Lafla pilav pişerse deniz kadar yağı benden. #Atasözü

Beyond Eternity - Bölüm 74: Prens'in Planları


Sana bunu asla söyleyemedim Azyl, seni seviyorum. İşlediğim günahlar beni cehennemin en karanlık çukuruna götüreceğini bildiğimden, hep içimde kalan bir acıydı bu. Sen Medusa denilen o yılana aşık oldun. Ona karşı hissettiklerinin gerçek olduğuna inanmak istemedim.’

 

Başını göğsüme yasladı. Hıçkırıkları acıyla inleyen kalbime bindi. Sessizce ağlamasını dinledim. Uzun altın sarısı saçlarını okşadım. Bir hainin arkadaşı sadece başka bir hain olabilirdi. Bizim kaderimiz aynıydı. Biz bu dünyaya hapsolmuş 2 mahluktuk.

 

‘Seni terk etmeyi düşünmüyorum Extia. Amacım artık değişti. Düzeni değiştirmek hiçbir şeyin çözümü olmayacak. Bu sistemi yok edeceğim. Dünyamın hakimi olacağım, adalet ve barış sonsuza kadar sürecek. Sende benimle beraber bu yeni yolumda yürümeye var mısın?’

 

Islak mavi gözleriyle bana baktı. Onu terk edeceğimi düşünmüştü. En yakın tanıdığımı düşündüğüm Extia’nın bile bana ne kadar uzak olduğunu görmüştüm. Artık böyle devam etmeyecekti. Gözlerim tamamen açılmıştı. Bu kirli dünyanın gerçek yüzünü görmüştüm. Yapacağım şey kiri ortadan kaldırıp gerçeği gün yüzüne çıkarmaktı.

‘Evet, sonsuza kadar varım. Benden istediklerini yapacağım. Neyi merak ediyorsan anlatacağım.’

 

‘Bana güçlerimden nasıl vazgeçeceğimi anlat. Bu kirletilmiş tekniklere ihtiyacım yok.’

 

‘A-Ama bunu yaparsan zayıf düşeceksin. Bir daha bu kadar güçlenemeyebilirsin!’

 

‘Farkındayım Extia, fakat umursamıyorum. Ben vazgeçmediğim sürece ve yanımda sen olduğun sürece hedefimin peşinden koşmaya devam edeceğim.’ 

 

Gözlerinden yaşlar akmaya devam etti. Kalbimin acısı geçti. Öfkem ufalarak yok oldu. Karşımda yine tanıdığım Extia vardı. Alnından öptüm ve gözyaşlarını sildim.

 

‘Güçlerinden vazgeçmek istediğine emin misin?’

 

‘Şu an tek ve en büyük arzum bu.’

 

‘Artık senin Koruyucu Meleğin olacağım öyleyse...’

 

Gözlerini kapadı. Kırmızı dudaklarını benimkilere yaklaştırdı. Büyüleyici dudaklarını öpme şerefine eriştim. Ellerini yanaklarıma koydu. Bedenimden çekilen güç beni giderek bitkinleştiriyordu. Uyku ağır adımlarla beni avuçlarının arasına aldı. Göz kapaklarım ağırlaştı ve güzel bir uykuya daldım. Rüyamda hiçbir Azat’ın yüzünü görmedim…

 

.

.

.

 

Rüyamda gecenin karanlığında devasa bir yaratığa ait bir çift mor gözle karşılaştım. Mor gözlerinin parlaklığı derisine vuruyordu. Kısa süreliğine gördüğüm gözler kapandı ve bende uykumdan uyandım.

 

Uyandığımda güzel bir odada yatıyordum. Yanımdaki koltukta bir kadın oturuyordu. Bu Extia’ydı. Üzerinde her zaman giydiği siyah elbisesi vardı. Onda gördüğüm tek fark upuzun saçlarının kısa olmasıydı.

 

‘Neredeyiz? Diğerleri nerede?’

 

‘Senin gibi hepsi oda hapsinde.’

 

‘Oda hapsi mi? 

 

‘Evet. Güçlerini kaybettiğinden beri 3 gündür uyuyorsun.’

 

3 koca gün boyunca uyumuştum. Tamamen zinde uyanmama şaşmamalı. Kendimi biraz güçsüz hissetmemde normaldi.

 

‘Neden zindana değil de odaya hapsedildiğimizi merak ediyorum.’

 

‘Haha, bunun için bana teşekkür edebilirsin, bedeninden dışarı çıktım ve onlara Tanrının seçilmişine el sürecekleri takdirde korkunç şekilde cezalandırılacaklarını söyledim. Birden vücudundan çıkmam da bana inanmalarında faydalı oldu.’

 

‘Artık bir Tanrı seçilmişi değilim. Bunun bir yalan olduğunu anlayacaklardır.’

 

‘Teknik olarak değilsin ama bu daha öncesinde olmadığın anlamına gelmez. Sen güçlerini kaybetsende ben, senin Koruyucu Meleğinin güçleri hala duruyor. Sana zarar vermeye kalkacak olurlarsa hepsini küle çeviririm.’

 

‘Neler olacağını hep beraber göreceğiz.’

 

Giymem için bırakılmış şık bir takım elbise odada dolabın içindeydi. Tamamen siyahtı. Extia’nın siyaha olan tutkusunu banada bulaştırmak istediğinden emindim. Üzerimi giyindikten sonra elim bilinçsizce parmağımdaki depolama yüzüğüme gitti. Boş yüzük parmağımda geriye sadece yüzüğün bıraktığı iz kalmıştı. Şu an yerin dibindeydim. Hiçbir tekniğim yoktu. Nasıl bir yol izleyeceğimi bilmiyordum.

 

‘Öyleyse Prens Percyvell’ın huzuruna çıkalım.’

 

Kapıyı açtı ve muhafızlara uyandığımı bildirdi. Prensin huzuruna çıkmak için bir uşak gönderildi. Uşak beraberinde kalabalık bir hizmetçi ekibiyle geri geldi.

 

‘Prens sizi bekliyor efendim.’

 

Hizmetçi ekibinin önüne geçtik ve bizi Prensin odasına götürdüler. Extia koluma girmişti. Saray mimarisi tapınağınki ile aynıydı. Mavi kristaller ustalıkla kullanılmıştı. Sarayın orta avlusundan geçtik. Ağaçlar ve güzel çiçeklerle dolu bahçe tıpkı anlatıldığı gibiydi. Beyaz Kuzgunun nerede olduğunu merak ettim. 

 

‘Prens Percyvell varisler arasında 3. sırada. Beş prens ilerideki yeni Kral olmak için çarpıştıklarında, zamanı geldiğinde hangisinin tarafında olacağını seçmelisin.’

 

‘Burada uzunca bir vakit geçireceğimizi kim söyledi? Aleif’i kurtardıktan sonra geri dönmeliyiz.’

 

‘Aleif’i kurtaracak gücün yok. Yinede onu düşünüyorsun.’

 

‘Tabiki onu düşüneceğim. O benim kızım.’

 

Prensin huzuruna çıktık. Kral soyundan gelenlerin hepsi beyaz saçlıydı. Doğan varislerin, varis olabilmek için ilk şartı saçlarının beyaz olmasıydı ve buz büyüsüne doğuştan hakim olmaları gerekmekteydi.

 

Prens bir Tanrı seçilmişi karşısında saygı kurallarına uyan birikimli bir adamdı. Bize gösterdiği saygının aynısını ona gösterdik.

 

‘Buralardan olmadığınız belli Efendi Azyl. Hangi topraklardan geliyorsunuz?’

 

‘Duvarın ötesinden efendim. Elflerin, orkların hatta cücelerin topraklarının bile ilerisinden. Kıtanın öbür ucundan geliyorum.’

 

‘Duvarın ötesi demek. Tarihimizi az çok biliyor olmalısınız. Halkımızın buraya hapsedilmiş olduğunu.’

 

‘Evet efendim, genel hatlarıyla tarihinize hakimim, daha fazlasını da öğrenmek isterim.’

 

Gözlerinde beklemediği bir ifade belirdi. Beyaz kaşları hafifçe kalktı ve indi. Arkada bekleyen hizmetkarlara seslendi. Hizmetçi sessizce yaklaştı.

 

‘Efendi Azyl’e kütüphaneye giriş izni veriyorum. Muhafızlar bilgilendirilsin.’

 

‘Emredersiniz Ekselansları.’

 

Uzun bir masada oturmaktaydık. Kokusu hafif sıcak bir çay ikramında bulunuldu. Extia’nın saray adabına hakim olduğunu düşündüm ve birçok harekette bulunmadan önce belli etmeden ona baktım. Eleel ve Akira’nın evinde de bir adap vardı ancak sarayla onların malikanesi bir değildi. 

 

‘Teşekkür ederim Ekselansları. Kabalığımı mazur görürseniz size bir şey sormak istiyorum.’

 

‘Dinliyorum.’

 

‘Arkadaşlarımın durumu ne olacak efendim?’

 

‘Tapınağımızı yok ettin. Onları burada tutmaya devam edeceğiz. Aramızda bir sorun olmadığı sürece iyi bakılacaklarını garanti ederim.’

 

Bu açık ama kibar bir tehditti. Saray entrikalarla dolu bir yerdi. Böyle konuşmalara alışmam gerekiyordu.

 

'Sorun çıkmayacağından emin olabilirsiniz. Onlarla görüşebilecek miyim?'

 

'Elbette. Dediklerimi yaptığınız sürece zamanla onları serbest bırakacağız.'

 

'Bu yapmamı istediğiniz 'şeyler' nelerdir ve yerine getiremezsem ne olacak?'

 

'Gördüğün gibi ben bir prensim. Kardeşlerimle aramda bir çekişme var. Onlar gibi bir gün tahta oturma hakkına sahibim. Ülkem için büyük planlarım var. Bunu dile getirdiğimde bana deli gözüyle baktılar. Buz halkının en büyük hayalini gerçekleştirmeyi planlıyorum. Bu hayalin ne olduğunu çok iyi biliyor olmalısın. Eğer bu görevi yerine getiremezsen, maalesef arkadaşlarını bir daha göremezsin.'

 

Bu iş can sıkıcı bir hal almaya başlıyordu.

 

'Sıcak topraklarda bir medeniyet kurmak istiyorsunuz efendim. Amacınızın büyüklüğü ve taşıdığı onur su götürmez bir gerçek. Lakin, binlerce yıldır başarılamamış bir hayali nasıl başarmayı planlıyorsunuz?'

 

Prenslere yakışır bir kahkaha attı. Uzun beyaz mavi elbisesinin altında gizlenen ellerindeki parlak taşlı tesbihini keyifle çekti. Ona dikkatle baktığımda beyaz renginden fark edemediğim ince bir sakalı vardı. Otuzlarında bir adama benziyordu.

 

'Bir ejder işimi görecektir. Duvar'ı tek bir nefesi ile devirmeye gücü yeter. Kütüphaneyi sana açmamın sebebide bu zaten Efendi Azyl. Kütüphanede sadece Kral soyundan olanların girebildiği gizli bir arşiv bulunmakta. Tapınakta bahsettiğin Tanrılar ve Ejderler hakkında bilgiler olabilir.'

 

Bütün bu konuşmayı yaptığımız sırada Extia, şaşalı odada geziniyordu. Narin kristal vazolara ve çizilmiş güzel tablolara bakıyordu. Hiçbir şey umurunda değildi. Tanrı olmanın küstahlığını Prensin gözü önünde kullanıyordu. Asıl şaşırdığım, Prens Percyvell'ın Extia'nın hareketlerini görmezden geliyor oluşuydu.

 

'Bunu neden benim yapmam gerektiğini anlayamadım. Gizli arşive inip bizzat bu bilgiye ulaşamıyor musunuz?'

 

'Ah, hahaha tabi ya, söylemeyi unuttum Efendi Azyl. Bu arşiv kadim bir canavar tarafından korunuyordu. Sarayın altında devasa bir mağara var. Gizli arşiv ise bu canavarın yuvasında. Atalarım onu çizmeyi denemişler. Size birkaç resmini göstereyim.'




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1285

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1093

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 907

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 831

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 717

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 676

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 651

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 612

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 557

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 529

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 398

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 207

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 189

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 143

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 141

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 120

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 117

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 104

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

White
White
Beğeni Sayısı: 55

Site İstatistikleri

  • 16064 Üye Sayısı
  • 427 Seri Sayısı
  • 21058 Bölüm Sayısı


creator
manga tr