Eğer hakim olsaydım, yapacağım ilk şey kölelik ve aristokratik sistemi değiştirmek olurdu. Eğer kanunun karşısında eşitsek, o zaman herkes her şeyde eşit olmalı ve sınıf farklılıkları olmamalı! #The Dark King

Beyond Eternity - Kitap 1, Bölüm 66: Bağlanan Bütün Zincirlerden Kurtulmak


Güneş Kıvrığı çiçeklerinin yoğun kokusunun sebep olduğu sarhoşluk etkisini kaldırmanın yolunu arıyorduk. Bu kadar çiçeğin bir arada olmasını beklemediğimden  böyle bir yan etkilerinin olacağını düşünmemiştim. Uzun zaman önce burada biri ölmüştü. Kim olduğuna dair bir fikrim yoktu ama sıradan biri olmadığı kesindi. 

 

Minik gölet mezarının etrafını inceledim. İskelet sırt üstü uzanmış ve ellerini karnında birleştirmişti. Buraya ilk girenler olabilirdik. İskelette herhangi bir bozulma yoktu. Yıpranmış ve parçalanmış giysilerinin üzerinde bir kolye gördüm.

 

Elimi dikkatle buz gibi suya soktum. Suyun soğukluğunu iliklerime kadar hissettim. Su elimi yaktı. Damarlarım donmaya başladı. Acıyla kolyeyi alıp elimi geri çektim.

 

'İyi misin anne?'

 

'İyiyim. O suda kemiklerin ufalanmaması bir mucize.'

 

Kolye ne sıcak ne de soğuktu. Gümüşten yapılmış bir kurt başından ibaretti. Buna benzer bir tanesini görmüştüm.

 

Frimold'u bulmak için geçtiğim insan krallığı topraklarında karşılaştığım Witcher'ın boynunda da bu kolyeden vardı. Adamın adını hatırlayamadım ama cesedin sahibi o olamazdı. Burada yatan kişi uzun zaman önce ölmüştü.

 

'Bir kurt simgesi. Bu ne anlama geliyor?'

 

'Bu Witcher dedikleri insanlara verilen bir kolye. Etrafta canavarlar olduğu zaman titremeye başlıyor. Böylece tehlikede olduğunu anlayabiliyorsun.'

 

'Kullanışlı bir aletmiş. İçinde nasıl bir büyü var merak ediyorum.'

 

Kolyeyi Frimold'a verdim. Ona yararı daha fazla olacaktı.

 

'İçindeki büyüyü çözebilirsen daha fazlasını yapabilirsin.'

 

'Bu benim yapabileceğim bir şey değil. Bir büyü analizcisine ihtiyacım olacak.'

 

Büyü analizcileri çeşitli aletlere büyü ekleyerek işlevini ve verimini artırmayı sağlayan kişilerdi. Sayılarının çok az olduğu söyleniyordu.

 

'Bu konuyu sonra düşünürüz. Çiçeklerin kokusunu baskılayacak bir şey yapabilir misin?'

 

'Çiçeklerin kokusunu kesemem ancak mezara bir bariyer yerleştirebilirim. Dışarıya koku çıkamaz ve dışarıdan da kimse müdahale edemez.'

 

'Sen bariyer ile uğraşırken bende ayin için hazırlık yapacağım.'

 

Üst kata geri döndüm. Extia'nın maskesini taktım.

 

'Malzemelerin hepsini topladım Us-' Usta dememem gerektiğini hatırladım. 'Extia…'

 

Kendi kendime konuşmadığımdan Extia cevap verdiğinde emin oldum.

 

'Güzel. Kanınla yere bir çember çiz. Kurbanın kollarını ve bacaklarını olabildiğince açarak yatır. Güneş Kıvrığını kanınla karıştırıp Yastık Ağacı parçasının üzerinde yak. O parçasıyıda kurbanın 5 bölgesine sür. Gerisini bana bırak.'

 

Sabırla talimatları yerine getirmeye koyuldum. Büyük bir çemberi kanımla çizdim. Bu sırada Dicos'a ekibin geri kalanını odanın uzak tarafına dizmesini söyledim.

 

Az'goth'u Buz Diyarına girdiğimiz zaman büyük bir buz kütlesine yerleştirmiştim. Bedeni çürümeden aylarca sağlam kalmıştı. Buzu parçaladım ve donmuş bedenini çemberin ortasına yatırdım. Uzuvlarındaki buzlanmalardan kollarını ve bacaklarını açmakta zorlandım.

 

Odanın sıcaklığıyla buzlar çözülüp kasları gevşeyene kadar bekledim. Buzlar çözülürken Güneş Kıvrığını kanımla karıştırıp ezdim. Yastık Ağacının üzerine koydum ve şömineden aldığım közle yaktım.

 

Yanmış kanın iğrenç kokusu ve Güneş Kıvrığının yoğun tatlı kokusu burun kırıcı bir koku yaydı. Yastık Ağacı parçasında yoğurduğum karışımı Az'goth'un bedenindeki 5 noktaya sürdüm. Her şey hazırdı.

 

'Başlayabilirsin. Hazırlıklar tamamlandı.'

 

Anlık bir parıltıyla vücudu yaralarla kaplı Extia yanımda belirdi. Frimold da bariyeri tamamlayıp yanıma gelmişti.

 

'Neler oluyor burada?' 

 

Arkamı döndüğümde Rochel'in uyanık olduğunu gördüm.

 

'Lanetten kurtulmak için ayine başlamak üzereyiz.'

 

'Güneş Kıvrığını buldun demek.'

 

'Evet, gözümüzün önündeymiş.'

 

'Bu yaralı kadında kim?'

 

Rochel Extia'yı görebiliyor muydu? Bu nasıl mümkün olabilirdi. Sadece Tanrı seçilmişleri onları görebilirdi.

 

'Siz insanlar bir Tanrı'nın karşısında nankörce sorular sorabiliyorsunuz demek… Acının vücut bulmuş haliyim, ona hükmederim ve hepinize eziyet eden mutlak duyguyum.'

 

Rochel'in yüzüne bile bakmadan kontratı başlattı. Avuçlarından çembere akan mor enerji şeytan lordunun bedenine ilerledi. Kollar, bacaklar ve alnındaki 5 noktada enerji daha fazlaydı. 

 

Kurbanın gözleri aydınlandı. 3 kafasından biri kesikti. Diğer ikisindeki gözleri mor parlıyordu. Soluk kırmızı bedeni kararıyordu.

 

'Bu acınası ruhu cennetin zayıflarına sunuyorum. Geleceğe sahip çıkması gereken asıl biz güçsüzler, zalim güçlülere boyun eğmemek için verdiğimiz savaşta bu ruh bize yol göstersin.'

 

Bana doğru döndü. Yüzündeki ifade korkutucuydu. Cennet Kontratı ne kadar korkunçtu?

 

'Sen, Acı Tanrıçası seçilmişi Azyl Karagüneş. Cennet Kontratını benimle yapmaya razı mısın?' 

 

'Razıyım.'

 

'Öyleyse ilerle savaşçım. İlerleki yükselmeye devam edelim.'

 

Kurbanın bedeni yok oldu. Çember sınırları içinde kara bir su birikintisi oluştu. Kara suyun hemen önünde durdum.

 

'İçine gir savaşçım.'

 

İçine girmem için ikinci bir cümleye gerek yoktu. Suyun içine girdim. Derim kavrulmaya başladı. Dişlerimi sıktım ve çığlık atmamak için kendimi tuttum. Bütün bedenim alevlerle dans ediyordu.

 

Ben acı çekerken Extia'nın yaraları iyileşiyordu. Nutku tutulan Rochel ve Frimold sadece izliyordu.

 

'Ah, bu harika hissettiriyor. Orada ne kadar kalabilirsen o kadar güçleneceksin.'

 

Demesi yapmasından kolaydı. Eğer acı hissetmiyor olsaydım burada saatlerce durabilirdim. Karanlık suyun içinde acıyla boğuşuyordum.

 

Karasuda tek başıma değildim. Bir varlığı seziyordum. Suda bir şey vardı. Gözlerimi açtım. Ufak sandığım su birikintisi kocamandı. Karanlık sudan bile daha koyu bir varlık bana geliyordu.

 

Acıdan uyuşmuş bedenimi kara varlıkla çarpışmaya hazırladım. Sivri pençelerini görebiliyordum. Gözlerimi kırpmadan yaratığa baktım. Pençeler bana ulaşamadan kalakaldı.

 

Extia parmaklarından uyguladığı güçle yaratığı karanlık sudan çıkardı. 8 bacaklı balığa benzeyen yaratık havada çırpınıyor ve çığlık atıyordu.

 

'3 yıl boyunca beni yaralı bıraktın ucube. Geldiğin hiçliğe geri dönebileceğini sanıyorsan hayal kuruyorsun demektir. Varlığını dünyadan siliyorum.' Mavi gözleri simsiyah oldu. Yaratığın bedeni görünmeyen bir güçten ezildi. Odaya siyah kanı saçıldı. 

 

Yaratığın ölmesiyle bedenimin artık acımadığını fark ettim. Suyun yüzeyine çıktım. Extia tamamen iyileşmişti. Uzun altın sarısı saçları pırıl pırıldı. Mavi gözleri gökyüzünü kıskandıracak kadar güzeldi. 

 

'Yüzünü görebiliyorum.' diye bağırdı Frimold. Vücudumun yeniden güçle dolduğunu hissedebiliyordum. Artık Köz aşamasına yükselmiştim.

 

'Sessiz ol İdarr'ın öğrencisi. Kaldırmamız gereken bir lanet daha var.'

 

Bunca yıldır bekleyişim sonunda bitiyordu. 10,000 yıllık acım ve bunun üzerine yüzlerce yıl yaşadığım acınası hayat artık bitiyordu.

 

'Ben hazırım. Zincirlerimi lütfen kır Extia.' 

 

Yüzündeki gülümseme onunda bu anı uzun zamandır beklediğini gösteriyordu. 

 

'Memnuniyetle…'

 

Karanlık suda durmaya devam ettim.

 

'Tanrılar tanrısının lanetini kırıyorum savaşçım. Sana bahşedilen, hakkın olanı almak için geri adım atmadın. İlerlediğin yolda sana engel olabilecek bütün acınası hileleri üzerinden kaldıracak yetkiye sahibim. Bu çökmekte olan düzeni benimle yıkmaya hazır mısın?'

 

'Hazırım Tanrıçam.'

 

'Bende seni asıl bedenine kavuşturuyorum. Artık saklanmadan özgürce yaşayabilirsin fedaim.'

 

Bedenimden fırlayan ışıklar derimi parçaladı. Kendimi 5 yılda bir rüyamda gördüğüm karanlık odada buldum. Bana gülümseyerek bakan bir adamın yüzü vardı. Arkamda ise onlarca kez değiştirdiğim bedenlerim vardı.

 

Asıl bedenime doğru ilerledim. Siyah düz saçlı ve gri gözleriyle kendimi tanıyamadım. Bu gerçekten ben miydim? Asıl görünüşümden daha iyi kişiliklere sahip olmuştum ama kendi bedenimin verdiği rahatlığı başka bir şey veremezdi. 

 

Vakit kaybetmenin anlamı yoktu. Bedenimi geri almanın zamanı gelmişti. Önümde diz çöken bedenimden aşina olduğum sesimi duydum.

 

'Son kez hizmetinizdeyim.'

 

Artık asıl bedenimdeydim. Yumruklarımı sıktım. Güç içinden dışarı patladı. Muazzam hissediyordum. Karşıma kim gelirse gelsin yenebilirdim. Eski bedenlerimin hepsi önümdeydi. Her biri bana bakıyordu.

 

'Yok olun!' Üzerlerine Ahiret Mızrağını fırlattım. Toza dönüşen bedenlerden hiç ses yükselmedi. Gözlerimi kapadım ve geri açtım. Buz Diyarındaki odaya geri dönmüştüm..

 

Beni tutan bütün zincirlerden kurtulmuştum!




Yorumlar


Giriş Yap


    Duyurular

    Popüler Seriler

    Against The God
    Against The God
    Beğeni Sayısı: 1468

    King of Gods
    King of Gods
    Beğeni Sayısı: 1206

    Tales of Demons & Gods
    Tales of Demons & Gods
    Beğeni Sayısı: 995

    True Martial World
    True Martial World
    Beğeni Sayısı: 909

    Emperor’s Domination
    Emperor’s Domination
    Beğeni Sayısı: 805

    I Shall Seal The Heavens
    I Shall Seal The Heavens
    Beğeni Sayısı: 787

    Martial God Asura
    Martial God Asura
    Beğeni Sayısı: 720

    Coiling Dragon
    Coiling Dragon
    Beğeni Sayısı: 637

    Swallowed Star
    Swallowed Star
    Beğeni Sayısı: 634

    Kara Büyücü
    Kara Büyücü
    Beğeni Sayısı: 604

    Popüler Orjinal Seriler

    Kara Büyücü
    Kara Büyücü
    Beğeni Sayısı: 604

    KAREN
    KAREN
    Beğeni Sayısı: 217

    GÖKYÜZÜ İMPARATORU
    GÖKYÜZÜ İMPARATORU
    Beğeni Sayısı: 200

    DİPTEN EN TEPEYE
    DİPTEN EN TEPEYE
    Beğeni Sayısı: 158

    Beyond Eternity
    Beyond Eternity
    Beğeni Sayısı: 154

    Yıldızlar Kralı
    Yıldızlar Kralı
    Beğeni Sayısı: 150

    Acemi Ölümsüz
    Acemi Ölümsüz
    Beğeni Sayısı: 136

    SAHİPKIRAN
    SAHİPKIRAN
    Beğeni Sayısı: 130

    THEODEN
    THEODEN
    Beğeni Sayısı: 129

    Lord Of The Demons
    Lord Of The Demons
    Beğeni Sayısı: 124

    Site İstatistikleri

    • 16140 Üye Sayısı
    • 730 Seri Sayısı
    • 34267 Bölüm Sayısı


    creator
    manga tr