Milyonlarca insanın aynı kötülükleri paylaşması o kötülükleri erdeme dönüştürmez; aynı hataları yapmaları, o hataları doğru kılmaz. #Erich Fromm

Beyond Eternity - Bölüm 55: Acı Dolu, Paslı ve Üzgün


Kollarımda yatan kızımın cansız bedeni titremeye başladı. Sarmaşık zırhının altın sarısı ışıkları yavaş yavaş parlamaya başladı. Ümitsizce ellerimi ondan çektim. Göz kapakları kıpırdadı. Uzun kirpiklerini yavaşça araladı.

 

'Bana ne çarptı? Bayıldığımı bile hatırlamıyorum. Aman tanrım donuyorum!' Ona İdarr ile yaptığım anlaşmadan bahsedemezdim. İdarr'ın da bu fikirde olduğundan emindim. Ortadan kaybolmuştu.

 

'Auron kaçtı. Şeytandan aldığı Ölüm Şövalyesi ortalığı kasıp kavururuyor. Sen biraz dinlen. Onun icabına senin için bakarım.' Hemen doğruldum ve arkamı döndüm. Lanet etksini hemen göstermeye başlamıştı. Yüzümün diğerlerince görülemeyecek olması korkuya yol açacağından yüzüğümden uzun bir pelerin çıkardım. Kapşonu yüzümü tamamen gizliyordu. Kızımdan uzaklaşırken gözlerimde akmak isteyen yaşlara hakim olmakla meşguldüm. Pelerinimi sıkıca tuttu. Yüzüne bakamayacak kadar kötü hissediyordum. Pelerini tutan elini bırakması için içimden yalvarıyordum.

 

'Anne iyi misin? Yaralandın mı yoksa?' Sesimin düzgün çıkması için kendimi zorladım.

 

'İyiyim birtanem. Babanın öldürmesi gereken bir iblis var.'

 

İğrenç yaratığa nefret dolu gözlerle baktım. Etrafına ölüm saçan şövalye bakışlarını bana çevirdi. Koyu lacivert miğferinin arkasındaki zifiri karanlıkta 2 çift kızıl göz parlıyordu. Kadim zindandaki gibi üzerime koşmaya başladı.

 

İçimde korkudan eser yoktu. Az öncesine kadar yüzüne bakmaya korktuğum yaratık artık bana zerre korku aşılamıyordu. Benim için o artık ölüydü. Sakince olduğum yerde bekledim. Uzun zümrüt kılıcımı çağırdım. Tekniğimin bir parçası olan silah paslanmadı.

 

Herkes yaratığın önünden çekiliyordu. Salonda hala ölümsüzler vardı fakat durum kontrol altına alınıyordu.

 

Dev buzul kılıç durduğum yere düştü. İleriye doğru zıpladım ve kalın zırhında bir delik açmaya çalıştım. Metale çarpan kılıcım hızla geri sekti.

 

'Kahretsin çok sert.'

 

Karnına yolladığım lav topu şövalyeyi biraz yavaşlattı. Vücudu biraz yansada zırhı sapasağlam duruyordu. Zırhını aşamazsam hiçbir şey yapamazdım. Onu kırmalı, parçalara ayırmalıydım sonrada şövalyenin bedenini cayır cayır yakmalıydım.

 

Buzul kılıcı karşılayabilmenin imkanı yoktu. Tek yapabileceğim saldırılarından kaçınmaktı. Şövalye kocaman olmasına rağmen çok hızlıydı. Kılıç hareketine başlamadan kıpırdamam gerekiyordu. Ardı sıra gelen darbelerden kaçtım. Kılıç tutan kolunu saf dışı bırakmalıydım.

 

Kılıç zemine çarpıp saplanınca harekete geçtim. Kolunun üzerine çıktım ve tam omzunun iki zırh parçasının olduğu yere kılıcımı sapladım. Yaratıktan acı dolu bir çığlık yükseldi. Çılgınlar gibi çırpınmaya başladı. Yaratık sabit durmazsa ikinci bir darbe indiremezdim. Dicos'a bağırdım. Kukla uçarak yaratığın bacağına saldırdı. Işıktan kılıcı zırha etki ediyordu. Şövalyenin dengesi bozuldu ve yere düştü. Yere yığılırken dengemi kaybettim ve yaratığın göğsüne düştüm. Çıplak ellerim zırhına temas etti.

 

Şövalye omzuna sapladığımdan daha fazla çığlık atmaya başladı. Bunun sebebi lanetlenen bedenimin çürüttüğü zırhıydı. Ölüm Şövalyesinin zırhı ve bedeni bir bütündü. Acı çekmesinin asıl nedeni buydu. Metal derisi çürümeye devam etti. Çılgınlar gibi etrafta koşuşturuyordu. Çığlıkları kulaklara acı verecek kadar yüksek ve çirkindi. Metal derisi paslanırken hareketi kısıtlandı. Miğferi ve beraberinde kızıl gözleri çürürken tamamen paslanmış, hareket edemeyen kollarını var gücüyle yüzüne götürdü.

 

Son bir çığlık yüreklere korku salarken kolları daha fazla dayanamadı ve koptu. Ölüm Şövalyesinin düşmesiyle Ölümsüzler kaçışmaya başladı.

 

Acıdan ayakta duramayan bedenimin kendini salıverdi. Dicos beni yakaladı. Kucağına aldı ve konuşmasa bile gözlerindeki bakışları bir çok sözle anlatılamayacak büyük bir endişeyi barındırıyordu.

 

'Beni yere bırak.' Kukla emrime itaat etmedi 'Beni buradan olabildiğince hızlı götür.'

 

Işıktan kılıcı yoğun bir parıltı yaydı ve tapınağın en alt katındaki salonda ortadan kaybolduk. O hengamede ortadan kaybolduğumu 1 kişi hariç kimse fark etmemişti. Geride yüzümden düşürdüğüm yarısı hasarlı maskem kalmıştı... 

 

.

.

.

 

Alacakaranlık Yıldız Sarayı,

 

Auron'un yenilmesinin üzerinden 3 yıl geçmişti. O zafer gününün anısına 6 tarikat her yıl kutlama yapmaya karar vermişti. Kutlamalar sırayla bütün tarikatların evinde düzenlenecekti. Tarikatlar arasında huzur ve barış tekrar yerini bulmuş ve ilişkiler güçlenmişti. 6 tarikatın ortak kararı ile ittifak bozulmamıştı. Bu yılki büyük baloya ev sahipliğini Kızıl Buz yapıyordu. Her yıl düzenlenmeye devam eden etkinlik son 2 yıla göre tarikatlar arasındaki bir kutlama olmaktan çıkmış, çoğu ırkın ülkesinden temsilcilerle resmi bir hava kazanmıştı.

 

Atlı arabalarda gösterişli kıyafetlerle inen hanımefendi ve beyefendiler saray salonuna ilerliyordu. Kutlamaya ev sahipliği yapan Kızıl Buz tarikatının lideri Bilge Kundi saray salonuna açılan merdivenin en başında durmuş konukların gelişini izliyordu.

 

'Üzerinde savaş cübben yokken yaşlı bir moruktan farkın yok dostum.' Kundi kıkırdayarak arkasını döndü.

 

'Bunu diyene bak hele. Kır keçi sakalın seni torun bekleyen dedeleri andırıyor Specta.' Dostunun elini sıkıca kavradı.

 

'Benden 20 yaş daha yaşlısın. Belkide çoktan kafayı üşüttün haha.'

 

'Hadi ordan serseri. Kızın hala evlenmedi diye genç yaşta dul kalmış benimle dalga geçmeye utanmıyor musun?'

 

'Kızım Rochel diğer kızlar gibi değil. O özgür ruhlu birisi. Evlenmese bile benim için sorun olmaz.'

 

'Kızının anlattıklarını bana anlatma, benim karnım bu laflara tok.'

 

'Yaşlandıkça inatçılığın artıyor dostum. Ah, buraya geliyor bu konuyu daha sonra konuşuruz.'

 

'O yabancı değil. Bak seninki de onunla beraber.' Kundi yüzünü gelenlere doğru çevirdi. Specta da gelenin yanındaki kızını görünce konuyu çabuk kapatmaya çalıştı.

 

'Evet o yüzden sonra konuşuruz dedim.'

 

'Hahaha, öyle olsun ama torun iyidir aklında bulunsun.' Frimold ve Rochel tam o sırada yanlarına geldiler.

 

'Ney aklında bulunsun baba? Üstat Kundi sizi böyle neşeli gördüğüme çok sevindim.' Specta kızına söyleyecek bir şey düşünürken Kundi araya girdi.

 

'Seni böyle güzel bir elbise içinde görmem neşemin kaynağı Rochel. Babana seneye ev sahipliği yapacağı kutlamada unutmaması gereken birkaç ufak hususu söylüyordum.' Specta'ya göz kırptı. 'Dediğim gibi dostum masaların 6 kişilik ve masaya konulan şamdanlarda 6 mum yanmasına dikkat etmelisin.' Specta konuya kolayca adapte oldu.

 

'Tabikide. Üzerine 6 sayısı işlenmiş broşlar yaptırmayı düşünüyorum.'

 

'Bugünkü kutlamaları dikkatlice incelemelisin baba. Gelecek sene Üstat Kundi'den geri kalmamalıyız.' Rochel dar siyah bir elbise giyiyordu. Omuzları çıplaktı. Boynunda beyaz parlak bir kolye vardı. Kısa saçları sadece kulaklarını kapatacak kadar uzundu.

 

'Daha bugünkü kutlamaya başlamadan seneye olacak olanı planlıyorsunuz.' Frimold iki elini Kundi ve Specta'nın omuzlarına koydu.

 

'Beni yanlış anlama Frimold evladım. Seni sahip olamadığım kızım kadar severim ama bu kutlama ilk yıl senin evinde yapılana kıyasla farklı bir seviyede. Bu yıl çoğu krallık temsilcilerini yolladı. Tabi onlar yolluyorsa diğer küçük kurumlar boş durur mu? Bunlar arasında Maceracılar Loncasının en iyi Mithril ekiplerinden oluşan bir komite bile var.' Altın sarısı elbisesi ışıl ışıl parlayan Frimold cevap verdi. Sarı saçları beline kadar iniyor ve siyah gözlerinin içi parlıyordu.

 

'Öyleyse nice huzur dolu senelere dostlarım.' Uşaklar ellerinde kadehlerle servis yapmaya başladı. Kutlamalar başladı. Dans eden çifler ve çalınan farklı müziklerle herkes eğleniyordu.

 

Kutlamaya Maceracı Loncası adına yollanan komite ilk kez orada bulunuyordu. Komitedeki bütün Mithril maceracılara bunun bir görev olmadığı söylenmişti. Ancak tetikte olmalarında bir sakınca yoktu.

 

Eleel, Ragor ve Akira'da oradaydı. Geçen yıl Mithril seviyeye çıkmışlardı. Ragor üzerindeki resmi takımla zor anlar yaşıyor gibiydi. Ona göre Eleel ve Akira bu tarz etkinliklere alışıklardı. Akira kısa mavi bir etek ve üzerine beyaz bir bluz giymişti. Eleel ise daha sade bir şekilde siyah uzun düz bir elbise giymişti ama kulaklarına görevlilerce söylenen bir bilgi ile ana kapıya yönelmişlerdi.

 

'Tam da kutlamaların en eğlenceli yerindeydi nya~'

 

'Önemli bir şey olduğunu sanmıyorum Akira ama yinede göz atmalıyız.'

 

'Herhalde herifin teki fazla içip ortalığı karıştırdı. Davetyede kostüm giyilecektir diye bir şey yazmıyordu.' Ragor boğazına batan gömleğinin düğmelerini çözdü. 'Böyle daha iyi.'

 

'Şunun tarifini bir daha anlatsana.' dedi Akira.

 

'Kapkara zırh giymiş, etrafındaki insanları rahatsız eden birisi. Görevliler salona giremeyeceğini söylesede içeri girmekte ısrar ediyormuş.'




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1320

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1120

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 930

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 851

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 737

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 690

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 668

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 619

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 573

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 540

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 439

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 210

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 195

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 146

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 146

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 121

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 117

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 115

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 84

Ejderha İmparator
Ejderha İmparator
Beğeni Sayısı: 72

Site İstatistikleri

  • 17135 Üye Sayısı
  • 476 Seri Sayısı
  • 23125 Bölüm Sayısı


creator
manga tr