Milyonlarca insanın aynı kötülükleri paylaşması o kötülükleri erdeme dönüştürmez; aynı hataları yapmaları, o hataları doğru kılmaz. #Erich Fromm

Beyond Eternity - Kitap 1, Bölüm 34: Cevherözü Hikayesi


'Dövüş sırasında da kendini böyle iyileştirmiştin. Şimdi görünce hatırladım. Sıradışı bir yeteneğin var. Kılıcının zehirli olduğunu da söylemiştin. Öyleyse zehir seni iyileştiriyor.' Eleel'e dönüp gülümsedim.

 

'Takımın beyni sensin sanırım. Olayı çabuk kavradın.' İltifatım hoşuna gitmiş olacak, burnunu kaşıdı.

 

'Bunu anlamak için dahi olmaya gerek yok. Dövüş şekline göre senin bir dövüşçü olduğunu düşünüyorum. Bunu da bildim mi?'

 

'Maalesef hayır ama yakındı. Ben savaşçı ile suikastçi arası bir sınıfım. Henüz ikisi arasında tam oturmayan hususlar var ama zamanla onlarda yerini bulacaklardır.'

 

'Anlıyorum. Ben bir su büyücüsüyüm. Temel olarak şifa ve koruma büyüleri üzerinde uzmanım ama birkaç saldırı büyüsü de biliyorum.'

 

'Benim yeteneklerimden daha kullanışlılar.'

 

'Olabilir ama tek başıma çok iş yapamıyorum.'

 

'Bence saldırı büyülerine odaklanırsan bu sorunun üzerinden gelebilirsin.'

 

'Gerçekten mi?' Ragor'un öksürmesi Eleel ile beni kendimize getirdi. Fark ettiğimizde birbirimize çok yakındık. Konuşma derinleştikçe odadaki diğer ikiliyi ve bir oda dolusu cesedi unutmuş sohbete dalmıştık. Elften uzaklaştım.

 

Mağaradan çıktık. Dışarıda atlara binmeden önce Jagos bütün suratı kan içinde geldi. Görünüşe göre güzel bir ziyafet çekmişti. Yol boyunca sohbete devam ettik. Akira hariç üçümüz arasında dönen bir muhabbetti.

 

'Değerli bir şey yoktu yani.'

 

'Sıradan bir haydut sığınağıydı.' dedi Eleel. Ragor araya girdi.

 

'Sıradan demek hafife kaçıyor. Büyük bir sıradan demek daha doğru olur.' diye homurdandı.

 

'Büyük ama sıradandı…' bakışları Ragor'un üzerinde gezdi. Orkun keyfi yerindeydi.

 

'Bana öyle bakma. Kelimelere takıntılıyım biliyorsun.'

 

'Biliyorum. Öldürdüklerinin kafatasından içki içenlerden iyidir.'

 

'Hahaha, yapmadığım şey değil.' Cevherözü uzakta belirdi. Bu zamana kadar yaşadığım şehrin adının nereden geldiğini merak etmiştim. Konuşabileceğim düzgün birileri bulamadığım için bunu soramamıştım.

 

'Şehrin adı nereden geliyor musunuz?'

 

'Hepimizin bildiği bir hikayedir ama onu ilk kez dinleyeceksen Akira'dan dinlemelisin. Tabi sana anlatmaya yanaşırsa.' dedi Eleel ama Akira oralı bile olmadı. Güzel bir hikaye dinlemek için neler yapmazdım. Şanslıyım ki kedinin ilgisini çekecek şey elimdeydi. Yüzüğümden yakaladığım 40 santim uzunluğundaki ringa balığını çıkardım.

 

'Bende bu güzel balığı verecek birini arıyordum. Benim ellerimde heba olacaktır ya da onu panterim Jagos'a vermeliyim. Kırmızı et dışındaki etlerden de yemesi gerekiyor.' Jagos temposunu biraz yavaşlattı. Dilini dışarı çıkarırken salyaları da ağzından akıyordu. Benzer bakışı Akira'nın da yüzünde görebiliyordum ama direnmeye devam ediyordu. Yavaş yavaş balığı Jagos'a yaklaştırdım. Büyüyen gözlerindeki iştah kabardı. Balık bir ısırık uzaklığındaydı.

 

'Tamam anlatacağım! O balığı çabuk bana ver nya~!' Jagos'un ileri atılan çenesi havayı ısırdı. Tam zamanında çekmiştim. Balığı Akira'ya uzattım. 'Bunu yerken anlatacağım. Evim hemen şehrin girişinde nya~.' Hızımızı artırdık.

 

Kedinin evi çok büyüktü. Sıkışık 2 katlı evler arasında yüksek duvarlar ile çevrili bir köşktü. Ailesi zengin olmalıydı. Bu da kibrinin kaynağıydı. Kapıdaki 2 kaplanadam muhafız hanımlarını görünce esas duruşa geçti. Sokak kalabalıktı. Sıra sıra geçen at arabalarına ek, çok sayıda yayada bu yolu kullanıyordu. Kapıdan geçtiğimizde sokağın gürültüsü kesildi. Dışarıdan görülene göre daha büyük bir bahçe vardı. Fazla oyalanmadan iç eve girdik. Balığı hizmetçilere verdikten sonra misafir salonunda bekliyorduk. Resmi havaya alışıktım. Hizmetçiler bizi fazla sık boğaz etmedi. Yemek masasını hazırladılar. Son derece şık sofraya sanki kendi evimdeymişim gibi yerleştim. Böyle zengin bir ailenin kızını bir balıkla kandırdığıma inanamıyordum. Gerçekten kedi gibi balık gördüğünde dayanamıyordu.

 

Uzun zamandır yemek yemiyordum. Yediğim balığın tadı ağzımda yayıldı. İhtiyacım yoktu ama bundan sonra zevk için yemek yiyebilirdim, tabi aklıma gelirse. Akira balığının yarısını çoktan mideye indirmişti. Çatalını bıraktı. Hikayeye giriş yaptı.

 

'Bundan 10000 yıl önce ata cüceler bu çayırlara göç ettiğinde bir çukur bulmuşlar. Çukur o kadar derinmiş ki içini göremiyormuşsunuz nya~. Cüceler Cevherözü'nü bu çukurun üzerine inşaa etmişler. Şehir büyüdükçe çukur kapanmış. Çukurdan çıkarılan madenler şehrin büyümesini hızlandırmış. Kaynağın tam üzerine şehir kurarsan taşımakla uğraşmazsın değil mi nya~. Bugün gözümüzle gördüğümüz şehrin üstü sadece dörtte biri. Şehrin asıl temelleri ve soylu tabakası çukurda yaşar. Saray bile orada yer alır. Dışarıdan Cevherözü'nü küçük bir ticaret şehri olarak görenlerin buraya yabancı oldukları hemen anlaşılır nya~. Burası asırların birikimlerinin toplandığı cüce başkentidir.' İçkisinden bir yudum aldı.

 

'Şehir kurulduğundan 8000 yıl sonra zenginliğini ve şöhretine sahip olmak isteyenlerin istilasına uğradı. O zor zamanlarda cüceler biz Kaplanadamlardan yardım istedi. Halkımızın şehre yerleşebilmesi karşılığında o zamanki kralımız 4. Lion işgalci kuvvetleri bozguna uğrattı nya~. Cüce hükümdarı Avril Gümüşkalkan minnettarlığını göstermek adına sarayının yanına tamamen kristallerden yapılma 4. Lion'ın bir anıtını yaptırdı. Bununla da kalmayıp Kaplanadam ülkesindeki bütün fakirleri Cevherözü'ne davet etti. Refah seviyesi yüksek olan şehirde tek bir Kaplanadam bile aç kalmadı nya~' Yüzünde memnun bir sırıtış vardı. Gözleri dolmuştu.

 

'Cüce hükümdar Avril Gümüşkalkan bizlerin yaşaması için çukurun en değerli kabul edilen dibine evler yaptırdı ama düşünemediği şey kaplanadamların güneş ışığını sevdiğiydi. Hangi ışık kaynağını kullanırsa kullansın, hiçbiri Güneş'in yerini alamayacağından yeryüzünde yani onun gözünden en değersiz kabul ettiği yerde yaşamamıza hüzünle müsade etti nya~. Büyük büyük dedem Sho, 4. Lion tarafından fakir halkımızı buraya getirmesi için görevlendirilmişti. Bende onun 14. neslinden gelen torunun torunlarındanım.' Bütün içkiyi kafasına dikti. Hikayeyi bitirmesi yarım saatten fazla sürmüştü. Cüce tarihinin köklü olduğunu biliyordum ancak bu tarih sanıldıkları kadar yerin altında yatmıyormuş.

 

'O zaman sen hiç ana vatanını görmedin?' Gözlerinde keder göremedim.

 

'Evet burada yaşayan hiçbir Kaplanadam görmemiştir nya~'

 

'Nasıl bir yer olduğunu merak etmiyor musun?' Soruma kaşlarını çatarak baktı. Sanırım yanlış sorular soruyordum.

 

'Neden edeyim ki, burada istediğim her şeye sahibim nya~. Ayrıca ülkeme geri dönersem şu anki sosyal statümü kaybedeceğim ve benim asıl memleketim burası.' Dediklerinde tamamen haklıydı. Ülkesine döndüğü takdirde bir soylu olamayacaktı. Onun yerinde ben olsam aynı düşünürdüm.

 

'Evet haklısın. Saçma sorular sorduğum için özür dilerim.' Özür dilememi beklemiyordu. Ağzı açık şaşırarak bekledi. Bana hakaret edeceğini düşündüm ama yapmadı.

 

'Sorun değil. Kim olsa aynı şeyi sorardı nya~' Ragor keyifle sandalyesine yaslandı.

 

'Ah, güzel bir hikaye ve yemek. İnsan başka ne isteyebilir ki?' Cevaplanması için bu soruyu sormadığı açıktı. Kendi hemen cevapladı. 'Aslında yanına birkaç hoş kadın fena olmazdı tabii içki de.' Kadehindeki içkisini fondip yaptı. Elinin tersiyle dudaklarını silmek üzereydi ki sofra adabını hatırlayarak önündeki mendili kullandı.

 

'Bu işlere yavaş yavaş alışıyorsun ork dostum.' dedi Eleel son derece kibar yemeğini yemeğe devam ediyordu. Dördümüz arasında en yavaş yiyen oydu. Kadehini eline aldı. Hafifçe salladı ve dudaklarına götürdü. Yudum denemeyecek kadar ufak bir 'yudum' aldı. Kadehini acele etmeden geri bıraktı. Akira gibi soylu bir havası vardı. Elfler zaten kibar bir halktı ancak Eleel'in hareketleri bunun çok üzerindeydi.

 

'Sende bu işlere fazlasıyla aşina gibisin Eleel.' Çatal ve bıçağını sorumu cevaplamak için bıraktı.

 

'Buraya ilk yerleşen elflerdenim. Akira'nın dedesi Jiro Sho beni Cevherözü'ne davet etmişti. 300 yıldır burada Sho ailesinin yanında yaşıyorum. Akira doğduğunda dedesi ona göz kulak olmamı istedi. O yüzden bir soylunun nasıl davranması gerektiğini iyi bilirim.' İkisi arasındaki ilişkiye şaşırdım. Bir elfin memleketinden uzaklarda yaşaması nadirdir. Hayat şartları zorlayıcı olsada hiçbir elf keyfi yere vatanını terk etmek istemez. Özeline girmeye niyetim yoktu.

 

'Yani onun korumasısın.'

 

'Hayır nya~' diye araya girdi Akira. 'Eleel benim ablam gibidir. Üvey olsa bile öz ablalarımdan onu kendime daha yakın görürüm nya~' Eleel'e doğru döndü ve gülümsedi. Elf'te ona gülümsedi.




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1362

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1144

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 951

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 886

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 775

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 727

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 690

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 624

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 587

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 548

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 507

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 213

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 199

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 155

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 148

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 127

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 121

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 119

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 115

Beyond Eternity
Beyond Eternity
Beğeni Sayısı: 97

Site İstatistikleri

  • 18950 Üye Sayısı
  • 545 Seri Sayısı
  • 26535 Bölüm Sayısı


creator
manga tr