Korku dağları bekler. #Atasözü

Ashia - Bölüm 52: Tuzak (2)


Deon Jel Ergos

 

“Rozina!” diye bağırıyordu üst üste yığılmış cesetlerin aralarından zıplayarak geçen Deon. “Rozina neredesin?”

Etrafındaki herkes çarpışıp hayatta kalma mücadelesi verirken kendisinin düzeni bozarak aylaklık etmesi garip hissettiriyordu ancak kimse başını kaldırıp da etrafındakilere emir verebilecek bir durumda değildi. Fırsattan istifade edip Rozina’nın güvence altına alındığından emin olmak zorundaydı.

“Rozina,” diye tekrardan bağırdı fakat kendisine geri seslenen olmadı.

Önündeki askerlerden biri, bir tariv savaşçısı tarafından başının kesilmesi sonucu mağlup edildi. Gözleri fırıl fırıl dönen uzun boylu zayıf tariv Deon’ı fark edip hızlıca onun üstüne atlamak istedi fakat Deon buna izin vermeyip yerden aldığı bir mızrağı tarivin boğazına soğukkanlılıkla sapladı. Tarivin boğazından çıkardığı üzerinden kanlar akan mızrağını ileride savaşan tarivlerden birisine fırlatan ve onu da öldüren Deon hızla ilerlemesine devam etti.

Ayağının dibine sapanla atılan koca bir taş düşünce can havliyle en yakınında bulduğu yere saplanmış kalkanlardan birisini eline aldı. Arkasına döndüğünde kendisine bakan bir tarivin sapanına taş koyduğunu görünce hızlıca kalkanının arkasına saklandı. Kalkanının ardında saklanmış bir vaziyette tarivin üzerine hızlıca ilerlerken fırlatılıp kalkana çarpan taşın etkisiyle kalkanına destek olan kolu ve omzu sanki yerinden çıkmıştı. Sol kolu ve omzu baştan aşağıya karıncalanmış bir halde sızlıyordu. Bir uzvun kaybı kalkanın kırılmasından ve ölmemden daha iyidir.

Tariv yine sapanına koyabileceği bir taş almak için yere eğilmişken arkasından gelen uzun ve gür sakallı kılıç tutan kel bir asker tarafından kafası uçuruldu. Adamla göz göze gelen Deon hiçbir şey demeden bir koluna bağlı kalkanı ve öbür elindeki kılıcıyla koşturmaya devam etti.

Lejyonun baş ucundan merkezine kadar geriye dönmüştü. Burada da yüzlerce ölü vardı ve biriken cesetlerden dağ gibi bir yükselti oluşmuştu.

Kardius’u askerlerin arasında kılıç sallarken gördü. Adam üzerine gelen bir tarivin mızrağından sıyrılıp kılıcını tarivin göğsüne sapladı. Bir tariv daha hızla Kardius’un üzerine atladı ve adamla kılıç tokuşturdu. Kardius mücadele etmeye devam ederken bir başka tariv gelip üzerine koşup atlayınca üçlü yere düştüler. Tarivlerden biri Kardius’un kılıç tutan elini ısırırken diğeri adamın öbür kolunu ve omuzlarını adamın kalkmasını engellemek için tutuyordu.

Deon hızlıca yerde bulduğu kırık bir mızrağı alıp tarivlere fırlatmaya çalıştı fakat mızrak adamlara isabet etmedi. Kılıcı elinde duran Deon hızlıca Kardius’un yanına giderek onu kurtarmalıydı ancak aralarında onlarca asker ve tariv vardı.

Kardius acıyla çığlık atarken onun elini ısıran tariv ayağa kalktı. Ağzından kanlar akan tariv ağzında tuttuğu Kardius’un kopmuş parmaklarını dışarı tükürdü. Bir tariv daha ikilinin yanına gelip Kardius’un miğferini çıkarttı. Delirmiş gibi bakan tariv mızrağını tam Kardius’a geçirmek üzereyken arkasından hızla gelen bir mızrak göğsünü deldi. Tariv tepki bile veremeden Kardius’un üzerine yığılıp kaldı.

Diğer iki tariv neler olduğunu anlamaya çalışıp etraflarına bakınırken müthiş bir hızla arkalarından gelen Levornus rütbeli Aejus Dae Vinius kılıcıyla ikisini birden tek bir hamlede indirmeyi başardı.

Üzerinde kandan kıpkırmızı olmuş olan zırhı, altında yırtıklarla dolu olan pantolonuyla adam berbat bir halde duruyordu. Omuzlarından çıkardığı pelerinini Kardius’un eline saran adam yerden aldığı bir mızrağı tarivlerden birisine fırlatıp öldürdü. Bataklık yosunu gözleri olan, kahverengi kısa saçlı adam savaşmaktan zevk alıyor gibi gözüküyordu.

Deon burada Kardius’u korumaya çalışmakla ve onu izlemekle vakit kaybettiğini fark etti. Kardius güvendeydi. Onu asıl endişelendiren ve korunması gereken kişi Rozina’ydı. Tanrılar, lütfen geç kalmamış olayım. Merkezden uzaklaşıp daha arkalarda kalan alana doğru ilerlemeye başladı.

Merkezden uzaklaşıp lejyonun arka sıralarına doğru ilerledikçe durumun vahameti daha iyi anlaşılıyordu. Tarivlerin sinsi ve sert saldırısı etkili olmuştu. Lejyona ait ölüler o kadar çoktular ki neredeyse sonsuzluğa kadar giden sıradağlar oluşturmuşlardı. Dar geçit boyunca Deon’ın ayak bileklerine kadar yükselen bir kan gölü vardı.

Geçidin en arkasına geldiğinde önünde tüm geçit boyunca görmediği yükseklikte ceset yığınından bir tepe gördü. Bir zamanlar beraber antrenman yaptığı adamların daha soğumamış cesetlerine basarak tepeye çıkan Deon gördüğü manzara karşısında şok geçirmişti; uzuvlarını kaybetmiş ve yaralı olan askerler sürünerek kaçmaya çalışıyorlardı fakat tarivler hepsinin başına gelip mızraklarını saplıyorlardı. Sağlam olan dört adamı ise esir olarak almış gibi gözüküyorlardı.

Deon cesetlerin üzerine yatarak dikkat çekmeden orayı izlemeye devam etti.

Silahlarını bırakan askerleri tek sıra halinde dizlerinin üzerine çökerttikten sonra miğferlerini ve zırhlarını çıkartmaya başlamışlardı. İçlerinden birisi miğferini çıkarınca uzun kumral saçları ortaya çıktı. Rozina’nın yanındaki askerler bozgundan ve yorgunluktan olsa gerek başlarını kaldırıp ona bakmadılar bile. Tarivler ise kendi aralarında konuşup kıza bakarak sırıtıyorlardı.

“Kaçını indirebilirsin?” dedi Deon’ın yanından gelen bir erkek sesi. Ödü kopan Deon sesin yanında yattığı cesetlerden birisine ait olduğunu sanmıştı.

Başını yattığı yerden yana çeviren Deon yanındakinin Aejus Dae Vinius olduğunu gördü. Adam da aynı kendisi gibi cesetlerin oluşturduğu tepenin üzerinde yatmış, tarivleri dikkatlice gözetliyordu.

“Eğer şansım yaver giderse bir çoğunu,” dedi Deon.

Adam sırıttı. “Şans demek?” Yavaşça yerinden doğrulurken “Şans diye bir şey yoktur,” dedi. “Sadece seçimler vardır. Seçimini yaparsın ve sonuçlarına katlanırsın.”

Elinde tuttuğu mızrağı tarivlerden birine fırlatıp onu gözünden vuran adam kısa kılıcını çekerek ceset tepesinden aşağıya inmeye başladı. Adam aşağı hızlı adımlarla inerken “Şans korkakların bahanesidir,” diye bağırdı. “Seçimini yap!”

Adamın söyledikleri mantıklı gibi gözüküyordu. Ölü taklidi yaparak bir korkak gibi beklemek Deon’a hiçbir şey kazandırmayacaktı. Şansın yaratacağı bir fırsat için beklerken belki de bu fırsatı hiç yakalayamayacak ve Rozina’nın gözlerinin önünde katledilişini izleyecekti. Bunu yüreği kaldıramazdı.

Kısa kılıcını elinde tutan Deon yerinden doğrulduktan sonra cesetleri ezerek aşağıya doğru koşmaya başlayıp “Biz kıyametiz!” diye bağırdı.

Aşağıdaki dört esirin yanında sapasağlam duran bir düzine tariv vardı.

Aejus üzerine gelen tarivlerden birisinin karnını kılıcıyla tamamen yardı. Yan tarafından gelen bir mızrak saldırısından sıyrılıp mızrağı kılıcını savurarak kırdı. Tariv yerden aldığı bir kılıçla ona saldırmak istedi fakat Aejus diğer eliyle kınından çıkardığı hançerini tarivin gözüne şimşek gibi bir hızla sokup çıkardı.

Deon üzerine gelen tarivlerden birisinin baltasıyla kılıcını çarpıştırdı. Kılıcını alttan sallayınca tariv yine ona karşılık verdi. Bu defa kılıcını rakibinin kafa hizasında salladı fakat tariv sıyrılıp kendini kurtarmasını bildi. Deon rakibinin kendisiyle denk olduğunu ve onu kolayca alt edemeyeceğini anladı. Kirli oynaması gerekiyordu. Üzerine gelen rakibinine ayağını sallayıp çelme takmaya çalıştı fakat genç tariv bunu yemedi. Bir kez daha rakibinin kalbine saldırı yaptı ancak tariv bu saldırıya da baltasıyla karşılık verip üstüne Deon’a tekme attı.

Gerileyen Deon ileride tek başına savaşan Aejus’un neredeyse tüm tarivleri katletmiş olduğunu gördü. Aralarındaki güç farkı bu kadar mı fazlaydı? Bu mümkün değildi. Erkek olduktan sonraki ömrünün tamamını asker olarak savaşmakla geçirmişti.

Tarivlerden biri, esir alınmış dizlerinin üstünde duran askerlerden ilkinin boğazını kılıcıyla kesti. Hemen ardından ikinci askeri de aynı şekilde acımadan öldürdü.

Deon esirler arasında son sırada olan Rozina ile göz göze geldiğinde kızın ağlamakta olduğunu fark etti. “Rozina!” diye bağırdı. “Ölmene izin vermeyeceğim!”

“Deon!” Sesi duyan Rozina yerinden kalkmak isteyince arkasında duran tarivlerden biri onu omuzlarından tutarak dizlerinin üstüne çöktürdü.

Önündeki tariv yine Deon’a baltasıyla bir hamle yaptı ve Deon tam bu anda nasıl kazanabileceğini anlamıştı. Kılıcını baltayı karşılayacakmış gibi havaya kaldırdı fakat saldırıyı karşılamayıp kılıcını hızlıca rakibinin ağzına soktu. Üzerine gelen balta da kendi sol kaşının üstünden gözünün altına kadar olan kısmı baştan sona kesmişti.

Dayanılmaz bir acı hisseden Deon, tuttuğu kılıcını bırakıp önündeki adama tekme attı. Önündeki tarivin cesedi yere devrildikten sonra Deon bir dizinin üzerine çöküp iki eliyle birden sol gözünün olduğu yeri tuttu.

Sol gözü tamamen kanlandığı için bir şey göremiyordu. Sağ gözüyle ellerini kontrol edince ellerinin kıpkırmızı kanla kaplanmış olduğunu gördü. Yüzü, gözü, her yeri aniden gelen bu kesiğin ve kan kaybının etkisiyle hissizleşmeye ve soğumaya başlamıştı. Belki de bunun sebebi tarivin silahıydı. Tarivlerin silahlarına zehir sürerek savaştıklarını duymuştu.

Rozina’nın yakınlardan gelen çığlığını duyunca ayaklanmaya çalışan Deon buna fırsat bulamadan kendisini Rozina’nın kollarının arasında buldu. Ağlayan kız Deon’a sıkıca sarılırken Deon tek gözüyle ilerideki Aejus’a baktı. Adam bir düzine tarivin neredeyse tamamını kendi başına haklamıştı ve bununla da kalmayıp üzerine Rozina ile esirlerden birisini kurtarmıştı. Etraftaki sesler azalmış ve görünürde yaşayan tariv kalmamıştı.

“Rozina,” dedi Deon kendisini onun kollarından kurtarınca. Kanlar içerisindeki parmaklarıyla kızın yanaklarını okşadı ve kız kendisine yaklaşınca onun dudaklarına yapıştı. Kız uzunca bir süre Deon’ı öpünce Deon kendisini geri çekmek zorunda kaldı. Yaradan değil de neredeyse kızın öpmesinden dolayı boğulup ölecekti.

“İşiniz bittiyse geri dönmemiz gerek,” dedi kılıcındaki kanı yerdeki ölülerden birisinin pelerinine silen Aejus. Dörtlü ceset tepesini tırmanıp merkeze doğru geri dönmeye başladı.

“Rozina Gadonis Odoras’ın evinden kaçmasına sebep olacak kadar sevdiği kişi sensin demek,” dedi Aejus. “Kardius’un yanındayken kıza dokunmasan iyi edersin.”

“Onunla aramdaki şeylerden Kardius’a bahsedecek misin?” diye sordu Deon. Sorusu biter bitmez tökezleyip bir dizinn üzerine çöktü. Kanlar içerisindeki sol gözünü iki eliyle birden tutmaya devam ederken Aejus onun başına eğildi. Deon’ın ellerini çektikten sonra sol gözüne yakından bakıp “Ucuz atlatmışsın,” dedi. “Darbe yüzünün sol kısmının büyük bölümünü sıyırmış ve bu yara izini ömür boyu taşıman gerekecek. Merak etme, böyle bir yara adamı süründürür ama öldürmez.”

Deon’ın kolunun altına giren adam ona destek olurken “Seçimimi yaptım,” dedi. “Rozina’ya tarivleri kovalarken denk geldim. Başka bir şey görmedim, duymadım.”




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1358

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1136

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 952

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 877

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 769

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 718

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 687

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 622

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 585

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 549

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 493

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 212

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 199

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 153

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 147

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 127

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 120

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 120

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 111

Ejderha İmparator
Ejderha İmparator
Beğeni Sayısı: 78

Site İstatistikleri

  • 18496 Üye Sayısı
  • 533 Seri Sayısı
  • 25427 Bölüm Sayısı


creator
manga tr