“Göklerin altında tek şeytan. Yeryüzünün üzerinde basit bir tavuk.. “ #Emperor’s Domination

Beyond Eternity - Bölüm 77: Toprak ve Rüzgar Rüyaları


Kabzasız kılıcı ejdere savurdum. Kılıçtan fırlayan büyü krala çok sert çarptı. Bu büyüyle yaratabileceklerimin sınırı yoktu. Extyl'i vücuduma sardım. Mor parıltılar katılaştı. Düzdüm mat yüzeyinde siyah mor karışımı zırh karanlıkla bütünleşmemi sağlıyordu.

 

Dev pençe üzerime bindi. Büyü kalkanım baskıya dayanamadı ve parçalandı. Zırh jilet kadar keskin pençeyi tutuyordu. Bedenim ağırlık karşısında eziliyordu. Kılıcımı pençesine saplayarak kurtulabildim.

 

Arkası kesilmeyen saldırılar karşılık vermemi bile engelliyordu. Bu baskı beni yeni yöntemler bulmaya itiyordu. Kralla arama mesafe açtım. Büyüme yoğunlaştım ve bir kafes oluşturdum. Otea'yı içine koydum ve uzağa fırlattım. Artık rahatça dövüşebilirdim.

 

Bu seferde kırmızı ateş püskürdü. Ejder kral kendi alevi haricinde ateş ve buza da hakimdi. Alevini kılıcımla kestim. Dağılan alevler çevremde birikti. Buz alevi gibi olduğu yerde donmuyordu. Bu alevler canlıydı. Yere düşen alevlerden boyutları farklı ifritler yükseliyordu. Etrafımı saran ifritler giderek beni sıkıştırıyordu.

 

Onları kesmeye devam ettim ama faydası yoktu. Tek yaptığım daha ufak ifritler oluşturmaktı. Zırhıma yapışanlar çoktan metali eritmeye başlamıştı. Kendime daha kullanışlı silahlar oluşturmayı düşündüm ama kullanmasını tek bildiğim silah kılıçtı.

 

Büyüme yoğunlaştım ve çarptığında patlamaya hazır bombalar oluşturdum. Havaya sıçradım. Peşimden zıplayan ifritlere bombaları yağdırdım. Ejderin öfkeli pençesini görmedim ve hızla yere yapıştım.

 

Zırhımın parçalanma sesini duyabiliyordum. Çatırdayan metalin sesi sıranın kemiklerime geleceğini söylüyordu. Dokunduğum zemine büyümü aşıladım. Yerden fırlayan mızraklar ejderin pençesine saplandı. Acı bir kükreme yankılandı. Mızrakları pençesinden sökmeye çalışırken kalın bir zincir oluşturdum. Arka ayaklarına doladım.

 

Kral, kızıl ateşini bacaklarına üfledi. Zincirler saniyeler içinde yok oldu. Önceki kükremelerinden daha şiddetli kükredi. Ses dalgası zihnime işledi. Dışarıyla bağlantısı olmayan mağarada rüzgar esmeye başladı. Parçalanan zırhımdan içeri giren rüzgar tenimi kesiyordu.

 

Kaybettiğim yeni gücümün aynısıydı. Ejder Kral Rüzgarın Adını biliyordu. Benim kullandığım gibi rüzgar ona itaat ediyordu. Bu büyü değildi. Bu büyünün ilk hali Rüya idi.

 

Rüzgara karşı savaşmamın yolu ona hükmetmekti. 3 metrelik alanıma büyümü yaydım. Bıçak keskinliğindeki rüzgar alanıma girdiğinde dağılıyordu. Extyl'in ağırlığında ezilip düşüyordu. İçerideki havayı büküyordum ama bu aldığım nefeside azaltıyordu. Rüzgar içeri girmeye devam ettikçe alanım daralıyordu.

 

Daha fazla, çok daha fazlasına ihtiyacım vardı. İçimdeki gücü son damlasına kadar uyandırmak için güç topladım. Kaslarım gerim gerim gerildi. Saçlarımın rengi mora döndü ve uzadı. Yok olmak üzere olan alanım tüm mağara boyunca yayıldı ve patladı. Kralın emri altındaki rüzgarıda beraberinde getirdi. 

 

Güçle patlayan bedenime Extyl'i doladım. Ejder Kralın ruhsal bir kopyasını oluşturdum ama katılaşmasına izin vermedim. Extyl ile bağımı koparmadan ruhsal ejder kopyasının içine girdim.

 

'Adi insan! Ne hakla benim asaletime gölge düşürürsün!'

 

Pençelerimiz birbirine kenetlendi. Alev üflemeye hazırlanıyordu. Mor alevlerimizi aynı anda üfledik. Ezici alevi benimkini geri püskürttü. Kristal kayalara çarparak yere düştüm. Pençelerini ruhsal bedenime geçirdi. Tüm ağırlığını koydu. Kıpırdayamıyordum. Pençelerimi buz aleviyle oynatamaz hala getirdi.

 

Ruhsal dişlerimi boynuna geçirdim. Acıyla inledi. Pençelerini suratıma savurdu. Bırakmamakta direndim. Boynunu kopartmayı deniyordum. Kalın pullu derisi çok sertti. Büyülü alevimi bu sırada püskürdüm. Boğazının altında patlayan alev altımızdaki kristalleri parçaladı. 

 

Taklalar atarak düşüyordum. Kanatlarımı gerdim ve dengemi sağladım. Çökmekte olan kayalardan sıyrılarak yukarı çıkıyordum. Altımdaki karaltıyı görmemiştim. Ejder Kral son hızla bana çarptı. Boğuşmamız havada devam etti. Pençe darbelerimiz ikimizide yaralamıştı. Ruhsal ejder bedenim her an kırılablirdi.

 

Ruhsal bedenim kadar asıl bedenimde yaralarla kaplıydı. Ezilmiş uzuvlarım ve onlarca irili ufaklı rüzgarın açtığı kesikler hareketlerimi yavaşlatıyordu. Durumum kritik olsada kral da kötü durumdaydı. Yaraladığım boğazı yüzümden alev püskürdüğünü henüz görememiştim.

 

Bu bir numara olabilir miydi? Kendini yaralı gibi göstererek beni kandırıyor olabilirdi. Bir ejder kaç Tanrıya bedeldi?

 

Güçlerimiz arasında dağlardan daha fazla fark vardı. Şu an hangi kademede olduğumu bilmiyordum ancak kral adının hakkını veriyordu. Tbaung Chinjoka bir kralın gücünü çoktan aşmıştı.

 

Birbirimizden ayrıldık. Ona doğru uçtum. İkincil bir kükreme oldu. Rüzgarın tekrar gelmesinden korkuyordum. Bu sefer rüzgar gelmedi. Mağaranın duvarlarından kopan kayalar üzerime yağdı. Ateş ve buz nefesine sahipti. Ayriyetten Rüzgarın ve Toprağın adını biliyordu. Diğer yan element ve yöntemlerin temelini oluşturan 4 elementi kullanabilen bir Avatardı.

 

Krala ulaşamadan kayalar beni yere serdi. Üzerime düşmeye devam ettiler. Bilincimi kaybetmek üzereydim. Ezilip ölmek istemiyordum. Yattığım zemini patlattım. Patlamanın şiddeti beni kötü yaraladı. Bu dövüşü kazanamazdım. 

 

Extia'nın Otea'ya yaptığı büyü aklıma geldi. Eğer aynısını krala yapabilirsem kurtulabilirdim. Bunu nasıl yapabileceğimi bilmiyordum. Bacaklarıma hareket etmelerini söylesemde beni dinlemiyorlardı. Ellerim titriyor, vücudum terliyordu. Nefesim düzensizdi. Korkuyordum.

 

'Sınırına ulaştın. Yolun sonundasın.'

 

Beni pençesiyle yakaladı. Bacaklarımı kaçmak için bile oynatamadım. Kılıcım ellerimin arasından kaydı. Extyl dağıldı ve kayboldu. Bedenimi avucunda sıktı. Nefesim kesildi ve öksürmeye başladım. Acı hissetmiyordum ama iç organlarım baskıya dayanamayıp patlayacaktı. 

 

Kan kustum. Çoktan iç kanamam başlamıştı. Kanımın rengi artık kırmızı değildi. Extyl'in doğası onu da siyaha çevirmişti.

 

Kendimi kurtarmak için çırpınmam nafileydi. Ölümüme saniyeler kalmıştı. Kralın göğüs kafesi morlaşmaya başladı. Alevini hazırlıyordu. Ellerimi pençesine koydum ve bedenimde arta kalan ne kadar büyü varsa akmasına izin verdim.

 

Damarlarımda akan kanın çekildiğini hissettim. Hepsini krala doğru akıttım. Tek damla gücüm kalmayana kadar devam ettim ve bayıldım. Bayılmadan önce kralın mor alevini görmüştüm. Sonum gelmişti.

 

.

.

.

 

Bayılmış olsamda rüyaya benzer bir görseller zincirinin içindeydim. Ejder Kralın anılarında geziniyordum. Zihninin derinlerine indim ve yaşananları onun gözlerinden izledim. Gökyüzünün maviliği bugününkünden farklıydı. Daha canlı ve güzeldi. Sonra bir kükreme duyuldu. Chinjoka uçarak sesin geldiği yere gitti. Beraberinde 3 ejder daha vardı. Kapkara derisinin tam zıttı beyazlıkta bir ejderle beraber 2 daha küçük ejder yanında uçuyordu. 

 

‘Baba, neler oluyor?’

 

‘Bu Kralın çağrısıydı oğlum. Tanrılara son darbeyi vurmadan önce toplanmamızı istiyor.’

 

Gökyüzünün rengi kırmızıya döndü. Mavilikten eser kalmadı. Bulutlar bir girdabı andıran kavisler çizmeye başladı. Bu girdaba en yakın dağın zirvesinde bir ejder vardı. Kırmızı pulları ve kanatları gökyüzüyle aynı renkteydi. Çevresinde uçmakta olan yüzlerce ejder vardı. Girdap kırıldı ve farklı bir boyuta açılan kapıya dönüştü. Bu Tanrıların saklandığı yerin gizli girişiydi. Yüzlerce ejder girdaptan içeri akın etti. 

 

Ejder Kral Tbaung Morokat’ın sırtında bir adam oturuyordu. Bu kişi Zehir Lordlar’ından Arthur’du. Chinjoka kralın yanına uçtu. Sesinde endişe vardı.

 

‘Kralım neden bu kadar acele ediyoruz? Tanrılar geleceğimizi biliyorlardır. Onlarla kendi topraklarımızda savaşamaz mıyız?’

 

Morokat, Arthur’a baktı. O da bunu düşünmüşe benziyordu.

 

‘Arthur en iyi saldırının, hızlı saldırı olacağına beni ikna etti. Bu kan emici sülükleri vatanımızdan atmanın zamanı geldi de geçti. Yola çıkmadan önce sana güç özümü vereceğim, aynısını annende sana yapacak. Karanlığa boyun eğdirdiğin gibi ateşe ve buzada hükmedeceksin.’

 

‘Benimde sana vereceğim 2 şey var Morokat oğlu Chinjoka.’ dedi Arthur.

 

Havaya çizdiği 2 sembol ateşle parladı.

 

‘Bu sözleri ezberle. Zihnine bir kez girdiğinde Toprak ve Rüzgar Rüyaları emrinde olacak.’

 

Chinjoka ile beraber bende en kadim büyünün ikisini öğrendim. Toprak ve rüzgarın rüyasını ele geçirdim. Kısa süreliğine kaybettiğim rüzgara tekrar sahip oldum.




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1288

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1095

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 908

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 833

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 718

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 676

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 652

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 612

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 558

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 529

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 400

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 207

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 189

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 143

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 141

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 120

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 117

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 105

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

White
White
Beğeni Sayısı: 55

Site İstatistikleri

  • 16103 Üye Sayısı
  • 430 Seri Sayısı
  • 21248 Bölüm Sayısı


creator
manga tr