"En büyük bilgelik şu andan zevk almayı hayatın en büyük amacı kılmaktır, Çünkü tek gerçek budur, başka her şey düşünce oyunudur. Ancak bunun en büyük budalalığımız oldugunu da söyleyebiliz, çünkü yalnızca kısa bir süre için var olan ve bir rüya gibi kaybolan içinde bulunduğumuz bu an asla ciddi bir çabaya değmez." #Arthur Schopenhauer

Beyond Eternity - Kitap 1, Bölüm 48: Auron Oğlu Dicos


Sıcağı hissetmesemde beni yavaşlatıyordu. Bedenimi zorluyordu. Dicos'un dibine kadar girmiştim. Kılıcımı tam kafasına doğru savurdum. Çıplak ellerinin arasından ışıktan bir kılıç belirdi. Kılıçtan yayılan ısı kavurucuydu. Zümrüt kılıcımdan dumanlar yükseldi. Kılıcının gücü benimkinden fazlaydı ama onu benim kadar etkili kullanamıyordu. Büyüye olduğu kadar kılıç sanatına hakim değildi.

 

Karnına bir tekme savurduysam da yere düşmedi. Geriye doğru sürüklendi. Yüzündeki tiksinmiş ifade öfkeyle doluydu.

 

'Sen! Sen bana nasıl dokunmaya cüret edersin!' Onu kışkırtmayı sürdürdüm.

'Anlaşılan baban bile sana dokunmamış. Seni sevmiyor olmalı. Tam bir yüz karasısın.'

'Ne dedin seni fahişe? Seni ışıktan bir çarmığa gereceğim ve ölsen dahi oradan inmeyeceksin.' Kılıcını tüm hiddetiyle savurdu. Gelen darbeye karşılık versemde çok güçlüydü. Geriye doğru zıpladım. Havadayken gökten inen yıldırım hızındaki başka bir ışık huzmesi üzerime düştü. Altımdaki toprak benimle beraber içeri göçtü. Son anda zırhımla hasarı minimuma indirsemde giysim paramparça olmuştu. Gökyüzünden inen ikinci ışık üstüme düşmeden kaçmayı başardım. Maskem ortadan ikiye çatırdadı. Henüz kırılmamıştı ama bir darbe daha alırsa un ufak olacaktı. At kuyruğu yaptığım saçlarım çözülmüştü. Rüzgarda özgürce salınıyordu.

 

Düşünmeden her şeyiyle saldırıyordu. Eninde sonunda hata yapacaktı. Bu da onun sonu olacaktı. Tekrar saldırıya geçtim. Gökyüzünden inen ışıklardan ard arda kaçıyordum. Kılıcımı Dicos'a fırlattım. Kılıcımı savuşturmak için kavurucu ışık kılıcı kaldırdı. Tam bu sırada kılıcımı geri çağırdım ve kılıcı tutan kolunda derin bir yara açtım. Kanayan pazısı beyaz cübbesini kana buladı. Acıyla inlerken sövüp sayıyordu. Kılıcı elinden düştü. Toprağa düşen kılıçtan dumanlar yükseldi. Toprak alev aldı.

 

Kolundaki yarayı tutuyordu. Arkasındaki Kaidalar'a bağırdı. Kadınlar sıcaktan çok yavaş hareket ediyorlardı. Üzerlerinde mühür olsa bile bedenleri limitlerini aşmıştı. Seri hareketlerle Kaidalar'ı yere serdim. Öfkesini içinde tutamıyordu.

'Burası senin mezarın olacak.' Kollarını ve başını yukarı kaldırdı. Savaş meydanına inen ışığın parlaklığı ve sıcaklığı arttı. Kör edici ışık daraldı ve benim bulunduğum noktada odaklandı. Kavurucu sıcak içime işledi. Hiçbir şey göremiyordum. Kulaklarımda sağır eden bir çınlama vardı.

 

.

.

.

 

Savaş meydanının diğer tarafında çarpışma durdurak demeden devam ediyordu. Kızıl Buz kullanıcıları ve Kutsal Düzen'in perileri düşmanı geri çekilmeye zorlamış ve dağa tırmanışa geçmişti. Frimold ilk Kaida'yı öldürdüğünde garip bir duyguya kapıldı. Kadın aynı ona benziyordu. Sanki kendisini ve kardeşlerini öldürüyormuş gibi hissediyordu. Bu sebepten ötürü içinde hüzün vardı. Dağ üzerindeki düşmanla savaş devam ediyordu. Orklar ve Kaidalar dışında henüz Işık seçilmişlerinden ortaya çıkan yoktu.

 

Kayn efendisinin yanına koşarak geldi.

'Sağ tarafta bir seçilmiş belirdi efendim. Acilen gelmelisiniz askerler kadına karşılık veremiyor.'

'Hemen geliyorum. Usta Kundi'ye haber ver yardıma ihtiyacım olabilir.'

 

Frimold hızla sağ kanada yöneldi. Oraya vardığında onlarca peri yerde ölü yatıyordu. Seçilmişin etrafında toplanan Kaidalar ve orklar tekrardan taarruza geçmişti. Hançerlerini çekti. Liderlerini gören periler tekrardan karşılık vermeye başladı. Beyaz cübbeli kadın Frimold'a atıldı. Kılıcını iki hançerini birden kullanarak durdurdu.

'Hiç ortaya çıkmazsınız sanıyordum.' Kadın cevap vermedi. Kaidalar Frimold'un etrafını sardı. Hepsi aynı anda saldırıya geçti. Hançerlerini etrafında çevirmeye başladı. Dans eder gibi bir hali vardı. Altın sarmaşıklar Kaidalar'ı delik deşik etti. Hançerlerde boğazlarını kesti.

 

Savaş tekrar kızıştı. Frimold ve seçilmiş kadın savaşmayı sürdürüyordu. Kadın hançerlerin hızına ayak uyduramamış ve çok sayıda yara almıştı. Sonu gelmek üzereydi. Kayalıkların tepesinden bir ses yükseldi.

'Numara 56 yardıma geldik.' Beyaz cübbeli 5 seçilmiş daha dağdan beraberinde Kaidalar ile iniyordu. Frimold'un etrafını çevrelemeye başladılar. Beşi ile birden baş edemezdi. Karşı saldırıya geçmeden önce rakiplerinin saldırmasını bekledi. Kendisi de bir zamanlar Kaida'ydı ve bu seçilmişlerin ne kadar güçlü olabileceklerinin farkındaydı.

 

Arkasından saldıracağından adı gibi emindi. Tam karşısındaki adam saldıracakmış gibi yaptı ve Frimold'un arkasındaki onunla beraber saldırıya geçti. Hızla arkasını döndü adamın karnına bir tekme attı. Sarmaşıkları ise numara yapan adamın bacaklarına dolandı. Bu sırada yaralı kadın Frimold'a kılıcını saplamak üzereyken karnından geçen kırmızı bir buz kütlesiyle donakaldı. Bütün vücudu kırmızı kan zehriyle kaplandı ve yere yığıldı.

 

Seçilmişler geri çekildi. Kundi tam zamanında gelmişti. Dağın tepesine doğru kovalamaca devam ediyordu. Tapınağın duvarları tam karşılarındaydı. Koca dağ oyulmuş ve içine tapınak inşa edilmişti.  Kulelerden yükselen kolonlar dağın tepesini ayakta tutuyordu. Korkutucu ve ezici bir görünüşü vardı. Tapınağı çevreleyen surlar orklarla dolup taşıyordu. Alevli oklar birlikler dağ tepesine ulaştığında yağmaya başladı. Kızıl buz kullanıcıları vakit kaybetmeden karşılık verdi. İki tarafta fazlasıyla kayıp veriyordu. Surların tepesinden yere yığılan ork yığınları sert kayalara düşüyordu.

 

Kaçan 3 seçilmiş surun yüksek kapısından içeri girip kayboldu. Onlardan biri ölen kadına 56 numara olduğunu söylemişti. Tam olarak kaç tane seçilmiş olduğunu bilmiyorlardı. Savaş meydanında da onlara rastlamamamışlardı. Tapınağın içinde bekliyor olmalılardı. Kızıl buz kullanıcıları onlara pozisyon avantajı sağladıklarında saldırıya geçeceklerdi. Tek gereken biraz sabır ve zamandı. Eğer içeri girmemizi istiyorlarsa istediklerini alacaklardı.

 

.

.

.

 

Kör edici parıltı kaybolduktan sonra gözlerim yeniden rahat görebiliyordu ancak kulaklarımdaki çınlama hala geçmemişti. Kollarımda parlayan yeşil ışığa baktım. Zırhım ve kılıcım  tamamen yeşile dönmüştü. Siyah mat yüzeyinden eser yoktu. Omuzlarımı tamamen saran ve beraberinde üst sırtımı koruyan zırha baktım. Kaya Zehri Lordu'nun son aşamasına ulaşmıştı. Kılıcımında geliştiğini görebiliyordum. Artık daha uzun ve geniş bir silahtı. Bu da demek oluyordu ki İs'in 5. dalına yükselmiştim. Köz'e ulaşmama ramak kalmıştı.

 

Köz kademesine ulaştığım zaman Extia'da 3. aşama bir tanrı olacaktı. 3. aşama bir tanrı olduğunda ise üzerimdeki laneti kaldırabilecekti. Yeni zehir lordu yeteneğim zihnimde yankılandı.

 

Girdap Zehri Lordu'nun asası. Işık ve karanlık dahil 2 ilahi ve 4 temel element büyüsünü kullanabilmeyi sağlar. Ek olarak ölen kişiler kukla olarak kullanılabilir. Toplam 6 aşamadan oluşur. Birinci aşamada elementler orta düzeydedir. İkinci aşamada edinilebilecek kukla sayısı birden ikiye çıkar. Üçüncü aşamada 4 temel element büyüsü ileri düzeye yükselir. Beşinci aşamada kukla limiti üçe yükselir ve daha fazla artırılamaz. Son aşamada 2 ilahi element büyüsü ileri düzeyde öğrenilmiş olur. Kuklaların yok edilmesi durumunda 1 gün ara ile yeniden kukla çağrılabilir ya  da edinilebilir.

 

Zırhımın ve silahımın parıldaması geçti. Yeni oyuncağımı denemek için vakit kaybetmedim. Uzun asa boyum kadardı. Uç kısmında kıvrılan 3 hilal şeklindeki kavis ortada duran mor taşı tutuyordu. Koyu renk ahşaptan bir asaydı. Asayı sol elime, yenilenen uzun zümrüt kılıcımı sağ elime aldım. Sivrileşen tam omuz zırhım bana güç aşılıyordu. Tamamen yenilenmiş gibiydim. Gökyüzündeki ışık artık beni rahatsız etmiyordu. Dicos karşımda duruyordu.

 

'Bu nasıl olur? O ışık babamın bana hediyesiydi.' Asamı Dicos'a çevirdim. Peşinden kılıcım kendi kendine hareket etti. Sağ elim havaya kalktı. Gökyüzündeki ışığı soğurmaya başladı. Işık kılıca akmaya devam etti. Sarı ışık kılıcın metalinde gezindi. Bedenimden aktı ve sol elimdeki asaya kaydı. Mor taş cızırtılar çıkararak adama dev bir ışık topu fırlattı.

 

Dicos'u korumak için  önüne atlayan onlarca Kaida ışık topuyla parçalara ayrıldı. Auron'un oğlu patlamadan ağır yaralı olarak kurtuldu. Bir kolu ve bacağı kopmuştu. Ağzından akan kanlar süresinin azaldığını gösteriyordu. Yattığı kayaların üzeri kan gölüne dönmüştü. Son nefesini verirken babasının adını sayıklıyordu. Arka taraftaki savaş sona ermişti. Tapınağa giden yol tamamen açıktı. Birlikler düzenlerini bozmadan tırmanışlarına devam ediyorlardı. Herkesin şaşkın olduğunu görebiliyordum. Udan ve Elix yanıma gelmişlerdi. Onları Rochel yollamış olmalıydı.

 

'Auron'un oğlunu gerçekten tek başına yendin. Efendi Azyl keşke burada olup ne kadar güçlü olduğunu görseydi.' Elix'in hayranlık dolu sesi hoşuma gitti. Eğlence yeni başlıyordu. Dicos'un cesedinin başına geçtim. Asayı göğsüne dayadım.

 

'Öğrenci Deana ne yapmaya çalışıyorsun?' Udan merakla asama ve cesede bakıyordu. İstemsizce güldüm.

 

'Sizi yeni arkadaşımla tanıştıracağım. Ayağa kalk.'




Yorumlar


Giriş Yap


    Duyurular

    Popüler Seriler

    Against The God
    Against The God
    Beğeni Sayısı: 1451

    King of Gods
    King of Gods
    Beğeni Sayısı: 1198

    Tales of Demons & Gods
    Tales of Demons & Gods
    Beğeni Sayısı: 986

    True Martial World
    True Martial World
    Beğeni Sayısı: 906

    Emperor’s Domination
    Emperor’s Domination
    Beğeni Sayısı: 799

    I Shall Seal The Heavens
    I Shall Seal The Heavens
    Beğeni Sayısı: 778

    Martial God Asura
    Martial God Asura
    Beğeni Sayısı: 718

    Coiling Dragon
    Coiling Dragon
    Beğeni Sayısı: 638

    Swallowed Star
    Swallowed Star
    Beğeni Sayısı: 632

    Kara Büyücü
    Kara Büyücü
    Beğeni Sayısı: 592

    Popüler Orjinal Seriler

    Kara Büyücü
    Kara Büyücü
    Beğeni Sayısı: 592

    KAREN
    KAREN
    Beğeni Sayısı: 217

    GÖKYÜZÜ İMPARATORU
    GÖKYÜZÜ İMPARATORU
    Beğeni Sayısı: 200

    DİPTEN EN TEPEYE
    DİPTEN EN TEPEYE
    Beğeni Sayısı: 157

    Beyond Eternity
    Beyond Eternity
    Beğeni Sayısı: 150

    Yıldızlar Kralı
    Yıldızlar Kralı
    Beğeni Sayısı: 149

    Acemi Ölümsüz
    Acemi Ölümsüz
    Beğeni Sayısı: 136

    SAHİPKIRAN
    SAHİPKIRAN
    Beğeni Sayısı: 129

    THEODEN
    THEODEN
    Beğeni Sayısı: 129

    Lord Of The Demons
    Lord Of The Demons
    Beğeni Sayısı: 124

    Site İstatistikleri

    • 14940 Üye Sayısı
    • 709 Seri Sayısı
    • 33159 Bölüm Sayısı


    creator
    manga tr