"Çok fazla eğilmek kişiyi kambur eder." #Swallowed Star

Beyond Eternity - Bölüm 6: Evden Ayrılış


Sertleştirmenin 3. seviyesinin özelliği karşınızdaki kişinin size karşı nasıl hisler beslediğini öğrenebilmenizi sağlıyordu. Bunu ilk elden öğrenmiştim. Buna ek olarak cinsel olarak yoğun bir istek arzuyordunuz ve bunu karşıdakine de aşılayabiliyordunuz.

 

‘3. seviyenin böyle bir şey olmasını asla beklemezdim.’ derken yatağımdan doğruldum. Kayo yanımda yatıyordu.

 

‘Evet bende.’ elini kolumda nazikce gezdirdi. Önder’in neden 4. seviyeye ulaşmam gerektiğini şu an daha iyi anlıyordum. 3. seviye pekte dövüş için uygun değildi ama bu onun tamamen faydasız olduğunu göstermezdi. Bazı konularda tabi. Üzerimi giyinirken Kayo beni belimden yakaladı. Kafasını karnıma yasladı. Saçlarını okşadım. Bu bedenimde geçirdiğim yılların sonunda bir erkekle yatmak bana hiç garip gelmemişti. Tam tersi bundan hoşlanmıştım da. Ruhum bir erkek olmanın ne demek olduğunu unutmuştu. 5 yıllık sürenin yarısı dolmuştu bile. Bir akıncı olup dışarı çıkmalıydım yoksa süre dolduğunda insanlar benden şüphelenmeye başlayabilirlerdi. Buradan hiç ayrılmak istemesemde yapmak zorundaydım.

 

‘Önderin yanına gitsek iyi olur.’



Öndere 3. seviyeye ulaştığımı bildirdiğimde resmi olarak akıncılara katılabileceğimi bildirdi. Kayo’nun hala 3. seviyeye ulaşamadığını ve onu beklemek istediğimi söyledim. Sözlerimi takdir etsede Kayo’nun kılıç yeteneklerinin akıncılara katılmak için yeterli olduğunu bu yüzden 3. seviyeye ulaşmasının çokta önemli olmadığını anlattı. Önder’in sözleri beni mutlu etti. Kayo’ya dönüp gülümsedim. Eşyalarımı toparlamamızı ve yakında gelecek olan akıncı grubuna katılmamızı emretti.

 

‘Sıkı çalıştınız biraz dinlenin. Kayo sen gidebilirsin. Azyl ile biraz konuşmam lazım.’ Kayo ile kapıdan çıkmadan bakıştık sonra Önder’i takip ettim.

 

‘Nereye gidiyoruz efendim?’ Soruma cevap vermedi sessizce yürümeye devam etti. İdadiden çıktık taş döşeli yolları geride bırakana kadar yürüdük. Meydandaki Ley’in heykelinde biraz durduktan sonra şehrin hiç gitmediğim doğu taraflarına gittik. Şehrin bu bölgesinde fazla insan yaşamazdı. Merkeze uzaklığı sebebiyle pek tercih edilen yerleşim alanı değildi. Taş döşeli yollar bitti, toprak patikada ilerlemeye başladık. Yarım saat kadar yürüdükten sonra karşımıza ahşap bir bina belirdi. Etrafındaki ağaçlardan huzur dolu bir evi andırıyordu.

 

‘Burada kim kalıyor?’

 

‘Hükümdar ve diğer yetişimciler. Planını hükümdara da anlatmanın zamanı geldi. Artık bir akıncısın.’ Hükümdarın böyle lüksten yoksun bir hayat yaşaması ilginçti. Azat evinin refah seviyesi yüksek olmasına rağmen burası hoş olsa da ortalamanın aşağısındaydı. Ahşap merdivenlerden cıvırtılar yükseliyordu. Odalarda sadece birer yatak vardı onun dışında tamamen boştu. Odaların bazılarında insanlar vardı ama bizi fark etmemiş gibiydiler. Kilim serili ahşap döşemelerin üzerlerine bağdaş kurup meditasyon yapıyorlardı. Hükümdarın odası da diğerlerinden farklı değildi. Odaya girdiğimizde zemine çökmüş meditasyon yapıyordu. Gözlerini açtı. Buz mavisi gözlerinin yaydığı enerji inanılmazdı.

 

‘Bana bir taze kan getirmişsin Klaus. 3. seviyeye ulaştığını hissedebiliyorum. Onunla epey eğlenceli vakit geçirmiş.’ Hükümdarın sözleriyle kıpkırmızı kesildim. 5. seviyenin getirdiği yeteneklerden birisi olmalıydı. Önder’in gerçek adının da Klaus olduğunu öğrendim. Klaus boğazını temizledi.

 

‘Majesteleri Ophelia sizi rahatsız ettiğimiz için özür dilerim ama getirdiğim kişinin planını dinlemelisiniz. Azat evimiz için olağandışı bir planı var.’

 

‘Evet, biliyorum. Gözleri her şeyi anlatıyor.’ Beni işaret ederek yanına oturmamı emretti. Kadının buz mavisiyle uyumlu kısa mavi saçları vardı. Onu insan dışı bir varlık olarak gösteren şey sıradışı saç ve göz rengi değildi. Alın hizasında birbirine yakın iki boynuzu vardı. İnce ve zarif simetri boynuzlarına kulak çevresinde bükümlü 2 tanesi eşlik ediyordu. Hayran hayran ona baktığımda güldü.

 

‘5. seviyenin yan etkilerinden biri. Kulaklarımdaki boynuzlar ben doğduğumdan beri varlar ama alnımdakiler yeni. Evet, Azat evim için planını ağzından duymak istiyorum.’ Ophelia’ya başıma gelenleri ve neler yapmak istediğimi anlattım. Sözlerimi bitirene kadar ağzını açmadı. Bütün her şeyi anlattığımda hava kararmıştı. Ağzım kupkuruydu. Anlatacak daha fazla şeyim kaldıysa da ağzımdan çıkamazlardı. Ophelia ayağa kalktı ve şehirden yükselen ışıkları pencereden izlemeye başladı.

 

‘Babam bu günün geleceğini söylemişti. Azatları dışarıya kavuşturacak birisinin ortaya çıkacağından, ilk adımı atacak kişiden bahsetmişti. Keşke o da bugünün geldiğini görebilseydi.’ Pencereden kafasını çevirdi. ‘Geri dönen ilk grupla yola çıkıyorsun. Elflere ulaşmaya çalış. Geri kalan toplumlar arasında en hoşgörüye sahip olanlar onlardır. Azatlarla dost olmak isteyen birileri varsa bunlar elflerden başkası değildir. Eğer elfleri yanımıza çekersen onları insanlar sonrasında da cüceler takip eder. İnsanların bizi sevmelerini tabiki  beklemiyorum ancak elfler ile asırlardır ittifak halindeler. Bunu kullanmalıyız. Onlara git, Azat Kraliçesi Ophelia’nın selamını ilet. Hediye olarak kendini sun. Gerekirse beni bile teklif edebilirsin. Yolun açık olsun.’ Tekrar ahşap parkelerin üzerine çöktü ve meditasyon yapmaya başladı. Bir kaç şey söylemek için ağzımı açtığımda Klaus beni durdurdu.

 

‘Boşuna nefesini harcama artık burada değil.’

 

.

.

.



Resmi olarak akıncı grubuna katıldığımdan 2 gün sonra akşam yemekhanede yemeğimi yiyordum. Şehir devriyesine çıkmadan önce karnımı iyice doyurmaktaydım. Lex’in koşarak içeri girdiğini gördüm. Telaşla etrafına bakındı. Beni gördüğünde rahatladı, yanıma gelip oturdu.

 

‘Aklından ne geçiyordu?’

 

‘Dışarıyı merak ediyorum’

 

‘Dışarıda iyi bir şey yok.’

 

‘Hayır. Ben yukarıdan geldim, sana bunu defalarca anlattım. Dışarıda neler olduğunu görmek istiyorum.’ Sesimin yükseldiğini fark ettim. ‘Özür dilerim bağırmak niyetinde değildim.’ Sıkıca kolunu tuttum. Dişlerini sıksa da bana karşı çıkmadı.

 

‘Dışarıda sadece seni öldürmek isteyenler var onun dışında seni bekleyen başka bir şey yok. Burada benimle, kardeşin ile kal. Bu topraklar bizim, hep öyle de kalacak.’

 

‘Anlamıyorsun. Ben sizden biriyim ama benim sonum burada olmayacak. Kader beni gitmem gereken yere kendisi götürüyor.’

 

‘Saçmalık, saçmalık, saçmalık… Eğer dışarı gitmezsen, kaderden kaçarsan sonsuza kadar burada kalabilirsin.’

 

‘Bunu yapamayacağımı sende biliyorsun Lex. Yarın yola çıkacağım umarım beni uğurlamaya gelirsin kardeşim.’ Yemeğimi yarım bırakıp masadan kalktım. Kapıyı açtığımda gecenin bahar rüzgarı yemekhaneyi doldurdu. Kapı arkamdan sertçe kapandı.

 

.

.

.



Sabah erkenden kalktım. Eşyalarımı toparladım. Bana tahsis edilen odayı güzelce temizledim. Uzunca bir süre Azat evine dönmeyecektim. Burası görüp görebileceğim en iyi yuvaydı ama bu minik kuşun artık yuvadan uçma zamanı gelmişti. Dünyayı gezmeli güçlenmeliydim. Tanrılara soracak bir hesabım vardı. Geçmişte yaptığım hatalar geride kalmıştı. Bu ikinci bir şanstı ve onu çok iyi değerlendirecektim. Sadece talimlerde kullandığım kılıcımı son kez kontrol ettim. Kabzasına soktum ve belime astım. Bu bedenimde henüz bir can almamıştım ama bu daha önce almadığım anlamına gelmiyor. Gerektiğinde birinin canını almayı bilirdim. Odamdan çıktım, ardına kadar açık kapıdan son kez rahat odama baktım.

 

Neredeyse 2 yıl oldu. Önceki güçlerimden eser yoktu ama şu anki halim ile başımın çaresine bakabilirim diye düşünüyordum. Her şeyin başladığı kapıya tekrardan döndüm. Kara çarşaflı 50 kişi Taitus kapısında bekliyordu. Bunların arasında Kayo da vardı. Eşyalarımızı atlara yükledik. Herkese bir at düşüyordu. Atlar arasından beyaz bir tanesi dikkatimi çekti. O kadar çok siyah ve koyu renk görmüştüm ki,  atın beyaz olması ve uzun zamandır at görmememinde etkisi olsa gerek onu seçtim. Elimi burnuna götürdüğüm bana hiç karşı koymadı.

 

‘Sana Aura diyeceğim.’

 

‘Güzel isim, ona yakışacaktır.’ Arkamdan Lex’in sesini duydum. Arkamı döndüm ona sıkıca sarıldım. Başımı öptü ve kollarını bana sardı. ‘Yolun açık olsun kardeşim. Bir gün tekrar buluşmak dileğiyle.’




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1181

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1033

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 854

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 798

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 678

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 628

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 621

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 592

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 536

Terror Infinite
Terror Infinite
Beğeni Sayısı: 513

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 321

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 203

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 186

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 168

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 136

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 114

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 112

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 89

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 13992 Üye Sayısı
  • 415 Seri Sayısı
  • 18723 Bölüm Sayısı


creator
manga tr