"En büyük bilgelik şu andan zevk almayı hayatın en büyük amacı kılmaktır, Çünkü tek gerçek budur, başka her şey düşünce oyunudur. Ancak bunun en büyük budalalığımız oldugunu da söyleyebiliz, çünkü yalnızca kısa bir süre için var olan ve bir rüya gibi kaybolan içinde bulunduğumuz bu an asla ciddi bir çabaya değmez." #Arthur Schopenhauer

Beyond Eternity - Kitap 1, Bölüm 47: Işık


Rüyamda Extia'yı gördüm. Yaşadığımız garip ilişkiden sonra bir daha konuşma fırsatımız olmamıştı. Yaptığımızın yanlış olduğunu kendime inandırmayı denedim ama başaramadım. Yumuşak ellerini uzun siyah saçlarımda gezdirdikten sonra yanaklarımı okşuyordu.

 

'Güzel yüzüne zarar gelmesini istemiyorum. Bu maskeyi al. Tanrılar arasında en gösterişsiz ekipmana sahip olanım ama bu onu kullanışsız yapmaz.' Yoktan beliren maske yavaşça avuçlarıma kondu. Yüzümün sadece yarısını koruyan bir maskeydi. Siyah metalden yapılmıştı ve maskenin uç kısımları arkaya doğru sivriliyordu.

'Teşekkür ederim usta.' Zarif parmaklarını dudaklarıma bastırdı.

'Bana usta dememeni söylemiştim…'

 

Bunların birer rüyadan ibaret olduğunu sanmıştım. Sabah uyandığımda Extia'nın hediye ettiği maskeyi ellerimin arasında sıkıca tutuyordum. Heyecanlı ve gergindim. Elbisemi giyindim, üzerine kolluklarımı taktım ve son olarak maskemi yüzüme yerleştirip dışarı çıktım. Yerlerimize erkenden konuçlanmamız gerekiyordu. Benimle gelecek olan tarikatların toplandığı bölgeye ilerledim. Rochel'in ve Specta'nın yanında benim için ayrılan ata bindim. Diğer tarikat liderleri de yanımıza geldiklerinde yola koyulduk.

 

Güneş tepeye ulaşmadan önce pozisyonlarımızı almıştık. Divan ve Kara Mızrak tarikatları hakkında bilgim neredeyse yoktu. Divan'a mensup üyelerde gözle görülür bir farklılık göremedim ancak Kara Mızrak tarikatının her bir üyesinin elinde uzun birer kara mızrak vardı. Yüzü maskeli liderleriyle yol sırasında konuşma fırsatım oldu. Güçlü ve erdemli bir adamın duruşuna sahipti. Parlak zırhı güneş ışığında göze çarpıyordu.

 

'Bu savaşa katılmayı planlıyor muydunuz?' Yanımda at süren tarikat lideri yüzünü bana çevirdi. Maskenin arkasındaki kahve gözler tehditkardı.

'Geçmişin bedelini ödüyoruz. Kutsal Düzen'in lideri yıllar önce bizi uyarmıştı. Ona gülüp geçtik. Bugün ise sağ salim geri dönebileceğimden bile emin değilim.'

'Bende aynı korkulara sahibim ancak önderler olarak peşimizden bizi izleyenlere güçlü gözükmeliyiz.'

'Bu maskeyi boşuna takmıyorum. Askerlerimin beni korkarken görmesindense diri diri gömülmeyi yeğlerim.'

'Ortak noktalarımızın bu kadar çok olmasına sevindim.' Alnıma kaldırdığım maskemi geri yüzüme indirdim. Tapınak dağın tepesindeydi. Toprağa gömülü kazıklar ve ork askerleri bizi bekliyorlardı. Rochel yanıma yaklaştı.

'Emirleriniz nelerdir komutan?' Yüzünde garip bir gülümseme belirip yok oldu.

'Saldırıyı başlatın.'

 

.

.

.

 

Tapınağın iki tarafında da şiddetli çatışmalar baş göstermişti. Ork birliklerinin dar alanda avantajlı olmaları durumu zorlaştırıyordu. Henüz ilk hat kırılamamıştı. Ana kuvvetin ikiye bölünmesi de ilerleyişi yavaşlatıyordu. Savaş alanının ileri hattında çarpışıyordum. Orklar elimde teker teker can veriyorlardı. Birkaç metre ötemde Elix ve Udan'ın savaştığını görebiliyordum. Rochel o ikisine bana göz kulak olmalarını istemiş olmalıydı. Udan'ın arkasında orkları kılıcıyla havaya savuşturan Vorstac vardı.

 

Orklar güçlü değillerdi ama sayıca fazlalardı. Yavaşta olsa ilerliyorduk. Giysim ve yüzüm çoktan ork kanıyla kaplanmıştı. Orkların arasında beyaz cübbeli kişileri görmeye başladım. Auron sonunda asıl kuvvetlerini yolluyordu. 2 Kaida üzerime aynı anda atladı. Kılıç darbelerini savuşturdum. Orklara kıyasla çok güçlü ve hızlılardı. Askerler Kaidaların ne kadar güçlü olduklarından haberdardı ama onlarla ilk kez dövüşüyorlardı.

 

Sağ kanadımızda ki askerlerin geri çekilmeye başladığını gördüm. Onu sol kanat takip ediyordu. Kaidalar önüne gelen herkesi biçiyordu. Böyle devam ederse arkadan kuşatılacaktık. Sol kanatta bir karartı gördüm. Karartı büyüdükçe büyüdü. Bunlar mızraklardı. Onlarca mızrak havada süzülüyor ve düştükleri yerde kara patlamalara yol açıyordu. Uzaktan beyazlı Kaidalar'ın yere düşmelerini görebiliyordum. Sağ kanadın durumunda ise hala bir düzelme yoktu. Specta askerlerinin hepsini sağ kanada kaydırmaya başladı. Gerçekten de 300 asker çağırabiliyormuş.

 

Ön hattın zayıflamasını fırsata çevirmelerine izin veremezdim. Düşmanın üzerine koştum. Orkları avlamayı es geçtim ve hedefimi sadece Kaidalar olarak belirledim. Orkları geri kalanlar hallederdi. Kaidalar ellerimde can verirken düzeni tekrar sağladık. Yeniden ilerliyorduk. Bacağımda derin olmayan bir yara aldım. Kollarımın durumu daha iyiydi. Giysim yırtıklarla doluydu.

 

Kılıcımı Kaidalar'dan birinin boğazına sapladım. Kadın dizlerinin üzerine çöktü ama hala dövüşmek için kendini zorluyordu. Nefes alamıyordu. Yüzünü örten pelerini geriye düştü. Bakımsız sarı saçları kana bulanmıştı ve kara gözlerinden yaşlar akıyordu. Bana kızlarımla ilk karşılaştığım zamanı hatırlattı. Aleif'in onu bırakmamam için yalvarışlarını ve onları iğrenç mühürlerinden kurtarışımı hatırladım. Kaidalar'ı öldürmekten nefret ediyordum. Sanki onları her öldürdüğümde kızlarıma saldırıyormuşum gibi hissediyordum fakat yapmak zorundaydım. Daha fazla acı çekmesini engellemek için kılıcımı diz çöken kadının kalbine sapladım. Son kez inledi ve yere yığıldı.

 

Ayağa kalktığımda üzerime gelen bıçaktan son anda kaçındım. Bıçağın geldiği tarafta beyazlar içinde mızrak taşıyan bir adam vardı. Sadece yüzünün altını görebiliyordum. Uzun kara sakalları vardı. Vakit kaybetmeden saldırıya geçti. Işığın seçilmişlerinden olmalıydı. Mızrak aramızdaki mesafeyi dengeli tutuyordu. Ona yaklaşamıyordum. Mızrağın başını etrafında çevirdi. Ucunu bana çevirdi. Mızraktan bir ateş topu fırladı. Yana sıçradım ama ateş topu çok büyüktü. Kolluklarımı siper edip ateşin içine yürüdüm.

 

Ateşin içinde kollarımı açtım ve saldırıyı içeriden yok ettim. Saldırıyı parçalamadan önce kılıcımı çoktan adama fırlatmıştım. Kılıç adamın bacağına sapladı. Acı dolu çığlıkları savaş alanında yankılandı. Kılıcı çekip uzak bir tarafa fırlattı. Hareketleri yavaşladıysa da mızrağı etkili kullanabilecek durumdaydı.

 

Adama çabalarının boşa olduğunu göstermek için ağır adımlarla üzerine yürüdüm. Kolumu ona doğrulttum. Zümrüt kılıcım tekrar elimdeydi. Geriye attığı adımlarını gördüm. Benden korkuyordu.

 

Yaralı adamın yanına 2 Kaida geldi. Adam kadınlara bir şeyler bağırdı. Kadınlardan biri adamın omzuna girdi ve geri çekilmeye başladı. Diğeride beni oyalamak için saldırıya geçti. Savaş meydanından kaçmasına göz yumamazdım. Saldırıya geçen Kaida'nın kılıç tutan kolunu tek savuruşta kopardım. Kadın kolunun kopmasını umursamadan bana bir tekme savurdu. Tekmesini boştaki elimle kavradım. Dengesini zor sağlıyordu. Kadını kendime çektim ve kellesini uçurdum. Adamın peşinden koşmaya başladım.

 

Kalabalık meydanda takip zordu. Her tarafta savaşan askerler vardı. Yolum kesiliyordu. Önüme geleni öldürüyordum. Peşim sıra beni takip eden askerlerle ön hattı kırmıştık. Düşman geri çekilmeye başlıyordu. Yakında dağ eteklerinden tapınağa ulaşacaktık. Asıl savaşımız orada başlayacaktı.

 

Gökyüzünde parlak bir ışık hüzmesi belirene kadar hızla dağa ilerliyorduk. Bulutlar dağıldı. Pürüzsüz gökyüzünden inen ışık üzerimize indi. Askerlerin kavrulduklarını görebiliyordum. Bu ışık normal değildi. Terlemeye başladım. Herkese saklanmasını söyledim. Işık sadece bize zarar vermiyordu. En çok orklar bundan zararlı çıkıyordu. Işık onlara daha çabuk etki ediyordu. Kaidalar'da herhangi bir değişim görmedim. Mühür onları koruyor olmalıydı.

 

Vulheda savaşa dahil olmuştu. Bu ışık daha ne kadar sürecekti bilemiyordum fakat olduğumuz yerde durmaya devam edersek Kaidalar'ın avı olacaktık. Yaralı adam dağdan yukarı doğru kaçıyordu. Gökyüzünden inen biri vardı. Parlak ışığın altında süzülüyordu. Kartallar adama saldırıya geçti. Adam kılını kıpırdatmadan ışık hüzmeleri kartalları delik deşik etti. Kartallar yere düştükten sonra bile adam yavaşça alçalmaya devam etti.

 

Saklandığım kayalığın arkasından çıktım. Adama doğru yürümeye başladım. Herkes kayalıkların arkasında beni izliyordu. Işık üzerime vurdukça ısınıyordum. Acı hissetmeyen ben bile bunaltıcı sıcaklıktan zor duruyordum. Adam yere indi. Beyaz cübbesinin başlığını geri attı. Saçlarının yarısı beyaz diğer yarısı ise siyahtı. Bu Auron değildi ama Auron'un bu adam üzerinde bir şey yapmış olduğundan emindim. Yinede bilmemezlikten geldim. Kılıcımı adama doğrulttum. Kaidalar adamın gerisinde hareketsiz bekliyorlardı.

 

'Sen Auron musun?' Soruma cevabı ışığın daha da ısınmasından aldım.

'Ne hakla beni babamla karıştırırsın küstah! Ben Auron'un 3. oğlu Dicos'um.' Auron'un oğulları mı? Bir meleğin çocuğu olabilir miydi? Dicos'un görünüşüne bakarak bundan emin olamadım. Son derece sıradışı bir görünüşe sahipti. Alnının ortasında ise güneş mührünü taşıyordu. Hangi gaddar ilah kendi oğluna bile mühür yerleştirirdi ki?

'Yolumda duruyorsun Dicos. Işığını da seninle beraber cehenneme yollayacağım.'

'Kadınlar ne zamandan beri bu kadar cesur oldu? Tanrıma, babama ve bana söylediklerini canınla ödeyeceksin.' Çıplak ellerinden fırlattığı ışınlar hızla üzerime uçtu. İleriye bir takla attım ve Dicos'a koşmaya başladım. Işınlar gelmeye devam etti. Bazılarını kolluklarımla engelledim. Sıcaklık artmaya devam ediyordu. Bütün bedenimden dumanlar yükseliyordu. Dicos'un haykırışları sessiz savaş meydanında çınlıyordu. 'Bu kutsal ışık siz kafirleri yakıp küle çevirecek!'




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1369

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1143

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 952

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 886

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 777

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 728

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 690

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 624

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 588

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 548

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 508

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 213

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 200

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 155

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 148

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 127

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 120

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 119

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 115

Beyond Eternity
Beyond Eternity
Beğeni Sayısı: 104

Site İstatistikleri

  • 19098 Üye Sayısı
  • 552 Seri Sayısı
  • 26790 Bölüm Sayısı


creator
manga tr