Beni öldürmek istemiyor musunuz? İşte buradayım! Beni öldürmeniz için tam burada duruyorum! Bana ufacık bir çizik bile atabilirseniz, hepinizi yetenekli sayacağım. #Qin Yun - S.T.F.S.P.

Beyond Eternity - Kitap 1, Bölüm 26: Seviye Atlama Görevi


‘Biz... ‘ Tereddüt etti, ‘Bizler uzak bir diyardan buraya gelen bir gruptuk. Cüce şehri üzerinden orman elflerine doğru yol alıyorduk. Dinlenmek için bu köyde mola vermiştik. Sonrasını tahmin edebilirsin.’

 

‘Saldırıya uğradınız. Sana bir şey yapmamışlar gibi duruyor ama arkadaşın kötü hırpalanmış.’

 

‘Grubumuzun geri kalanı öldürüldü. Elix onlara karşı koymaya çalıştı ama onu kötü dövdüler. Bana gelecek olursak.’ Kendinden iğrenirmiş gibi bir hali vardı. ‘Ben öylece durdum. Karşı koyma fırsatım olmadı.’

 

‘Sorun yok hepsi geçti. Elix’te kurtulacaktır. Bundan emin olabilirsin.’

 

‘Evet umarım. Bu arada ben Rochel. Bizi kurtardığın için teşekkür ederim.’ Onu haydutların elinden kurtarmama rağmen son derece sakindi. Sanki kurtarılmasına gerek yoktu. Neyse ben işimi yapmıştım. Kurtardığım ikisi için umarım fazladan ücret alırdım.

 

‘Ben işimi yaptım. Planda siz yoktunuz ama görünüşe göre zamanında gelmişim. Diğerleri için aynı şeyi diyemeyeceğim…’ Rochel diğer arkadaşlarından bahsetmemden hiç oralı olmadı.

 

‘Sen işini yapıyordun. Bizden haberin olmamıştır. Senin adın ne?’

 

‘Azyl. Cevherözü loncasında bir maceracıyım.’ Kehribar kolyemi gösterdim. Umarım bu işten sonra sıralamamı yükseltirlerdi. ‘Biraz dinlensen iyi olur sabah erkenden yola çıkarız. Ben nöbet tutarım.’ Rochel yanımdan kalktı ve ateşe en yakın çadıra girdi.

 

Rochel gittikten sonra haydutların üzerinden çıkanları incelemeye başladım. Üzerlerindeki işe yaramaz zırhlara ihtiyacım yoktu. Büyük bir kısmıda parçalanmıştı. Silahları satmak işime yarardı ama hepsi eski ve bakımsızdı, almaya deymezdi. Onun dışında bir şey bulamamıştım. Sıra çadırlara bakmaya gelmişti. Rochel’in kaldığı hariç hepsine bakmam birkaç saatimi aldı. Depoladıkları yemekleri ve içkileri yüzüğe doldurdum. Bütün çadırlardan çok para çıktı. Toplamda 40 altın para etti. Gerçekten de iyi para toparlamışlardı ve Cevherözü coğrafyasını gösteren bir harita buldum. Harita üzerinde yağmalanan köyler yuvarlak içine alınmış ve birde bu köyün uzak doğusuna büyük bir çarpı işaretlenmişti. Acaba bir hazine mi vardı? Meraklandım. Haritayı da yüzüğümün içine attım.

 

Sabah erken vakitte Cevherözü'ne yola çıktık. Yaya olmamız ve yanımda birinin olması şehre olan yolculuğu uzattı.  Ana yola çıkana kadar 6 saat yaya yürüdük. Neyseki şansımıza şehre giden bir konvoya rast geldik. Yeterince bonkör davranarak bizi şehre götürmeleri için güzel bir ücret önerdim. Sonrasında akşama şehire vardık. Kapı muhafızlarına buz panteri ve üzerindeki kadını sordum. Notu aldıklarını ve kadının revire kaldırıldığını söylediler. Rochel ile revire gittik. Elix yatakta uyuyordu. Yaralarıyla çoktan ilgilenilmişti. Jagos’ta kadının yanında uyukluyordu. Kapıyı açıp içeri girdiğimizde uyandı. Hemen yanıma geldi.

 

‘Aferim oğluma. Başaracağını biliyordum.’ Mutlulukla kuyruğunu salladı. Rochel arkadaşının yanına oturdu. Elini elleri arasına aldı. ‘Kardeşin miydi?’ Bakışlarını Elix’ten ayırmadan cevap verdi.

 

‘Hayır, daha fazlası. Benim bir parçamdı.’ Ellerinden yoğun bir ışık çıktı. Odayı kör eden beyaz ışık ele geçirdi. Hiçbir şey göremedim. Işık söndüğünde Elix yok olmuştu.

 

‘O da neydi?’

 

‘Bu benim yeteneğim. Ben bir çağrıcıyım. Bu dünya ile diğerleri arasında çağırım yapabiliyorum.’

 

‘O ölenlerin hepsi başka dünyalardan mıydı?’

 

‘Evet ama onlar ölmediler. Sadece bitap düştüler. Toparlandıkları zaman yanıma geri gelecekler.’ Demek bu yüzden o kadar sakindi. Hiçbiri ölmemişti. Asıl garip olan yeteneğiydi ve diğer dünyalar ile bağlantı kurabilmesiydi. Bu kadın sıradan birisi değildi.

 

‘7 kişi seni korumak için yeterli olamamış.’

 

‘Onlar sadece sıradan askerlerdi. Daha yetenekli olanları buraya çağırabilecek kadar güçlü değilim, eğer hareket halinde olmasaydık çok daha fazlasını çağırabilirdim.’

 

‘İstersen 15 tane çağır o haydutlara karşı yine bir şansın olmayacaktı. Bölgeye senden daha hakimler ve silahları savaşmaya daha uygundu.’

 

‘15 tane çağıracağımı kim söyledi? Ben 30 asker çağıracaktım.’ 30 hiçte fena bir sayı değildi. Büyük ihtimal haydut grubu sayıdan korkup kaçacaktı. Tam bir talihsizlik örneğiydi.

 

‘Evet o zaman işler yolunda giderdi. Benim işim burada son buluyor. Loncaya gereken raporu vermeye gideceğim. Askerlerin toparlanana kadar şehirden ayrılmamanı öneririm.’ Revirden çıktım ve loncaya uğradım.

 

Başka dünyalardan asker çağırmak... Benim böyle yeteneğim olsaydı ve şu anki gücümde olsaydım neler yapabilirdim acaba? Ölmeyen yüzlerce askerim olacaktı. Gücünü hala tam kontrol edemese bile zaman ile yapabileceği şeylerin sınırı yoktu. Benim gücümde 10 kişiyi bile hayal ederken yaşanabilecek yıkım gözlerimde canlandı. Rochel tehlikeli biriydi. Onu öldürmek için yoğun bir istek duydum. Bu arzuyu kafamdan atmam zor oldu. Giderek duygusuzlaşıyordum. Loncaya görevi tamamladığımı bildirmek için içeri girdiğimde salona her zamanki gibi tıklım tıklımdı. Bolca kahkaha ve masalara çarpan bardak sesleri vardı. Görevli cücenin yanına gittim. Elf kadın ortalarda yoktu. Aldığım kontratı gösterdim ve görevi bitirdiğimi bildirdim. Cüce bana inanmadı.

 

‘Herhangi bir kanıtınız var mı?’ Yüzüğümdeki cesetlerin hepsini üzerine yığasım geldi.

 

‘Bundan emin misin? Salonu cesetle doldurmak istemiyorum. Kaçırılan bir kadını kurtardım.  Hala revirdedir. Acele edersen ona sorabilirsin.’ Cücenin yan bakışları hala üzerimdeydi ama ücretimi aldım.

 

‘Terfi için üst kattaki lonca müdürüyle konuşabilirsiniz.’ Sonunda seviyem yükselecekti. Masadaki 30 altını yüzüğüme tıktım. Haydutlardan daha fazla para kazanmıştım. Görev ücretleri çok kötüydü. İlk yaptığım görevden aldığım 75 gümüş para bile değildi. Tabii o bir D seviye görevdi. Zümrüt S seviye içinde 30 altın da aynı rezaletti. İnsanların hayatlarını 30 altın için  riske atmak acınasıydı.

 

Vakit kaybetmeden üst kata çıktım. Buradaki koltuklar daha kaliteliydi. Bu katta da insanların oturduklarını gördüm ama giriş katın kalabalığından eser yoktu. Daha az insan vardı ve hepsi de yüksek seviyeydi. Bunu boyunlarındaki kolyelerden anlayabiliyordum. Lonca içinde de bir hiyerarşi sistemi vardı. Kendini beğenmiş sert görünmeye çalışan budalaların arasından geçtim. Müdürün odası üst katın sonundaydı. Kapıyı çaldım ve içeri girdim. Masasında oturmuş evraklarla uğraşan orta yaşlı sert bir adam ile karşılaştım.

 

‘Ho, merhabalar. Loncaya yeni katılmış olmalısın yüzünü ilk kez görüyorum.’

 

‘Evet, katılalı birkaç gün oluyor.’ Lafı dolandırmadan konuya girdim. ‘Seviyemin arttırılması için gelmiştim.’

 

‘Hahaha, dur bakalım delikanlı önce biraz sohbet etseydik. Ben Harlock, Harlock Palabıyık.’ Adamın ikinci adındaki gibi gür siyah bıyıkları vardı. Ona babacan bir ifade katıyodu. Sinirime dokunan şey ise bana delikanlı diye hitap etmesiydi. Aptal seni. Senin yaşının 100 katı kadar yaşadım ben. Atanın atasından bile yaşlıyımdır. Gereksiz ayrıntılara kafa yormayı bırakarak masanın yanındaki koltuğa oturdu. Oldukça rahattı.

 

‘Pekala, memnun oldum Müdür Harlock. Bende Azyl. Yeni maceracı, taze kan.’ Tabirimden hoşlanmış olacak gür bir kahkaha attı.

 

‘Evet taze kan olduğun kesin, demin senin evraklarını inceliyordum. Kehribar seviyesinde olmana rağmen çoktan Zümrüt S seviye bir görevi tek başına halletmişsin. Doğruyu söylemek gerekirse, baya etkilendim.’

 

‘Öyleyse seviyemi şimdiden mithril yapabilirsin. Çünkü ben sizin bu güç sıralamanızın en üstünden bile daha güçlüyüm.’ Söylediklerimi abartıyorum sanıyordu. Gözlerinden bunu anladım. Ukalanın teki diyordu benim için. Ne düşündüğünün gram önemi yoktu. Sadece paramı ve kızlarım hakkında bir ipucu arıyordum.

 

‘Belkide öylesin, belkide değil. Buna takılmıyorum. Aslına bakarsan seni Yakut seviyeye çıkarmayı planlıyordum ama madem Mithril seviyeden bile güçlü olduğunu iddia ediyorsun, seni Gümüş seviye olabileceğin bir görev verebilirim. Tek başına halledebilirsen Gümüş seviyeye çıkacaksın. Ne diyorsun?’ Babacan Harlock’un mizacı birden değişti. Yüzünde şeytani bir hava vardı. Başaramayacağımdan o kadar emindi ki oracıkta gülmekten ağlayabilirdim. Madem ortada bir şart vardı benimde bir şart koymamda sakınca yoktu.

 

‘Kabul ediyorum ancak görevi hallettikten sonra lonca üzerinde bir ayrıcalık talep ediyorum. Seviyem ne olursa olsun istediğim görevi almak istiyorum.’ Harlock böyle bir şartın ona zarar getirmeyeceğinin farkındaydı. Teklife doğrudan atladı.

 

‘Hahaha, kabul. Ana salondan görevini alabilirsin. Onları çoktan bilgilendirdim.’ Koltuktan kalktım. Elimi Harlock’a uzattım. Sert koca elleriyle sımsıkı tokalaştım.






Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1362

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1144

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 951

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 886

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 775

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 727

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 690

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 624

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 587

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 548

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 507

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 213

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 199

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 155

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 148

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 127

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 121

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 119

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 115

Beyond Eternity
Beyond Eternity
Beğeni Sayısı: 96

Site İstatistikleri

  • 18950 Üye Sayısı
  • 545 Seri Sayısı
  • 26534 Bölüm Sayısı


creator
manga tr