“Göklerin altında tek şeytan. Yeryüzünün üzerinde basit bir tavuk.. “ #Emperor’s Domination

Beyond Eternity - Bölüm 50: Tapınağın İçi, Auron'a Yaklaşma


Birine yalanınıza inandırmanız gerekiyorsa bunu yapmanın tek yolu yalanların arasına doğruları sıkıştırmaktır. Rochel'in yüzünde anladığını ve onayladığını belirten bir ifade vardı. Gözlerinde bir merak parıltısı belirdi.

 

'Rahmetli annemin anlattığı bir hikaye aklıma geldi. Yıllar önce ben küçükken anlatırdı. Hikayenin adı 3 Kardeşin Yolculuğu. Hikaye cennetten kovulan 3 meleğin yeryüzüne inmesiyle başlıyor. Başıboş ve amaçsız dolanan 3 meleği bir şeytan buluyordu. Melekler şeytanın ne olduğunu anlayamıyorlar. Çünkü bahsi geçen şeytan aslında bir şeytan değildir. Sadece omuzlarında ve kafasında birer çift boynuzu vardır. Melekler bu adama aşık olurlar. Adam meleklerin cennetten kovuluş hikayelerini dinler. Onlara acır ve evine davet eder. Sarı parlak saçlara ve siyah gözlere sahip melekler adama merakla bakarlar. Issız bir ormandaki kulübesinde meleklere bakmaya başlar. Aradan yıllar geçer şeytani görünüşe sahip adam melekleri kızlarıymış gibi sever. Birini diğerinden daha fazla sevmez. Üçüne de aynı ilgiyi gösterir. Melekler yavaş yavaş kanatlarını ve üzerlerinde taşıdıkları kutsal ışığı yitirip normal insanlara benzerler. Adam kızlarının hastalandığını sanar. İlerleyen yaşına rağmen dağda şifalı otlar aramaya çıkar. Bir daha da geri gelmez.'

 

Hikayenin beni ve kızlarımı anlattığını düşündüm. Şeytani tarif, kızlarımla tanıştığım zamankiyle birer bir uyuyordu ama hikayede çok fazla değişiklik vardı. Belkide Rochel çocukken annesinin ona anlattığı çocuk masallarından biriydi. Yinede hikayenin devamını merak ediyordum.

 

'Melekler uyandıklarında aşık oldukları adamı evde bulamazlar. Dışarı çıkıp aramadan önce onu 3 gün evde beklerler. Üçüncü günün sonunda melekler birbirleriyle kavga ederler. Hepsi adamın gitmesinden diğerini suçlar. Kendi aralarındaki kavganın sonunda adamı ilk bulanın onunla beraber yaşamasına karar verirler ve üçü farklı yollara gider. '

'Aslında adam dağda şifalı otlar toplarken kayıp uçurumdan aşağı düşerek ölmüştür. Melekler adamın öldüğünden habersiz 1 asırı aşkın süre boyunca adamı aramışlar. Hiçbiri bir diğerine soru soramayacak kadar inatçıymış. Hepsinin aklında da aynı amaç varmış. Aşık oldukları adamı bulup onunla tek başına yaşamak. Melekler uğradıkları yerlerde halka şifa, bereket ve huzur getirmiş. Hikayeleri dilden dile aktarılmış. Herkes meleklerin adamı bulamaması için tanrılara dua etmiş ki yaşadıkları güzel günler sonsuza kadar sürsün. Onlara birbirlerine çok benzedikleri için 3 Kız Kardeş demişler. Bütün kıtayı gezdikleri söylenir. Anlatılanlara göre bu meleklerden sadece biri ölümlülerle konuşmayı seviyormuş. Diğer ikisi hiç konuşmazmış. Güzel seslerini sadece o adamın duymasını isterlermiş.'

 

'Konuşanın adı neymiş peki?' Hikayenin heyecanına kapılmıştım.

 

'Bir adı yokmuş. Karşılaştığı halklar ona ismini sorduklarında adının olmadığını ama aşık olduğu adamın ona Aleif diye seslendiğini söylermiş.' Kanım birden buz kesti. Rochel o ismi yanlış söylemiş olmalıydı.

 

'Adı neydi demiştin? Tam duyamadım.'

 

'Adı Aleif'miş. Konuşmayı çok severmiş ve tek konuştuğu şeyse o kişiden başkası değilmiş. Onu diğer kardeşlerinden ayıran ikinci kısım ise belinde taşıdığı kılıçmış. Diğer ikisinden biri bir çift hançer diğeri ise büyük bir kılıç taşıyormuş.' Artık hikayenin beni ve kızlarımı anlattığındam emindim. Anlatılanlar saçmalıktan başka bir şey olmasa da kendimi bir masalın içinde rastlamak hoştu.

 

'Melekler hala geziyor olmalılar. Sonuçta adam ölmüş.'

 

'Hayır, hikaye öyle sona ermiyor. Aleif ölümlülere olan samimiyetini kaybedecek kadar ağır bir yara almış. Barbarlar onu buza hapsolmuş ülkelerini kurtarmak için alıkoymuşlar. Aleif'in gücüyle baş edemeyeceklerinin farkında olduklarından onu mühürlemişler. Diğer iki melek onu kurtarmak için aralarındaki küslüğe bir son vermişler. Barbarların ülkesinde onları beklemedikleri bir sürpriz karşılamış. Buzun hakimi Avorosa onlara saldırmış. Avorosa yeryüzüne inen meleklerin en güçlüsüymüş. 3 kardeş bir araya gelse bile ona denk olamazmış. Yinede 2 kardeş 3. kardeşleri için ölümüne savaşmışlar. Savaşın sonunda Avorosa'yı yenememişler. Canlarını Avorosa'nın gözünü yaralayarak kurtarabilmişler.' Hikayenin doğru olduğundan şüpheliydim. Melekleri tanımıyordum ama hikayede anlatılan Avorosa bir melek olmayabilirdi. Sonuçta kızlarımdan da melek olarak bahsediliyordu.

 

'Meleklere sonra ne oldu?'

 

'Aleif Avorosa'nın elinde esir kalmaya devam etti. Kardeşlerden biri kendini bir yanardağın içine attı. Diğeri ise ölümlülerden uzakta bir ormanda sonsuz uykuya yattı. Ustan bu hikayede ki melekleri andırıyor ama tek fark aradığı şey kızları. Annen sana hiç böyle hikayeler anlatmadı mı?' O ana kadar bu konuyu hiç düşünmemiştim. Konuşmadan uzunca bekledim.

 

'Geçmişim karanlık. Canını sıkmak istemem.'

 

'Yırtık giysilerle yarı çıplak halin emin ol daha çok canımı sıkıyor.' İstemsizce gülümsedim. Rochel'in gerçekten insanın içini ısıtan bir havası vardı. Ona asıl çocukluğumu anlatmaya başladım. Tanrılar tarafında cezalandırılmadan önceki ilk hayatımın deneyimsiz günlerini.

 

'Fakir bir ailenin en küçük çocuğuydum. Annem bir soylunun köşkünde hizmetçiydi, ta ki köşkün sahibi ona tecavüz edene kadar. Abimle eve geldiğimizde annemi kendini asmış olarak bulduk. Babam annemin intiharından sonra yatağa düştü. Abim hem bana hem de babama bakmaya başladı. 5 yıl sonra 15'ime girdiğim gün babam vefat etti.' Üzerinden binlerce yıl geçmiş anılarıma teslim olmuştum. Yaşaran gözlerimi ovuşturdum.

 

Annemin boş bakan ölü kahve gözlerini Rochel'da gördüm. Annem tam karşımda duruyordu. Güzel siyah saçları kır çiçekleri kokuyordu. Başımı annemin bacaklarına koydum. Bitap düştüğümden halüsinasyon görüyor olmalıydım. Bunun bir rüya olduğunu bildiğim halde uyanmak istemedim.

 

Avareden farkım yoktu. Başıboş gezen evsiz biriydim. Tamamen güvenebileceğim kızlarım dışında kimse yoktu. Ayaklarımın üzerinde bütün yük omuzlarımda çabalıyordum. Kaderim beni buraya getirmişti. Belkide bugün son günümdü.

 

Kendime geldiğimde Rochel saçlarımı okşuyordu. Yorgunluktan içim geçmişti. Nemli gözlerimi sildim. Kadın olduğumda en nefret ettiğim şey daha duygusal oluşumdu.

 

'Daha iyi misin?' Doğruldum.

 

'Evet, üzgünüm. Geri dönsek iyi olur devam etmeliyiz.' Tapınaktan çıktık. Birlikler hizalanmaya başlamışlardı. Frimold'u birkaç kıdemlisi ile konuşurken buldum. Hızlıca bir takım emirler verdi. Harekete geçildi.

 

Tapınak yukarıya değil aşağıya doğru inşaa edilmişti. Girdiğimiz heykelli oda aslında en üst kattı. İçeride inen onlarca kat olabilirdi. Bütün bir ordunun içeri giremeyeceğinden sadece 100 kişi ile iniyorduk. Kalanlar tapınağın önünde kampta kalmıştı. 3 kat indikten sonra seçilmişlerden oluşan kalabalık bir grup ile karşılaştık.

 

'İlerleyişiniz buraya kadar. Geri dönün yoksa hepiniz öleceksiniz.' Bunu diyen sarışın adamın yanağında bir sayı dövmesi vardı. Derinin üzerinde 14 yazıyordu. Yanındaki seçilmişlerin çeşitli yerlerinde numaralarını ifade eden dövmeler var. Çoğu 20 ile 50 arasında değişiyordu. Frimold numaraların ne anlama geldiğini bana anlatmıştı. 14 numara en güçlü olanlarıydı.

 

Cevap vermeden saldırıya geçtik. Elitlerle savaşmak zorlayıcıydı. Orklar ya da Kaidalar'dan daha güçlülerdi. Dicos'u karşılarında gördüklerinde gözlerindeki korkuyu görebiliyordum.

 

Düşmanın arasına atıldım. 14 numaraya ulaşmaya çalışıyordum. Seçilmişler elimde can veriyordu. 44 numara, 37, 52, 21… Onlar gözümde numaradan ibaretlerdi. Değersiz soytarılar…

 

Kılıcım kandan kırmızıya boyandı. Gelen darbelerden kaçsamda sırtımı boylu boyunca kesen mızraktan kurtulamamıştım. Sırtımdan aşağı süzülen kanın hızı inanılmazdı. Umursamadım ve savaşmaya devam ettim. Yüzüme gelen başka bir darbeyi savuşturamadım. Kılıç sol kaşımın üzerinden yanağıma kadar indi. Maskem paramparça oldu. Gözüm yaralanmamıştı ama oluk oluk akan kan sol gözümün görmesini engelliyordu.

 

Öldürmeye devam ettim. Gözümde değeri olmayan varlıklar kağıt kadar kolay kesiliyordu. 14 numarayla karşı karşıya geldim.




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1301

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1108

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 918

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 843

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 732

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 684

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 662

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 615

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 562

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 534

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 424

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 208

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 190

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 145

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 143

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 120

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 116

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 112

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 74

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 16676 Üye Sayısı
  • 453 Seri Sayısı
  • 22417 Bölüm Sayısı


creator
manga tr