“Dövüşte usta olanlar öfkelenmez, kazanmakta usta olanlarsa korkmazlar. Dolayısıyla akıllılar dövüşmeden önce kazanır, cahiller kazanmak için dövüşürler.” #Zhuge Liang

Beyond Eternity - Bölüm 37: Kayıp Orman'ın Perisi


Kontrol noktasından sorunsuz geçmiştim. Resmi olarak İnsan krallığı topraklarındaydım. Diğer krallıklar arasında en fazla toprağa sahip olanlar insanlardı. Diğer ırklara nazaran sayıları çok hızlı artıyordu. Tüm kıtaya yayılan tek türdü. İnsanlar coğrafi konumları gereği kıtanın tam ortasına kurulmuşlardı. Bu yüzden bu bölgeye Orta Dünya diyorlardı. İnsanların benmerkezci duyguları her zaman olduğu gibi kabarıktı. Buradan vakit kaybetmeden çıkmak istiyordum. Yollarda devriye gezen askerler çok değildi. Uzakta kendini belli eden kara bir kale dışında gözüme takılan bir yerleşim göremedim. Yol kalenin önünden geçiyordu. Kara kale giderek büyüdü. Kara taşlar güneş ışığını üzerine vursa bile parlamıyordu, aynı kol korumalığım gibiydi.

 

Kalenin girişinde parlak siyah zırhlar içinde askerler dikiliyordu. Dev kapı kapalıydı. Hızımı kesmeden yanlarından geçtim. İnsan krallığı baronluklara ayrılmıştır. Şu an kaç baronluk var bilmiyorum ama burada yaşadığım zamanlarda 6 baronluk vardı. Ben bu baronluklardan Şafaksöken'de yaşıyordum. İçinde bulunduğum baronluğa çok uğramamıştım.

 

Krallık sınırlarından çıkalı 2 ay olmuştu. İnsan topraklarında yollar güvenliydi, bir belayla karşılaşmadım. Ulu Elf Konağı uzak akrabaları Orman elfleri gibi ormanda ulu bir ağacın içinde yaşamıyorlardı. İnsanlar gibi bir şehir kurmuşlardı. Uzun sivri kuleler sarmaşıklar tarafından ele geçirilmişti. Sanki doğa tarafından inşaa edilmiş izlenimi veriyordu. Hiçbir elf doğadan kopamazdı.

 

Emin olamadığım Ulu elflerin Orman elfleri kadar misafirperver olup olmadıklarıydı. Şehir kapısı açıktı ve başında tek bir elf duruyordu. Ona yaklaştım.

 

'Burada bulunma amacın ne yolcu?' Beni sorguluyordu. Mızrağı boyundan uzundu.

 

'Kayıp Peri Ormanı'na yolculuk ediyorum.'

 

'Ormana girmek istiyorsun ama bakalım o seni almak isteyecek mi. Geçebilirsin.' Kenara çekildi. Ormanın beni almak istemesiyle ne demek istiyor olabilirdi?

 

Cüce şehrinde alışık olduğum kalabalıktan eser yoktu. Sokaklar sakin ve düzgündü. Devriye gezen muhafızlar yoktu. Kendime bir han aradım ama tabelalardan hiçbiri tanıdık gelmedi. Önünde meyveler bulunan bir elfe kalabileceğim bir han olup olmadığını sordum.

 

'Burada han yok. Şehrin dışına kamp kurman gerek.' Bir şehirde han olmaması garipti ama konu elfler olunca her şeyi beklerdim. Kamp işini sonra halletmeye karar verdim. Kayıp Peri Ormanı'nın hangi tarafta olduğunu sordum.

'Güney girişinin hemen orada. Seçmeler bu öğlen başlayacak acele edersen yakalabilirsin.'

 

'Ne seçmeleri?'

 

'Orman kendine her yıl birilerini seçer. Potansiyelin varsa seni de seçebilir. Seçilenlere muazzam güçler bahşeder.'

 

Şehrin neden boş olduğunu şimdi anlamıştım. Güney girişindeki seçmeler için bütün halk toplanmıştı. Kalabalık ormana bakıyordu ama ormanda bir hareketlenme olmadı. Heyecanlı bekleyiş sürmeye devam etti. Beyaz elf binalarının etrafını saran ormanda rüzgar esmeye başladı. Kalabalık uğultusunu kesti. Dev bir kartal kalabalığın beklediği çıplak alana indi. Kartalın tepesinde 2 elf vardı. Extia'nın sesini duydum.

 

'Bu ikisinin gücü sana yakın. Dikkatli ol, kibirli hareketlerin onlara sökmeyebilir.'

 

'Kim demiş kibirli olduğumu? Ben nazik birisiyim.'

 

'Herkese değil… Seni seçeceklerine kuşkum yok.'

 

'Bunu bir tanrı olduğun için söylebiliyorsun yoksa bana inandığından mı?'

 

'Her ikiside ama tanrı kısmı ağır basıyor.'

 

Elflerden biri öne çıkıp topluluğa seslendi.

 

'Perinin izinden gelmek isteyenler öne çıksın!' Umarım Frimold gideceğim yerdedir. Yoksa içinden çıkamayacağım bir kuyunun içine giriyordum. Kalabalıktan sıyrıldım ve öne çıktım. Jagos kalabalıktan uzakta beni bekliyordu. Olurda onu yanımda götüremezsem diye başının çaresine bakmasını, buraya geri geleceğimi söylemiştim.

 

10 kişi öne çıkmış bekliyorduk. Elflerden uzun mavi cübbeli olanı asasını sırayla bizlere tuttu. İlk elfin karşısında durdu ve mırıldandı. Asadan sönük sarı bir ışık yayıldı. Bunu gören elfin morali bozuldu. Beklediği renk bu değildi sanırım. İkinci sıradaki elfte asa daha yoğun parladı ama onunda rengi sarıydı. Cübbeli elf asasından çıkan renklere bir yorumda bulunmadı. Seçilmeye değer bulmamıştı. Benden önceki elfte asa mavi parladı. Yanımdaki kadın elf heyecanla kıpırdandı. Cübbeli konuştu.

 

'Periye layık olabilecek misin?' Kadın hiç tereddüt etmeden cevap verdi.

 

'Olacağım.' Cübbeli tek kelime daha etmeden bana geçti. Ustamın sesi bir kez daha zihnimde yankılandı.

 

'Gücünü bastır. Fazla dikkat çekmemelisin.' Dediğini yaptım. Asa tam alnımda durdu. Kafamın içine girmeye çalışan uzantılar hissettim. Sinir bozucuydu. Uzantılar hızla uzaklaştı. Asa yoğun bir yeşil ışıkla parladı. Cübbelinin kaşları kısa süreliğine çatıldı.

 

'Peri seni istiyor. Gelecek misin?' Yanımdaki kadına böyle sormamıştı. Gücümü biraz daha bastırmam gerekirdi. Fazla bekletmeden cevapladım.

 

'Geleceğim.' Cübbeli daha fazla konuşmadan sıradakine geçti.

 

10 kişi arasında sadece 4 kişi seçilmeye değer görülmüştü. Bunlar arasında benim dışında kalanların hepsinde asa mavi renkteydi. Dev kartalın sırtına binmemizi istediler. Herkes bindiğinde kartal havalandı. Havadayken bizi götüren iki elfle konuşmaya çalıştım ama bana cevap vermediler. Bende diğerlerine sordum. Yanımda duran kadın cevap verdi.

 

'Periye gidiyoruz. Kayıp Orman'ın Perisine.' İstediğim cevap bu değildi. Bir kaç soru daha sordum ama net cevaplar alamadım. Kartal yüksek dağların arasından geçti. Nehirleri geride bıraktı. Havanın ısındığını hissettim. Hiç konuşmayan diğer elf bize seslendi.

 

'Ateş vadisinden geçiyoruz. Başınıza dikkat edin.' Kartaldan aşağıya baktım. Altımızda akan nehirden su değil ateş akıyordu. Hava bu yüzden sıcaktı. Burada yaşayan canlılar var mıydı? Bu kadar sıcağa dayanabilecek bir canlı muhakkak olmalıydı. Kartal akan lav şelalesine ilerledi. Doğruca şelaleye gidiyordu. Kafamı eğdim ve şelalenin içinden geçtik. Yeşil cübbeli elfin asasından çıkan büyü kartalı sarmıştı. Vücudumu saran serin tabaka beni lavdan koruyordu. Şelaleyi yarıp geçtik.

 

Gördüğümüz manzara harikaydı. Lav şelalesinin hemen arkasında koca ağaçlarla kaplı bir orman vardı. Ormandaki ağaçların hepsi altın sarısı yapraklara sahipti. Dallarında kırmızı meyveler vardı. Binlerce egzotik büyüleyici kuş türü havada süzülüyordu. Mavi cübbeli elf konuştu.

 

'Peri'nin ormanına hoşgeldiniz.'

 

Yüzlerce kartalın yuva yaptığı dev ağaçlardan birine indik. Ağaç o kadar büyüktü ki koca kartal yanında minicik kalıyordu. Kartaldan indik. Yeşil cübbeli elf kartalın gagasını okşadı. Kartal hızla oradan uzaklaştı. Orada bulunanlar yalnızca biz değildik. Onlarca kişi dev kartallardan yanlarında cübbeliler ile inmişti. Metrelerce genişlikteki dalların üzerinde at arabalarında yol aldık. Buradaki halkın çoğunluğu ulu elflerden oluşuyordu. Orman elflerine göre daha sivri kulaklara ve açık tene sahiptiler. Neredeyse hepsinin saçı sarıydı. Birbirlerine hiç olmadıkları kadar benziyorlardı. At arabasında ilerlerken yerden ne kadar yüksekte yol aldığımıza baktım. O kadar yüksekteydik ki başım döndü. Kartal sürüleri her tarafta kol geziyordu.

 

Bizleri altın yaprak ve sarmaşıklardan kabuğu görünmeyen bir ağacın içine, oyulmuş büyük bir yurda yerleştirdiler. Yurt ağacın 80. katındaydı. Bu da yerden 80 kat yüksekte oluyoruz demekti. Ağacın içine kolini kuran karıncalar gibiydik. İçeriyi usta eller yontmuştu. Kendimi hiçte bir ağacın içindeymişim gibi hissetmedim. Orman eflerinin dev ağaç kalelerindeyken bir ağacın içinde olduğum hisseyatından uzaklaşamıyordum. Burası üst üste çıkılmış ve yıkılmadan ayakta duran bir binaydı. Pencerelerden dışarıda uçan kartal ve diğer kuş türlerini görebiliyordum. Periyi görmek için 1 saat içinde hazır olmamız söylendi. Odamda sadece bir yatak ve dolap vardı. Yerde yatmaktan iyiydi.

 

Koridordaki ayak seslerini duyduğumda vaktin geldiğini anladım. Kapımı açtığımda ise karşımda mavi cübbeli elf vardı. Kapımı çalmak için elini kaldırmıştı.

 

'Kalabalığı takip et.' Üst kattaki merdivenlerden bile inenler vardı. 100 kişiden fazlaydık. Herkes salonda ayakta bekliyordu. Ufak uğultular salona hakimdi. Cübbeli elflerden biri asasını zemine 3 kez hafifçe vurdu.

 

'Peri hazretleri teşrif ediyor. Herkes Peri'nin önünde eğilsin!' bağıran ses otoriterdi. Hepimiz denileni yaptık. Dizlerimin üzerine çöküp gelecek olan Peri'yi bekledim. Zeminden altın sarmaşıklar yükseldi. Birbirlerine dolanarak ilerledi. Kökler kalınlaştı. Canlılığı arttı. Altın sarmaşık ve kökler bir tahtı oluşturdu. Parıldayan altın köklerin dallarından altın güller bitti. Salonu güllerin mest edici kokusu sardı.




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1283

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1093

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 908

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 830

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 714

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 676

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 651

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 612

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 557

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 529

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 398

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 207

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 189

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 143

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 141

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 120

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 117

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 104

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

White
White
Beğeni Sayısı: 55

Site İstatistikleri

  • 16044 Üye Sayısı
  • 427 Seri Sayısı
  • 21018 Bölüm Sayısı


creator
manga tr