Eğer hakim olsaydım, yapacağım ilk şey kölelik ve aristokratik sistemi değiştirmek olurdu. Eğer kanunun karşısında eşitsek, o zaman herkes her şeyde eşit olmalı ve sınıf farklılıkları olmamalı! #The Dark King

Beyond Eternity - Kitap 1, Bölüm 25: Haydut Çetesi


‘Hoşgeldiniz. Bir tane seçtiniz mi?’ Muskalar ahşaptan oyulmuşlardı. Çeşit çeşit biçimlerde kolyeler gördüm.



‘Bunlar nedir?’

‘Tanrı muskaları efendim, inandığınız Tanrı’nın muskasını alıp ona dua ederseniz Tanrı’nın duanızı duyacağına inanılır.’ Saçmalık, Tanrılar böyle dandik şeylere bel bağlasaydı çoktan ortadan kaybolurlardı. Tezgahtan uzaklaşmak üzereyken muskalar arasında bir tanesi dikkatimi çekti. Ahşaptan iki el şeklinde oyulmuştu. Elindeki hançeri diğerine saplamıştı. Acı çeken el çok inandırıcı oyulmuştu. Sormadan edemedim.

‘Şu hangi Tanrı’ya ait?’ Parmağımla 2 elin oyulduğu muskayı işaret ettim. Cüce gösterdiğim muskayı eline aldı.

‘Acı Tanrıçası Extia, efendim.’ Tam da tahmin ettiğim gibi.

‘Ne kadar?’

‘5 gümüş.’ Kıytırık ahşap bir muska için 5 gümüş demek. Din ile nasıl para kazanılacağını biliyordu. Bu hayatta üzerinden para kazanabileceğiniz en kolay iki şey vardır. Birincisi kadınlar, ikincisi ise dindir. İlkiyle insanların zevklerinden para kazanabilirdiniz. İkincisi ile vicdanlarından. Cüceye parasını verdim ve ustamın muskasını alıp boynuma astım. Tanrılardan nefret edebilirdim ama bir tanesi hariç.

Almaya değer bir şey bulamadım. Bende şehirden ayrıldım. Giderken bir ayna almayı unuttuğumu fark ettim. Muska dikkatimi dağıtmıştı. Neyse dönünce alırdım. Haydutları bulmada Jagos’a güveniyordum. Koku alma duyusu bana göre yüksekti. Çete en son 1 gün önce uzak bir köye saldırmıştı. Fazla uzaklaşmış olamazlardı ve anlık durumdan kaynaklı çokta dikkatli hareket edeceklerini düşünmüyordum. Bir yerde durmuş keyif çatıyor bile olabilirlerdi. Haydutların son görüldüğü köye vardığımda evlerin çoğu yanmıştı. Köy muhtarına lonca tarafından gönderildiğimi söyledim. Bana sinirli bir hali vardı. ‘Neden daha erken gelmedin?’ diyordu. Vicdanen cüceye karşı bir şey hissetmedim. Yaşaması bile umrumda değildi. Sadece zaman geçirecek ve bana biraz para kazandıracak işlerle ilgileniyordum. Haydutlar köyden 2 kadın kaçırmıştı ve 6 kişiyi de öldürmüştü. Ne tarafa doğru kaçtıklarını sordum. Batı tarafındaki tepeleri gösterdi. Muhtara daha fazla soru sordum. Tepelere ilerledim.

Haydutları bulmam hiç zor olmadı. O kadar dikkatsizlerdiki köyden hiç uzaklaşmamışlardı. Büyük bir kamp ateşi etrafında 12 ork gördüm. Tepeden aşağı silahlılardı. 8 çadır kuruluydu ve bunlardan ikisinin içinden ışık geliyordu. Kaçırılan kadınlar ölmediyse bunların içlerinde olmalıydı. Köy tarafına ve tepenin alçalan kuzey tarafında birer nöbetçi vardı. Hava kararana kadar kampı izlediğim ağaçtan inmedim. Jagos geceleri ilizyon büyüsünü kullanabiliyordu. Görünmez bir canavarın saldırısına uğradıklarında onlara neyin çarptığını bile anlamayacaklardı. Biraz kestirdim. Gecenin ilk saatlerinde uyandım. Uzun süredir nöbet tutan nöbetçi uykuyla mücadele ediyordu. Ağaçtan atladım, çalıların arasına karıştım. Jagos’ta görünmez olup kuzey tarafındaki nöbetçiye yöneldi. Ben işimi sessizce halledebilsem bile Jagos bunu yapamazdı. Nöbetçinin çığlıkları kampı dolduracaktı. Kuzeye dönen haydutları arkalarından şaşırtacaktım. Böylece iki taraftanda sıkışacaklardı. Tepeye doğru kaçmaya çalışabilirlerdi ama Jagos onları teker teker avlardı.

Nöbetçinin yaslandığı ağacın hemen arkasındaydım. Yavaşça zümrüt hançerim elimde belirdi. Ayın ışığında sivri ucu hafiften parıldadı. Yarı uykulu adamın ağzını elimle örttüm ve hançeri boğazına sapladım. Ölmesi saniyeler aldı. Cesetle uğraşmadan kampa yöneldim.

.

.

.

‘Hey, kadınla işin bitmedi mi hala?’

‘Onu kaçıran bendim. Başkasının almasına izin vermem. Git kendine başka bir tane kaçır.’ Çadırın içinden gelen ses tehditkardı. Dışardaki ork sinirlensede ne yapabilirdi ki? Kadını kaçıran o değildi. Kamp ateşine doğru yürürken ağaçların arasından bir çığlık sesi geldi. Hemen arkasından bir kükreme sesi duyuldu. Ork koşarak deminki çadırın yanına geri geldi.

‘Hey hey, çabuk dışarı gel. Gvut’a bir şey oldu. Vahşi bir kaplan kampa saldırıyor sanırım.’ Çadırın içinden oflayarak bir ork çıktı.

‘O aptal korkusundan bir fareyi kaplan sanmış-’ Sözü yarıda kaldı. Dışarda onu bekleyen ork ölü bir şekilde yerde yatıyordu. Gözleri ölüden karşısında dikilen pelerinle adama kaydı. Yeşil gözleri kocamandı. ‘Sende kimsin?’ Derken eli belindeki kılıca gitti. Kılıcını çadırın içinde unuttuğunu hatırladı. Pelerinli adam harekete geçti.

‘Ecelin..’

.

.

.

Kampın ortasına koşarak dalmıştım. Haydutlar kuzey tarafına yoğunlaştıklarından koştuğumu bile duymamışlardı. Hançerimi kaldırdım. İlk haydutun sırtına sapladım. Adam acıyla inledi ve yere serildi. Adamın sesinden diğerleri bana döndü. Şaşkınlıklarını üzerlerinden atamadan seri adımlarla diğer ikisinin boğazlarını kestim. Sonunda kılıçlarını çekip üzerime hücum ettiler. Üzerime gelen adamın diz kapağını tüm gücümle tekmeledim. Haydutun bacağı orantısızca tersine büküldü. Kırılan kemiklerin sesi kamp ateşinin çıtırtılarına karıştı. Çığlık atarak yere yığıldı. Diğerleri duraksadı.

‘Gelmiyor musunuz?’ Hiçbirinden tepki gelmedi. ‘Öyleyse ben geliyorum.’ Zümrüt hançerimi fırlattım. Ateşe yakın duran bir orkun gözüne saplandı. Acıyla inleyen adam dizlerinin üzerine çöktü. Hançerimi zihnimle yok ettim ve tekrar elimde canlandırdım. Adamlara güldüm ve tekrar üzerlerine atıldım. Bazıları kılıcını kaldırıp ilk darbeyi savuşturacak kadar yaşayabildi ancak ikinci darbe sonlarını getirdi. Çok kolay ölüyorlar, diye düşündüm. Sekizi çoktan elimde can vermişti. Haydutlar arkalarına bakmadan kaçmaya başladılar. Kuzeye Jagos’a doğru kaçıyorlardı. Pis pis sırıttım. Onları o tarafta başka bir canavar bekliyordu.

Peşlerinden koşmadım. Çadırları kontrol etmeye başladım. Çadırın birinin önünde bağıran bir adam gördüm. Çadırda hareketlenmeler oldu. Çadırdaki dışarı çıkana kadar dışarıda onu bekleyen adam çoktan yerde yatıyordu. Adam beni gördüğünde şaşırdı.

‘Sende kimsin?’ Eli belinde olmayan kılıcına gitti.

‘Ecelin...’ Dedikten sonra hançerimi boğazına geçirdim. Kuzey tarafından çığlıklar yükselmeye başladı. Keyifle cesetleri yüzüğüme doldurmaya başladım.

Her çadıra iki haydut düşecek şekilde haydut takımı 16 ork ve insandan oluşuyordu. Ağaçta beklerken 12 adam saymıştım ama çadırda olanlarla bu sayı 16 etmişti. Özellikle insanları öldürürken çok eğlenmiştim. Çığlıkları kulağıma müzik gibi gelmişti. Kısa ama keyif verici bir müzik. Jagos’un icabına baktığı haydutların cesetleri hırpalanmıştı. 16 cesetin üzerlerini kontrol ettikten sonra hepsini yüzüğe tıktım. Sırada kamptaki değerli eşyalar ve kaçırılan kadınlar vardı. Kamp ateşinin başında oturuyordum. Ayak seslerini duyduğumda oturduğum kütükten fırladım. Karşımda kaçırılan kadınlardan biri vardı. Hançerim tam boğazındaydı. Korkuyla geri çekildi. Kaçırılanların cüce olduğunu sanıyordum oysaki bu bir insandı. Hançerim boğazına çok yakındı ve onu kesmemek için direndim. Hançerim kayboldu.

‘Diğeri nerede?’ Kadın kimden bahsettiğimi geç anladı. Gözleri kocaman oldu ve kendi çadırının iki yanındaki çadıra koştu. Arkasından onu takip ettim. Kadın çadırdan elini omzuna attığı diğer kadınla dışarı çıktı. Kadın yara içindeydi ve zor nefes alıyordu. Eski iyileştirme becerimin olmamasına sinirlendim. Eğer onu en kısa sürede tedavi etmezsek ölecekti. Islak çaldım. Jagos uçarak yanıma geldi. Kadını arkadaşının omzundan aldım ve panterin üzerine yatırdım. Yüzüğümden çıkardığım kağıt ve kalem ile hızlıca bir şeyler karaladım son olarak kağıdın altına bir gül ve çapraz iki kılıç çizdim. Notu yaralı kadının giysisine sıkıştırdım. ‘Doğru şehre git. Şehir kapısındakilere kadını bırak. Ben yanına geleceğim.’ Jagos bir saniye daha beklemedi ve rüzgar gibi uçtu. Ağaçların arasında gözden kaybolması uzun sürmedi. Kadına döndüm. ‘Anlat bakalım. Bu duruma nasıl düştünüz?’                                                                                        

         

 

                                                                      Dağ Zehri Lordu’nun Kılıcı İlk Form

                                                  Dağ Zehri Lordu’nun Kılıcı




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1385

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1159

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 960

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 889

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 780

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 739

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 697

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 629

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 594

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 554

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 518

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 214

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 200

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 156

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 148

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 128

Beyond Eternity
Beyond Eternity
Beğeni Sayısı: 125

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 122

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 121

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 120

Site İstatistikleri

  • 20047 Üye Sayısı
  • 567 Seri Sayısı
  • 28161 Bölüm Sayısı


creator
manga tr