"En büyük bilgelik şu andan zevk almayı hayatın en büyük amacı kılmaktır, Çünkü tek gerçek budur, başka her şey düşünce oyunudur. Ancak bunun en büyük budalalığımız oldugunu da söyleyebiliz, çünkü yalnızca kısa bir süre için var olan ve bir rüya gibi kaybolan içinde bulunduğumuz bu an asla ciddi bir çabaya değmez." #Arthur Schopenhauer

Beyond Eternity - Bölüm 62: Derinkuytu Sahibesi D'haene


Az'goth kadının zarafetine hayran kalmıştı. Özellikle de sesinin narin tonu onu büyülemişti. Kadında onu kendisine çeken bir şey vardı. Ona yaslandığında yaydığı koku muhteşemdi. Neredeyse kendinden geçecekti.

 

'Yaverlerim sizinle ilgilenmesi için bana eşlik etmek ister miydiniz küçük hanım?' Kadın çekingen hareketlerde bulunsa da karşısındakinin bir lord olduğunun farkındaydı. Lordun ona uzattığı eli fazla bekletmeden tuttu. 

 

'Nasıl arzu buyurursanız lordum.'

 

Lord ile beraber arabaya bindiler. Arabanın içinde sadece lord ve kadın vardı. İkisinin de yüzünde maskeleri vardı. Beyaz maskeli Lord Az'goth, kadını baştan aşağı süzdü.

 

Gölgeden daha kara siyah saçları vardı. Yüzünü tamamen kapatan siyah maskesi cazibesini artırıyordu. "Acaba gözleri ne renk?" diye sordu kendine. Uzun siyah elbisesi tüm bedenini sarıyordu.

 

Maskesini çıkarmasını isterse yanlış anlaşılacağından korktuğu için bu tekliften vazgeçti.

 

'Kutlamaları beğendiniz mi?'

 

'Beğenmek ne demek. Tek kelime ile mükemmeldi, lordum.' Az'goth en çekici tonunda güldü. Bu kadın ilgisini çekmede son derece başarılıydı. İlgiyi hak ediyordu da.

 

'Öyleyse kalemde düzenlediğim ufak eğlenceye de katılmak istersiniz. Emin olun aşağıda gördükleriniz kutlamanın daha başlangıcıydı.' Ellerini karnının üzerinde birleştirdi ve bacak bacak üzerine attı. Kadın ise lordun tam karşısında kıpırdamadan duruyordu.

 

'Memnuniyetle. Kendimi takdim etmeme izin verin lütfen. Adım D'haene, hizmetinizdeyim.' Başını eğip selam verdi.

 

'13 Şeytan Lordundan Az'goth...'

 

.

.

.

 

Yüksek duvarlarla çevrili kalenin bulunduğu 3. katmana girdik. Araba kalenin önünde durdu. Onlarca yaver lordlarını karşılamak için sıraya girdi. Kapıyı açtılar. Şeytan Lordu'nun arkasından bende indim.

 

Kafamda canlandırdığım kale daha şeytaniydi ama karşılaştığım hayalimdekine  kıyasla oldukça sıradandı. Taştan yapılmış kalenin 3 kulesi vardı. Kulelerin kubbeleri sivriydi ve üzerinde simgesini göremediğim bir bayrak dalganıyordu.

 

Konukların gelişini beklemek üzere bir odaya gittik. Oda lordun özel görüşmeleri için kullandığını varsayacağım kadar küçüktü. Geniş bir masa, 2 uzun kanepe ve koltukla beraber bir de balkonu vardı. Şehre bakan duvar tamamen camdan ibaretti. 

 

Şehir meydanından fırlatılan havai fişekler  geceyi aydınlatıyordu. Camın önünde durdum. Parlak ışık gösterisini izledim. Bu sırada lord elinde 2 kadeh ile yanıma geldi.

 

Kadehlerin içinde şarap olduğunu düşündüğüm kırmızı bir içki vardı. Kristal kadehi aldım. Tadına bakmadan önce kokladım. O zaman anladım ki içkiler hakkında hiçbir fikrim yoktu.

 

'Nice Şeytan Kral kutlamalarına!' diye kadehini kaldırdı. Ona uydum.

 

'Ve nicelerine!' Saray adabını düşünerek aldığım yudumu küçük tuttum. İçtiğim şey şaraptı ama tadı daha önce içtiğim şaraplara benzemiyordu.

 

Hafif acımsı ve dilimi burkan ikinci bir tat daha alıyordum. Bu tadı biliyordum, adı dilimin ucundaydı. Düşüncelere daldığımı gören Az'goth arkasındaki tezgahta duran 2 farklı kırmızı şişeleri gösterdi.

 

'Kanı biraz daha fazla mı olsun isterdin?'

 

Kan… Şarabın içinde kan vardı. Satıcı kızdanda insan etli çörek aldığımı hatırladım. Şarapta kan olmasına neden şaşırıyordum?

 

'Oranı gayet iyi lordum. Teşekkür ederim.'

 

Kanın kırık tadı şarabın tadını çok bastırmıyordu. İlk kadehi bitirdikten sonra hemen ikincisine geçtik.

 

Yaptığım numaranın işe yaraması işleri hızlandıracaktı. Rochel'a beni itmesini söyledikten sonra diğerleriyle buluşup kaleye sızmalarını söylemiştim.

 

Ayağımın buruk olmadığını anlamaması için cam kenarından ayrılıp koltuklara dönüyordum ki giydiğim topuklular dengemi bu sefer gerçekten bozdu.

 

Paldır küldür dengemi tekrar kazanmaya çalışırken bana yardım etmek isteyen lordun üzerine düştüm. O da dengesini kaybetti ve beraber kanepeye yuvarlandık.

 

'Ah…' Kanepeye düşerken dizimi masaya çarpmıştım. Bu kadar acıyacağını düşünmemiştim. Başım öldürmek için geldiğim Az'goth'un göğsünde duruyordu. Tek eli zarar görmeyeyim diye başımı tutuyordu.

 

Acıyan dizimi tutmak için beni sımsıkı tutan lordun elinden kendimi kurtaramadım. Elim adamın karnının üstündeydi. Yavaşça dizime inen elim lordun bacaklarına dokundu.

 

'Küçük hanım sandığımdan daha kurnaz çıktınız. Bu kadar çabuk sarhoş olacağınızı ve hızlı davranacağınızı düşünmemiştim.'



"Bu şeytan bozuntusunun derdi ne?" dedim ama sonrasında ne demek istediğini anladım. Adi herif onunla yatmak istediğimi sanıyordu. Elini başımdan çekti. Bende elimi bacaklarından geri çektim.

 

'Lordum, ben…' Ölüm enerjisini yavaş yavaş saldım. Az'goth'u tahrik etmeye yeterliydi.

 

'O güzel yüzünü görmeme izin verirsen bu olanları yaşanmamış sayabilirim.'

 

'Nasıl isterseniz efendim ancak maskemi çıkarma şerefini siz buyurmaz mıydınız?'

 

Beyaz maskeden sarı gözlerini gördüm. Çoktan tahrik olmuştu. Yüzünde bir gülümseme olduğundan emindim. Ne tesadüf ki aynı tebessüm benim dudaklarımda farklı bir anlamda vardı.

 

Sağ elimdeki eldiveni çıkardım ve yavaşça Az'goth'un yanaklarını okşayacak bir sevgili gibi ona uzattım. Şeytan lordu ise maskemi yavaşça çıkarıyordu. Her şey az sonra bitecekti.

 

Bu sırada kapı çalındı ve hemen içeriye lordun yaverlerinden biri girdi. Bulunduğumuz garip pozisyondan dolayı lord hemen ayağa kalktı. Kanepenin arkasına doğru beklemediğim bir hızda fırlatıldım.

 

Sert zemine düştüğümde bu sefer başımı koruyacak kimse yoktu.

 

'Afedersiniz lordum. Misafirlerinizin hepsi geldi.'

 

'Çıkabilirsin. Geleceğim…' 

 

Yaver kapıyı arkasından kapattıktan sonra Şeytan Lordu odada beni arıyordu. 

 

'D'haene?'

 

'Kanepenin arkasındayım lordum.'

 

Zemine vurduğum kafam ve masaya vurduğum dizim fena sızlıyordu.

 

'Şeytan Kralın kemikleri adına yerde ne yapıyorsun?'

 

'Yaveriniz içeri girdiğinde beni buraya fırlattınız…'

 

'Öyle mi yaptım? Özür dilerim.' Kalkmama yardım etti. 

 

'Önemli değil. Her şey çok ani oldu.'

 

'Ayağın nasıl oldu? Kutlamada bana eşlik edebilecek misin?'

 

'Daha iyiyim efendim. Yarım kalan işimizi gece bitirme sözünü alabilirsem şayet,  size eşlik etmekten onur duyarım.'

 

Sarı gözlerinin parlamasını gördüm. İçleri coşkuyla yanıyordu. 

 

'Söz veriyorum.'

 

.

.

.

 

Lordun özel davetinde seçkin asillerin yanı sıra çeşitli yerlerden gelen konuklarda vardı. 50 kişilik kutlamada Az'goth'un hemen yanında misafirleriyle beraberdim.

 

Çoğu yakın vilayetlerden gelen asil Ölümsüzler olup Ölükabir'in içindeki nüfuzlu asillerden oluşuyordu. Ölümsüz topraklarının dışında da faaliyet gösterdiğini gururla anlatan birkaç asille de tanıştım. Bunlar Buz Diyarı ve İnsan Krallığı arasındaki ikmal noktalarıydı. 

 

Asillerin bu tür kutlamalara lord tarafından özel davet almaya can attıklarına emindim. Herkes lord ile konuşmak istiyordu. Böylece ona yakınlaşmaya çalışacaklardı. 

 

Herhangi bir mevkiye sahip olmamakla beraber Az'goth'a kim olduğum sorulduğunda;

 

'Derinkuytu toprakları hanımı D'haene.' olarak varlığı bile şüphe uyandıran toprakların sahibesiydim. Kimse lordun sözlerine karşı çıkamıyordu. Buna yapmaya cesaretleri yoktu. Ufak sohbetlerin arasında "Leydi D'haene" olarak çoktan ünvanımı almıştım.

 

Lordun koluna girdim. Ona gereğinden fazla sokuldum.

 

'Ayağım hala acıyor. Sizden destek almam gerektiği için beni mazur görün lütfen.'

 

'Siz daha iyi olana kadar kolumdan destek almaya devam edebilirsiniz.'

 

'Çok naziksiniz efendim.'

 

Kolundaki elimi nazikce okşadı. Kutlamaların bitmesi için bu sıkıcı formalitelere katlanmak zorundaydım. Gece olduğunda ise Az'goth ölecekti.

 

Onu öldürecektim ve yüzüğüme yerleştirecektim. Bedeninin çürümemesi için özel bir yatağa ihtiyacım vardı. Belkide Buz Diyarı'na gittiğimizde cesedini buz kütlesinin içine sokup öyle kaldırabilirdim. Evet bu işe muhakkak yarardı.

 

Kutlamaya davet edilenlerle görevli çalışanlarda maske takıyordu. Siyah üniformalarına ve beyaz gömleklerine uyumlu yapılan beyaz birer maske takıyorlardı. Maske olabildiğince sadeydi. Değişiklik olarak maskeler farklı hayvanların figürlerindeydi.




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1318

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1118

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 930

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 851

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 737

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 690

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 667

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 619

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 573

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 540

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 436

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 210

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 195

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 146

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 146

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 121

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 117

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 115

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 84

Ejderha İmparator
Ejderha İmparator
Beğeni Sayısı: 72

Site İstatistikleri

  • 17107 Üye Sayısı
  • 473 Seri Sayısı
  • 23026 Bölüm Sayısı


creator
manga tr