Korku dağları bekler. #Atasözü

Beyond Eternity - Bölüm 9: Eve Dönüş


Elfler ile Azatlar arasında yapılan anlaşmanın üzerinden aylar geçmişti. İki halk arasındaki etkileşim arttı. Azat evinin ihtişamı ve kültürü elflere, elflerin kültürü de Azadya topraklarına taşındı. İki halk birbirine gereken saygı ve sevgiyi içtenlikle gösterdi. Bir çok Azat adımını kapılardan dışarı atmanın tecrübesini yaşadı. Dışarısının o kadar da tehlikeli olmadığını öğrendi. Bunların hepsi benim sayemde olmadı ben sadece gereken ilk adımı attım. Bunu başaran ilk Azatlardır. Kimseye karşı kin gütmeyen medeniyetin ne demek olduğunu asırlar önce keşfetmiş olan bir toplum ve ondan daha köklü tarihe sahip elflerin hoşgörülü bakış açısı kilit rol oynamıştı. Hala atılması gereken adımlar vardı. Bunun içinde yıllar belki asırlar gerekecekti. Ancak umudumu kaybetmedim. Bir gün medeniyetim bütün dünyaya kendini gösterecekti. Yol gösteren bir ışık olacaktı. Yılanadam işgali hala sürüyordu ancak Azat ve elf kuvvetlerinin toplanmasıyla düşman henüz bir eylemde bulunmamıştı.  Kapımın çalınmasıyla kalemimi günlüğümden çektim. Günlüğü kapatıp çekmeceye kaldırdım.

 

‘Girebilirsin.’ İçeriye Timar girdi. Bir Azat olduğum için benden ölesiye nefret eden adam geçtiğimiz 6 ayda bana en yakın insan olmuştu. Azatları yanlış tanıdığını bu nefret ve öfkenin tamamen boşa olduğunu idrak ettiğinde önümde kapanıp defalarca özür diledi. Başını öpüp ona kalkmasını söyledim. O zamandan beri bana en sadık kişi oldu.

 

‘O günlükte benim hakkımda da bir şeyler yazıyor mu?’

 

‘Bilmem, belki.’ Gülümsedim ve odadan çıktık. Kara çarşaflarımı haftalar önce bırakıp lordun bana verdiği elf giysilerini giymiştim. Siyah dışında bir şeyler giymek başta garip gelsede alışmam fazla zaman almadı üstelik çok daha estetiklerdi. Bugün elf lordu bizzat Azat evini ziyarete gidecekti. Memleketimi tekrar göreceğim için heyecanlıydım. Kayo bir kaç sefer elflere yolda eşlik etmek için evimize gitmiş ve beni orada bekliyordu.

 

‘Evine döneceğin için heyecanlı olmalısın.’

 

‘Kesinlikle, sende orayı ilk görecek insan olacaksın. Benden daha heyecanlı olmalısın.’

 

‘Heyecandan çok korkuyorum. Halkım sizi asıl topraklarınızdan sürenlerdi. Bunu telafi edemeyiz.’

 

‘Bırak bu konuları zaman halletsin.’ dedim gülümseyerek. Ulu ağacın girişine indik ve Lord Grim ile buluştuk. Kalabalık elf grubunun ortasında lordun yanında at sürüyordum. Hava açık ve güneşliydi. Rüzgar arkamızdaydı. Çorak arazide dört nala at sürdük. İki dağ arasındaki dar geçitten geçmeden önce ufak bir mola verdik. Tekrar yola koyulmak için atlarımıza binerken geçit tarafından bağırışma sesleri geldi. Elf askerlerinden biri koşarak yanımıza geldi. Yılanadamların geçitte pusu kurduklarını söyledi.

 

Geçitteki çarpışmaya doğru atlarımızı sürdük. Yılanadamların insanlardan tek farkı bacakları yerine kuyruklarının olmasıydı. Fiziksel olarak kuyruklarından aldıkları gücü kullanıyorlardı.

 

Elf askerlerinin arasında savaşa katıldım. Geçidin ön tarafını ele geçirmiş olan yılanadamlar çoktan yarım düzine elfi katletmişlerdi. Sertleştirmenin 2. seviyesine girdim ve kılıcımı kabzasından çıkardım. Etrafımda tur atan iki yılanadamdan birinin gözlerine baktım ve içine korku tohunlarını ektim. Tısladıysada saldırıya geçmedi. Üzerine ilerledim ama kıvrak bedeni çok hızlıydı. Hemen arkamda üzerime hücum eden yılanadamın suratına tekme attım ve kılıcımı gövdesine sapladım. Yere düşen yıla bedeni biraz daha kıpırdadıktan sonra durdu. Korkup kaçan diğer yılanadam ise Timar’ın elinde can verdi. Daha önce görmediği tarzda kılıç kullanıyordu. Yılanadama kılıcını savurmadan hemen önce metal kırmızı parlamıştı.

 

‘O da ne öyle?’ Soruma şaşırarak cevap verdi.

 

‘Bu, bu bir savaşçı yeteneğiydi.’ Yetenek mi? Geçen zamanda insanlar böyle yetenekler mi geliştirmişlerdi? Anlam veremedim ama savaş devam ediyordu sorularımı sonraya saklamaya karar verdim.

 

Kızıl gözlerim yılanadamlar üzerinde hayli etkiliydi. Birebir dövüşte karşımda duramıyorlardı. Kılıcımı her sallayışımda bir yılanadam canını veriyordu. Yılanadam sürüsünün arasına atladım. Beraberimde beni takip eden elfler geride kalan düşmanları temizledi. Birbiri ardına yere düşen düşman geri çekilmeye başladı. Baskın liderini olduğunu sandığım daha koyu pullara sahip yılanadam tıslayarak karşıma çıktı.

 

‘Piiiis iiiinsan! Canını alacağıııım.’ Koca palasını yerde sürerken hızla bana savurdu. Kılıcımla gelen darbeyi engelledim. Darbenin kuvveti beni geriye ittiyse de yere düşmedim. Sürünerek palasını tekrar salladı. Eğildim, pala uzun saçlarımın yarısını kesti. Kafaya uçuşan kızıl saçlarım yılanadamın dikkatini dağıttı. Kılıcımla kuyruğunda iki derin yara açtım. Tiz bir çığlık atıp geri çekildi. Kızıl gözlerim yaralı liderin üzerinde etkisini gösterdi. Koyu pullu lider palasını bana doğru fırlatıp gerisin geri kayalıklardan tırmanıp kaçmaya başladı. Pala bacağımı sıyırıp geçti, toprağa saplandı. Geri kalan yılanadamlarda kayalıklardan kaçmaya başladı. Elf okları kayaların üzerine yağarken teker teker vurulup yere yuvarlandılar.

 

Yılanadam cesetlerini üst üste yığma işini yeni bitirmiştik. Lord’un telaşlı yüzünü gördüğümde vaktimizin azaldığını anladım. Yılanadamların işgali başlamıştı. Orkların işi çoktan bitmiş miydi?

 

.

.

.

 

Azat evime uğramayalı 1 yılı geçiyordu. Ormana girdiğimizde havanın o tanıdık kokusu beni kucakladı. Evim evim güzel evim. Taitus Kapısına geldiğimizde bizi büyük bir kalabalık beklemekteydi. Siyah geleneksel kıyafetleri içindeki halkımı gördüğümde içim huzurla doldu. Kapı cıvırtıyla açıldı ve içeri girdik. Atlarımızı bizim için çiçekler serili taş yollarda Ley Han Ro’nun heykelinin olduğunu açık hava tapınağı meydanına sürdük. Sokaklar Azat doluydu. Herkesin ilk kez elf gördüğünden adım gibi emindim. Bunu gözlerindeki hayran dolu bakışlardan anlamak için dahi olmaya gerek yoktu. Lord Grim’inde meydana geldiğimizde eski tanıdığımı Ley Han Ro’nun dev heykelini görmek yüzünde gülümsemeye sebep oldu. Hükümdar Ophelia bizi heykelin tam altındaki havuzun önünde ayakta beklemekteydi. Yüzünü örten kaba çarşaf ve peçelerimizin aksine aynı siyah renkte ince zarif bir tül ile örtmekteydi. Buz mavisi gözlerinin parıltısını ona yaklaşırken görebiliyordum. Elf Lord’u ve Timar’ın hemen önünde yürüdüm, hükümdarımızın önünde diz çöktüm.

 

‘Bana verdiğiniz görevini yerine getirdim Majesteleri. Size Grim Konağı Elf Lordu Grim’i takdim ederim.’ Elf Lordu bir adım öne çıktı ve başını eğdi. ‘Diğer kişi ise İmparatorluk Muhafızlarından Tamur oğlu Timar. Kendisi biz Azatları kabul eden ilk insandır.’ Özellikle son sarf ettiğim sözler halk arasında uğultulara sebep oldu. Hükümdar sesini çıkarmadan tek elini kaldırdı ve herkes sustu. Timar yanıma kadar geldi ve benim gibi dizlerinin üzerine çöküp eğildi.

 

‘Halkınızın attığım ilk adıma karşılık ben Tamur oğlu Timar hayatımı size adamaya yemin ederim Kraliçem.’ Ophelia yüzünü gizleyen tülü kaldırıp tüm ihtişamını gözler önüne serdi. Buz mavisi kısa saçları bukle bukle örülüp başının arkasında toplanmıştı. Kudretli aynı renk gözlerinden yücelik ve bilgelik akıyordu. Ufak siyah boynuzları ona insandışı ve korkutucu bir hava katıyordu. Grim dahil bütün yabancılar irkildi. Timar’ın yanına kadar yürüdü. Tek elini adama uzattı, güler yüzüyle ağzında dökülen sözler kiraz çiçeği kadar yumuşaktı.

 

‘Atalarının yaptığı hataları affediyorum. Bugün iki halk arasındaki birleşmenin müjdecisi olsun.’ Timar, Ophelia’nın uzattığı eli kavradı ve sımsıkı tuttu. Başını kaldırdığında yüzünde iğrenmiş bir ifade vardı.

 

‘Sizi günah artıkları!’ Belinde gizlediği hançerini Ophelia’nın karnına sapladı. Hükümdar acıyla inledi ve geri kaçtı. Ortalık birbirine girdi. Timar elinde tuttuğu madalyonu havaya kaldırdı. Madalyondan gökyüzüne sarı bir ışık huzmesi yükseldi. Buna takiben borazan sesleri şehrin dört bir tarafından yükseldi. Gökyüzünde uçan griffinler belirdi. Şehrin üzerine ok ve kaya yağmaya başladı. Doğu tarafında büyük bir patlama oldu. Şehir kapısı alev adı ve kapı ardına kadar yere düştü. İçeriye insanlar akın etmeye başladı. Yaşadığım şok tarif edilemezdi. Bana sadık olduğunu düşündüğüm tek Azat olmaya insan liderimizi bıçaklamış ve imparatorluk ordusuna şehrimize sokmuştu. Hayır bunu yapan bendim. Bütün bunlar benim yüzümden olmuştu. Diğer halklar ile birleşmeyi ben önermiştim. Hepsi benim suçumdu. Gözyaşlarım sel olup akarken öfkeyle yerimden fırladım. Timar madalyonu havada tutmaya devam ediyordu. Elf Lordu Grim ise olanlardan şok olmuş halde dikiliyordu. Timar’ın üzerine atladım. Dengesini kaybedip yere düştü. Üzerine çıktım ve kılıcımı boğazına dayadım. İğrenç gülüşü hala yüzündeydi. Gözyaşlarım yanaklarına düştü.

 

‘Neden? Neden yaptın bunu?’ soruma cevap vermedi. Yüzüme tükürdü ve gülmeye devam etti. Hiç tereddüt etmeden boğazını kestim. İğrenç gülüşü ölmesine rağmen yüzünden silinmedi. Öfkeyle ölü bedenine bir kez kılıcımı sapladım. Yüzüme kanlar fışkırdı. Kanlı ellerimi tozlu kıyafetlerine sildim. Grim ile göz göze geldik. Ellerini bu olayla bir ilgisi olmadığını bildirircesine havaya kaldırdı. Onu düşünecek halim yoktu. Hemen Ophelia’nın yanına koştum. Yerde yatıyordu. Klaus elleriyle yarasını bastırıyordu. Yanına vardığımda bana öfkeyle bağırdı.

 

‘Sonumuzu getirdin. Git burada!’ Etrafımı askerler sardı. Bu sırada düşman meydana ulaştı ve halkı kılıçtan geçirmeye başladı. Çocuk kadın demeden herkesi öldürüyorlardı. Şiddetli bir çatışmaya girdiler. Kalabalığın arasına karıştım ve arkama bakmadan kaçtım. Şehrin 10 kapısı vardı ama hepsinden içeri düşman giriyordu. Her taraf kan ve ceset  doluydu. Hepsi benim insanlarımdı. Çıktığım tepenin üzerinden evime baktım. Yanmayan tek bir bina yoktu. Uçan griffinlerin Ley Han Ro ve diğerlerinin heykellerini devirişini seyrettim. Görkemli devasa heykel yavaşça binaların üzerine düştü ve paramparça oldu. Onu Karen’in ve Weed’in heykeli takip etti. Yüreğim parçalanmış bir halde çarşafıma sarındım arkama bile bakmadan kaçtım.

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1182

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1032

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 856

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 799

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 680

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 629

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 622

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 594

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 538

Terror Infinite
Terror Infinite
Beğeni Sayısı: 514

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 323

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 204

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 188

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 175

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 136

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 114

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 112

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 94

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 14104 Üye Sayısı
  • 420 Seri Sayısı
  • 18857 Bölüm Sayısı


creator
manga tr