Milyonlarca insanın aynı kötülükleri paylaşması o kötülükleri erdeme dönüştürmez; aynı hataları yapmaları, o hataları doğru kılmaz. #Erich Fromm

Beyond Eternity - Kitap 1, Bölüm 83: Onu Çocuğum Olarak Kabul Edeceğim


Kapım çaldı ve kitabı kapattım. Kapının diğer ucunda bir ulak vardı. Kraliyet mührüyle, beyaz kuzgun, damgalanmış iki zarfı bana uzattıktan sonra selam verip uzaklaştı. Kapıyı kapadım. Masa başında yanan mumun yanına gittim ve zarfları açtım. İlki 3. Prens'ten geliyordu.

 

'Sayın Gezgin Dostum,

 

Yapmış olduğumuz güzel konuşmanın nicelerini yapmayı dört gözle bekliyorum. Kütüphanede senin için görevlendirdiğim fedai ile çoktan tanıştığını umuyorum. Kendisi menzilli buz büyüleri konusunda bir uzmandır.

 

Korkarım Kraliçemiz Avarosa Buzdoğan'ın bana vermiş olduğu görev icabı saraydan yarın sabah ayrılacağım. Dönüşüm 1 hafta sonra olmak ile birlikte sizden istediğim hususlarda büyük ilerleme kat edeceğinize inancım tam, ve benden ricada bulunduğunuz istek doğrultusunda çalışmalarıma başladım. Dönüşüm ile beraberimde buluşacağımız en yakın günde konuşmak isterim.

 

Sevgilerimle, 3. Prens Percyvell Buzdoğan.'

 

Süslü konuşma adabı ve uzatılmış gereksiz cümleler can sıkıcıydı. Kağıda dönüş yapmam beklenmiyordu. Bu sadece bir bilgilendirme mektubuydu. İkincisi ise 2. Prens Gualtian'dan geliyordu. Aynı uzatılmış sıkıcı cümleleri hızlıca okudum. Ailesi için düzenlediği ziyafete katılmam için bir davetiye almıştım. Kağıtta 'Efendi Azyl ve Leydi Extia' isimleri beraber kullanılmıştı. Anlaşılan ikimizide bekliyordu. Ailesi ile düzenlediği yemeğe davet edildiğimize göre özel bir konuşma yaşanacaktı. Kitabı elime alsamda dikkatimi veremedim. Mumu söndürüp yattım.

 

Sabah kapımdaki gürültüyle gözlerimi açtım. Sargılı ellerimi çözdüm. Derimin dokusu düzelmişti. Sargılar olmadan idare edebilirdim. Camı araladım. İçeri serin hava girdi. Dağınık saçlarımı toparladım ve kapıya yöneldim. Kulpu tuttum ama açmadım. Kapının ardında Extia ve Otea vardı.

 

'Sana içeri giremezsin diyorum.'

 

'Ama Leydim, Efendi Azyl hala uyuyor. Tanışması gereken saray erbapları var.'

 

'Onlarada sıra gelecek. Onu ben uyandırırım. Çekil kenara.'

 

Bir sessizlik oldu ve kapının önünde ayak sesleri duyuldu. Extia kapıya yavaşça vurdu.

 

'Azyl?'

 

Üzerime giysilerimi giydim ve kapıyı açtım.

 

'Günaydın.'

 

'Efendim demek uyanıktınız.'

 

'Yeni uyandım diyebilirim.'

 

'Bu kız emirlerime itaat etmiyor. Efendisinin kapısında nöbet tutması gerektiğini söyleyerek bütün gece susmadı.'

 

'Scan'dra'yı eğitmek isteyen sendin, hatırlatırım.'

 

'Onu eğiteceğim. Henüz korkunç tarafımı görmedi. Sen neye bakıyorsun hala? Bize sarayı göster.'

 

'Emredersiniz Leydim.'

 

İlk buluşma birkaç bakan ile kunduz bahçesinde olacaktı. Bir yabancı olarak son derece hoş karşılanıyordum. Burada yaşayan insanlar geçen zamanla dışarıya olan nefretlerini kaybetmişlerdi. Çocuksu bir merak içindelerdi. Kendilerini kısaca takdim ettikten sonra dışarı ile ilgili sorular sormaya başlıyorlardı. 

 

'Otea'yı bir köpeği eğitir gibi eğitemezsin. Bir Ölümsüz olabilir ama yarısı hala insan. Şefkat ve aldığı ilgi çabalarını körükleyecektir. İkimizin büyüsüyle hayata döndü. O bizim sorumluluğumuzda.'

 

'Yeniden doğan Otea'nın çocuğumuz olduğunu mu söylüyorsun?'

 

Eli istemsizce kolumdan çıktı ve karnına gitti. Başını eğdi. Otea az ileride, bahçenin girişindeki muhafızlarla konuşuyordu.

 

Otea benim çocuğum değildi. Ama onu hayata döndüren ben ve Extia'nın büyüsü Extyl'di. Dediklerim Extia'yı üzmüştü. Hayalindeki çocuk sahibi olma düşüncesi böyle değildi muhakkak. Üç çocuğum vardı ve üçününde benimle kan bağı bulunmuyordu. Auron'un elinden kurtardığım insandan bozulma Kaidalardı. Onları evlat edinmiştim. Büyütmüş ve eğitmiştim. Bu şekilde düşündüğüm zaman Otea'ya çocuğum değil diyerek haksızlık yapmış oluyordum.

 

Ah lanet olası ben… Yine yaptım yapacağımı. Bunu kızlarıma nasıl anlatacaktım? Bu sizin yeni kardeşiniz Otea mı diyecektim? Daha da kötüsü o bir yarı Ölümsüzdü! Ya Draris'e ne diyecektim?

 

İşler çığrından çıkmıştı. Bunu geri alamazdım. Otea benim sorumluluğumdu. Extia onu istemezse suçlayamazdım. Düşünmeden yaptığım eylemin korkunç sonucuna katlanmam gerekiyordu. Düşüncelerimi toparlayıp Extia'ya döndüm.

 

'Extia, ben…'

 

Konuşmaya başlamadan Extia konuştu.

 

'Bu şekilde düşünmemiştim.' Yüzünde bir gülümseme belirdi. 'Seni sevdiğimi söylemiştim. Eğer sen Otea'yı çocuğumuz olarak görüyorsan bende öyle göreceğim. Bir tanrının sadece başka bir tanrıdan çocuğu olabilir. Senin tanrı olmanı beklememe gerek kalmadı.'

 

Kafamdaki onlarca özür cümlesi uçup gitti. Nutkum tutuldu. Gaddar ve acımasız Extia gözlerimin önünde yumuşamıştı. Annelik duygusu böyle bir şeydi. Kadın bedenine sahip olduğum zamanlarda bu duygunun ne demek olduğunun farkına varmıştım. Extia bir kez daha saygımı ve sevgimi kazanmıştı. Ellerini sımsıkı tuttum.

 

'Onu çocuğum olarak kabul edeceğim. Annesi olmaya razı mısın?'

 

'Evet, yüz kere evet.'

 

Ellerimi bıraktı ve koşarak bahçeye gitti. Kimin çocuk olduğu anlaşılmıyordu. Otea mı, Extia mı? Sanırım ikiside öyleydi. Muhafızlarla konuşması biten Otea, üzerine koşan Extia'yı görünce korkuyla çekildi. Ona yine bağıracağını düşünmüştü. Oysa leydisi gelip ellerini tutmuş ve koluna girmişti. Bahçenin girişinden parlak gün ışığını ve güzel çiçeklerle kaplı ağaçların arasında yürüyorlardı. Onları uzaktan izlemekle yetindim. Bahçenin öbür ucundaki üç bakanı ve hizmetçilerini gördüm. Yanlarına gittim.

 

.

.

.

 

'Leydim bir sorun mu var? Efendi Azyl ile arama yeterince mesafe bıraktığıma eminim.'

 

Extia sessizdi. Sesi her zamanki sert ve otoriter havasından çok uzaktı. Yumuşak ve narin bir kuğuyu andırıyordu.

 

'Azyl'e istediğin kadar yaklaşabilirsin. Bana 'Leydi' demeyi de kesebilirsin.'

 

'Size nasıl seslenmeliyim?' 

 

'Eğer sanada uygunsa… Azyl ve beni kaybettiğin ailen olarak görebilirsin. Ailenin gösterdiği sevginin aynısını gösteremeyebilirz ama elimizden geleni yapacağımız.'

 

Otea durdu. Güzel bahçede kuşların cıvıltıları azaldı. Sanki Otea'nın cevabını merakla bekliyor gibiydiler. Extia sessiz duran Otea'yı görünce korkmaya başladı. Ya bizi istemezse? Her türlü acıyı bilen Acının Tanrıçası kendi yaşayacağı evladının reddediş acısına dayanabilir miydi?

 

'Biz sadece… yaşattıklarımız için büyük üzüntü içindeyiz ve… sana karşı sorumluluk hissediyoruz. Bizi annen ve baban olarak görmek istemiyorsan buna saygı duyacağız… Ne beni ne de Azyl'i takip etmek zorunda değilsin. Özgürce yaşayabilirsin.'

 

'Ailem ben Parlak Buz okuluna girdiğimde hayatlarını kaybettiler. Yetim kalan çocuklar saray tarafından yetiştirilirdi. On beş yaşıma bastığımda Prens Percyvell'ın korumaları arasına katıldım. Üç yıldır ona hizmet ediyordum. Ta ki… dün ölene kadar. Efendi Azyl beni geri getirdiğinde özel olduğumu hissettim.'

 

Nefesini tuttu. Katı ve disiplinli saray hayatı içindeki çocuğu öldürmüştü. Yirmi yaşına gelmeden hayatı feda edilebilecek sıradan insanlar arasına sokulmuştu. Ailesi artık buğulu bir camın arkasındaki sisten ibaretti. Bu göreve verildiğinde rutin bir fedailik yapacağını sanmıştı. Saray kütüphanesinin altında yaşananlar sırasında ölmüştü ama efendisi onu geri getirmişti. Karşılıksız sadakatle bağlı kaldığı prensi ona ne sunmuştu?  Ona ikinci şans verilmişti.

 

Tanımadığı bir adam sırf yaşaması için doğaya meydan okumuştu. Onu sıradan bir piyon olarak görmüyordu. Uğruna ölünecek birisiydi. Bu yüzden kendini ona adamak istemişti. Şimdiyse yine aynı adam onu çocuğu olarak görmek istiyordu. Annesi ise bir tanrıça olacaktı. Bu hayatta kadere inanıyordu. Ulu ve mutlak olanın ne olduğunu bilmiyordu ancak kesinlikle o varlık tarafından seçilmiş olduğu kesindi. Kendisi bir 'Seçilmiş' idi. Mutlu bir hayat sürmesi için seçilmişti.

 

'Gerçekten beni kızınız olarak kabul edecek misiniz?'

 

Tanrıça ellerini tuttu ve kalbine bastırdı. Sarı saçları gün ışığında parıl parıldı. Mavi gözleri sulu ve iriydi. Doğrudan gözlerinin içine bakıyordu. Bu kadın annesi olmak istiyordu.

 

'Hemde tüm kalbimle.'




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1369

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1143

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 952

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 886

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 777

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 728

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 690

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 624

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 588

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 548

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 508

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 213

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 200

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 155

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 148

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 127

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 120

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 119

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 115

Beyond Eternity
Beyond Eternity
Beğeni Sayısı: 104

Site İstatistikleri

  • 19098 Üye Sayısı
  • 552 Seri Sayısı
  • 26790 Bölüm Sayısı


creator
manga tr