“Dövüşte usta olanlar öfkelenmez, kazanmakta usta olanlarsa korkmazlar. Dolayısıyla akıllılar dövüşmeden önce kazanır, cahiller kazanmak için dövüşürler.” #Zhuge Liang

Beyond Eternity - Kitap 1, Bölüm 46: Savaş


Nefesim kesilmiş şekilde dizlerimin üzerine çökmüştüm. 2 kaburgamın kırıldığını hissedebiliyordum. Kemiklerime dokunduğumda hareket ediyorlardı. Ayağa kalktım ve kılıcımı Udan'a fırlattım. Toz bulutunun içinden çıkan adam baltasıyla kılıcımı savuşturdu. Kılıç ağacın gövdesine saplandı.

 

'Kılıçsız ne kadar iyisin görelim.' Baltasını yere bıraktı. Üstüme doğru koşmaya başladı. Yumruklarından kolayca sıyrıldım. Hareketleri benim kadar hızlı değildi. Kafama gelen yumruktan eğilerek kurtuldum. Sağ bileğini tuttum ve çevirdim. Acıyla dengesini kaybedip eğilirken suratına tekmeyi yapıştırdım. Yerde boylu boyunca uzanıyordu. Cüssesi benim 2 katımdı. Sol kolunu 2 elimle tuttum. Tüm gücümle Udan'ı 2 tur çevirdim. O kadar ağırdı ki beraberinde benide sürüklüyordu. Son turun ardından adamı yüzüstü yere yapıştırdım.

 

Dövüşün bittiğini sandığım sırada Udan beni bacağımda yakaladı. Yüzü toz toprak içindeydi ve ufak sıyrıklardan kanlar akıyordu. Yüz yüze gelecek şekilde beni havaya kaldırdı.

 

'Kılıçsız daha iyiymişsin ama ben kazandım.'

 

'Fazla acelecisin.' Kılıcımı geri çağırdım. Tekrar beliren kılıç Udan'ın boğazına dayandı. Sivri ucu boğazından kanlar akmasına sebep oluyordu. 'Ben kazandım.'

 

Udan beni yavaşça yere bıraktıktan sonra Frimold yanıma geldi. Specta ve Rochel'da Udan'ın yanındaydı.

 

'İyi misin ann- Deana? Bırak yaralarını tedavi edeyim.'

 

'Ben kendimi iyileştiririm. Sen şu koca adamla ilgil-' Ağzımdan kan kustum. Kırılan kaburgalarım ciğerime batmıştı.

 

'Hemen yere uzan. Kaburgaların kırılmış.'

 

'Ben hallederim.' Kılıcımdan destek alıp doğrulacaktım ki tekrar kan kustum. Yüzüğümden aldığım zehri yudumladım. Frimold kokuyu aldıktan sonra gözleri kocaman açıldı.

 

'Zehir mi içiyorsun?'

 

'Evet zehir beni iyileştiriyor ama şu kaburgalarıma el atabilirsen daha hızlı ayağa kalkabilirim aslında.' Ellerini karnımda birleştirdi. Isınan karnımdaki şifa kaburgalarıma ulaştı. Ağzımdaki kurumuş kana aldırmadan ayağa kalktım. Ayağa kalktığımı gören Udan çömeldiği yerden kalktı. Rochel'da hemen yanındaydı.

 

'Öğrenci Deana seni hor gördüğüm için beni affet lütfen. Sana saygımı sunuyorum.'

 

'O onur bana ait. Dövüş uzasaydı yenileceğimi itiraf etmeliyim. İç kanamam kendini yeni gösterdi. Hayatımda ustamdan sonra dövüştüğüm en güçlü kişisiniz.' Söylediklerim yalan değildi. Yüzyıllardır karşılaştığım en güçlü rakipti. Harabelerde gördüğüm ölüm şövalyesini saymıyorum. Onunla dövüşmeyi aklımın ucundan dahi geçirmemiştim.

 

Kendime öfkeliydim. Tanrı olmak isteyen bir adamın yapabilecekleri sadece bu kadar mıydı? Tek yaptığım etrafında koşturup tekme ve yumruk savurmadan ibaretti. Gücüm haydutları ve elmas seviyedekileri rahatlıkla yenmeye yetiyordu. Karşıma güçlü bir rakip çıkmayalı o kadar uzun zaman olmuştu ki nasıl dövüşmem gerektiğini bile hatırlayamıyordum. Bugün acınası derecede zayıflığımı görmüş olmuştum. Birde kalkmış Auron'u ve Işık Tanrıçası Vulheda'yı yenmeyi planlıyordum. Korktuğumu hissedebiliyordum. Arkamı döndüm ve  kimseye bir şey demeden uzaklaştım. Kimsenin beni titrerken görmesini istemiyordum.

 

Auron'u yenmeyi bir şekilde başarsam bile Vulheda'yı yenemezdim. Kendimi kandırıp duruyordum. Bu savaş bana sonumu getirmek için bir kurmaca mıydı? Auron en başından bunun olacağını biliyor muydu? Kafamda dolanan sorular artmaya devam etti. Zihnimin uzun zaman sonra yorulduğunu hissettim. Sakinleşmem gerekiyordu. Ormanda tenha bir yerde oturdum. Extia'ya seslensemde bana cevap vermedi. Rochel'in yanıma geldiğini duyamayacak kadar kafam yoğundu.

 

'Burada tek başına neden oturuyorsun?'

 

'Beni yalnız bırak.' Dediğimi yapmadı. Benden biraz uzaktaki devrilmiş bir ağaca yaslandı.

 

'Derdini birine anlatmak seni rahatlatır. Udan'ı yenebileceğini hiç düşünmemiştim. Ustan Azyl olsa onu rahatlıkla yenerdi ama seninde ondan aşağı kalır yanın yok. Ustan seni iyi eğitmiş.' Her zaman olduğu gibi suratıma karşı hakarete uğramıştım ama bu sefer övgü de almıştım.

 

'Ustamı tanıyor musun?'

 

'Elbette, hayatımı kurtarmıştı. Aslında kurtarmasına gerek yoktu. Ben kendim de o sorunu halledebilirdim fakat o işleri hızlandırdı.'

 

'Evet o işleri hızlı halletmeyi seven bir adamdır. Benim aksime…'

 

'Kendine bu kadar gitme. Sonuçta Vorstac'ın kardeşini yendin. Onlara kendi alemlerinde tanrı gözüyle bakarlar.'

 

'Gerçek bir tanrıya kıyaslanamazlar bile. Hiç bir tanrıyla karşılaşmış mıydın?'

 

'Hayır karşılaşmadım. Usta Frimold doğanın tanrısı tarafından seçildiğini söylüyor ama biz o tanrıyı göremiyoruz. Güçlü ve mistik yetenekleri olduğunu biliyorum ama bunların hepsini kendi başına elde etmiş de olabilir. İnsanları din ile birleştirmek en kolayıdır.'

 

'Tanrılara inanmıyorsun demek. Azatlar'ı daha önce duymuş muydun?'

 

'Azatlar mı? Hayır onları ilk kez duyuyorum. Belki ustam onlar hakkında bir şeyler biliyordur.'

 

'Ustanın dedesinin dedesi bile Azatları görmemiştir. Adi insanların saldırısıyla Azatlar haritadan silindi. Bu dünya üzerinde görebileceğin en uygar medeniyetti. Kimsenin fakir olmadığı ve yatağına aç girmediği bir ülkeydi. Sadece isteyenlerin asker olduğu bir ülke. Köleliğin, fahişeliğin olmadığı bir yerdi.'

 

'İnsanlar onları kıskanmış olmalı. Kim böyle bir medeniyeti ortadan kaldırmak ister ki?' Derin düşüncelerimden sıyrıldım. Rochel'in gözlerinin içine baktım.

 

'Onlara Azat denmesinin bir sebebi vardı. Tanrılar geçmişte çok acımasızlardı ve onlara yaptığın saygısızlıktan cezalandırılırdın. Bu cezalandırılan insanlara Azat dendi. İnsanlar onları asıl memleketlerinden sürdü.'

 

'Hala anlayamıyorum. Bu cezalandırılan insanlar nasıl oldu da böyle bir uygarlık kurabildiler.'

 

'Anlamaman normal. Bütün bir dünya senin düşmanınken tek güvenebileceğin senin kaderinden olandır. Kendilerini bu dünyadan izole ettiler. Asırlarca varlıklarını gizleyerek yaşadılar. Verimsiz çorak topraklara bereket getirdiler ve bir akılsızın sözleriyle tarihe karıştılar.'

 

'Akılsız mı? Koca bir uygarlığın sonunu bir kişi mi getirdi?' Kalbimin sızısına engel olamadım ama konuşmayı sürdürdüm.

 

'Evet, saftı ve bir insana güvenebileceğini düşündü. Onları ülkesine davet etti. İnsanlar da bu fırsatı kullanıp Azat yurdunu yok ettiler.'

 

'Ya o kişiye ne oldu? İyi niyetinin sonucunu çok ağır ödemiş. Toprak altında kemikleri hala sızlıyordur.'

 

'Evet sızlıyor, sızlıyordur yani… Bu hikaye tanrıların varlığını ve kibrini anlatır. Hala onlara inanmıyor musun?' Yüzümde ciddi bir ifade vardı. Ona yaşayan son Azat olduğumu söylemek istedim fakat bu işleri sadece daha da karışık hale getirirdi. Konuşmaya daldığımdan bacaklarımı gereğinden fazla açtığımı fark ettim. Etek giymeye alışık değildim. Bacaklarımı kapattım. Neyseki bacaklarım Rochel'e dönük değildi.

 

'Peri masallarına inanmayı bırakalı yıllar oluyor. Ben gözümün gördüğüne inanırım. Efsaneler ya da hikayeler beni bağlamaz. Yinede anlattığın Azatları biraz araştıracağım ve o elbisenin içindeyken gayet iyi dövüşüyorsun, yani demek istediğim hareketlerin oldukça cesurca.'

 

'Galiba bu söze yavaş yavaş alışıyorum.' Kampa ormandan beraber döndük. Yeni ben ile henüz tanışmasına rağmen son derece samimiydi. Galiba kişiliği gereği sıcak birisiydi.

 

Akşam üzeri büyük toplanma çadırında saldırının yarın yapılabileceği üzerine karar kılınmıştı. Liderler büyük yuvarlak masanın etrafında oturmuşlarken Frimold'un arkasında Kayn'in yanında toplantıyı dinledim. Yarın tapınağa saldıracaktık. Tapınağın 2 girişi vardı. Bu yüzden kuvvetimizi ikiye ayıracaktık. İlk grup önden ana düşman kuvveti ile çarpışacak, 2. grup ise arka taraftan tapınağa sızacaktı. Böylece ana kuvvet 2 cephe arasında kalarak yok edilecekti. Kutsal Düzen ve Kızıl Buz ön tarafta olacaktı. Geri kalan Kara Mızrak, Ebedi Söz, Divan ve Derin Dehşet tarikatlarının sayısı diğer ikisine anca denk geliyordu. Bu 4 tarikatta arkadan saldıracaktı. Frimold ikinci kuvvetin içinde olmamı istedi.

 

Ne düşündüğünü anlayabiliyordum. İkimizde tanrıların seçtiği kişilerdik ve savaşı dengeli götürmek için ayrı taraflarda savaşmamız gerekiyordu. Ayrıca içeriye sızdığımda Auron ile dövüşecek olan kişi de bendim. Bu sebeplerden ötürü arka kuvvette olmam önemliydi. Toplantının detayları gece boyunca konuşuldu. Harita üzerinde yerleştirmeler yapıldı ve arazi gözden geçirildi. Dinlenmek için odama çekildim. Ciddi bir savaşın içine giriyordum. Daha önce öldürdüğüm haydut ya da zayıf canavarlardan tamamen farklı olacaktı. Uykuya daldığımda aklımda Auron vardı.






Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1385

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1159

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 960

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 889

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 780

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 739

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 697

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 629

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 594

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 554

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 518

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 214

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 200

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 156

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 148

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 128

Beyond Eternity
Beyond Eternity
Beğeni Sayısı: 125

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 122

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 121

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 120

Site İstatistikleri

  • 20050 Üye Sayısı
  • 567 Seri Sayısı
  • 28161 Bölüm Sayısı


creator
manga tr