Korku dağları bekler. #Atasözü

Ashia - Bölüm 6: Müzayede Gecesi (2)


Viaer

 Aosfer Sönüşü’nün 846. Yılı’nın 16. Oskiay’ı

 

Karanlıkta insanların bağırışları birbirine karışmışken Viaer platforma doğru ilerlemeye başladı. Gözü hiçbir şeyi görmezken ilerlemeye çalışması yetmiyormuş gibi etrafta koşuşturan insanlara çarpıp duruyordu. Arkasından koşan biri omzuna tutunmaya çalıştı fakat dengesini kaybedip kendisini yerde buldu. Genç adam arkasına bakmadan hızla ilerlemeye devam etti ve platformun arkasında kalan merdivenlerin başına geldi. Bu karışıklıkta kimsenin onu fark edemeyeceğini düşünerek platforma sessizce, yavaş adımlarla çıkmaya başladı. Platforma çıktığında biraz ileride oturan küçük kızı gözlerini kısarak zar zor seçebildi. Gözleri daha karanlığa alışamamıştı; odaklanmasına rağmen bir kör gibiydi, görmekte zorlanıyordu.

Platformda birkaç adım atıp küçük kıza doğru iyice yaklaştı. Acur küçük kızı zincirlememişti. Genç adam kızın kendi başına sandığın içerisinden çıkıp kaçamayacağını düşündükleri için haydutlar tarafından zincirlenmediğini düşündü. Biraz ileride, yerde oturan kızın önünde, arkası dönük olan müzayede başkanı duruyordu. Adam, uzun çenesini bir eliyle tutmuş, kargaşayı şaşkınlıkla izliyor gibi duruyordu.

Viaer arkadan sessizce yaklaştığı kızın bağırmaması için oldukça çevik bir hamleyle zıplayarak kızın ağzını sıkıca kapadı. Kızı arkasından kavrayıp kucakladı ve platformun arkasına doğru yavaş adımlarla ses çıkarmadan ilerlemeye başladı. Küçük kız paniklemiş bir halde çırpınıyor, ayaklarıyla genç adamı tekmeliyordu. Kısa bir süre koştuktan sonra iki ev arasındaki dar bir yola geldiler. Kız, tüm gücüyle ağzını kapatan Viaer’in elini ısırınca genç adam acı içerisinde elini geri çekmek zorunda kaldı. Eli acıyla sızlıyor, sanki bir kalp gibi atıyordu. Kızı daha fazla böyle kaçırır gibi zorla ve sessizce götüremeyeceğini anladı. Birden aklına kızın kendisini Safel’den çıktıkları gece at arabasının arkasından bakarak gördüğünü hatırladı. Eğer kıza kendisini gösterirse kız onu tanır ve zorluk çıkarmazdı. Kızı yavaşça yere oturtup çevirerek kendisine bakmasını sağladı.

Viaer, “Dün gece yolculuğa çıkmadan önce Safel’de beni görmüştün değil mi?” diye sordu. “Korkma, ben soylu tüccarın, Tives’in dostuyum.” Viaer bunları söylerken tekrardan kendisine bakan kızın hem sarı saçlara ve hem de parlak sarı gözlere sahip olduğunu fark etti. Hayatında daha önce hiç sarı gözlü birisini görmemişti.

“Hazinemle birlikte nereye gittiğini sanıyorsun yakışıklı?”

Viaer arkasını dönünce uzun yuvarlak şapkaya sahip olan Haydut Şefi kadının kendisine bakarak gülümsediğini gördü. Gecenin kendisi gibi koyu ve kara uzun saçları olan kadının dudakları kan kırmızısı rengiyle parlıyordu. Kadın, başındaki şapkasının ucunu tek eliyle tutmuşken yere bakarak çarpık adımlarla yürümeye başladı.

“Dans etmeye ne dersin? Eğlenebiliriz.”

Kadın yavaş adımlarla ilerlemeye devam ederken Viaer kılıcını çekip ona doğrulttu.

“Soytarıya benzer bir halim mi var? Git kendini eğlendirecek başka birisini bul.”

Gözlerini kapayan kadın parlayan dişlerini açığa çıkaracak şekilde gülümsedi.

“Beni ret mi ettin? Ya çok cesursun ya da çok aptalsın.”

Kadın eline aldığı büyük yuvarlak şapkasını birden Viaer’e doğru fırlattı. Genç adam üzerine gelen şapkadan korkmamıştı fakat bir anlığına içinde beliren bir ürpertinin ardından ani bir refleksle bacaklarını kırıp hızla yere eğildi. Bu tehlikeliydi! Şapka, arkadaki evin büyük kapısının bir bölümünü hiç zorlanmadan delip geçti. Viaer bunun sıradan bir şapkadan fazlası olduğunu anlamıştı. Daha dikkatli olmalıydı. O kadından hemen kurtulması gerekiyordu yoksa kadın kendisinden kurtulacaktı.

Kadın, ufak bedenine rağmen kendinden beklenmeyecek bir hızla koşup genç adamın üzerinden taklayla atladı ve arkasına geçti. Kapının arkasındaki duvara saplanmış olan şapkasını yavaşça alıp Viaer’in ve yerde oturan kızın etrafında daireler çizmeye başladı.

Birkaç kalp atışı kadar süre geçtikten sonra kadın tekrar tek eliyle tuttuğu şapkasını genç adama doğru fırlattı. Viaer üzerine hızla gelen şapkadan yine son anda sıyrıldı ve kadını savunmasız yakalayacağını düşünerek üzerine koştu. Tam kılıcını ona saplamak için kaldırmışken, kadın Viaer’in arkasında, yerde oturan kızı parmağıyla işaret etti. Viaer başını çevirince havada süzülen şapkanın yön değiştirdiğini ve kızın olduğu yöne hareket ettiğini gördü.

Genç adam alnından soğuk terler akarken tüm gücüyle “Yere yat!” diye bağırdı.

Hiçbir şeyden haberi olmayan ve korkudan elleriyle gözlerini kapamış olan kızın bundan kurtulamayacağını anlayan Viaer kılıcını havada süzülen şapkaya doğru tüm gücüyle fırlattı. Havada dönerek ilerleyen kılıç ile şapkanın çarpışması sonucu şapkanın yönü değişti ve sert bir şekilde yere saplandı. Viaer derin bir iç çekti. Eğer ıskalasaydım neler olurdu düşünmek bile etmek istemiyorum. Yumruğunu sıkarak tekrar kadına döndü.

Kadın gülümsüyordu. Şapkasız da dövüşebileceğini belli eder gibi yumruğunu sıkıp havaya kaldırdı. Viaer karşısına geçip aynı şekilde durdu. Kadın yumruk atacak gibi pozisyon almasına rağmen aniden ellerini indirdi ve arka arkaya seri tekmeler atmaya başladı. Viaer eliyle darbeleri engellemeye çalışıyor, her tekmeden sonra bir adım geriliyordu. Kadın tekmelerine devam ederken bir elini kaldırıp parmağını şaklattı.

Bu harekette gizemli bir şeyler olduğunu anlayan Viaer aniden gelen bir içgüdüyle arkasına bakınca şapkanın ona doğru hızla havada süzüldüğünü gördü. Tüm gücünü bacaklarına verip hızla yan tarafa atlamış ve son anda arkasından gelen şapkadan sıyrılarak kurtulmuştu. Büyü dedikleri şey bu mu yoksa? diye merakla düşündü. Çok tehlikeli. Genç adamın yanağında ince bir çizik oluşmuş, sızlıyor ve kanıyordu.

Tekrardan gülümseyen kadın eline geri dönen şapkasının kanlı yerini dilinin ucuyla tattı.

“Bu kadarı yeter!”

Kadın bu sesi duyunca irkilip elinde tuttuğu şapkasını yere düşürdü. Sol gözünü siyah bir göz bandıyla kapatmış, koyu renge sahip ağır zırhlı bir adam müthiş bir hızla kadınla Viaer’in arasında bitiverdi. Adamın uzun kahverengi saçları ve kahverengi bir gözü vardı. Kadın, adamı görünce yerden aldığı şapkasını başına geçirip yavaş adımlarla geri geri yürümeye başladı. Kısa sürede bir kedi gibi sessizce ortadan kayboldu. Viaer dövüş sırasında fark etmemişti ancak müzayede alanından gelen gürültüler de kesilmişti.

Zırhlı adam sert bakışlarıyla süzdüğü Viaer’e bir dost gibi elini uzattı.

“Benim adım Rowley, Vulk Hanesi’nin kurucusu ve bu şehrin valisiyim.”

Viaer, Başıma bela almadan buradan uzaklaşmam gerek, diye düşündü. Kendisine uzatılıp havada bekleyen ele karşılık vermeden küçük kızla gitmek için arkasına döndü. Tam adımını atmak isterken omzundan sıkıca tutan bir el hissetti. Vali Rowley genç adamı kolundan tutup kendisine doğru çevirdi.

Vali, genç adamın sıkıca tutup çevirdiği bileğine bakarken “Dövme göremiyorum, haydut veya korsan değilsin,” dedi. “Öyleyse kasabama ne amaçla geldin?” diye genç adamı gözüyle süzerken sordu.

Viaer buradan bir an önce kaçmak istiyordu. Yaşanan kısa süreli fakat hareketli çarpışma yüzünden çok bitkin hissediyordu.

“Şehrinizin ünlü müzayedesini görmek için batıdan geldim ve şimdi de gidiyorum.”

Viaer kendisini sıkıca bileğinden tutan adamdan kurtarıp geri döndü ve yerde oturan kıza doğru ilerlemeye başladı.

“Benim mallarımdan birisini çalıp bir şey demeden öylece buradan ayrılabileceğini mi sanıyorsun? O kızı az önce platformda gördüm.”

Arkası dönük olan Viaer hiçbir şey demeden sessizce ilerlemeye devam etti. Sadece kızı alıp buradan uzaklara gitmek ve dinlenmek istiyordu. Arkasındaki adam istediği kadar söylenip durabilirdi. Adam bu defa daha yüksek sesle, bağırarak konuştu.

“Cevap bile vermeyecek kadar küstahsın demek. Hayatını kurtaran adama böyle mi teşekkür ediyorsun?”

Viaer arkasında bıraktığı öfkeyle bağıran adamı duyuyordu. Gerekirse onunla da dövüşürüm, diye düşündü. Bu kız için canımı ortaya koymaya hazırım. Konuşmak için başını çevirir çevirmez dibinde biten adamdan beklenmedik bir anda çenesine çok sert bir yumruk yedi.

Yediği şiddetli darbenin etkisiyle ayakları yerden kesilen ve bir yaprak gibi yavaşça süzülerek yere düşmekte olan Viaer’in gözleri kararırken ona üstten bakan Rowley sakince konuştu.

“Benim yerimde o haydutlardan biri olsaydı çoktan ölmüştün genç adam. Yaşadığına şükret.”

Viaer’in gözleri tamamen kararmadan önce neden tanımadığı bir kız için bu kadar riske girmiş olduğunu sorguladı. Önemli değildi. Hiçbir kararından dolayı pişman değildi.




Yorumlar


Giriş Yap


    Duyurular

    Popüler Seriler

    Against The God
    Against The God
    Beğeni Sayısı: 1487

    King of Gods
    King of Gods
    Beğeni Sayısı: 1217

    Tales of Demons & Gods
    Tales of Demons & Gods
    Beğeni Sayısı: 1011

    True Martial World
    True Martial World
    Beğeni Sayısı: 913

    Emperor’s Domination
    Emperor’s Domination
    Beğeni Sayısı: 812

    I Shall Seal The Heavens
    I Shall Seal The Heavens
    Beğeni Sayısı: 796

    Martial God Asura
    Martial God Asura
    Beğeni Sayısı: 723

    Swallowed Star
    Swallowed Star
    Beğeni Sayısı: 641

    Coiling Dragon
    Coiling Dragon
    Beğeni Sayısı: 638

    Kara Büyücü
    Kara Büyücü
    Beğeni Sayısı: 620

    Popüler Orjinal Seriler

    Kara Büyücü
    Kara Büyücü
    Beğeni Sayısı: 620

    KAREN
    KAREN
    Beğeni Sayısı: 216

    GÖKYÜZÜ İMPARATORU
    GÖKYÜZÜ İMPARATORU
    Beğeni Sayısı: 200

    Beyond Eternity
    Beyond Eternity
    Beğeni Sayısı: 159

    DİPTEN EN TEPEYE
    DİPTEN EN TEPEYE
    Beğeni Sayısı: 159

    Yıldızlar Kralı
    Yıldızlar Kralı
    Beğeni Sayısı: 150

    Acemi Ölümsüz
    Acemi Ölümsüz
    Beğeni Sayısı: 137

    SAHİPKIRAN
    SAHİPKIRAN
    Beğeni Sayısı: 131

    THEODEN
    THEODEN
    Beğeni Sayısı: 130

    Lord Of The Demons
    Lord Of The Demons
    Beğeni Sayısı: 125

    Site İstatistikleri

    • 17492 Üye Sayısı
    • 783 Seri Sayısı
    • 36094 Bölüm Sayısı


    creator
    manga tr