"En büyük bilgelik şu andan zevk almayı hayatın en büyük amacı kılmaktır, Çünkü tek gerçek budur, başka her şey düşünce oyunudur. Ancak bunun en büyük budalalığımız oldugunu da söyleyebiliz, çünkü yalnızca kısa bir süre için var olan ve bir rüya gibi kaybolan içinde bulunduğumuz bu an asla ciddi bir çabaya değmez." #Arthur Schopenhauer

Beyond Eternity - Kitap 1, Bölüm 80: Tanrı Silahları


Yaptığım ilk iş, Yoktan Medeniyet ve Buzun Doğuşu Cilt 1 kitaplarını fırlatıp atmak oldu. Onları kimin yazdığına bakmamıştım. Umarım kaybolduklarını kimse fark etmezdi. İnsan bedenindeki kralı takip ettim. Kralın kütüphanesine girdik.  Extia bedenimden dışarı çıktı. Eski düşmanını gördüğünde yüzüne acı bir ifade oturdu. Chinjoka ile uzunca bir süre sessizce bakıştılar.

 

'Kader takip edilmesi çok güç bir olgu. Onca zaman sonra tekrar karşılaştık. Ancak bu sefer aynı taraftayız.'

 

Kralın yüzü anlık bir hüzünle doldu ve hemen kayboldu. Sesi ciddiydi. Sözler ağzından dökülürken kralın diğer yüzünü gördüm. Katıksız bir öfkeyle parlayan gözlerini...

 

'Kader ha… Buna kader demiyorum. Sizlerin uydurduğu 'İnaç ve Kader' saçmalıklarını dünyama bulaştırdınız. Seni ne dost ne de müttefik olarak görüyorum. Bir numara yapmaya kalkarsan önce seni ardından da zavallı kuklanı öldürürüm.'

 

Extia tepki vermedi. Onda korku ya da başka bir duygu sezmedim. Krala yaklaştı. Ellerinin arasında bir parıltı oluştu. Onu krala uzattı.

 

'Bu... ' Tekrar parladı ve şekil değiştirdi. 'Beni öldürecek silah. Silah Tanrısı Galous tarafında dövülen 10 mutlak tanrı silahından biri, 'Tutsak İhtiras'. Gücü, kullanan kişinin duygularıyla beslenen bir silah.'



Tutsak İhtiras, Extia'nın elinden Chinjoka'nın eline geçtiğinde renk değiştirdi. Siyah mor karışımı rengi yakut kırmızısına dönüştü. Başta Extyl'in doğası gereği silahın o renkte olduğunu sanmıştım. Olay tam olarak öyle değildi. Extia binlerce yıldır içinde biriktirdiği hüznü silahta biriktirmişti. Bu yüzden silah siyah ve mor renklerindeydi. Ejder kral onu eline aldığındaysa birikmiş öfkesinin rengi olan kırmızıya dönüşmüştü. 

 

Chinjoka silaha dikkatle baktı. Elindeki bir hançerdi. Son derece sade işlenmişti. Süslemeden yoksundu. Ağırlığı onu biraz şaşırttı. Onu tuttuğunda verdiği ürpertici his ona tanıdık gelmişti. Kütüphanesindeki masalardan birinde aynı boyutlarda bir bıçak duruyordu. Bıçağı eline aldı ve mor kıyafetini kıvırıp çıplak bileğini çizdi. Bıçak derisine çizik atamadan doğrudan geçti. Bıçağı geri masaya bıraktı ve tanrı silahını bileğine götürdü. Hançer daha derisine dokunmadan bileğinde bir kesik açtı. Eğer devam ederse hançer bileğini kolayca kesebilirdi.

 

Yorgunluğumu atlatmak için sandelyelerden birine oturdum. Extia ve Chinjoka arasındaki konuşmaya karışmamak için büyük dikkat sarf ediyordum. Nefes almak bile büyük bir gürültüye sebep olacakmış gibi bir his giderek büyümekteydi.

 

'Tanrıların elinden yapıldığına şüphe yok. Sadece 10 tane olduğunu söyledin. Neden daha fazlasını yapmadınız? Hayır. Asıl sormam gereken soru bu değil. Bu neyden yapıldı?'

 

'Çelikten bile sağlam Otrit kullanıldı. Ama ona asıl gücünü veren bu değildi. Tanrı silahları öldürülen ejderlerin derileri dövülerek yapıldı ve hasar görmemeleri için ejderlerin kanıyla efsunlandı. Şimdi ilk sorduğun soruya cevap vereyim… Sadece 10 tane mutlak tanrı silahının olmasının sebebi, onların babanın bedeni ve kanıyla yapılmış olmasıydı.'

 

'Seni aşağılık!'

 

Kral öfkeyle Extia'nın boğazına yapıştı. Oturduğum sandalyeden fırladım. Kralın bana verdiği enerji bedenimden çıktı. Bacaklarım yine hissizleşti. Yere düştüm.

 

'Utanma duygusundan yoksun tanrılar, hepiniz aynısınız! Babamı öldürüp ondan yaptığınız silahlardan birini bana mı veriyorsun?'

 

Tanrıçanın boğazını daha sert sıktı. Extia ellerini boğazındaki pençeden kurtarmak için götürdü ama onu tutan el çok güçlüydü. Nefes alamıyordu. Bacakları siyah dantel süslemeli dar elbisesinin altında sallanıyordu. Mutlak silahı Extia'ya yaklaştırdı. 

 

'Canını şimdi alırsam nasıl olur? Eminim bunun hızlı olmasını isterdin. Yo, hayır hayır. Sen hiç merak etme. Oldukça yavaş yapacağım.' 

 

Hançer tanrıçanın bacaklarında başlayarak yukarılara ilerleyecek şekilde yukarı aşağı gitti geldi.

 

'Sakın yapma! Silah seni kontrol ediyor. Bunlar senin duyguların değil. Babanın hisleri seni ele geçiriyor. Dur Chinjoka!'

 

Sürünerek bacağına yapıştım. Onu bırakmam için diğer bacağıyla kafama bastı. Acı duymuyordum ama kafam patlarsa hiçbir şeyin anlamı kalmayacaktı.

 

'Bırak onu! Biz artık aynı taraftayız.'

 

Kral kahkaha attı. Sesinin tonu değişti. O yaşlı bilge sesi yok oldu. Bu eski Kral Morokat'ın sesiydi. Kontrolden çıkmış bir şekilde kendi kendine konuşuyordu.

 

'Taraf mı? Arthur neredesin seni hain? Derini kavuracağım! Uzuvlarını koparıp sen izlerken onları yiyeceğim!'

 

'Hançeri bırak!'

 

'Beni öldürmek için hançeri istiyorsun. Sende bir insansın. Hepinizi öldüreceğim tanrı bozuntuları!'

 

Hançeri tutan eli havadayken buz tuttu. Neler olduğunu anlamak için etrafına baktı. Kütüphanenin girişinde bir kadın sesi duyuldu. Ses Otea'ya aitti.

 

'Olduğun yerde dur seni serseri suçlu! 3. Prens Percyvell'ın misafirlerine saldırdın. Misafirlerin özel koruması olarak onları bırakmanı emrediyorum.'

 

Savaşta tüm gücümü kullandığımdan üzerindeki büyü ortadan kalkmıştı. Buz büyüsünden oluşturduğu yayı bir kez daha gerdi. Kralı yenme şansı yoktu ama ihtiyacımız olan onu yenmesi değildi. Otea'ya bağırdım.

 

'Hançer Otea! Onu elinden düşürmelisin!'

 

Yakut kırmızısı hançere baktı. Başını salladı. Gergin yayını serbest bıraktı. Buzul ok Chinjoka'nın donmuş eline çarptı. El donarken hançer kayıp yere düştü. Parlak kırmızı rengi yavaşça soldu. Yine eski siyah mor haline döndü. Extia serbest kaldı. Dizlerinin üzerine çökmüştü. Öksürüyor ve nefes alıyordu.  Kendime geldim. Kafama basan ayak kalktı. Extia'ya koştum. İki omzundan tuttum ve sarıldım.

 

'İyi misin?'

 

Başını salladı. Boynunu tutan elini hançere doğrulttu. Hançer uçarak geldi. Eline aldığında ise parlayarak yok oldu. 

 

'Evet.' Öksürmeye devam etti. Kızarmış boynunda parmak izleri duruyordu. 'Tanrı silahlarını kullanabilecek kudrete sahip değilmişsiniz.'

 

Ayağa kalktım ve krala baktım. Donmuş elindeki buzlar kırılmıştı. Titreyen sağ eline bakıyordu. Yumruklarımı sıktım.

 

'Öz babamı silaha çevirdiniz. Ölüsüne bile saygı duymamışsınız…'

 

Yumruğum suratına çok sert çarptı. Sert derisine çarpan elimi karıncalar sardı. Bu kadar uyuşacağını beklemiyordum. Kral yere düştü. Yanağına dokundu. Yakasına yapıştım. Her cümlemin sonunda suratına bir tane daha vurdum.

 

'Baban öleli binlerce yıl oldu fakat sen hala arkasından ağlıyorsun.'

 

2...

 

Bir korkak gibi kaçıp saklandın, şimdiyse keyfin istediği için tanrıçamı ve beni öldüremezsin!'

 

3…

 

Diyecek birşey bulamadım. Öfkeliydim bu yüzden bir tane daha vurdum.

 

4…

 

Beşinci yumruğumu kaldırdım. Extia'nın yumuşak elleri elimi tuttu.

 

'Bu kadarı yeter.' 

 

Otea ve Extia kralın üzerinden beni kaldırdı.

 

'Efendim burada neler oldu? Uyandığımda deprem oluyordu. Deprem kesildiğinde seslerinizi duydum.'

 

'Sırası değil Otea. Bizi kurtardığın için teşekkürler.'

 

'Bana verilen görevi yerine getiriyordum.' Sözleri biraz imalıydı.

 

Elimi yerde yatan krala uzattım. Kanlı yumruklarım sızlıyordu. Parmaklarım sert derisine vurdukça yaralarla kaplanmıştı. Çıplak ellerimle ona pek zarar verememiştim ama amacım onu kendine getirmekti. Elimi sıkıca tuttu ve kalktı. Yanaklarını ovuşturdu.

 

'Sanırım dediklerinde haklıydın ama korkak olduğumla ilgili kısmı uydurduğun kesin.'

 

'O sırada ağzımdan ne çıktıysa onu söyledim. Korkak olmadığını biliyorum. Tek istediğim geçmişi geride bırakıp önümüze bakmak.'

 

'Geçmişi geride bırakmak zor. Bunu üçümüzde biliyoruz ama deneyebiliriz.' Elini sıkmam için uzattı. Bütün hevesimle sıktım. Sanırım işleri yerine koymuş olduk…

 

Otea sabırsızca araya girdi. Neler olup bittiğine dair en ufak bir fikri dahi yoktu.

 

'Afedersiniz efendim. Burada neler olduğunu anlatabilir misiniz acaba?'




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1386

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1166

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 961

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 889

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 782

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 740

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 699

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 629

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 595

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 555

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 524

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 215

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 200

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 155

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 148

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 129

Beyond Eternity
Beyond Eternity
Beğeni Sayısı: 129

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 124

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 122

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 121

Site İstatistikleri

  • 20377 Üye Sayısı
  • 578 Seri Sayısı
  • 28553 Bölüm Sayısı


creator
manga tr