“Dövüşte usta olanlar öfkelenmez, kazanmakta usta olanlarsa korkmazlar. Dolayısıyla akıllılar dövüşmeden önce kazanır, cahiller kazanmak için dövüşürler.” #Zhuge Liang

Beyond Eternity - Kitap 1, Bölüm 71: Fırtınanın Ardındaki Tapınak


'Hey seni ihtiyar! Nasıl bir hile yapıyorsun?' Beşinci basamakta duran bir oğlan çocuğu bana sesleniyordu. Yanında da onun yaşlarında bir kız vardı.

 

'Kutsal merdivenlerde hileye başvurmak kişiyi kendi sonuna hazırlar. Zayıf olduğun için kızabileceğin tek kişi sensin çocuk.'

 

'Ne dedin sen?' Arkamı döndüm ve merdivenleri tırmanmaya devam ettim. Otuzuncu basamağa geldiğimde artan soluk sesleri durmama neden oldu.

 

'Merdivenler beni geri çekiyor. Burada bırakıyorum, siz devam edin.' Ragor aşağı inmeye başladı. Eleel de onu takip etti.

 

Grupta eksilmeler başladı. Gregor'un ekibinden de Syont ve Hog aşağı indi. 

 

Merdivenlerin başında bana seslenen çocuğu gördüm. Genç olmasına rağmen bu basamağa yorulmadan çıkmıştı. Gözlerimiz keşişti. Çocuksu gülümsemesi bana meydan okuyordu. Bende ona gülümsedim.

 

'Devam edelim.'

 

Bacaklarımdaki soğuk dağılıyor ve daha az etkisini gösteriyordu. 

 

40

41…

 

Ellinci basamağa adımımı attım. Etrafımdaki dünya değişime girdi. Mavi gökyüzü yok oldu. Karlı dağ eteklerinde bir fırtınanın ortasındaydım. Rüzgar beni geriye itmeye çalışıyordu. Kollarıma dolanıyor ve tüm gücüyle çekiyordu. Güçlü bir enerjinin varlığını sezdim. Dağın zirvesinden geliyordu. Yaydığı büyüleyici enerji beni ona koşmaya zorluyordu. Acele edersem güçten düşeceğimin farkındaydım.

 

Bacaklarımdaki ağırlıklar tekrardan ağırlaştı. Onlarca kiloluk ağırlık bacaklarıma bağlanmıştı. Fırtınanın acımasız şiddetiyle ilerlemeye devam ettim.

 

58

59…

 

Altmışıncı basamakta nefesim kesildi. Dengemi kaybetmekten kendimi son anda kurtardım. Ne Frimold'u ne de ekibin geri kalanını görebildim. 60 benim için yetersizdi. Tanrı olacak ve düzeni alt üst edecek kişi böylesi gülünç bir durumda kalamazdı. Donma seviyesinde cebelleşen bedenimi ısıtmam gerekiyordu. Asamı yüzüğümden çıkardım. Yeni aşamaya yükselen element büyülerimden ateşi denedim.

 

Ateş Pelerini büyüsünü yaptım. Bedenimi saran alevler buzları çözdü. Bu büyüyle çağırmış olduğum alevleri kontrol edebiliyordum. Ejder kanatlarımı çıkardım. Fırtınada işe yaramayacaklarının farkındaydım. Asıl amacım bunu ateş pelerini ile birleştirmekti. Kanatlarımı açtım. Sert rüzgar beni havaya savurdu. Ateşi kanatlarımın altında topladım ve onları ittim.

 

Dağın zirvesine neredeyse ulaşmak üzereydim. Beni çağıran enerji dingindi. Tüm hızımla görünmez bir duvara çarptım. Dengemi tekrar sağladım ve çarptığım duvarı inceledim. Soğuk ve sertti. Basamaklara geri indim. Sekseninci basamaktaydım. Omuzlarım çöktü. Bir şey beni eziyordu.

 

Adımlarım ağırlaştı. Doksanıncı basamağa ulaştım. Bacaklarım titriyordu. Bedenimin her kısmı sıkışıyordu. Acele etmezsem iç organlarım patlayabilirdi. Derin bir nefes aldım ve kendimi ileri fırlattım. Sağ ayağım zirveye değdi. Üzerimdeki bütün ağırlık kalktı. Fırtına dindi ve açık gökyüzü altındaki tapınağın kan merdivenlerinin hepsini tırmandım. Ellinci basamaktan itibaren merdivenler farklı bir aleme açılıyordu.

 

İlizyon bariyerinden Frimold da çıktı. Dengesini kaybederken onu yakaladım. Son derece yorulmuştu. Merdivenleri tırmanmak için peri formuna bürünmüştü. Ne kadar zorlandığını anlayabiliyordum. Yere oturdu ve dinlenmeye başladı. Soluk soluğa kalmıştı. Göğsü bir kalkıp bir iniyordu.

 

'Diğerleri nerede?'

 

'B-Bilmiyorum. Kendimi fırtınanın içinde buldum. Kimseyi göremedim.' Zar zor nefes alıyordu.

 

Tapınağa ulaşan üçüncü kişi başta karşılaştığım çocuktu. Emekleyerek son basamağa çıktı. Kendini sırt üstü bıraktı. Gözlerini açamayacak kadar yorgundu. İlerleyen dakikalarda başkalarıda tapınağa ulaştı. Bunlar arasında Kayn, Gregor, Rochel ve Hibiki vardı. Akira'yı henüz görememiştim.

 

Beyaz sakalı karnına kadar inen bir rahip tapınağa ulaşanlara sesleniyordu.

 

'Kanlı merdivenleri tırmanarak buz hakimine kendinizi kanıtladınız. Tapınağa girme hakkını kazandınız.'

 

Biraz kendine gelen çocuğun endişeli sesini duydum.

 

'Fırtınada kalan arkadaşlarımıza ne olacak?'

 

'Oradan aşağıya inemezler, tek yol yukarı çıkmaktır. Eğer yukarı çıkamazlarsa orada kapalı kalırlar.'

 

'B-Bu saçmalık! Arkadaşım hala içeride!'

 

'Buz hakiminin tapınak kurallarına saçma diyemezsin evladım.'

 

'Onu orada bırakacak değilim. Gidip onu kurtaracağım.' 

 

Çocuk kalktı ve merdivenlere yöneldi. İçinden çıktığı ilizyon alemi onu geri itti. Bariyere tekmeler ve yumruklar savurdu. Elleri kan içinde kalana kadar vurdu ama bir faydası olmadı.

 

'F-Freya!'

 

Elimi çocuğun omzuna koydum.

 

'Merak etme arkadaşını kurtaracağım çocuk. Benim arkadaşım da içeride kaldı.'

 

'...'

 

Gözleri dolan çocuğun yanından uzaklaştım. Merakla bana bakıyordu. Avucumu ilizyon alemine bastırdım. Elimi geri iten enerji müthişti. Kılıcımı kullanıp onu kırabilirdim. Ancak bir tapınakta olduğumuzdan rahiplere saygısızlık yapmak istemiyordum.

 

İki elimi bariyere yerleştirdim. Bir kumaşı yırtarcasına bariyeri ortadan ikiye ayırdım. Oluşan delikten dışarıya yoğun fırtınanın rüzgarı dolduruyordu. Uzun sakallı rahibin sesi fırtına yüzünden duyulmuyordu. Gerisin geri fırtınanın içine girdim. Bariyer onu bırakmamla eski haline döndü.

 

Merdivenleri bir kez tırmandığım içindir sanırım, üzerimde bir kuvvet yoktu. Ejder kanatlarımla rahatça fırtınanın içinde dolanabiliyordum. Fırtına yüzünden yeterince iyi göremiyordum. Böyle ne Akira'yı ne de Freya'yı kurtarabilirdim.

 

Asamı elime aldım. Rüzgara boyun eğdirip kontrolüm altına almalıydım. Kadim yıllarda her şeyin bir adı vardı. Gerçek adı. Asıl adını bildiğiniz her şey emriniz altına girerdi. Tanrılar ölümlülerin bu isimleri kullanmamaları için zihinlerimize yeni isimler yerleştirdi. Bu isimler sadece siluetten ibaretti. Söylendiğinde hiçbir güç açığa çıkarmıyordu.

 

Eskiden büyüye Rüya dediğimiz zamanlarda isimlerin barındırdığı güçler az da olsa mevcuttu. Bir kişinin gücü, sahip olduğu isimlerle belirlenirdi.

 

Yeni öğrendiğim rüzgar büyüsü tam olarak kadim isimlerden birini bana gösterdi. Artık Rüzgarın Adına sahiptim. Rüzgara en eski adıyla seslendim. Büyük bir özlemle etrafımda toplanan rüzgar eski bir dostunu görmüş kadar mutluydu.

 

Çevremi saran rüzgar her zaman tenime değenden farklıydı. Daha narin ve çocuksuydu. Bana zarar vermekten korkuyordu. Kanatlarımla beraber beni takip etti. Dinen fırtınada dağın korkunç yüzünü gördüm. Yüzlerce insan burada mahsur kalıp hayatını kaybetmişti.

 

Uzun zaman önce ölmüş bir cesedin yanında durdum. Elimi kemiklerinin üzerine koydum ve toprak büyümden elde ettiğim Sezgi yeteneğimi kullandım. Damarlarında çekilen enerjisi toprağa karışmıştı. Ölümü yavaş ve acılıydı.

 

Bütün kristallerin mavi olduğu bu coğrafyada kızıl kristallere rastlanması tuhaftı. Bu dağ canlı bir objeydi. Kurbanlarının enerjilerini emiyordu. Bu sebepten merdivenler kırmızı ve adında da 'kan' vardı. Avaros şehrinin de diğer hepsi gibi yalanları vardı.

 

Dağın etrafında turlar attım. Canlı birilerini arıyordum. Fırtınanın dağılmasıyla dağda dar bir oyuk gördüm. İçine girdim. Eskiden kalma cesetler burada da mevcuttu. Fırtınadan korunmak için saklananların sonu diğerleriyle bir olmuştu. 

 

'Azyl!'

 

Akira'nın sesini duydum. Oyuğun duvarlarına yaslanmıştı. Tek bacağı kırılmış gözüküyordu. Yanında da kızıl saçlı ufak bir kız vardı. Yanlarına gittim ve Akira'nın bacağına baktım.

 

'Neden yukarı çıkamadığın belli oluyor. Seni buradan çıkaracağım.' Nazikçe Akira'yı kaldırdım. Kollarımın arasına aldım. Kırılan bacağına dokunmamaya dikkat ettim. Yanında duran ufak kıza baktım.

 

'Senin adın ne çocuk?' 

 

'Adım Freya.'

 

'Güzel, arkadaşın senin için çok endişelendi. Sırtıma atla seni de buradan çıkaracağım.'

 

'Burada başkaları da var Azyl. Onları da kurtarmalıyız.'

 

'Hayır. Buna gerek yok.'

 

'Ne saçmalıyorsun sen? Onları burada bırakırsak ölecekler!'

 

'Sadece sorumluluk hissettiklerime yardım ederim. Geri kalanların kaderine müdahale etmem.'

 

'O zaman benide bırak.'

 

'Bunu yapamam Akira.'

 

'Sana bırak dedim.'

 

Göğsümü yumruklamaya başladı. Kollarımda çırpınıyordu. Onu daha sıkı tuttum. Kırılan bacağının acısıyla inledi. Oyuktan dışarı çıktım. Zirveye doğru uçmaya başladım. İlizyon aleminden tapınak tarafına geçtim. Freya sırtımdan atladı. Koşarak arkadaşının yanına gitti. Ona sarıldı.

 

'Teşekkür ederim amca. Öncesinde dediğim için üzgünüm.'

 

'Önemli değil çocuk.'

 

'Bana Seth diyebilirsin amca.'

 

'Amca demeyi keseceksen bana Azyl de. Kendimi yaşlı hissediyorum.




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1393

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1171

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 965

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 891

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 785

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 745

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 700

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 629

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 595

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 555

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 532

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 215

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 201

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 156

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 148

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 130

Beyond Eternity
Beyond Eternity
Beğeni Sayısı: 130

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 124

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 122

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 122

Site İstatistikleri

  • 20563 Üye Sayısı
  • 580 Seri Sayısı
  • 28850 Bölüm Sayısı


creator
manga tr