanlara saygılarımı sunarım. Bendeniz Gezgin Azyl.'

 

'Buzun iradesi seninle olsun Gezgin Efendi. Ben Maliye ve Hazine Bakanı Ogvok. Size diğer iki kurul üyesini takdim edeyim. İstihbarat Bakanı Gusvam ve Eğitim Bakanı Blalk. Bakanlar kurulunun altı üyesinden üçü ile tanışmış oldunuz.'

 

Üçünü tekrardan selamladım.

 

'Yalnız olduğunuzu görüyorum genç Efendi. Bize yanınızda bir Tanrıça olduğu söylenmişti.'

 

'Bilgi doğrudur sayın bakan. Tanrıça şu an Fedai Otea tarafından bahçeyi gezmektedir. Bize katılacağına hiç kuşkunuz olmasın.'

 

'Bunu duyduğuma çok sevindim.'

 

'Genç Efendi başkent Avaros'u nasıl buldular acaba?'

 

'Tek kelime ile harika bir şehir efendim. Özellikle iç şehir muhteşem. Zorlu iklim karşısında elde ettiğiniz bu başarı beni şaşırttı. Buz halkna büyük saygı besliyorum.'

 

'Sözleriniz gururumuzu okşadı. Sakıncası yoksa bize dış dünyada gezdiğiniz yerleri anlatabilir misiniz?'

 

'Elbette efendim. Bir keresinde yolum bir lav diyarına düşmüştü.'

 

'Lav diyarı mı dediniz genç Efendi? Buz diyarımız gibi birde lav diyarı olduğunu mu söylüyorsunuz?'

 

'Kesinlikle. Devasa bir kartal üzerinde yolculuk ediyordum.'

 

'Dev kartal ha. Kartalın neye benzediğini kitaplarda görmüştüm.'

 

'Hikaye bitene kadar konuşmayınız Bakan Gusvam…'

 

'Ha… Peki Bakan Blalk.'

 

Hikayeme kaldığım yerden devam ettim. Bakanlar çoktan anlattıklarımı dikkatle dinliyorlardı.

 

'Kartal doğruca lav şelalesine yöneldi. Korkusuzca içinden geçti ve arkasından çıktı. Şelalenin hemen arkasında gizli bir ormanlık alana çıktım. Altın renginde yapraklara sahip devasa ağaçlarla dolu bir ormandı. O kadar büyüklerdiki dev kartal onların yanında ufacık kalıyordu. Kartal bu ağaçlardan birine kondu. Gördüğüm ilk şey üzerine bastığım ağaç dalının yontulmuş olduğuydu. Ağacın içinden elfler çıkıp beni karşıladı.'

 

Durup hikayenin bakanlar üzerinde yarattığı heyecanı gözlemledim.

 

'Gençken bir elf ile tanışmıştım. Büyüleyici varlıklar.'

 

'Başkent Avaros'tan hiç ayrılmadınız Bakan Gusvam. Eğer bir elf başkente gelmiş olsaydı, bundan hepimizin haberi olurdu.'

 

'Bakan Ogvok bana yalancı mı demek istiyorsunuz?'

 

'Öyle bir niyetim yoktu. Son yıllarda rüyanızda gördüklerinizi gerçekten görmüş gibi anlatır oldunuz.'

 

'Her zamanki tartışmanızı bugün yapmayınız lütfen. Özellikle dışarıdan gelmiş gezgin gencin yanında.'

 

Acaba hangimiz asıl yaşlı olandı burada?

 

'Doğru söylüyorsunuz Bakan Blalk. Lütfen devam edin genç Efendi.'

 

'Nasıl isterseniz Bakanlarım.' Dikkatleri artırmak için işaret parmağımı yukarı kaldırdım. 'Karşılaştıklarım elf değilmiş. Elflere çok benzeyen Perilermiş! Kulakları aynı elflerinki gibiydi ama elflerden farklı olarak peri kanatlarına sahiplerdi. O incecik kanatlarla gökyüzünde uçabiliyorlardı.'

 

Hikaye burada bitiyordu. Masal anlattığımı sanmasınlar diye işin içine prensesleri ve yaratıkları katmamıştım. İşin aslı Perilerle karşılaşmam tam olarak böyle değildi ama gerçeklerin üzerini örtüp süslemek gerekirdi.

 

'Daha sonra ne oldu?'

 

'Sonrasında pek bir şey olmadı. Perilerin arasında çok kısa süre kaldım ve yolculuğuma devam ettim.'

 

Bu hikayeden sonra benden elfleri anlatmamı istediler. Kitaplarda okuduklarına tarifim benziyormuş. Cüceleri ve orklarıda biliyorlardı. Hatta Bakan Gusvam bir Kaplanadam ve Yılanadamın içinde bulunduğu komik bir fıkra bile anlattı. Fakat Azatlar ve Ölümsüzleri duymamışlardı. Ejderler ve Ademler konusuna girmeyi hiç düşünmüyordum. Bana bahçeyi gezdirme teklifinde bulundular. Zevkle kabul ettim.

 

Sohbetimizi güzel bahçenin manzarasını izleyip dolaşarak sürdürdük. Ağaçların arasından Extia yanında Otea ile çıkarak geldi. Bahçenin minik kuşları tanrıçanın omuzlarına ve kollarına konuyorlardı. Kendisini bakanlara takdim ettim. Bakanlar ileri yaşlarına rağmen zarifçe eğilip tanrıçayı selamladılar. Extia ise başını hafifçe eğmekle yetindi. Nerede nasıl davranacağını benden çok daha iyi biliyordu.

 

Gözlerim Otea'nınkilerle buluştu. Bana gülümsedi. Bunu iyiye işaret olarak kabul ettim. Bakanların Extia'ya olan ilgisi bana gösterdiklerinden fazlaydı. Sonuçta her gün bir tanrıçayla karşılamazlardı. Öğleye kadar süren uzun sohbetimiz 2. Prensin gönderdiği ulak üzerine sona erdi. Dinlenmek için 2 saat kadar vaktimiz vardı. Bu vakitte oda hapsinde tutulan dostlarım ve kızımı tekrar ziyaret ettim. Extia'nın benimle gelmemesini istemem gerekti. Otea'ya gelecek olursak. Benimle gelmekte ısrarcıydı. Gözlerindeki hevesi kırmamak için gelmesine izin verdim.

 

Yolda ona 3 kızımın daha olduğunu söylediğimde hiç kardeşi olmadığını bu yüzden sevindiğini söyledi. Bununla beraber yolda ona birkaç gerçeği daha anlattım. Başımdan geçenleri ve Extia ile nasıl tanıştığımı, kızlarımın kendisi gibi öz olmadıklarını bu sebeple onu diğer üçünden farklı görmeyeceğimi söyledim. Bunları kolayca kabullendi. Yaşıma biraz takılmıştı. 11,000 yaşında hiç göstermiyordum. Ona kızlarımın 290 yaşındalarında olduğunu söylediğimde küçük dilini yutacaktı. Aslında en küçükleri artık 18 yaşındaki Otea olmuştu.

 

Vaktimin az olmasından uzun uzun kimseyle konuşamadım. Otea kapıda beni bekliyordu. 3. Prensin 1 hafta sonra döneceğini ve bana verdiği görevi çoktan tamamladığımı anlattım. Yeni güçler elde ettiğimi ve benim için endişelenmemelerini söyledim. Mor saçlarım beni ele veriyordu. Moralleri biraz olsun yüksek tutmayı başarmıştım. Rochel konusunu hiç açmadım. Önceliğim bu değildi. Kendiside benimle konuşmaya yanaşmamıştı zaten. 15 dakika boyunca Ragor'un saçma kaçış planını dinleyerek harcadıktan sonra Extia'nın yanına döndük. Yolda yine Otea ile konuşuyordum.

 

'Sana baba dememde bir sorun yok değil mi?'

 

'Elbette yok. Başbaşayken bana baba diye seslenebilirsin ama saray içinde fedaim olarak davranmayı sürdürmelisin.'

 

'Evet annemde öyle söylemiştim. Ablalarımla tanışmak için sabırsızlanıyorum.'

 

Ablaların... 

 

Huzursuzca gerindim. Saray koridorlarında ilerlemeye devam ettik. Otea'ya kızlarımın dünyanın dört bir tarafına dağıldığını ve bu yolculuğa da onları bulmak için çıktığımı anlattım. Avaros zindanlarında hapsedilmiş kızımı kurtarmak için buradaydım.

 

'3. Prens ile bir anlaşma yaptım. Eğer Duvar'ı onun için yıkarsam tahta oturabileceğini söyledi. Karşılığında ise oda hapsindeki dostlarımı ve kızımı serbest bırakacağını söyledi.'

 

'Bu işte bir terslik var baba. Prens Percyvell'ın zindanlara erişim hakkı yok. Bu hak yalnızca Kraliçe ve 1. Prens'te var.'

 

'Prens beni tuzağa mı çekmeye çalışıyor?'

 

'İktidar hırsı bu insanlara her şeyi yaptırabilir. Dikkatli olmalısın. Dostlarını öylece bırakacağını sanmıyorum.'

 

'Öyleyse dostlarımı ve kızımı kurtarmak için 1 haftam var…'

 

Her saat ve dakika önem arz ediyordu. Kuşkularım arttı ama Extia'ya bir şey belli etmedim. Prens Gualtian'ın ziyafetine katıldık. Uzun masada otururken arkamızda, duvarın önünde hazırda bekleyen Otea'nın görüntüsü içimi burktu. Bana gülümsedi.

 

Aile yemeği deniyordu ancak burada yüzden fazla insan vardı. 3 uzun masaya konuklar özenle oturtulmuştu. Bizim bulunduğumuz masa ve ikinci masa Prensin soylu akrabaları bulunuyordu. Özel konuk olduğumuzdan kraliyet mensuplarının masasına en yakında oturuyorduk. Üçüncü masa ise Prensin halktan olan karısının akrabaları için ayrılmıştı. Son küçük masa Prens Gualtian, karısı ve diğer Prensler için ayrılmıştı. Konuklar masalarına yerleştikten sonra Prens ve karısı geldi. Onu takiben 5. Prens Jessop yemeğe katıldı. Soyluları selamlasa da halktan insanlara bakmadan masaya oturdu. 

 

Diğer üç prens başkentte olmadığından yemeğe katılamamışlardı. Son olarak kapılar açıldı ve içeri Kraliçe Avarosa Buzdoğan girdi. Herkes ayağa kalktı ve gürültüler kesildi. Elbisesi saçlarıyla aynı renkte olan Kraliçe, mavi uzun bir pelerin giyiyordu. Masanın tam ortasındaki yüksek koltuğuna geçti herkesi selamladı.

Kraliçe tek kelime söylemeden koltuğuna oturdu. Misafirler yerlerine otururken etkinlik sahibi Gualtian ayağa kalktı. Birkaç cümle ile gelen herkese teşekkür edip, gelemeyenlerin özürlerini kabul etti. Yemek salonu gösterişli eşyalar ve süslemelerle kaplıydı. Dışarıdan buz kristalleriyle yapılmış saray içerisinde aynı izlenimi yaşatmıyordu. Ahşap ve değerli madenlerin kullanımından kaçınılmamıştı.

 

İnsanlar bunlara Barbar mı diyormuş?

 

Kraliçeyi inceledim. Ellilerini geçmiş ama güçlü bir kadındı. Yüzünün alın ve yanak kısımlarında yüklendiği sorumluluk ve yaşının getirdiği kırışıklıklar göze çarpıyordu. Beyaz saçları uzundu ve onu daha yaşlı gösteriyordu.

 




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1369

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1143

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 952

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 886

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 777

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 728

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 690

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 624

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 588

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 548

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 508

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 213

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 200

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 155

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 148

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 127

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 120

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 119

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 115

Beyond Eternity
Beyond Eternity
Beğeni Sayısı: 104

Site İstatistikleri

  • 19098 Üye Sayısı
  • 552 Seri Sayısı
  • 26790 Bölüm Sayısı


creator
manga tr