"Ben Li Qiye'yim ve bu tek başına yeterli." #Emperor's Domination

Beyond Eternity - Kitap 1, Bölüm 30: Cadı Kulesi


3 hafta durmadan yol aldım. Cesetleri ormandaki canavarların yemesi için bıraktım. Umuyorum ki yüzüğün içinde durdukları vakit kokuları diğer eşyalara bulaşmamıştır. Kuzeye dağlara ilerledim. Kış sert pençesini gösterdi. Yolları karlar kapladı. İlerlemek zorlaştı. Dar patikalardan geçtim. Aldığım şaraplar içimi sıcak tutuyordu. Sarhoş olamamanın faydası güzeldi. Cadının saklandığı yeri buldum. Geniş bir mağaranın içindeydi. Belli belirsiz bir zar ile kaplanmıştı. Elimi üzerine koyduğumda sıcak olduğunu farkettim. Sert ve kaygandı. Zümrüt hançerimi var gücümle bariyere sapladım. Metale sürtünmüş gibi kıvılcımlar çıktı ve bariyerin içine gömüldü. Bariyer bana karşı koyuyordu. Diğer elimle hançere destek çıktım. İten kuvvet çok güçlüydü. Hançere asıldım. Zümrüt hançer parlamaya başladı. Yeşil ışık yayıldı ve genişledi. Hançerim evrim geçiriyordu. Yeşil parıltı söndüğünde bariyeri yırtmıştım. Hançerim ise kısa bir kılıca dönüşmüştü.

 

Mağaranın içi sıcaktı. Üzerimdeki kalın kabanı yüzüğüme koydum. Jagos ile derinlere ilerledik. Mağaranın derinlerinde duvarlar oyulmuş ve içine uzun bir kule inşa edilmişti. Mağaranın içine neden kule inşa edildiğini anlamadım. Kuleler uzakları görmeye yarardı. Kapalı bir yerin içinde bir işe yaramazdı. Farklı bir amacı olmalıydı. Bariyeri kırdığımdan cadının içeri girdiğimden haberi olduğunu düşünüyordum. Yinede temkinli ilerledim, Jagos çok dikkat çekiyordu bu yüzden gizlenerek ilerleyemedik. Kulenin kapısının önünde 2 ölümsüz bekliyordu. Bir zamanlar asker oldukları eski zırhlarından anlaşılıyordu. Savaş sırasında ölümsüz yaratmak kolay olsa gerek. Başka bir giriş göremedim. Kulenin ilk penceresi 20 metre yukarıdaydı. Tek yol bu kapıdan geçmekti.

 

Kısa zümrüt kılıcımı ölümsüz askere fırlattım. Kurumuş kafatası ortadan ikiye bölündü. Jagos diğer askerin üzerine atladı. İşi bittiğinde bile ağzında oynamak için kemik tutuyordu.

 

‘Oyunun sırası değil oğlum.’ Kulakları düşsede kemiği bıraktı. Ölümsüzün kemiklerini yüzüğe doldurdum. Jagos’a sonradan oynaması için  verecektim. Kulenin kapısını açtım. Dışarıdan göründüğünden daha büyüktü. Aşağıya da iniyordu. Merdivenlerden birinin indiğini duydum. Sahibini göremediğim ses bana seslendi.

 

‘Buraya girmeyi nasıl becerdin bilmiyorum ama bu senin için iyi olmayacak insan.’

 

‘Beni diğerleriyle bir tutma.’

 

Merdivenlerden gelen ses kesildi. Kısa bir sessizlik yaşandı. Merdivenlerden aşağı yarasa sürüsü indi. Ellerimle yüzümü siper ettim. Kollarımı ve bacaklarımı ısırdılar. Kılıcımı gelişigüzel salladım. Yarasa sürüsü dağıldı. Kuleden dışarı çıktı ve bir araya geldi. Siyah cüppeli bir adama dönüştü. Bu bir vampirdi. Kül kadar solgun teni, sarı gözleri ve beyaz saçları vardı. Saçları omuzlarına iniyordu.

 

‘Leydi Serena’ya ulaşamayacaksın. Seni kölem yapacağım.’

 

‘Hıh, asırlar geçse de uşaklar değişmiyor.’ Kuleden çıktım. Vampirin üzerine koştum. Jagos’ta vampire arkasından saldırıyordu. Vampir panterin karnına sert bir dirsek attı ve tekmeledi. Metrelerce savruldu ve kayaya çarptı.

 

Kılıcımı karnına savurdum. Hareketleri hızlıydı. Boştaki kolumu yakaladı. Havada 2 tur çevirdi ve duvara fırlattı. Ayaklarımı duvara dayadım ve kendimi geri fırlattım. Kılıcımı tekrar savurdum. Vampiri karnında yaraladım. Acıyla inledi. Zümrüt kılıcımın kestiği yer yeşil parladı. Artık zehirliydi. Evrimleştikten sonra zehir özelliği kazanmıştı. Aklıma gelen fikri denemeden edemedim. Vampirin öfkeli bakışları altında kolumu kestim. Ne yaptığımı anlayamadı. Yarasaların açtığı hafif kesik ve ısırıklar iyileşti. Zehirli kılıcım beni iyileştirebiliyordu.

 

‘Sen, sende nesin böyle?’

 

Gülümsedim.

 

‘Tanrıların sonunu getirecek olanım.’

 

‘Elimde can vereceksin. Ben bir Vampir Üstadıyım.’

 

Düşüncesizce üzerime atıldı. Pençeleri yıldırım hızında üzerime indi. Hepsinden kaçındım. Kılıcımı uzun tırnaklarıyla geri savuşturdu. Karşı saldıraya geçtiğim sırada hemen geri kaçtı. Öksürük krizine girdi. Zehir yayılıyordu. Dikkatini bir anlığına kaybetmesinin bedeli ağır oldu. Jagos tepesine bindi. Vampir yüzüstü yere yapıştı. Panterin ağırlığı altında eziliyordu. Zar zor nefes almaya başladı. Vücudu yarasalara dönüşürken kılıcımı eline sapladım. Acıyla inledi ve büyüsü bozuldu. Kılıcımı yerinden çıkarmadım. Vampirin önünde eğildim.

 

‘Söyle bakalım Leydin nerede? Onunla konuşmam gereken hayatı hakkında ufak bir konu var?’

 

Ayakkabılarıma tükürdü. Sarı gözleri öfkeyle parlıyordu.

 

‘Beni öldürsen bile Leydimi yenemezsin.’

 

‘Buna onu gördüğümde karar vereceğim. Elveda.’ Kılıcı sırtına sapladım. Son kez inledi ve cansız bedeni küle dönüştü. Vampirden geriye sadece kıyafetleri kaldı. Vampirin tozunu bir şişeye doldurdum. Bundan da bir zehir yapıldığını hatırladım. Kendimi iyileştirmek için kılıcım vardı. Yaptığım onca zehirin boşa gittiğine üzüldüm. Bir şekilde kullanmam gerekebilirdi. Kılıcım kullandıkça gelişiyordu. Peki ya gözlerim? Yaptığım zehirlerin hepsini içersem gelişecek miydi? Bunu yapmanın tek yolu da denemekti. Kulenin girişindeki masalardan birine oturdum ve yaptığım 100 şişe zehri içmeye başladım. Tadını bastırması için şarapla karıştırıp içtim. İlk 10 şişeden sonunda kusmak üzereydim. Çürümüş et yiyordum sanki. On birinci şişede dayanamadım ve kustum. Yemek yemeye ihtiyacım olmadığından midemdeki tek şey zehirle karışık şaraptı. Kustuğum tek şey de bu oldu. Kulenin girişini çürük et kokusu sardı. Koku dayanılacak gibi değildi. Üst kata çıktım. Merdivenler çok uzundu. Yukarıdan inen ölümsüzleri zorlanmadan yere serdim. Hala midem bulanıyordu. Sarmal merdivenleri tırmanırken midem tekrar bulandı. Merdivenlere yine kustum. İğrenç kokudan kaçmak için koşmaya başladım. Jagos önümden gelen ölümsüzleri indiriyordu. İkinci kata vardığımda beni koltuklarında oturur halde bekleyen 2 vampir karşıladı.

 

‘Görünüşe göre Jacob başaramamış. İş bize düştü Elwin.’ Aynı kül rengi tene, sarı gözlere ve beyaz saçlara sahiptiler. Adamın yanında oturan kadının adı Elwindi.

 

‘Jacob bir Vampir Üstadıydı. Sandığımızdan daha güçlü o Luke.’

 

‘Ona Vampir Azizlerinin gücünü gösterelim.’ Kapı arkamdan hızla kapandı ve kilit kendi kendine döndü. Jagos merdivenlerdeki ölümsüzlerle ilgileniyordu. Luke ve Elwin aynı anda üzerime çöktü. Bahsettikleri üstattan daha güçlülerdi. Kendilerinden Vampir Azizi olarak söz etmişlerdi. Vampirlerin de kendi içlerinde bir sıralanışı vardı. Tahminime göre Aziz dedikleri Üstattan yukarıdaydı. Bu kanıya varma sebebim Jacob’tan güçlü olmalarıydı.

 

2 çift pençeyi kılıcımla durdurdum. Onları geri ittim. Kendimi duvara verdim ki beni arkalamaya kalkmasınlar. Luke durmadan üzerime hamle yaptı. Pençelerini her seferinde geri savuşturdum. Elwin ise Luke’un saldırılarından boşluk yakalayıp bana saldırıyordu. Karşı saldırı yapamıyordum. Karnıma giren keskin tırnaklardan oluk oluk kan aktı. Luke pis pis sırıttı ama gülümsemesi yarıda kaldı. Yüzümde acıya dair hiçbir ifade yoktu. İhtiyacım olan boşluk buydu. Vampir Azizini boğazından yakaladım. Onu yere çarptım ve kılıcımı göğsüne geçirdim. Bir anlık dalgınlığının bedelini hayatıyla ödemişti. Luke toza dönüştü. Geriye giysileri kaldı. Elwin’in çığlığını arkamda duydum. Kadın vampir pençelerini kollarıma geçirdi. İçtiğim 10 şişe zehir hala kanımda dolanıyordu. Karnımdaki yara çoktan kapanmıştı. Elwin’i saçlarından yakaladım. Elleri koluma yapıştı.. Onu yerde sürüklerken çığlıkları sürüyordu. Kafasını duvara 3 kez çarptım. Kırılan kafatasından akan kan duvara bulaştı. Saniyeler içinde toza dönüştü. İkisininde tozlarını şişeye depoladım. Bu görev tahmin ettiğimden daha eğlenceli geçiyordu. Kapıyı açtım. Jagos kapıyı pençeleriyle tırmalamıştı ama vampirlerin büyüsünden onu kıramamıştı. Uslu uslu ağzındaki kemik parçasıyla beni bekliyordu.

 

‘Kemik takıntın için acilen bir şeyler yapmalıyız oğlum.’ Gözlerim karardı. Dengemi kaybettim ve kendimi vampirlerin oturduğu koltuğun üzerine bıraktım. Gözlerimin ısındığını hissettim. Gelişiyorlardı.

 




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1362

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1144

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 951

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 886

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 775

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 727

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 690

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 624

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 587

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 548

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 507

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 213

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 199

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 155

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 148

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 127

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 121

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 119

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 115

Beyond Eternity
Beyond Eternity
Beğeni Sayısı: 97

Site İstatistikleri

  • 18950 Üye Sayısı
  • 545 Seri Sayısı
  • 26535 Bölüm Sayısı


creator
manga tr