"En büyük bilgelik şu andan zevk almayı hayatın en büyük amacı kılmaktır, Çünkü tek gerçek budur, başka her şey düşünce oyunudur. Ancak bunun en büyük budalalığımız oldugunu da söyleyebiliz, çünkü yalnızca kısa bir süre için var olan ve bir rüya gibi kaybolan içinde bulunduğumuz bu an asla ciddi bir çabaya değmez." #Arthur Schopenhauer

Beyond Eternity - Bölüm 18: Sonraki Kademe


Kızları burada kalmaya ikna etmem zor oldu. Başta benimle gelmek istediler ama gideceğim yerin çok tehlikeli olacağını söyledim. Onları yanımda götüremezdim. Grim Konağından hemen ayrılmadım. Ailem ile son anlarımı beraber geçirmek istedim. Üç gün boyunca hiç eğitim yapmadım. Bütün günü beraber geçirdik ve artık yolculuğa çıkmanın zamanı geldi. Uzun uzun sarıldıktan sonra elf diyarından ayrıldım.

 

Köz kademesine geçmeden Yılanadam ülkesine gitmemelisin. Ölüme yürümüş olursun.’

 

‘Anladım Usta. Beni köz kademesine çıkaracak bir yol biliyor musun?’ Zihnimde bir süre ses belirmedi.

 

‘Bir yolu var ama pek hoş değil... Kan ayini yapman gerekiyor.’

 

‘Kan ayini mi?’

 

‘Bir çeşit su yerine kan kullandığın bir banyo. Yılanadam kanı güçlüdür ve her türlü zehre karşı dirençlidir. Kemiklerine işleyen yeşil kan onları güçlendirir ama bunu yaparken zehirlenirsin. Ölme ihtimalin yüksek.’

 

‘Ben 10000 yıl önce öldüm, deneyeceğim.’ Yılanadam ülkesine girdiğimde hali hazırda süren istiladan dolayı çok sayıda asker sınırda harekete geçmeyi bekliyordu. Binlerce düşman savaşmak için can atıyordu. Bir kaçını yakalayıp öldürmem zor olmadı. Cesetleri ıssız bir yere sürükledim.

 

Pekala şimdi ne yapıyorum.’ Extia’nın ruhu bedenimden çıktı.

 

Gerisini bana bırak. Bir küvet hazırla ve kanlarını içine boşalt. Bende içine cennetten bazı bitkiler ekleyeceğim.’ Etrafıma bakındım  küvet niyetine kullanabileceğim bir şey göremedim ama daha iyisini buldum. Ufak bir gölet işimizi rahatlıkla görürdü. Yılanadam kanlarını suya akıttım. Taşıdığım 3 bedenin kanının akması 1 saatten fazla sürdü. Sonra Extia’ya seslendim.

 

Güzel. Soyun ve içine gir. Bitkileri ekleyeceğim.’ Kaftanımı çıkardım ve bir dalın üzerine astım. Yeşil renkteki gölete girdim. Kanın kokusu çok kötüydü. Extia iki elinde armut büyüklüğünde bitkilerle geldi. Sağ elindeki bitki ateş kadar sıcaktı. Öteki elindeki ise buz kadar soğuktu.

 

Onlar da ne öyle?’

 

‘Bunlar cennetin kutsal meyveleri Kaosun Kivisi ve Donuk Ruh Şeftalisi.’ Meyveleri avuçlarıyla ezdi ve göletin içine attı. Göletin yeşil rengi önce kırmızı sonra maviye çaldı. Kaynayan sudan dumanlar yükseldi. Derim kızarmaya başladı. Meyvelerle kaynaşan yılan kanı bedenime karıştı. Damarlarım buz kesti. Kollarımın ve bacaklarımın kontrolünü kaybettim. Zehir etkisini gösterdi. Suyun hareket ettiğini gördüm. Bütün bedenimi sardı ve kurudu. Bir kabuğa dönüştü. Bilincimi kaybettim ve uykuya daldım. Ne kadar zaman geçtiğini değiştirdiğim bedenimden tahmin edebiliyordum. Tam 240 yıl geçti yani 48 kez beden değiştirdim. Uyandığımda kollarım ve bacaklarımı kontrol edebiliyordum. Beni saran kabuğun rengi mora dönüşmüştü. Gücümün arttığını ve Köz kademesine geçtiğimi hissedebiliyordum. Artık dışarı çıkmak için hazırdım. Kabuğun duvarlarını yumruklamaya başladım. O kadar sertti ki attığım yumruk duvarda iz dahi bırakmadı. Tekmelemeye başladım. Sürekli aynı noktaya vurmaya devam ettim. Sonunda ufak bir parça koptu ve kabuktan içeri ışık girdi. Tekmelemeye devam ettim. Kabuk parçalandı ve temiz hava ciğerlerimi doldurdu. Kendimi bir sarayda buldum. Kırdığım yumurtaya benzer düzinelerce yumurta vardı. Extia’nın sesini duydum.

 

Uyanman uzun sürdü. Seni beklerken çok sıkılmıştım.’

 

‘Özür dilerim Usta. Sonunda Köz kademesine geçtim.’

 

‘Evet enerjini sezebiliyorum. Bende 4. aşamaya yükseldim. Kendimi kudretli hissediyorum.’

 

‘Sana sormam gereken bir mesele var?’ Sadece sesini duyuyordum ama soracağım şeyi merak ettiğinden ruhu bedenimden çıktı. Karşımda tanıştığım küçük kız yoktu artık. Büyüleyici güzelliğe sahip uzun altın sarısı parlayan saçlı, okyanus mavisi gözlerinden masumluk akan bir tanrıça vardı. Bedenindeki yaralar geçmiş ve giydiği yırtık elbisenin yerini tek parça siyah bir elbise almıştı. Elbise vücudunun hatlarını öne çıkarıyordu.

 

Evet ne soracaktın?’ Gözlerimi bedeninden çektim ve gözlerinin içine baktım.

 

Üzerimde bir lanet var biliyorsun. Kendi yeteneklerim ile bunu kaldırmam mümkün değil. Bana bir Tanrının yardımı lazım. Bunu benim için yapabilir misin?’

 

‘Üzgünüm. O laneti kaldırmak için henüz yeterince güçlü değilim. 3. aşamaya ulaştığım vakit bir başka Tanrının yaptığı laneti kaldırabilirim.’ Duyduklarıma üzülmüştüm. Şu an nasıl göründüğümü bilmiyordum ama tekrardan erkek olmuştum. Bu iğrenç lanetten kurtulmak istiyorsam bir an önce İs kademesine çıkmalıydım. Yılanadamların kraliçesine ulaşmalıydım ve bir şekilde Extia’nın bahsettiği tekniği ele geçirmeliydim. Uyurken bir yerlere taşınmaktan usanmaya başladım. Yine kendimi bilmediğim bir yerde ve zamanda bulmak iğrençti. Gittiğim her yere yabancıydım. Yokluğumda dünya çok değişmişti. Bildiğim yerlerden çok uzaklardaydım. Bildiğim bir yeri de tanıyabileceğimden şüpheliydim.

 

Sorun değil. Elbet bundan da kurtulacağım. Giyecek bir şeyler olsam iyi olur.’

 

‘O işi bana bırak.’ Extia parmaklarını şıklattı. Üzerimde ince ışık hüzmesi gezindi ve yerini şık gömleğe ve pantalona bıraktı.

 

Zevkin güzelmiş.’ İltifatına karşılık verdi.

 

Tanrıçanı hafife alıyorsun.’ Sohbetimizi bölen sesler duydum. Diğer yumurtaların arkasına saklandım. İçeriye 3 yılanadam girdi. İçinden çıktığımın yumurtanın yanına geldiler.

 

Kraliçeye haber yolla. Yumurtalardan biri sonunda çatlamış. Yavru kayıp ama bulmamız zaman almaz.’ Konuşurken ince yılan dili ağzından çıkıp havayı tadıyordu.

 

Hala burada.’ Kraliçeye haber vermelerine izin veremezdim. Saklandığım yerden fırladım. Yılan hızıma tepki vermede geç kaldı. Elindeki mızrağını alıp karnına sapladım. Sertleştirmenin 5. seviyesine geçtim. Diğer iki yılan üzerime yürürken buz bakışlarım yılanın birini dondurdu. Köz kademesine geçmemin bir etkisi olsa gerek bakışlarım yılanı buza çevirmişti. Mızrağı ona doğru fırlattım ve yılan paramparça oldu. Son yılan kaçmaya çalışırken kuyruğundan yakaladım. Kafasını tüm gücümle çevirdim. Kırılan boynundan sesler yükseldi. Cansız bedenini bıraktım ve çul gibi yere yığıldı.

 

Kraliçeyi bu halimle yenebilir miyim?’

 

‘Şu anki gücünle onu yenebilirsin ama dikkat et sandığından çok daha kurnazdır o yılan. Güzelliğiyle düşmanlarını hareketsiz kıldığını söylüyorlar ve zehrini solursan dakikalar içinde ölebilirsin.’

 

‘Kemiklerimin onun zehrine dayanacağını düşünüyorum. Onu öldürmek gibi bir planım yok ama tahminimden daha tehlikeliyse onu öldürmekten başka şansım olmaz.’ Yumurtaların muhafaza edildiği kuluçka odasından dışarı çıktım. Önüme çıkan yılanadamları öldürerek Kraliçeye doğru ilerlemeye başladım.






Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1182

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1032

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 856

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 799

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 680

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 629

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 622

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 594

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 538

Terror Infinite
Terror Infinite
Beğeni Sayısı: 514

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 323

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 204

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 188

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 175

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 136

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 114

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 112

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 94

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 14105 Üye Sayısı
  • 420 Seri Sayısı
  • 18857 Bölüm Sayısı


creator
manga tr