Cömert derler maldan ederler, yiğit derler candan ederler. #Atasözü

Beyond Eternity - Kitap 1, Bölüm 43: Sefer Yolculuğu


Güneş tepeye yükselene kadar sohbet ettik. Peri habercileri diğer tarikatların ormana giriş yaptıklarını bildirdiklerinde onları karşılamaya gittik.  Rochel'dan öğrendiğime göre kamplarını Ateş Vadisi'nin dışına kurmuşlardı. Diğer tarikatlarda böyle yapmış olmalıydı. Liderlerden oluşan grupla taht odasına döndük. Ebedi Söz, Kızıl Buz, Derin Dehşet, Kara Mızrak ve Divan. Kutsal Düzen ile beraber kalan 6 tarikat tek bir çatı altında toplanmıştı. Gruplar arasındaki ilişkilerden haberdar değildim. Bakışlar az çok bunu anlatmaya yetiyordu. Odada gergin hava kol geziyordu. Kızımın tahtında rahat oturamadığını gördüm.

 

Gruptaki en yaşlı adam öne çıktı. Herkes bu adamı tanıyordu. Kendisi Kızıl Buz'un lideri Bilge Kundi idi. Ağarmış saçı kısa kesilmişti. Sakalı çenesinden aşağı kıvrılıyordu. Küçük kara gözleri buruşuk yüzünde herkese meydan okuyordu.

 

'Burada toplanmamızın amacı bellidir. Geçmiş kavgalarımızın bir kenara ayrılması ve hepimiz için tehdit haline gelen Işık Tarikatı'nın ortadan kaldırılması gerekmektedir.' Tam karşısında duran başka adam konuştu.

 

'Üstad Kundi haklı. Anlaşmazlıkları geride bırakmalıyız. Bu zor olacaktır çünkü hepimiz bu kavga uğrunda sevdiklerimizi kaybettik ve şimdiyse sırt sırta savaşmamız gerekiyor. Derin Dehşet'in lideri olarak geçmişteki meselelerimizi bir kenara bırakıyorum.’ Salonda uğultular yükseldi. Bu konuşma üzerine salondaki diğer tarikat liderleri de ittifakı onayladı. Görüşmeler sorunsuz devam etti. Vakit kaybetmeden sonraki aşamaya geçildi. Harita başında Işık tarikatının yerleşkesi ve coğrafi konumuna değinildi. Frimold'un zamanında bir Kaida olması işleri kolaylaştırdı.

 

Diğer ittifak üyelerinin Kaidalar hakkında yeterli bilgisi yoktu. Kulaktan kulağa dolanan söylentiler ve az sayıdaki Işığın seçilmişi ile karşılaşanların anlattıkları birbiriyle uyuşmuyordu. Anlatılanlara göre Kaidalar görmeyenlerin gözünden insan olarak nitelendirilmiyordu. Doğru sayılabilecek bir bilgi olmasına rağmen özünde insan olan insandır. İkinci yanlış bilinen bilgi ise bu kadınların konuşma yetisinden mahrum olmalarıydı. Mevcut güçlerini sahip oldukları sükunetten aldıkları ithaf edilmişti. Frimold Kaidalar hakkında bilinen yanlışları buluşmada düzeltti. Auron'un Güneş mührü yüzünden bilincin zincirlendiğini bununla beraber muazzam güç kazanıldığını anlattı. Bedeninizde gözle görülen iç ve dış çürüme başlarken güç artardı ve sonunda her emre karşılıksız itaat eden  bir köleye dönüşürdünüz. Yaptıklarınız ve yapacaklarından haberiniz dahi olmazdı.

 

Bilgilendirme faslını bitirdikten sonra elde bulunan kuvvetlerin bilançosu çıkarıldı. 6 tarikatın gücü 10000 kişiyi buluyordu. Ebedi Söz'ün çağrı kuvveti de buna eklenince sayı 12000'den fazlaydı. İttifakın haberi Auron'a ulaşması uzun sürmezdi. Her yerde eli ve kulağı vardı. Yapılması gereken en hızlı hareketin Kuzey Ork topraklarındaki dağın kuytu içine inşaa edilmiş Işık Tapınağı'na saldırmak olacaktı. Bir tapınağa saldırmak bir tanrıya saldırmak demekti. Işığın Tanrıçası Vulheda'nın gücünü İdarr'dan duymuştum. Güneşin ışığından dövülmüş silahlar yapabiliyordu. Bu güneşin sıcaklığına sahip silahlar seçkinler tarafından kuşanılıyordu. Tanrı kelimesi geçtiğinde içimdeki ürpertiye hakim olamadım. Bir Tanrı ile savaşacaktık. İdarr, Vulheda'nın 3. aşamaya yeni yükselen tanrılardan olduğunu söyledi. Bu da tam gücüne kavuşamadığı anlamına geliyordu. Onu durdurmaya gücü yetebilecek tek kişi bendim.

 

Liderler orman dışındaki kamplarına geri gönderilirken Kutsal Düzen de harekete geçti. Ertesi günün sabahında yuvadaki kartal filosu gökyüzünü kaplıyordu. Kayıp Orman'dan ateş şelalesinden geri çıktık. Vadinin dışındaki kamp alanına indik. Son kez haritada ilerlenilecek konumlar gözden geçirildikten sonra tekrar yola koyulduk. Herkesi taşıyacak kadar kartal yoktu bu yüzden onlar karadan yola devam ettiler. Yolculuğumuz kartallarla 2 ay kadar sürecekti ama karadan gelecekler için bu 4 ayı bulabilirdi.

 

Cennet bahçenin güzel kokusu dışarı çıktığımızda kayboldu. Kendimi kirli bir dünyaya girmiş gibi hissettim. Sıcak ve bunaltıcı Ateş Vadisinden çıktık. Ulu elf topraklarının tepesinde semayı izliyorduk. Rüzgar arkamızda bize eşlik ediyordu. Elf Konağına uğrayıp Jagos’u almalıydım. Filonun rotasını bozmak istemediğimden tek bir kartal ile elf konağına indim. Yanımda Kayn vardı. Frimold’un ordunun başında durması gerekiyordu. Yerel elf halkı sevinçle bizi karşıladı. Onlara buz panterini sordum ama kimse 1 yıldır öyle bir hayvana rastlamadığını söyledi. Vaktim azdı, filo ile aramdaki mesafe giderek açılıyordu. Bir an önce onlara geri dönmem lazımdı. İçim buruk bir şekilde kartala geri bindim. Oğlum başının çaresine bakabilirdi. Umarım.

 

‘Efendim dert etmeyin. Kaderde varsa şayet o sizi bulacaktır.’

 

‘Haklısın.’

 

Yolculuğumuz ilk ayını tamamlarken ulu elf diyarını geride bırakmıştık. İnsan krallığının üzerinden geçerken bile kara taştan yapılmış kale ufak kalıyordu. İlerleyişimiz dikkat çekmiyor değildi. Yüksekten uçuyorduk. Kuşların göç edişini andırıyordu. Gökyüzünde kartallar dışında bize doğru yaklaşan 10 tane kuş vardı. Düzenli sıralanmışlardı. Kuşlar yaklaştıkça bunların griffin olduklarını gördüm. Üzerlerinde kraliyet askerleri vardı. Uzun mızraklar incecik kürdana benziyordu. Hızımızı alçalttık. Filo arkamızda bekliyordu. Kartal kralı griffinlere yaklaştı. Griffinler kralın yanında minik kuşları andırıyordu. Griffinin tepesinde zırhlı adam konuşmaya başladı.

 

‘İnsan krallığı topraklarında yol alıyorsunuz. Amacınızı belirtin.’

 

‘Tarikatlar arasındaki mevzulara İnsan Krallığı ne zamandan beri müdahale ediyor?’ Frimold'un sert sesi askerin irkmesine sebep oldu. 'Yolumdan çekilin, başka uyarıda bulunmayacağım.' Sırtında asılı duran ikiz hançerlerinden birini çekip tehditkar bir şekilde askere doğrulttu. Askerler tek kelime söyleyemeden donakaldı. Frimold'un sesindeki öfke belirgindi. 'Beni duymadınız mı aptallar? Çekilin yolumdan!'

 

Griffinler huzursuzlandı. Askerler arkalarına bakmadan geri çekildi. Krallık sınırlarını aşana kadar griffinler görünmedi. 10 griffin süvarisine karşı 400 kartal vardı. Ork topraklarına girdiğimizde değişen soluk coğrafya bizi karşıladı. Gri toprak ve kahve ağaçlar gökyüzünden yaşanamayacak araziyi gözler önüne seriyordu. Bu toprakta yetişen bitkileri sadece orklar tüketebiliyordu. Gri buğday tarlaları rüzgarla dans ediyordu. Tarlalarda çalışan orkların ufak kıpırtıları görülebiliyordu. Bir zamanlar yeşil olan doğanın orkların ellerinde renk değiştirmesi üzücüydü. Bu üzüntüyü Frimold'un yüzünde görebiliyordum.

 

Yolculuğumuzun sonuna gelmiştik. Kartalların inebileceği ve kampın kurulacağı geniş bir araziye indik. Önceden kararlaştırılmış bölgede karadan gelen ekibi beklememiz gerekiyordu. Bu çapta bir kartal sürüsünün haberi Auron'a ulaştırılacağından Işık tarikatının etrafını havadan göz hapsine alınması için hazırlıklara başlandı.

 

Kamptaki büyük çadırımda tek başıma uzanıyordum. Gecenin ilerleyen saatleriydi. Derin düşünceler içindeydim. Auron'un harekete geçtiğimizden haberi olmalıydı. Öyleyse neden bizi durdurmak ya da yavaşlatmak için bir eylemde bulunmamıştı? Bu düşünce beni huzursuz ediyordu. Auron'u yenebilir miydim? Bir Tanrı'yı öldürebilir miydim? Vulheda'yı öldürürsem yeni Işık tanrısı kim olacaktı? Keyifsiz bir uykuya daldım. Bir kabus gördüm. Frimold'un Auron'un ellerinde can verişini, 'Kurtar beni baba!' diyen çığlıklarını duydum. Alevler içinde salonu ve yıkılan devasa altın yapraklı Kayıp Ormanın ağaçlarını gördüm. Yatağımdan sıçrayarak uyandım. Ter içindeydim. Koca yatağın içinde boğuluyordu. Çadırdan çıktım. Yüzümü soğuk suyla yıkadım. Yatağıma geri döndüğümde daha iyiydim. Uykuya dalmam uzun sürmedi.

 

Karşımda dikilen 3 kadın siluetini gördüğümde sonunda vaktin geldiğini anladım. Son 5 yılda yaşadığım olaylar 20 yıl gibi gelmişti. Sevdiğim kadından ayrılmış, bir maceracı olmuş, yeni güçler elde etmiş ve kızlarımdan birini bulabilmiştim. Bunların arasında gerçekten dost diyebileceğim kişilerle tanışmıştım. İnsanlara olan nefretim azalmıştı.

 

Teni ve saçları aynı grilikteki kadına hiç yaklaşmadım. Son derece sıradışı bir görünüşü vardı. Farklı olmak benim gözümde başına açılan bela anlamına geliyordu. Sade ve göze batmayacak olan bir görünüş seçmeliydim. İkinci kadın da istediğim sadeliğe sahip değildi. Kıvırcık sarı saçları omuzlarındaydı. Siyah gözlere sahipti. Son kadın aradığım sadeliğe sahipti. Siyah uzun saçları dümdüzdü. Gözleri elaydı ve buğday bir tene sahipti. Asıl bedenimin kadın hali tam karşımda duruyordu.




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1369

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1143

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 952

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 886

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 777

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 728

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 690

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 624

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 588

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 548

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 507

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 213

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 200

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 155

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 148

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 127

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 120

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 119

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 115

Beyond Eternity
Beyond Eternity
Beğeni Sayısı: 104

Site İstatistikleri

  • 19098 Üye Sayısı
  • 552 Seri Sayısı
  • 26793 Bölüm Sayısı


creator
manga tr