"En büyük bilgelik şu andan zevk almayı hayatın en büyük amacı kılmaktır, Çünkü tek gerçek budur, başka her şey düşünce oyunudur. Ancak bunun en büyük budalalığımız oldugunu da söyleyebiliz, çünkü yalnızca kısa bir süre için var olan ve bir rüya gibi kaybolan içinde bulunduğumuz bu an asla ciddi bir çabaya değmez." #Arthur Schopenhauer

Beyond Eternity - Bölüm 2: Eve Dönüş


Uyandığımda çocukla beraber olduğum sonsuz boşlukta değildim. Ellerim kollarım bağlanmış bir vaziyette ulakların bana işkence yaptıkları odadaydım. Ulak aldığı kızgın demiri koluma yaklaştırdı, köz demirin sıcaklığını hissettim ama demiri koluma bastırdığında hiçbir şey hissetmedim. Derimin yanık kokusu burnuma kadar geldiysede en ufak bir acı yoktu. Ulak kızgın demiri yanındaki masaya bıraktıktan sonra öteki ulağa döndü.

 

‘Bu da 8056. ve son günahıydı. Tanrılar Tanrısı Lass’a haber verelim.’

 

Tekrardan Tanrıların huzuruna çıkarıldım ama bu sefer gözlerim kör edilmemişti. Boş gözlerle hepsine tek tek baktım. Benimle konuşan Tanrı tam karşımda duruyordu. Uzun gri sakalları ve kalın bir bıyığı vardı. Gür sesiyle bana doğru konuştu.

 

‘Ölmediğinden canını almıyorum insan. Çektiğin ceza sana ders olsun ancak seni yeryüzüne geri yollamadan son bir ceza daha vereceğim ki tek yapabildiğimizin işkenceler olduğunu düşünme. Bunu bir lanet olarak düşünebilirsin. Son cezanı açıklıyorum: İnsanlığını elinden alıyorum bundan böyle sen bir şekil değiştiricisin. İnsanların en korktukları ve nefret ettikleri yaratık olacaksın. Buna bir kaç kural daha ekleyeceğim. Sadece insanlara dönüşebilirsin ancak bunun süresi en fazla siz insanların ömrüyle 5  yıl olacak. Ve sıra ile bir erkeğe dönüştüysen sıradaki kimliğin bir kadın olacak. Dönüşüm sen süre dolup uykuya daldığın sırada olacak. İlk dönüşümün yeryüzüne bırakıldığında başlayacak ve seni bırakmadan önce can alıcı nokta ise, seni diğer cezalandırılan insanların olduğu bölgeye bırakacağız.’

 

Diğer cezalandırılan insanlar… Azatlar. İnsanlar tarafından dışlananlar. Sayıları neredeyse normal hayatlarını yaşayan insanlar kadar olmaları gerekirdi. Daha önce cezalandırılan insanlarla konuşmuştum ancak bir süre sonra ortadan kayboluyorlardı ya da gördükleri hor muameleden dolayı memleketlerini terk ediyorlardı. Sonuçta bende bir cezalandırılandım. Kendimi bu şekilde avutmaya çalıştım. Tanrı Lass bir kez daha konuşamaya başladı.

 

‘Söyleyeceğin bir sözün var mı insan?’ diye sordu Tanrı. Boş gözlerimi ona diktim ancak ne söylemem gerektiğini bilemedim. Bunca zaman boyunca aklımda olan tek şeyi hatırladım.

 

‘Ne kadar zaman geçti…?’ Bu soruyu bir Tanrıya sormak aptallıktı ama benim için önemliydi. Lass şöyle bir düşündükten sonra cevap verdi.

 

‘10.000 yıl.’

 

.

.

.

 

Rüyamda karşımda 3 kadın sureti belirdi. Konuşmuyor herhangi bir eylemde bulunmuyorlardı. Sadece bana bakıyorlardı. Nereye gidersem gideyim yüzleri bana dönüktü. Ortadakinin kısa siyah saçlarının uçları beyaza çalıyordu ve boyu benden bile uzundu. Çam yeşili koyu gözleri vardı ve onlara bakarken kendi yara bere içindeki yansımamı gördüm. İri gözlerine baktığımda kadın bir adım öne çıktı. Ansızın gelen hareket doğrultusunda korkuyla geri çekildim ve kadın da aynı şekilde diğer 3 kadın ile aynı hizasına geri döndü. Demek bu şekilde çalışıyordu. Tanrı’nın bahsettiği şekil değiştirme buydu  ve erkek olduğum için ilk şeklim bir kadın olmak zorundaydı. Olayın farkına vardığımda rahatladım ve bu sefer karşımdaki kadınları daha dikkatli inceledim. Ortadaki kadının sağında kırmızı saçları beline kadar uzanan teni beyaz ile esmer arasında kalmış melez diyebileceğim bir kadın vardı. Açık kahve gözleri, yeşil gözlü kadına göre daha minik ancak daha korkutucu havaya sahipti. Siyah saçlı kadına yaptığım gibi ona doğru bir adım attım ve kızıl saçlı kadın da bu hareketime uyarak bana bir adım geldi. Aramızda tek adımlık mesafe kalana kadar ona yaklaştım ve o da adımlarımı taklit etti. Karşımdaki suretlerin birer ayna olduklarını anladım. Elimi yüzüme götürdüğümde aynı hareketi yaptı. Elimi ona doğru uzattığımda ise parmaklarımız birbirine deydiler. Elinin yumuşaklığını hissettiğimde ürktüm. Bu bir aynadan daha fazlasıydı. Ona dokunabiliyordum aynı şekilde o da bana dokunabiliyordu. Kadından uzaklaştım ve sonuncu kadının yanına gittim. Son kadınında siyah saçları vardı ama daha uzundu. Tek fark saçlarının ucu beyaza çalmıyordu. Üçünü de yeterince inceledikten sonra bir seçim yapmam gerektiğini anladım. Seçeceğim suret benim yeni kişiliğim olacaktı. Görünüşümün değişeceğinin verdiği garip histen midir yoksa kadın olacağımın getirdiği ürpertiden midir bilmiyorum ama tüylerim diken diken oldu. Uzunca yerde oturup karar vermeye çalıştım. Kararımı verdikten sonra daha fazla beklemenin bir anlamı olmayacağından yerimden doğruldum ve kırmızı saçlı kadının yanına gittim. Onu seçmeye karar vermiştim ama bunu nasıl yapacağımı bilmiyordum. Bir şey yapmama da gerek kalmadı. Kadın onu seçtiğimi anlamış olmalı ki önümde eğildi.

 

‘Ben Azyl, hizmetinizdeyim.’

 

Kızıl saçlı kadının konuşmasından sonra kendimi kadının gözlerinden yere bakarken buldum. Tam karşımda olması gereken ben artık orada değildi. Etrafıma baktığımda diğer 2 kadını da göremedim. Seçim yapmak için fazladan bir şey yapmamak içimi rahatlatmıştı. İçinde bulunduğum rüyadan uyanmak için gözlerimi kapadım. Gözlerimi kapamamla kulağıma kuşların cıvıltıları ve yüzümü yalayan rüzgarın esintisini hissettim. Geçen zamanın hasretiyle tekrar yeryüzüne gelmek harikaydı. Tanrıların beni öldüreceğinden o kadar emindim ki yeryüzünü aklımdan silmiştim ama bir şekilde artık geri dönmüştüm. Mutlulukla etrafıma bakarken gözümden akan gözyaşlarını fark ettim. Neden ağlıyordum? Uzun zamandan sonra ilk kez mutluydum. Kadın olduğum için miydi bu gözyaşları? Duyu farkından mı? Özlem miydi? Bu sorulara daha sonra cevap bulacaktım. Ormanda gelişi güzel ilerledim. Kocaman ağaçlar arasında koştum. Ağaçlar giderek seyreldi ve küçüldü. Uzakta binalar gördüm. Tekrardan insan göreceğim diye heyecanlandım. Adımlarımı hızlandırdım. Köye yaklaşırken etrafında yüksekçe bir duvar gördüm. Kapısı sıkı sıkıya kapalıydı. Etrafındaki ağaçlar kökünden kesilmişlerdi. Duvarın tepesinden otoriter bir ses yükseldi.

 

‘Dur! Sen kimsin?’ Adamın kara çarşaflarla kaplı yüzünü göremedim. Uzun siyah peçesi çenesinin altına kadar uzanıyordu. Elinde tuttuğu yayına ok sürülmüş vaziyette sıkıca gerilmişti. Olduğum yerde durdum ve ellerimi havaya kaldırarak onu kışkırtacak hareketlerden kaçındım. Azatlar insanlar tarafından dışlanmışlardı. Bu yüzden kendilerine dışarıya kapalı bir medeniyet kurmuşlardı. Kimse bu medeniyetin girişini bilmiyordu ve benim burada ortaya çıkmam da onlar için büyük bir tehdit idi. Nereden ve nasıl geldiğini bilmedikleri birini hoş karşılamazlardı ama gidecek şu anlık başka bir yerim de yoktu. Yavaş ve en net sözcüklerimi seçtim.

 

‘Ben sizden biriyim.’ Kara çarşaflar içindeki adamın eli biraz gevşedi. Siyah peçesini kaldırdı ve soğuk gri gözlerini şüphe ile bana doğrulttu. Biraz beni süzdükten sonra duvarın öteki tarafındakilere seslendi. Kapılar takırtılar eşliğinde açıldı. Dışarıya çıkan uzun mızraklı 4 kara çarşaflı adam etrafımı sardı. Siyah çarşaflıların hiçbirinin yüzü gözükmüyordu. Kapıdan en son çıkan adam ellerini arkasında kenetleyerek yanıma geldi. Diğerlerine nazaran kara çarşafları o da giyse de başını sarmamıştı. Kısa kesilmiş siyah saçları ve duvarın üzerindeki adamınkilerle aynı gri gözlere sahipti. Tehdit ve endişe dolu gözlerle bana baktı.

 

‘Bizden birisin demek. Bunu kanıtlayabilir misin?’

 

‘Üzerinden 10000 yıl geçti, bana inanan son takipçimin torunları bile asırlar önce ölmüştür. Sözlerimden geriye bir şeyim yok.’

 

Gri gözlü adamın yüzü yumuşadı ve gülmeye başladı.

 

‘Geriye bir şeyin kalmadıysa bu seni bizden biri yapar. Azat evine hoşgeldin kardeşim.’ Aramızdaki mesafeyi kapatıp bana sarıldı. İşkence gördüğüm sırada çocuğa sarıldığım gibi sarıldı bana, sokakta aç kalan bir kediye gösterilen şefkati hissettim. Gözyaşlarım sel olup akarken bende adama sımsıkı sarıldım. Yanımızdaki adamlarda ortamın yumuşamasıyla yüzlerini örten kara peçelerini açtılar. Hepsinin gözleri aynı grilikteydi. Hepsinin yüzüne gülümse vardı. Gözyaşlarımı silerken bende onlara gülümsedim. Hep beraber koca kapıdan geçerken kapı gürültüyle arkamızdan kapandı.

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1182

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1032

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 856

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 799

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 680

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 629

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 622

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 594

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 538

Terror Infinite
Terror Infinite
Beğeni Sayısı: 514

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 323

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 204

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 188

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 175

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 136

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 114

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 112

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 94

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 14105 Üye Sayısı
  • 420 Seri Sayısı
  • 18857 Bölüm Sayısı


creator
manga tr