"En büyük bilgelik şu andan zevk almayı hayatın en büyük amacı kılmaktır, Çünkü tek gerçek budur, başka her şey düşünce oyunudur. Ancak bunun en büyük budalalığımız oldugunu da söyleyebiliz, çünkü yalnızca kısa bir süre için var olan ve bir rüya gibi kaybolan içinde bulunduğumuz bu an asla ciddi bir çabaya değmez." #Arthur Schopenhauer

Beyond Eternity - Kitap 1, Bölüm 45: Öğrenci Deana


'Sakın! Açma!' Gözlerimi açmamı engellemek için üzerime çıktı. Dengemi sağlayamadım ve yatağın üstüne düştük. Bileklerimi iki eliyle yakalamıştı. Bacağının birini iki bacağımın arasına koymuştu. Yüzünü yanağımda hissedebiliyordum. Ateş kadar sıcaktı. Yüzümün yanacağını sandım.

 

'Çok sıcaksın. Yanıyorsun. Usta, iyi misin?' Fısıltısını dibimde olmasına rağmen zor duydum.

 

'Şu an bana usta dememelisin. Hoşuma gitmiyor. Bana adımla hitap et ve fazla konuşma. Bunu 200,000 yıldan uzundur yapmadım.' Kıpırdayamıyordum. Çok güçlüydü. Kollarım demir kelepçelerle kilitlenmiş gibiydi.

 

'Gözlerimi açabilir miyim?' Uzun bir dakika boyunca bir şey olmadı. Sonunda açabileceğimi söyledi. Yüzü beyazlığını kaybetmiş kırmızıya dönmüştü. 'Devam etmeye razı mısın? Şu an tamamen sana aidim. Kaçamam…' Bacaklarını toparladı ve tam karnımın üstüne oturdu. Bileklerimi tutan elleri yavaşça omuzlarımda gezindi. Yanaklarım avuçları arasındaydı. Üzerime eğildi.

 

Yeni şeyler denemeye açık bir insandım. Bir kadınken erkekle yatmıştım. Garip bir histi ama kötü de sayılmazdı. Erkekken neler olduğunu zaten biliyordum. Kadın kadına ilişkiyi de tattıktan sonra geriye biri kalıyordu. Umuyordum erkek erkeğe bir ilişkiye maruz kalmazdım. Sanırım o kadar da yeniliğe açık biri sayılmazdım.

 

Extia ile işimiz bittikten sonra yatağımda tek başıma yatıyordum. Kendimi yorgun hissediyordum. Bir tanrının enerjisine bünyem  dayanamamış olmalıydı. Yataktan kalktım ve pelerinimi üzerime sarıp dışarı çıktım. Kampta hazırlıklar sürüyordu. Sürekli bir hareket vardı. Tepemizde kartallar devriye geziyordu. 4,000 kişilik kampın ortasında Frimold'un çadırı yer alıyordu. Çadırın içinde Frimold ve Kayn yalnızdı. Hava sıcaktı ve pelerinim beni terletiyordu. Yinede çıkarmadım. Kayn yanıma kadar gelip saygıyla başını eğdi.

 

'Efendim pelerininizi alayım. Ter içinde kalmışsınız.' Eli pelerine doğru gitti. Adamdan kaçarcasına uzaklaştım.

 

'Ben iyiyim pelerin kalsın.' Bu sırada kızımda neler olduğunu anlamak için yanımıza geldi.

 

'Kayn haklı anne. Hava sıcak ve alnın şimdiden ter içinde kalmış. Hasta olmamalısın.' Pelerinin sanki kulağı varmış gibi içerisi daha da ısınmıştı. Onu çıkarmak için kendime hakim olamıyordum.

 

'Günah benden gitti…' Pelerini bir çırpıda çıkardım ve Kayn'in eline tutuşturdum. 'Gerçekten rahatladım.'

 

'Bu da ne böyle?' Kızımın üzerimdeki elbiseye bakışına ufak bir kahkaha attım.

 

'Ustamdan ufak bir hediye diyebilirim.' Tekrar terlediğimi fark ettim. Bu seferki utançtandı. Extia'ya hakaret etmemek için kendimi zor tuttum.

 

'Fazla ufakmış.' derken eteğimin boyunu işaret etti. 'Kayn annemin göğüslerine bakmayı kesebilirsin.' Kayn eline tutuşturduğum pelerine sarılmış dekolteme bakıyordu. Kendini toparladı.

 

'Ö-Özür dilerim efendim.' Apar topar dışarı çıktı.

 

Frimold elbiseme bakmayı sürdürdü. 'Vay canına… Ben böyle bir elbise giyecek kadar cesur değilim. Sen bu konularda tecrübeli gibisin anne.'

 

'Durum biraz farklı. Bunu giymeye mecbur kaldım. Aynı ustanın sana verdiği altın sarmaşık elbisesi gibi.'

 

'Anlıyorum ama kıyafetlerimiz arasındaki fark fazla. Seninkini anlatmak için kitap yazmak gerekebilir.'

 

'Espri anlayışını benden alman bazen çok kırıcı olabiliyor tatlım.'

 

'Kardeşlerim arasında en çok benim esprilerime gülerdin…' Diğerlerini anması havayı gerdi.

 

'Onlarla en son ne zaman görüştün?'

 

'80-81 yıl kadar olmuştur.'

 

'Dert etme Aleif ve Mirana'yı da bulacağız.' Neşelenmesi için Frimold'a sarıldım.

 

'Cidden göğüslerin fazla büyük anne.'

 

'Biraz susar mısın…'

 

Diğer tarikatların gelmesi 3 hafta sürdü. Geldiklerinde kampın güvenliği çoktan sağlanmış ve Işık Tapınağı göz hapsindeydi. Tapınak etrafında hareketlilik gözlemlenmişti. Orklardan oluşan büyük birlikler duvar ve kazıklarla kaplı savunma hattı oluşturuyorlardı. Düşman arasında hiç Işığın seçilmişine rastlanmadı. Bütün birlikler orklardan ibaretti.

 

Sıcak havalar yerini rüzgara bırakmıştı. Frimold liderlere farklı bir görev için ayrıldığımı yerine öğrencisini bıraktığını anlattı. Specta'nın yüzüne bakarak habere sevinmediğini görebiliyordum. Dev cüsseli Vorstac'ta tam arkasında duruyordu. Rochel ustasının omzuna elini koydu. Kadının yüzü kaygılıydı. Morallerini toparlamak için yanlarına gittim. Başımı saygıyla eğdim.

 

'Ustamın yokluğuna çok üzülmüşe benziyorsunuz Usta Specta. Sizi temin ederim ustamdan aşağı kalır yanım yoktur.' Specta hızlı nefes alıp vererek memnuniyetsizliğini belirtti.

 

'Demek ustandan aşağı kalır yanın yok. Küçük hanım kendinden fazlasıyla emin gözüküyor. Birde bundan benimde emin olmamda sakınca yoktur değil mi?' Ne demeye çalıştığını anlamadım.

 

'Ustama denk olamam tabiki de ama yokluğunu telafi edebilirim. Elbette sakıncası yok buyrun.'

 

'O zaman ufak bir maça hayır demezsin. Öğrencimle seni kıyaslamak istiyorum.' Rochel araya girdi.

 

'Usta böyle bir zamanda bunu yapmalı mıyız?'

 

'Kibirli veletlere dersini ne kadar erken verirsen o kadar iyi olur…'

 

Dövüş ormanın içinde geniş bir alanda düzenlendi. Birkaç muhafızın dışında 5 kişiydik. Specta, Rochel, Kayn, kızım ve ben. Rochel ile direkt olarak savaşmayacaktım. Kendisi bir çağrıcıydı. En iyi dövüşçüsü ile dövüşmem gerekiyordu. Rakibini hareketsiz hale getiren kazanacaktı. Rochel Kayıp Orman taht odasında gösterdiği çağırma ayinini tekrarladı. 2 girdap oluştu. Birinden boyu 2 metreyi bulan dev cüsseli bir adam ve diğerinden Elix çıktı. Dev adamın gözleri kırmızıydı. Aynı Vorstac'ınkiler gibi. Elix Rochel'in yanında durdu.

 

'Efendim Udan'ı sadece savaş meydanında çağırırdınız. Teke tek dövüşleri bana bırakmanızı daha önce size söylemiştim.'

 

'Biliyorum ama bu sefer durum biraz farklı.' 2 adım öne çıktım ve kılıcımı koca adama doğrulttum. Diğer elimdeki şişeyi de adama fırlattım. Koca ellerinde minicik kalan şişenin ne olduğunu anlamaya çalışıyordu.

 

'Panzehir. Kılıcım zehirle kaplı. Başlamadan önce iç.' Adam şişeyi kafasına dikti. Sırtında asılı duran baltayı çıkardı. 'Azyl Karagüneş'in öğrencisi Deana'yım. Sen kimsin?'

 

'Kral Vorstac'ın kardeşi Udan'ım. Hadi başlayalım.'

 

Yerimden fırladım. Arkamdan yükselen toz bulutu bana yetişemiyordu. Pelerinim boğazımı sıkmasın diye iplerini çözmüştüm. Udan'a vardığımda pelerin yere yeni düşmüştü. Ani hızıma ayak uydurmaya çalışan dev adam gözleriyle bana yetişebiliyordu. Baltasını kaldırdı. O saldırısına geçmeden kılıcımı tam gözüne savurdum.

 

Baltasını tutan elleri gevşedi. Kafasını sağa kaydırdı ve bana doğru bir tekme savurdu. Zıpladım ve tekme atan bacağının üzerinden geriye doğru bir ters takla attım. Bacağı yere inmeden arkasından dolandım. Kısa zümrüt kılıcımı boşta duran bacağına sapladım. Adam öfkeyle etrafındaki havada bir gerilim yarattı. Hava ısındı ve birden patladı. Udan'ın etrafı alev topuna döndü. Kol zırhımı kendime siper ettim. Duman bulutunun içinden sıçrayarak çıktım.

 

Daha demin neler olmuştu? Udan'ı büyü yaparken görmemiştim ki onun aleminde büyü diye bir şey yoktu. Öyleyse o alev patlaması nasıl olmuştu?

 

Giysimde hasar yoktu. Olsaydı Extia'nın bana neler yapacağını düşünmeden edemedim. Kol zırhım beni patlamadan korumuş ve hasarı emmişti. Elinde sallanan sert yuvarlak nesneyi gördüğümde bana bomba fırlattığını anladım. Kendisine zarar vereceğini bile bile bombayı dibimde patlatmıştı. Zarar göreceğimi düşünmüştü ama görmemiştim. Asıl şaşırdığım kendisinin nasıl zarar görmediğiydi. Kılıcımı sol elime aldım. Aşağıdan yukarı doğru savurdum. Saldırımı baltasıyla karşıladı.

 

Geri itilirken ayaklarım toprakta kayıyordu. Çenesine sert bir yumruk geçirdim. Bacaklarının arasında kaydım ve arkasına geçtim. Balta peşim sıra üzerime indi. Bacaklarımı araladım. Balta iki bacağımın arasından toprağa gömüldü. Darbenin kuvvetiyle toz bulutu tekrar yükseldi. Hızla yerden kalkarken karnıma yediğim tekmeyle kendimi geri fırlattım.




Yorumlar


Giriş Yap


    Duyurular

    Popüler Seriler

    Against The God
    Against The God
    Beğeni Sayısı: 1451

    King of Gods
    King of Gods
    Beğeni Sayısı: 1198

    Tales of Demons & Gods
    Tales of Demons & Gods
    Beğeni Sayısı: 986

    True Martial World
    True Martial World
    Beğeni Sayısı: 906

    Emperor’s Domination
    Emperor’s Domination
    Beğeni Sayısı: 799

    I Shall Seal The Heavens
    I Shall Seal The Heavens
    Beğeni Sayısı: 778

    Martial God Asura
    Martial God Asura
    Beğeni Sayısı: 718

    Coiling Dragon
    Coiling Dragon
    Beğeni Sayısı: 638

    Swallowed Star
    Swallowed Star
    Beğeni Sayısı: 632

    Kara Büyücü
    Kara Büyücü
    Beğeni Sayısı: 592

    Popüler Orjinal Seriler

    Kara Büyücü
    Kara Büyücü
    Beğeni Sayısı: 592

    KAREN
    KAREN
    Beğeni Sayısı: 217

    GÖKYÜZÜ İMPARATORU
    GÖKYÜZÜ İMPARATORU
    Beğeni Sayısı: 200

    DİPTEN EN TEPEYE
    DİPTEN EN TEPEYE
    Beğeni Sayısı: 157

    Beyond Eternity
    Beyond Eternity
    Beğeni Sayısı: 150

    Yıldızlar Kralı
    Yıldızlar Kralı
    Beğeni Sayısı: 149

    Acemi Ölümsüz
    Acemi Ölümsüz
    Beğeni Sayısı: 136

    SAHİPKIRAN
    SAHİPKIRAN
    Beğeni Sayısı: 129

    THEODEN
    THEODEN
    Beğeni Sayısı: 129

    Lord Of The Demons
    Lord Of The Demons
    Beğeni Sayısı: 124

    Site İstatistikleri

    • 14940 Üye Sayısı
    • 709 Seri Sayısı
    • 33161 Bölüm Sayısı


    creator
    manga tr