Lafla pilav pişerse deniz kadar yağı benden. #Atasözü

Beyond Eternity - Bölüm 79: Buz Kurucu


Gökyüzünün rengi maviye döndü. Bu iyiye alamet değildi. Neler olduğunu anlamak için etrafıma baktım. Tbaung Morokat'ın boynuna Arthur'un alevli kılıcı saplanmıştı. Lass'ta yıldırımlı mızrağını kralın kalbine saplamıştı. Acıyla köpüren Morokat'ın haykırışını duyabiliyordum.

 

'Arthurrrrr! Nedennnn?'

 

Kılıcını kralın boğazından çıkaran Arthur, ikinci darbeyi indirdi.

 

'Bu dünya yok olmadan bir tarafın kazanması lazımdı dostum. Bana öldüğümde bile varlık içinde yaşayacağımı söylediler.'

 

'Bizi sattın! Hain!'

 

Arthur sakince güldü.

 

'Evet dostum…' 

 

Bedeninden bir ruh yükseldi. Ruh daha görünür bir şekil aldı. Bu bir tanrıydı. Arthur çoktan öldürülmüştü. Onun bedenini kullanmışlardı.

 

'İşini layıkıyla yaptın Rumus. Sende öyle Extia.' Lass, mızrağını kralın kalbinden çıkardı. Extia tüm gücünü kullandığından bitkin düştü ve büyüsü bozuldu. Görevini yerine getirmişti. Gerisini kalan tanrılar halledebilirdi.

 

'Bu insan bozuntuları şevkete karşı çok zayıflar efendim. Şehvetin Tanrısı olan ben, onlara her istediğimi yaptırabiliyorum.'

 

Chinjoka geçirdiği öfke patlamasıyla tanrıları biçmeye başladı.

 

'Aşağılık varlıklar! Ne hakla babamı öldürmeye cüret edersiniz. Hepinizin sonunu getireceğim.' Gökyüzünün normale dönmesi ejderlerin gücünü azalttı. Etkili savaşamıyolardı. Varis kral rüzgarı tekrar yanına çağırdı. Doğruca Lass ve Rumus'a ilerledi. Onlara ilerlerken beraberindeki rüzgar önüne gelen her şeyi eziyordu. Püskürdüğü alev; karanlığı, ateşi ve buzu içeriyordu. 

 

Alevi mor kalkan tarafından yok edildi. Extia kalan son gücüyle Lass ve Rumus'u korudu. Rüzgar ise onlara ulaşamadan taraf değiştirdi. Yeşil saçlı bir tanrıça ortaya çıktı. Rüzgar kadının etrafında dans ediyordu.

 

'Seni güzellik uykundan uyandırdığım için umarım bana kızmazsın Mivra. Rüzgar Tanrıçasının bu savaştaki yeri önemliydi.' dedi Lass. 

 

Rüzgar Tanrıçası Mivra sıkkın gözlerle Lass'a baktı.

 

'Hıh. Sözlerin beni hiç etkilemiyor.' Bakışları göyüzündeki savaşan ejderlere kaydı. Parmaklarını şaklattı ve rüzgar hızlandı. 'Şu çirkin yaratıklardan kurtul.' 

 

Rüzgar hanımının emrini yerine getirdi. Oluşan devasa bir kasırga ejderleri etrafa savurmaya başladı. Kasırgaya yakalandıktan sonrası karanlıktı. Galiba Chinjoka bayılmıştı. Kendine geldiğinde çok uzaklarda kalan boyut kapısı görünüyordu. Karlarla kaplı bir diyardaydı. Şu anki Buz Diyarı topraklarına düşmüştü.

 

Derin yaralarına rağmen ayağa kalktı. Bulunduğu yeri kazmaya başladı. Kazdıkça kazdı. Kendine bir mağara yaptı ve girişini kapadı. İçerisini alevleriyle ısıttı ve sağlamlaştırdı. Uzun bir uykuya dalmadan önce kükredi ve tekrar gözlerini kapadı.

 

Savaşı böylece görmüş olmuştum. Extia'nın acısını anlayabiliyordum. Lass'ın zoruyla ejderlerin sonunu getirecek planda yer almıştı. Onu suçlamamın ya da öfkelenmemin anlamı yoktu. O zamanda bile uzlaşmak için uğraşıyordu. 

 

Varis kralın yaraları iyileştiğinde gözlerini açtı. Saklandığı mağarayı yıktı ve tekrardan göklerde süzüldü. Ne kadar zaman geçtiğini bilmiyordu. Bildiği tek şey yenildikleri ve dünyalarına artık tanrıların hükmetmekte olduğuydu. Bedeni öfkeyle coşarken kendini sakinleştirdi. Ailesi aklına geldi. Eşi ve 2 çocukları, ejder kral babası ve kraliçe annesi…

 

Kendini insana dönüştürdü ve buzlarla kaplı bir coğrafyada dolanmaya başladı. İlk insan kavimleriyleri ile karşılaştığında dünyanın ne kadar değiştiğini anladı. Bu insanlar geçmişten habersizdi. Rüya denilen büyüyü bilmiyorlardı. Zihinleriyle oynanmış ve kirletilmişlerdi. Ademlerden ve Şekildeğiştirenler'e karşı kayıtsız bir nefret besliyorlardı. Ancak bu nefretin kaynağını bilmiyorlardı. 

 

Varis kral onlara ejderleri sordu. Aldığı cevap ise onu şok etti. Ejderler bu dünyayı geri dönmemek üzere terk etmişti. Bu dünya artık onların dünyası olmaktan çıkmıştı. Yalanlarla dolu bir pislik yuvasıydı. Geriye tek kalmanın verdiği korkuyla bu insanlara doğru yolu göstermek istedi. Onlara buzun doğasını öğretti. Hepsini tek bir çatı altında toplayarak Buz halkını yarattı.

 

Adını hiçbir zaman söylemedi. İnsanlar ona Kurucu demekle yetindi. Buzlardan şekillendirdiği şehir, yanına aldığı onlarca öğrenci ve onların öğrencileriyle yükseldi. Tanrıların unuttuğu bu bölgede kendi öz kültürünü kurdu. Fakat ne yaparsa yapsın, tanrıların zehirlediği zihinleri düzeltemedi. 

 

Tanrıların müdahale edemedi ruhsal varlıklar varis kralı tanıyorlardı. Bunlardan biri beyaz kuzgundu. Yeni krala sadakatle bağlandı ve yanından hiç ayrılmadı. Kuzgun, sonsuz ömrünü yeni kralın insan bedenine işledi ve hiç yaşlanmamasını sağladı. Buz halkına 60 yıl liderlik eden kral, oluşturduğu krallığının altında kendine bir yuva yaptı ve sineye çekildi. Adı dahi bilinmeyen bir kahraman olarak zehirlenmiş zihinlere iz bıraktı.

 

Gerçek tarihi anlatan kitaplar yazdı ama bunları okutacak kimseyi bulamadı. Mağarasına ikinci bir kütüphane inşaa etti ve asıl tarihi buraya sakladı. Zaman zaman halkını izlemek için yuvasından dışarı çıktı. Onu en çok etkileyen başkentin içindeki ikincil şehirdi. İsterse bunu bütün şehre uygulayabilirdi ama halkının yaşantısına karışmak istemedi.

 

Son haberleri öğrenmek için dışarı çıktığı bir gün, iç şehrin güzel sokaklarında dolanırken mavi kristal bir tapınakla karşılaştı. Rahipler ona Buz Hakimi Tırmanışına katılıp katılmayacağını sordu. Bu teklifi keyifle kabul eden kral, merdivenleri zorlanmadan tırmandı. 

 

Tapınağın içindeki mavi büyük küreden gelen enerjiyi hissettiğinde bunun annesi Esmeralda olduğunu anladı. Onu kurtarmak için küreye bütün enerjisini boşalttı. Enerjiyi soğuran küre kırmızı parlamaya başladı. 2 gün boyunca parlayan küre sonunda eski haline döndü ama yeni kralın annesi uyanmadı. Rahipler neler olduğuna anlam veremedi. Kral öfkelendi. Onun öfkesiyle küre tekrar parladı. Bütün tapınağı ışığına boğdu.

 

Alınan sonuç yine aynıydı. Kraliçe uyanmıyordu. Yaydığı enerji bütün tapınağın kristallerini kırmızıya çevirdi. Kral o zaman anladı ki annesini uyandırmak için çok daha fazla enerjiye ihtiyaç vardı. Tırmandığı merdivenlere geri döndü ve ellinci basamaktan itibaren bir bariyer oluşturdu. Bu tırmanışı yaparken burada kapana kısılan insanların ruhları kristallerde birikecekti ve bir gün annesi uyanacaktı. Rahipler peşinden koşarken ortadan kayboldu ve mağarasından bir daha çıkmadı.

 

Annesinin yaşadığını öğrenmesi içinde yeni bir umudun doğmasına sebep oldu. 

 

.

.

.

 

Gözlerimi açtım. Kralın pençesinde  duruyordum. Beni küle çevirecek olan alevleri değilmiş. Gözleri Extyl ile parlıyordu. Büyüm dağıldı. Gevşeyen pençesinden kaydım. Yere çok sert düştüm. Kollarımı açtım ve öylece uzandım. Kıpırdayacak gücüm kalmamıştı. Kendimi iyileştirmek için hemen yanı başımdaki kılıca uzandım. Sonradan aklıma geldi ki artık zehir beni iyileştirmiyordu. Kılıcım da zehirli değildi.

 

Kralın gözleri kendi mor haline döndü. Saldırgan tutumu sona ermişti. Yaralarla kaplı bedenini dinlendirmek için insan formuna indi. Ben onun anılarına bakarken o da benimkileri izlemiş olmalıydı. 

 

Asırlardır yaşayan birine göre son derece genç görünüyordu. Bunda beyaz kuzgunun etkisi vardı. Uzun siyah saçları ve mor gözleri ejder halini yansıtıyordu. Boyu uzundu . Üzerinde mor bir elbise vardı.

 

'Demek dünyayı kurtaran hükümdar sen olacaksın. Daha beni bile yenemiyorsun. Tanrıları yenebileceğini mi sandın?' Uzun mor saçlarımdan tutup beni kaldırdı. 

 

'Güçlerimden vazgeçtim.'

 

'Evet, yaşadıklarını gördüm insan. Sende benimkileri gördün. Bu yalan çarkını kırmak istiyorum ama tek başıma bunu başaramam.'

 

'B-Ben… ben bunu tek başıma başaracağım…'

 

Kahkahası yaşlı bir adamınkiyle aynıydı. 

 

'Hahaha, tam bir aptalsın ama bende olmayan cesarete sahipsin. Anılarında annem Esmeralda'yı gördüm. Gerçekten annemi uyandırmışsın. Onu görmek için can atıyorum.'

 

Saçlarımı bıraktı. Tekrardan yere kapaklandım. Kral kıpırdayamadığımı fark etti.

 

'Seni işe yaramaz. Bekle. Sana biraz güç vereceğim.' Alnına dokundu ve iki parmağı arasındaki bir tutam enerjiyi bedenime koydu. Kendime geldim ve ayağa kalktım.

 

'Teşekkür ederim.'

 

'Bana teşekkür etme. Babamı öldüren katillerden biri senin bedeninde yatıyor. Onu affetmeyeceğim.' 

 

'Öyleyse özür dilerim.'

 

Yüzünde sinirli bir ifade vardı.

 

'Bana hiçbir şey borçlu değilsin aptal insan. Sana bu dünyanın özünü göstereceğim. Kafanda yer alanlar parçalardan ibaret ve o yanına aldığın kitaplar… Hepsi tanrı zırvalıkları. Kurtul onlardan.'




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1288

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1095

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 908

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 833

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 718

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 676

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 652

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 612

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 558

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 529

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 400

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 207

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 189

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 143

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 141

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 120

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 117

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 105

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

White
White
Beğeni Sayısı: 55

Site İstatistikleri

  • 16102 Üye Sayısı
  • 430 Seri Sayısı
  • 21247 Bölüm Sayısı


creator
manga tr