Üç kuruşluk eşeğin beş paralık sıpası olur. #Atasözü

Beyond Eternity - Bölüm 5: Sertleştirmenin Derinlikleri


Neredeyse 1 yıl oldu. İlk kar taneleri Azat evine düştüklerinde duvarda gece nöbetindeydim. Nöbet için Taitus kapısını seçmiştim. Buranın komutanlığını Lex yapıyordu ve onunla kardeş gibiydik. Gecenin soğuk olacağını söyleyip bir şişe içkiyi siyah çarşaflarla kaplı üniformamın iç cebine önceden koymuştu. Vücudumu saran kalın üniformam beni sıcak tutuyordu. Sertleştirme tekniği de üşümemi neredeyse engelliyordu. Dayanamayıp şişeden bir yudum aldım. Ağzımı tatlı böğürtlenlerin enfes aroması doldurdu. Boğazımın karıncalandığını hissettim. Sanıyorum bu tarz yanma hislerini de algılayamıyordum. Şişenin kapağını sıkıca kapattım ve yanımdaki nöbet tutan diğer askere fırlattım. Ona seslenmeme ya da bana bakmasına gerek yoktu. Sertleştirme tekniğinin kazandırdığı dikkat sayesinde duyularınız daha da keskinleşiyordu. Adam şişeyi gözlerini ormandan ayırmadan yakaladı.

 

‘Böğürtlen şarabı demek. Lex ile aran bakıyorum da baya iyi.’ Şişenin kapağını açtıktan sonra büyük iki yudum aldı. ‘Ahhh, bunun tadına bitiyorum.’

 

‘Kalanını içebilirsin ya da diğerleriyle paylaş. Lex benim kardeşim gibidir Malt. Bunu sende biliyorsun.’

 

‘Evet evet biliyorum, bu kapıya ilk geldiğinde sana yayı doğrultan bendim unuttun mu?’

 

‘Nasıl unutabilirim ki.’ Karşılıklı gülüştük.

 

‘Ben şunu diğerlerlerine götürüp geliyorum.’ Diyerek şişeyi elinde salladı. Tabi yolda giderken 2 koca yudum daha almayı ihmal etmedi.

 

Siyah peçemi yüzümden kaldırdım. Soğuk rüzgar göz hizama sürtündü. Gri gözlerimle ormanı izlemeye devam ettim.

 

.

.

.

 

Aylar birbirini takip etti, kapı muhafızlığından akıncı grubuna katılmaya karar verdim. Daha doğrusu bunun için gönüllü oldum. Dışarıya çıkacak askerler aranıyordu bu yüzden bunu direk sormak yerine uygun yerlere ilanlar asılmıştı. İşaret parmağını kaldırmıştır bir adamın pozu üzerine ‘Seni arıyorum!’ koca harflerle yazılmıştı. Taş döşeli yolların bitimindeki tepede idadi yer alıyordu. Sopa talimimi yaptığım yer. Önderi uzun zamandır görmemiştim. Onu görmek biraz laflamak istiyordum ve akıncılara katılmak istediğimi söylecektim. Çoğu Azat dışarı çıkmaktan hoşlanmıyordu. Dışarısı onlar için tehlikeliydi. Böyle bir medeniyetin kapalı kalması beni çok üzüyordu. Öndere akıncılara gönüllü olmak istediğimi söylediğimde yüzündeki güler yüzlü ifade paramparça oldu.

 

‘Yüce Ley aşkına neler söylüyorsun kızım sen. Dışarısı bizim için ölümdür. Sadece yeterince cesarete sahip olanlar akıncı olabilir.’

 

‘Farkındayım Önder. Bu yüzden beni akıncılara yazmanızı istiyorum.’ Ona aklımdakileri  anlattım. Gözleri yuvalarından fırlayacak gibi oldu ama yinede bana saygı duydu.

 

‘Eğer bunu başarabilirsen, Ley Han Ro’dan sonra öne gelen en büyük Azat sen olursun.’ Amacımın Ley Han Ro gibi olmak olmadığını söyledim. Bunu kendim için değil hepimiz için yapıyordum. Önder beni akıncı programına aldı. Asker olmak için sadece iradenizin yeterli olup olmaması ölçülüyordu ve şehri koruyan yeterli sayıda asker olduğundan kimseye zorlama yapılmıyordu. Ama iş akıncılara geldiğinde sayı çok azalıyordu. Kimsenin dışarı çıkmak istememesi asıl sebepti. Eğitimi ise sopa sallamaya kıyasla çok daha zorlayıcıydı. Bir kaç ay boyunca kılıç talimleri yaptım, benimle beraber bir kişi daha bu eğitime katılmıştı. Genç, Kayo adında bir çocuktu. Benim dışında birinin daha eğitime katılması iyi olmuştu. Bütün gün beraber kılıç talimi yapıyor geri kalan vakitte Önder’in gösterdiği yeni teknik üzerinde çalışıyorduk. Sertleştirmenin 2. seviyesi diye adlandırılan tekniğin, insanı korku, endişe, kaygı, hüzün gibi negatif etkilerden uzaklaştırıyor, düşmanınızın üzerine korku aşılamanıza olanak sağlıyordu. En havalı kısmı ise gözleriniz gri yerine kırmızı renge bürünüyordu. Sertleştirmenin 2. seviyesine ulaşmanın tek yolu zihni boş bırakıp saatlerce meditasyon yapmaktı. Kayo ile beraber çalışmak harikaydı. Benden daha uzun olup çevikliği muazzamdı. Kılıç kullanmada doğuştan yetenekliydi. Bense onun yanında sönük bir yıldız gibiydim. Önder her seferinde moralimi bozmamamı herkesin kendine uygun bir silahla karşılaşacağını söyledi. Sopa talimini hızla tamamlamamın getirdiği özgüven günler geçtikçe azaldı. Onun dışında sertleştirmenin 2. seviyesine ulaştım. Kayo ile talim yaparken kırmızı gözlerimi üzerinde kullanmam aramızda kılıç seviyesini kapamama büyük fayda sağladı. Normal gri gözlerin sağladığı zihin diriliğini delip geçiyordu. Aradaki etki farkı okyanuslar kadar genişti. Öndere sertleştirme tekniğinin daha üst seviyeleri olup olmadığını sorduğumda ulaştığım seviyenin üzerinde 5 seviyenin daha olduğunu öğrendim. Sertleştirme tekniğinin son seviyesine ulaşıldığında gözler tamamen buz mavisine dönüşür ve teknik ile bütünleşmiş olurdunuz. Düşmanınızın zayıflıklarını görebilir ve iradesini parçalayarak onu zayıf da düşürebilirdiniz. Hareketleriniz öngörülemez ölçüde hızlanırdı. Rüzgar ile bir olurdunuz. Düşman ölüm korkusunu iliklerine kadar hissederdi. Bu seviyeye ulaşmanın tek yolu ise aralıksız yapılan sabır dolu meditasyon gerektirmesiydi. Belki de ömrünüzü buna ayırmalıydınız.

 

‘Biz Azatların tek bir tekniği vardır. Ancak sertleştirmede usta olan sayısız adama bedel birisine dönüşür. Bu tekniğin yaratıcısı Atamız Ley’in karısı Karen’dir. Ulu Karen sertleştirmeyi Azat evimizi korumamız için bize miras bırakmıştır. Nesiller boyunca aktarılan 4 seviyeli tekniğimizi dahi olarak kabul görülen hükümdarımız tarafından 5. seviyeye geliştirilmiştir. Bu demek oluyordu ki üzerinde harcadığın vakit ne kadar çok olursa sertleştirmenin 6. seviyesine ulaşabilirsin.’

 

‘Hükümdarımızdan daha önce kimsenin bahsettiğini duymadım. Bizi kimin yönettiğini nedense bende hiç sorgulamadım.’

 

‘Bizi yönetmesi için bir yöneticiye ihtiyacımız yok zaten. Halkımız kendi kendini yönetir. Hükümdarın tek yapması gereken sertleştirmeyi geliştirmektir. Herkes hükümdar olabilir bunun için soyunun bir önemi yok. Sertleştirmede 4. seviyeye ulaşman gerek. Ancak o zaman bir hükümdar adayı olabilirsin. Kendini bu işe adamış onlarca yetişimcimiz var. Çocukluklarından itibaren sertleştirme üzerinde çalışıyorlar, hepside tekniğin bir sonraki seviyesine ulaşıp onu geliştirmek için.’

 

‘Şu anda 4. seviyeye ulaşan kaç kişi var?’

 

‘İki elimin parmaklarını geçmez. 3. seviyeye ulaşan yüzlerce kişi olsada 4. seviyeye ulaşmak çoğu için imkansız. Yarısından fazlasının buna ömrü yetmiyor.’

 

.

.

.



1 yıl boyunca aralıksız meditasyon ve kılıç taliminin ardından nihayet sertleştirmenin 3. seviyesine ulaşabildim. Kılıç tekniğimde hayli gelişmişti. Kayo ile aramdaki uçurumu kapatamasam bile kendisi hala 2. seviyedeydi. Ulaştığım yeni seviyede gözlerim açık mor renge büründü. Hatta şeffaf bir hali vardı. Koyu mor noktalar göz bebeğime kadar dağılmışlardı. Gözlerimin yapısı da değişmişti. Biraz kısılarak çekik bir hal aldılar. Gözlerim ise biraz küçülmüştü. Başka küçülen bir tarafım var mı diye ellerimi kalçalarımda ve göğüslerimde gezdirdim. Bu sırada odama Kayo girdi. Göğüslerime dokunduğumu gördüğünde önce kızardı ve hemen arkasını döndü. Geçen 2 yıl boyunca hiçbir erkeğin bana o gözle bakmadığından o kadar emindim ki 2 yıldır içinde yaşadığım bu bedende ilk kez kendimi kadın gibi hissettim. Kulaklarımın ve yanaklarımın kızardığını hissettim, kalbim küt küt atmaya başladı. İçimi bir yangın kavurdu. Ayağa kalktım ve Kayo’ya yaklaştım. Onu omuzlarından tuttum ve kendime çevirdim. Kaslı kolları ona kızacağımı düşündüğünden gerilmişlerdi. Mor gözlerimi onun siyah sözlerine diktim. Bakışlarım gözlerinden bedenine aktı. İçinde beni arzuladığını gördüm. Benimle kurduğu hayallerini, arzularını. Yüzüm kıpkırmızı kesildi.

 

‘Sonunda sertleştirmenin 3. seviyesine ulaşmışsın. Bu ha-’ kendimi daha fazla tutamadım ve dudaklarına yapıştım. Sertçe duvara çarptık. Yakaladığım kollarını belime doladım. Soluk soluğa dudaklarımı dudaklarından çektim ve boynunu öpmeye başladım. Ter içinde kalmış boynunu yaladım. Boynunu öpücüklere boğarken beni kucakladı. Kalçalarımı kavrayan kolları kuvvetliydi. Kollarımı boynuna doladım ve dudaklarını tekrar yüzüme yaklaştırdım. Sıcak nefesi tüm bedenime deydi. Doğruldu ve siyah kazağını çıkardı. Yatakta doğruldum ve siyah gömleğimi bir çırpıda üzerimden çıkardım. İki eliyle kafamı tuttu. En haşin öpücüğünü tattım.






Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1181

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1033

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 854

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 798

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 678

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 628

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 621

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 592

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 536

Terror Infinite
Terror Infinite
Beğeni Sayısı: 513

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 321

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 203

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 186

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 168

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 136

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 114

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 112

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 89

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 13991 Üye Sayısı
  • 415 Seri Sayısı
  • 18723 Bölüm Sayısı


creator
manga tr