"Ben Li Qiye'yim ve bu tek başına yeterli." #Emperor's Domination

Ashia - Bölüm 6: Müzayede Gecesi (2)


Viaer

 

Karanlıkta insanların bağırışları birbirine karışmışken Viaer platforma doğru ilerlemeye başladı. Gözü hiçbir şeyi görmezken ilerlemeye çalışması yetmiyormuş gibi etrafta koşuşturan insanlara çarpıp duruyordu. Arkasından koşan biri omzuna tutunmaya çalıştı fakat dengesini kaybedip kendisini yerde buldu. Genç adam arkasına bakmadan hızla ilerlemeye devam etti ve platformun arkasındaki merdivenlerin başına geldi. Bu karışıklıkta kimsenin onu fark edemeyeceğini düşünerek platforma sessizce, yavaş adımlarla çıkmaya başladı. Platforma çıktığında biraz ileride oturan küçük kızı gözlerini kısarak zar zor seçebildi. Gözleri daha karanlığa alışamamıştı; odaklanmasına rağmen bir kör gibiydi, görmekte zorlanıyordu.

Platformda birkaç adım atıp küçük kıza doğru iyice yaklaştı. Acur küçük kızı zincirlememişti. Genç adam kızın kendi başına sandığın içerisinden çıkıp kaçamayacağı düşündükleri için haydutlar tarafından zincirlenmediğini düşündü. Biraz ileride, yerde oturan kızın önünde, arkası dönük olan müzayede başkanı duruyordu. Adam, uzun çenesini bir eliyle tutmuş, kargaşayı şaşkınlıkla izliyor gibi duruyordu.

Viaer arkadan sessizce yaklaştığı kızın bağırmaması için oldukça çevik bir hamleyle zıplayarak kızın ağzını sıkıca kapadı. Kızı arkasından kavrayıp kucakladı ve platformun arkasına doğru yavaş adımlarla ses çıkarmadan ilerlemeye başladı. Küçük kız paniklemiş bir halde çırpınıyor, ayaklarıyla genç adamı tekmeliyordu. Kısa bir süre koştuktan sonra iki ev arasındaki dar bir yola geldiler. Kız, tüm gücüyle ağzını kapatan Viaer’in elini ısırınca genç adam acı içerisinde elini geri çekmek zorunda kaldı. Eli acıyla sızlıyor, sanki bir kalp gibi atıyordu. Kızı daha fazla böyle kaçırır gibi zorla ve sessizce götüremeyeceğini anladı. Birden aklına kızın kendisini Safel’den çıktıkları gece at arabasının arkasından bakarak gördüğünü hatırladı. Eğer kıza kendisini gösterirse kız onu tanır ve zorluk çıkarmazdı. Kızı yavaşça yere oturtup çevirerek kendisine bakmasını sağladı.

Viaer, “Dün gece yolculuğa çıkmadan önce Safel’de beni görmüştün değil mi?” diye sordu. “Korkma, ben soylu tüccarın, Tives’in dostuyum.” Viaer bunları söylerken kendisine bakan kızın hem sarı saçlara ve hem de parlak sarı gözlere sahip olduğunu fark etti. Hayatında daha önce hiç sarı gözlü birisini görmemişti.

“Hazinemle birlikte nereye gittiğini sanıyorsun yakışıklı?”

Viaer arkasını dönünce uzun yuvarlak şapkaya sahip olan Haydut Şefi kadının kendisine bakarak gülümsediğini gördü. Gecenin kendisi gibi koyu ve kara uzun saçları olan kadının dudakları kan kırmızısı rengiyle parlıyordu. Kadın, başındaki şapkasının ucunu tek eliyle tutmuşken yere bakarak yavaş adımlarla yürümeye başladı.

“Dans etmeye ne dersin?”

Kadın yavaş adımlarla ilerlemeye devam ederken Viaer kılıcını çekip ona doğrulttu.

“Soytarıya benzer bir halim mi var? Git kendini eğlendirecek başka birisini bul.”

Gözlerini kapayan kadın parlayan dişlerini açığa çıkaracak şekilde gülümsedi.

“Beni ret mi ettin? Ya çok cesursun ya da çok aptalsın.”

Kadın eline aldığı büyük yuvarlak şapkasını birden Viaer’e doğru fırlattı. Genç adam üzerine gelen şapkadan korkmamıştı fakat bir anlığına içinde beliren bir ürpertinin ardından ani bir refleksle bacaklarını kırıp hızla yere eğildi. Bu tehlikeliydi! Şapka, arkadaki evin büyük kapısının bir bölümünü hiç zorlanmadan delip geçti. Viaer bunun sıradan bir şapkadan fazlası olduğunu anlamıştı. Daha dikkatli olmalıydı. O kadından hemen kurtulması gerekiyordu yoksa kadın kendisinden kurtulacaktı.

Kadın, ufak bedenine rağmen kendinden beklenmeyecek bir hızla koşup genç adamın üzerinden taklayla atladı ve arkasına geçti. Kapının arkasındaki duvara saplanmış olan şapkasını yavaşça alıp Viaer’in ve yerde oturan kızın etrafında daireler çizmeye başladı.

Birkaç kalp atışı kadar süre geçtikten sonra kadın tekrar tek eliyle tuttuğu şapkasını genç adama doğru fırlattı. Viaer üzerine hızla gelen şapkadan yine son anda sıyrıldı ve kadını savunmasız yakalayacağını düşünerek üzerine koştu. Tam kılıcını ona saplamak için kaldırmışken, kadın Viaer’in arkasında, yerde oturan kızı parmağıyla işaret etti. Viaer başını çevirince havada süzülen şapkanın yön değiştirdiğini ve kızın olduğu yöne hareket ettiğini gördü.

Genç adam alnından soğuk terler akarken tüm gücüyle “Yere yat!” diye bağırdı.

Hiçbir şeyden haberi olmayan ve korkudan elleriyle gözlerini kapamış olan kızın bundan kurtulamayacağını anlayan Viaer kılıcını havada süzülen şapkaya doğru tüm gücüyle fırlattı. Havada dönerek ilerleyen kılıç ile şapkanın çarpışması sonucu şapkanın yönü değişti ve sert bir şekilde yere saplandı. Viaer derin bir iç çekti. Eğer ıskalasaydım neler olurdu düşünmek bile etmek istemiyorum. Yumruğunu sıkarak tekrar kadına döndü.

Kadın gülümsüyordu. Şapkasız da dövüşebileceğini belli eder gibi yumruğunu sıkıp havaya kaldırdı. Viaer karşısına geçip aynı şekilde durdu. Kadın yumruk atacak gibi pozisyon almasına rağmen aniden ellerini indirdi ve arka arkaya seri tekmeler atmaya başladı. Viaer eliyle darbeleri engellemeye çalışıyor, her tekmeden sonra bir adım geriliyordu. Kadın tekmelerine devam ederken bir elini kaldırıp parmağını şaklattı.

Bu harekette gizemli bir şeyler olduğunu anlayan Viaer aniden gelen bir içgüdüyle arkasına bakınca şapkanın ona doğru hızla havada süzüldüğünü gördü. Tüm gücünü bacaklarına verip hızla yan tarafa atlamış ve son anda arkasından gelen şapkadan sıyrılarak kurtulmuştu. Büyü dedikleri şey bu mu yoksa? diye merakla düşündü. Çok tehlikeli. Genç adamın yanağında ince bir çizik oluşmuş, sızlıyor ve kanıyordu.

Tekrardan gülümseyen kadın eline geri dönen şapkasının kanlı yerini dilinin ucuyla tattı.

“Bu kadarı yeter!”

Kadın bu sesi duyunca irkilip elinde tuttuğu şapkasını yere düşürdü. Sağ gözünü siyah bir göz bandıyla kapatmış, koyu renge sahip ağır zırhlı bir adam müthiş bir hızla kadınla Viaer’in arasında bitiverdi. Adamın kirpi gibi sivri kahverengi saçları ve kahverengi bir gözü vardı. Kadın, adamı görünce yerden aldığı şapkasını başına geçirip yavaş adımlarla geri geri yürümeye başladı. Kısa sürede bir kedi gibi sessizce ortadan kayboldu. Viaer dövüş sırasında fark etmemişti ancak müzayede alanından gelen gürültüler kesilmişti.

Zırhlı adam sert bakışlarıyla süzdüğü Viaer’e bir dost gibi elini uzattı.

“Benim adım Rowley, bu kasabanın valisiyim.”

Viaer, Başıma bela almadan buradan uzaklaşmam gerek, diye düşündü. Kendisine uzatılıp havada bekleyen ele karşılık vermeden küçük kızla gitmek için arkasına döndü. Tam adımını atmak isterken omzundan sıkıca tutan bir el hissetti. Vali Rowley genç adamı kolundan tutup kendisine doğru çevirdi.

Vali, genç adamın sıkıca tutup çevirdiği bileğine bakarken “Dövme göremiyorum, haydut veya korsan değilsin,” dedi. “Öyleyse kasabama ne amaçla geldin?” diye genç adamı gözüyle süzerken sordu.

Viaer buradan bir an önce kaçmak istiyordu. Yaşanan kısa süreli fakat hareketli çarpışma yüzünden çok bitkin hissediyordu.

“Şehrinizin ünlü müzayedesini görmek için batıdan geldim ve şimdi de gidiyorum.”

Viaer kendisini sıkıca bileğinden tutan adamdan kurtarıp geri döndü ve yerde oturan kıza doğru ilerlemeye başladı.

“Benim mallarımdan birisini çalıp bir şey demeden öylece buradan ayrılabileceğini mi sanıyorsun? O kızı az önce platformda gördüm.”

Arkası dönük olan Viaer hiçbir şey demeden sessizce ilerlemeye devam etti. Sadece kızı alıp buradan uzaklara gitmek ve dinlenmek istiyordu. Arkasındaki adam istediği kadar söylenip durabilirdi. Adam bu defa daha yüksek sesle, bağırarak konuştu.

“Cevap bile vermeyecek kadar küstahsın demek. Hayatını kurtaran adama böyle mi teşekkür ediyorsun?”

Viaer arkasında bıraktığı öfkeyle bağıran adamı duyuyordu. Gerekirse onunla da dövüşürüm, diye düşündü. Bu kız için canımı ortaya koymaya hazırım. Konuşmak için başını çevirir çevirmez dibinde biten adamdan beklenmedik bir anda çenesine çok sert bir yumruk yedi.

Yediği şiddetli darbenin etkisiyle ayakları yerden kesilen ve bir yaprak gibi yavaşça süzülerek yere düşmekte olan Viaer’in gözleri kararırken ona üstten bakan Rowley sakince konuştu.

“Benim yerimde o haydutlardan biri olsaydı çoktan ölmüştün velet. Yaşadığına şükret.”

Viaer’in gözleri tamamen kararmadan önce neden tanımadığı bir kız için bu kadar riske girmiş olduğunu sorguladı. Önemli değildi. Hiçbir kararından dolayı pişman değildi.




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1362

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1140

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 951

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 886

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 774

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 726

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 690

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 624

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 587

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 548

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 506

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 213

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 199

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 155

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 148

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 127

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 120

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 119

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 115

Beyond Eternity
Beyond Eternity
Beğeni Sayısı: 94

Site İstatistikleri

  • 18912 Üye Sayısı
  • 545 Seri Sayısı
  • 26496 Bölüm Sayısı


creator
manga tr