Milyonlarca insanın aynı kötülükleri paylaşması o kötülükleri erdeme dönüştürmez; aynı hataları yapmaları, o hataları doğru kılmaz. #Erich Fromm

Beyond Eternity - Kitap 1, Bölüm 39: Doğa'nın Tanrısı


Hasta olmanın ne demek olduğunu unutmuştum. Oysaki harika bir duyguymuş. Bütün gün yatakta yatıyor ve yemeğimi yedirmek için biri geliyordu. Bacağımı kullanamayacağımı duyduğumdan bu yana 4 ay daha geçmişti. Kırık kemiklerimin çoğu iyileşmiş olsada zor hareket ediyordum. Yatağımda doğrulabilmem bile dakikalarımı aldı. Alçılarla kaplı vücudumdan kurtulalı 1 ay olmuştu. Lanet alçılar beni 6 ay boyunca yatakta hareketsiz kılmıştı.

 

Yüzüğümden çıkardığım bir şişe zehri titreyen ellerimle içtim. Yine acı hissetmiyordum fakat şişeyi ağzıma götürürken elimin ne kadar zorlandığını görmüştüm. Zehrin tadı her zamanki gibi iğrençti. Bir şişe daha içecek durumda değildim. Kendimi gerisin geri yatağa attım. Zehir damarlarımda yayıldıkça etkisini gösteriyordu. Yinede kendimi toparlamam birkaç günümü daha alacaktı.

 

'Vampir cadısını yendiğin gibi neden kılıcını karnına saplamıyorsun?' Extia'nın çok bilmiş ruh hali devam ediyordu. Biraz çemkirerek cevap verdim.

 

'Hatırlatmam gerekir ki ben hala ölümlü bir varlığım. O çapta bir yaraya vücudum dayanamayabilir. Zaten zor hareket ediyorum.'

 

'Siz ölümlüler çok narinsiniz.'

 

'Bunu güçlenmek için kendini bir ölümlüye öldürten tanrı mı söylüyor?' Son sözümün fazla ağır kaçtığını söyledikten sonra anladım. Extia'nın donuk dudakları inceldi. Ağzımın payını vermesini bekledim ama öyle olmadı.

 

'Evet…' Uzun bir sessizlik yaşandı.

 

'Özür dilerim.' Cevap gelmedi…

 

Midemin kaldıracağı müddetçe zehir içmeyi sürdürdüm. Kontrollerimi yapan hekim peri sağlığımın iyiye gitmesini bir türlü açıklayamıyordu. Ona doğduğumda dünyaya sağlam kemiklerle geldiğimi söylesem de bana inanmadı.

 

Artık odamda topallayarak dolanabiliyordum. Tek bir yatak ve sandalyeden ibaret odada bakacak bir şey yoktu. Kaslarımın aylarca hareketsizliğinden yumuşadıklarını hissedebiliyordum. Bundan daha uzun hareketsiz kaldığım olmuştu. Yıllar, asırlar ben hareket etmeden akıp geçtiğinde bile kaslarımın zayıfladığını görmemiştim. Bunun tek bir açıklaması vardı. Yıllarımı sertleştirme tekniğimi geliştirmeye adadığım zamanda vücudum meditasyonun etkisindeyken zarar görmüyordu. Sertleştirmeyi geride bıraktıktan sonra günler daha uzun, zaman daha yavaş akar olmuştu ve hiç bu kadar uzun süre hareketsiz kalmamıştım. 7 ay alçılarla yaşamak beni zayıf düşürmüştü.

 

Hekim yinede odamı terk edemeyeceğimi söylediği için yalnız olduğum vakitte vücudumu tekrardan diri tutmakla uğraşıyordum. Sabah yemeğim gün ağardıktan saatler sonra geliyordu ve akşam yemeğiyse gün batmadan hemen evvel. Bu zaman aralığının ortalarında da hekimin kontrolü oluyordu. Akşam yemeğinden sabah kahvaltısına kadar ki en uzun sürede bütün geceyi şınav çekerek geçiriyor, ayaklarımın diriliği için de yatağımı ayaklarımla tüm gücümle kaldırıp indiriyordum. İki yemek ve hekim kontrolü sırasında dinleniyordum.

 

Bacağım hekimin dediği gibi toparlanamıyordu. İçtiğim zehirler bacağımı iyileştirmeye yetmiyordu. Egzersizlere ve zehir içmeye başlayalım 2 ay olmuştu fakat bacağımda ilerleme olmadı. Neden işe yaramadığını bilmiyordum. Onun dışında kaslarım eski gücüne kavuşmuştu. Bacağımın aksaklığı hariç her şey harikaydı. Sakat bacağıma kafa yormadım. Draris'ten ayrılalı 5 yıl bitmek üzereydi. Yeni bedenime geçtiğimde rahatlıkla yürüyebilecektim.

 

.

.

.

 

Kulenin en tepesinde 100. katta Yüce Peri altın sarmaşıklı tahtında dinleniyordu. Savaş hazırlıkları tamamlanıyor ve diğer tarikatların hazır mesajını beklemekteydi. Frimold taht odasında yalnızdı. İdarr ile konuşuyordu.

 

'Usta İdarr, bu savaşta Auron'u yenmemiz mümkün mü?' Bilge bir adamın sesi zihninde yankılandı.

 

'Işık tanrısı son 200 yılda çok güçlendi. Sürgün melek Auron'un kurduğu ordu ve bağlantıları her yere uzanmış durumda. Eğer bu ittifak Işık tarikatını yok edemezse onları durduracak başka bir gücü bir daha bulamayabiliriz. Bu elimizde olan son şans.' Son cümleyi söylerken sesindeki endişe hissediliyordu.

 

'Işık tanrısını tanır mıydı Usta?' İdarr derin bir iç çekti.

 

'Onunla mazimiz asırlara dayanır. Yarı ilahken bile birbirimizi iyi tanırdık. Vulheda ile o kadar yakındık ki tanrı olduğumuzda bile birbirimizden ayrılamadık. Ben doğanın, beşeriyetin tanrısı oldum. O ise ışığın tanrıçası.' Sözlerinde derin bir keder yatıyordu. 'Biz tanrılar sizler gibi sevebiliriz. Bir zamanlar insan olan biri tanrı olabilir ve olduğunda da insani duygularının hepsini kaybetmez. İlk tanrının sizlerden gelen çocukları bu duygulara sahipti. Dünyayı daha iyi bir yer haline getirmek için çabaladılar.'

 

'Peki ya sonra?'

 

'Bütün tanrı kanını taşıyan ölümlülerin niyetleri aynı değildi. Kendi bencil emelleri için dengeyi bozdular ve böylece ölümsüzler ortaya çıktı. Büyük fedakarlıklar sayesinde düzen yeniden oturdu ancak bozulan yapı tekrar kırılmaya müsaittir sevgili öğrencim bunu aklından sakın çıkarma.' Sesindeki keder tekrar bilge tona döndü.

 

'Anladım usta unutmam. Müritlerimin hepsi ayin sayesinde bana sadık fakat Auron da böyle bir yöntem kullanıyor. Işığın mührünü üzerlerinde dövme olarak taşıyorlardı.' Frimold'un aklına geçmiş anıları geldi. Bir zamanlar kendisi de Işık tarikatının bir kölesiydi. Bir Kaida idi. Babası onu ebedi eziyetinden kurtarmıştı. 'Ama benim ayinim benliklerine zarar vermiyor.'

 

'Evet güneşin kavuruculuğunu vurgulayan parlak kızıl bir Güneş mührü. Mührü taşıyanlar benliklerini yavaş yavaş kaybederler ve köleye dönüşürler. Bu savaşta kardeşlerinin de yardımına ihtiyacımız var. Onlara hala ulaşamadın mı?' Frimold ümitsizce başını salladı. Kardeşlerine ulaşmak için perileri kartallarla yollayalı 2 ay olmuştu ama hala bir haber alamamıştı.

 

'Hayır henüz haber yok. Gözcülerin çoktan dönmesi gerekirdi. Onlardan da haber alamıyorum.'

 

'Auron harekete geçmiş olabilir.' Bunu ikiside düşünmüştü ama dile getirmek İdarr'a kalmıştı. 'Peki ya baban? Onu bulmaları için cüce başkentine yolladıklarından haber geldi mi?'

 

'Periler geri geldi fakat onu bulamadılar. Aradan asırlar geçti ben bile nasıl göründüğünü bilmiyorum. Onu bulmaları mucize olurdu.' Babasının cüce başkentine gittiğini yılanadam krallığına yolladığı perilerden öğrenmişti. Kraliçe Medusa kendisini bizzat ağırladığını ve işgale son verdiğini bildirmişti. Kendisinden alınan son haber ise yine yılanadam topraklarındaki yılan ırkının lanetli kabul ettiği terk edilmiş zindana cüce loncasının düzenlediği baskında görüldüğü teyit edilmişti. O günden sonra yılanadam gözcüleri babası hakkında başka bilgiye ulaşamamışlardı. 'Bugünün geleceğini biliyor. Ben onu bulamasam bile o beni ya da kardeşlerimi bulacaktır. Ona inanıyorum.'

 

'Babanın çok güçlü olduğunu söylemiştin. Sahip olduğun tekniği sana o öğretmişti değil mi?'

 

'Evet, ben ve iki kız kardeşime sertleştirmeyi öğretti. Grim Konağından ayrılıp seninle Kayıp Ormanda tanışana kadar 5. aşamaya ulaşmıştım. Sen beni seçilmişin olarak aldığında doğanın gücünü bahşettin.'

 

'Doğanın gücünü sana ne amaçla verdiğimi ve şartlarımızı unutmadığın sürece istediğin gibi kullanabilirsin öğrencim.' Frimold unutmadığını belirtmek için başını hafifçe salladı. Kayıp Orman'a İdarr'ı bulmak için gelmişti. Doğa Tanrısı'nı bulduğunda İdarr onunla bir anlaşma yaptı. Gücünü ona verecekti ve karşılığından kendisini 1. aşama bir tanrı yapacaktı. Bu anlaşma gerçekleşeli 100 yıldan fazla oluyordu ve Frimold şu an Al'ın 3. dalındaydı.

 

'Bana şah damarımdan daha yakınsın usta. İzinden çıkmayacağım.' Taht salonunun kalın kapıları çalındı. Frimold ustasıyla yaptığı konuşmaya ara verdi.





Yorumlar


Giriş Yap


    Duyurular

    Popüler Seriler

    Against The God
    Against The God
    Beğeni Sayısı: 1456

    King of Gods
    King of Gods
    Beğeni Sayısı: 1199

    Tales of Demons & Gods
    Tales of Demons & Gods
    Beğeni Sayısı: 986

    True Martial World
    True Martial World
    Beğeni Sayısı: 906

    Emperor’s Domination
    Emperor’s Domination
    Beğeni Sayısı: 799

    I Shall Seal The Heavens
    I Shall Seal The Heavens
    Beğeni Sayısı: 778

    Martial God Asura
    Martial God Asura
    Beğeni Sayısı: 718

    Coiling Dragon
    Coiling Dragon
    Beğeni Sayısı: 638

    Swallowed Star
    Swallowed Star
    Beğeni Sayısı: 632

    Kara Büyücü
    Kara Büyücü
    Beğeni Sayısı: 593

    Popüler Orjinal Seriler

    Kara Büyücü
    Kara Büyücü
    Beğeni Sayısı: 593

    KAREN
    KAREN
    Beğeni Sayısı: 217

    GÖKYÜZÜ İMPARATORU
    GÖKYÜZÜ İMPARATORU
    Beğeni Sayısı: 200

    DİPTEN EN TEPEYE
    DİPTEN EN TEPEYE
    Beğeni Sayısı: 158

    Beyond Eternity
    Beyond Eternity
    Beğeni Sayısı: 151

    Yıldızlar Kralı
    Yıldızlar Kralı
    Beğeni Sayısı: 150

    Acemi Ölümsüz
    Acemi Ölümsüz
    Beğeni Sayısı: 136

    SAHİPKIRAN
    SAHİPKIRAN
    Beğeni Sayısı: 129

    THEODEN
    THEODEN
    Beğeni Sayısı: 129

    Lord Of The Demons
    Lord Of The Demons
    Beğeni Sayısı: 124

    Site İstatistikleri

    • 14992 Üye Sayısı
    • 714 Seri Sayısı
    • 33202 Bölüm Sayısı


    creator
    manga tr