"En büyük bilgelik şu andan zevk almayı hayatın en büyük amacı kılmaktır, Çünkü tek gerçek budur, başka her şey düşünce oyunudur. Ancak bunun en büyük budalalığımız oldugunu da söyleyebiliz, çünkü yalnızca kısa bir süre için var olan ve bir rüya gibi kaybolan içinde bulunduğumuz bu an asla ciddi bir çabaya değmez." #Arthur Schopenhauer

Ashia - Bölüm 51: Tuzak


Deon Jel Ergos

 

Güneybatıdaki Libin’den çıkmalarının üzerinden bir hafta, yangının üzerinden ise bir gün geçmişti. Yağmur kendilerini kurtardığı sırada herkes çok mutluydu ancak şimdi ilerlemekte olan lejyonun tamamı söylenip küfürler ederek hoşnutsuzluğunu rahatça dışa vuruyordu.

Yerler tamamen çamura bulanmış bir haldeydi ve çok kaygandı. Atların biri bile kurtulamadığı için artık kıdemliler de yayan ilerlemek zorundaydılar. Tüm askerlerin botları ve hatta pantolonları bile dizlerine kadar çamur içerisinde kalmıştı.

Lejyon, vadinin en dar geçidinden gruplar halinde altı şerli olarak ilerliyordu. Deon’ın yanında içerisinde bulunduğu beşli grubu ve yanlarında kıdemli olarak bulunan Yarih vardı. Herkesin sol elinde büyük dikdörtgen kalkanı, sağ elinde uzun mızrağı, başında miğferi, sırtında çantası ve omuzlarından aşağıya süzülen kırmızı pelerini vardı. Bazı ağır yükleri taşıyacak atlara artık sahip olmadıkları için yükleri geride bırakmak zorunda kalmışlardı.

Gissar adımlarını atarken çamurdan dolayı kayıp düşecek gibi olunca Deon onu kolundan tutup kurtardı. Gissar başıyla arkadaşına teşekkür ederken Yarih, “Oyalanmayın,” dedi.

Grup ilerlemeye devam ederken Vinzir yan tarafındaki Deon’a dönüp “Yangın söylendiği kadar büyük ve korkunç muydu?” diye sordu.

“Sandığın türde basit bir yangın değildi, cehennemin kendisiydi,” dedi Satir.

“Cehennem ateşini tükürüğümüzle söndürmeye çalışıyorduk,” dedi Kasrian Asra.

Deon arkadaşlarını başıyla onayladı.

“Nasıl oldu da o kadar gürültüye rağmen uyanmadın?” diye sordu Yarih.

“Yaşlanınca anlarsın evlat,” diye yanıtladı Vinzir.

“Kıdemli birisiyle böyle konuşmaman gerektiğini o yaşlı kafana sok,” dedi Yarih. “Sizler bir eli oluşturan parmaklarsınız, ben ise bir yumruğum.”

Vinzir sessizce kendi kendine söylenmekle yetindi.

Gissar ilerlemeye devam ederken Yarih’e “Yangının sebebi bulunmuş mu?” diye sordu.

Bunu Deon da merak ediyordu. Yangın yüzünden zavallı atların tamamı canından olmuştu ve bunun yanı sıra Deon’ın bundan böyle Rozina’yı evine geri yollayabilmesinin hiçbir yolu yoktu. Artık yapabileceği tek şey bu keşif seferini sağ salim atlatıp kızı evine tek parça halinde götürebilmeyi ummaktı.

Rozina’nın şu anda hangi grupla birlikte hareket ettiğini merak etti ancak miğferi başındayken onu diğer askerlerin arasında ayırt etmesi mümkün değildi. Kız neredeyse kendisi kadar uzun boyluydu; erkeklerin arasında rahatlıkla kendisini gizleyebilirdi.

“Kayda değer bir şey bulunamadı,” dedi Yarih.

Ayağı kayan ve yüzüstü düşüp yüzü çamura saplanan Satir’i gruptakiler birlik olarak zar zor ayağa kaldırabildiler. Tam teçhizatlı bir askerin çok ağır olduğu bir gerçekti. Yürümenin de ötesinde, oturup kalkmak bile bazen tam bir işkenceye dönüşebiliyordu.

“Bulunamaz tabi,” dedi Vinzir. “Bunun ardında periler var.”

Kendisini tutamayıp gülmesiyle ağzındaki ve dudaklarındaki çamuru püskürten Satir, “Periler mi?” diye sordu. “Senin gibi aksi bir ihtiyarın perilere inanması ne kadar da komik.”

Vinzir sırıttı. “Orduyla birlikte birkaç bölge geziyorsun diye her şeyini bildiğini sanma çocuk. Bu dünyada bilmediğin ve inanmadığın fakat gerçek olan o kadar çok şey var ki bilsen küçük dilini yutarsın.”

Satir başını iki yana sallayınca yüzündeki çamurlar etrafa saçıldı.

Deon ilerlerken önündeki gruba bakmaya devam ederek “Bence bunu lejyondan birileri yaptı,” dedi.

“Bence de,” dedi Kasrian. “Yol kardeşliğinden de böyle bir olaya şahitlik ettikten sonra ayrılmıştım. İçimizde hainler var.”

“Peki ama kim?” dedi Yarih. “Şüphelendiğiniz birileri var mı?”

Kimseden ses çıkmamıştı. Haini nereden bilebilirlerdi? Neredeyse altı bin kişilik bir lejyondular ve Deon’ın bu lejyonun içerisinde tanıdığı yüz kişi bile yoktu.

“Benim aklıma başka bir ihtimal geliyor,” dedi Gissar. “Ya çadıra yıldırım düştüyse ve yangını bu başlattıysa?”

“Mümkün değil,” dedi Yarih. “Öyle olsa mutlaka bu sesi duyan ve yıldırımı gören birileri olurdu.”

“Öyle ya da böyle yangının yıldırımdan dolayı başlamış olma ihtimali perilerden daha mantıklı,” dedi kıkırdayan Satir.

“Peki ya dördüncü nöbetçi?” dedi Deon. “Kundaklamayı o yapmış olamaz mı?”

“O meseleye gelirsek,” dedi Yarih.

Yarih sözünü bitirir bitirmez az önde ilerleyen grubun başındaki Feruci rütbeli askerin miğferine arka taraflardan el boyutunda bir taş isabet etti ve adam olduğu yere yıkılıverdi. Deon arkasına baktığında kendi grubu gibi olan diğer grupları gördü ve gördüğü her askerin elinde kalkanıyla mızrağı vardı. Taşı kim atmıştı bakarak anlaması mümkün değildi. Yarih ellerini kaldırıp arkadan gelen grupları durdurdu ve hızla yerdeki adamın başına gitti. Adamı iki omzundan tutup zar zor kaldırdığında Deon yüzü kanlar içerisinde kalmış adamın miğferinin ve başının delindiğini, bunun sıradan bir taş atma olmadığını anladı.

“Periler!” diye bağırdı Vinzir.

“Çocuk gibisin,” dedi sırıtan Satir.

Hızla gökyüzünden gelen el boyutunda bir taş Satir’in sağ yanağını jilet gibi kesecek bir hızla sıyırdı. Sağ eliyle sağ yanağına dokunan ve ardından elinin kana bulandığını gören Satir’in gözleri büyümüştü. Başını kaldırıp bulutlarla kaplı gökyüzüne baktı. “Neler oluyor?”

Gissar eliyle sağ taraftaki tepeyi işaret ederek bağırdı. “Bakın! Bir tariv!”

Deon başını o yöne çevirince elinde sapan tutan kırmızı tenli, siyah uzun saçlı ve çatık kaşlara sahip bir çocuk gördü. Çocuk elindeki sapana koyduğu taşı fırlatıp Deon’ın arkasındaki askerlerden birisini zırhı olmasına rağmen kolayca yere devirerek öldürmeyi başardı.

Birdenbire hem sağ taraflarında kalan hem de sol taraflarında kalan tepelerden onlarca hatta yüzlerce tariv ellerinde sapanlarla çıkıp taş atmaya başladılar. Alçakta kalan dar geçitte tuzağa düşmüşlerdi.

En arkalardan sesi gelen Levornus rütbesine sahip olan ve Kardius’un sağ kolu olarak bilinen İngur Pelmosi, “Savaş pozisyonu alın!” diye bağırıyordu. “Siperler!”

Kasrian, Gissar ve Vinzir öne eğilip uzun dikdörtgen kalkanlarını yere saplayarak siper almak için olması gereken ilk adımı attılar. Arkada kalan Deon, Yarih ve Satir kalkanlarını önde duran üçlüye verdiler. Öndeki üçlü aldıkları kalkanları yerde saplı olan kalkanların üzerine koyarak bir adamdan daha yüksek olan kalkandan bir kule yaptılar. Diğer gruplar da yan yana durup birleşerek aynı siper işlemini yapmışlardı. Bu, lejyonlardaki en temel savaş düzenlerinden birisiydi. Üç kişi önde durup kalkanları tutarak devrilmelerini önleyecek ve siperin sağlamlığını sağlayacak, arkada kalan üçlü ise uzun menzilli saldırılar yaparak rakiplerini temizleyeceklerdi.

Deon sıkı tuttuğu mızrağını tepedeki genç tarivlerden birisine fırlatıp onu tam göğsünden vurarak devirdi. Yarih’in fırlattığı mızrağı tarivlerden birinin kulağını sıyırmıştı. Satir sırtında asılı olan yayını çıkarıp tarivlere ok atmaya başlamıştı.

Tarivler o kadar fazlaydılar, attıkları taşlar o kadar çoktu ki Deon’ın aklına çocukken kaldığı evin çatısına vuran dolular gelmişti. Aynı çatıya düşüp şiddetli ses çıkartan dolular gibi hissettirmişti kalkanlara durmaksızın çarpan taşların sesleri. Tek fark ise burada acı çeken ve son nefesini veren adamların çığlıkları da vardı.

Deon önündeki Gissar’ın yere saplı mızrağını alıp bir tarivi daha göğsünden vurarak öldürdü. Vinzir’in mızrağını da alıp fırlatmak için geri adım atmak isteyince ayağı bir şeye takıldı ve kendisini yerde buldu.

Askerlerden birisinin cesedine takılmıştı. Yattığı yerden arkasına bakınca lejyondaki yüzlercesinin yerde yatan cansız bedenini gördü. Kalanları ise can havliyle düzeni korumaya çalışıyorlardı. Yanağının dibine yüzü boyutunda bir taş hızla gelip saplandı. Başını yana çevirip taşa bakan Deon’ın kalp atışı sanki patlayacakmış gibi artmaya başlamıştı.

Ağzından soluklanıp yalpalayan Yarih başına geldiği Deon’a elini uzatıp kalkmasına yardımcı oldu. Hemen ardından yerdeki ölü askerlerin mızraklarını alıp tarivlere fırlatmaya başladı.

Deon aynı şeyi yapıp ölülerin atmaya fırsat bulamadıkları mızrakları onlar için tarivlere atıyordu. Bunu onların öcünü almak için değil, canımı kurtarmak için yapıyorum.

Deon fırlattığı mızraklarla bir düzine kadar tarivin canına kıymıştı. Bir süre sonra atılan taşların kalkanlara çarpmalarından gelen ses giderek seyrelmişti.

“Sanırım kazanıyoruz!” diye bağırdı Gissar.

“Kazanacağız!” diye düzeltti Yarih.

Deon’ın mızrağıyla vurmak için gözüne kestirdiği bir tariv başına ok yiyerek yere devrildi. Deon yanına bakınca bunu Satir’in yapmış olduğunu fark etti. Satir bir elini sırtına götürünce daha fazla oku kalmadığı fark etti. “Hay lanet…”

Deon tepelerdeki tarivlerden birisini daha mızrağıyla vurduktan sonra Satir’e dönerek “Merak etme,” dedi. “Daha fazla oka ihtiyacın olmayacak.”

“Kazandığımız için mi?” dedi Satir.

Tepelerdeki tarivler savaş çığlığı atarak hep birlikte dar geçide doğru kaymaya başladılar. Hepsi gözü dönmüş gibi soluyan korkunç ve kaslı, korkusuz savaşçılardı. Bazıları onlara barbarlar derdi ancak sevmese bile Deon’a göre onlar barbar değil, savaşçı ruhlu eşsiz bir ırktılar.

Kendilerine tepeden kayarak yaklaşan tarivleri gören Satir tuttuğu yayını yere bırakıp titreyen eliyle kısa kılıcını çekti.

Kılıcını kınından çeken Yarih, “Hep birlikte!” dedi. “Biz kıyametiz!”

“Biz kıyametiz!” diye haykıran tüm askerler kısa kılıçlarını çektiler. Deon her zaman sürtünerek kınından dışarı çıkan metalin tiz sesini severdi.

Bağırarak üstlerine gelen tarivleri aynı şekilde bağırarak karşıladılar. Uzun kara saçlı şişman tarivlerden birisi kısa baltasını Deon’ın sağ omzuna salladı. Deon sol tarafa doğru eğilerek darbeden kurtuldu. İki eliyle tuttuğu kılıcını adamın karnına saplamak istedi ancak şişman tariv baltasıyla bunu engelledi. İkilinin silahları birbirine sürterken arkadan gelen birisiyle Deon sırt sırta çarpıştılar. Bu bir düşman mı yoksa dost mu? Bilinmezliğin verdiği korkudan dolayı ürperen Deon tüm tüylerinin diken diken olduğunu hissedebiliyordu.

Dizlerini kırıp yere eğilerek hızlıca göz ucuyla arkasına bakan Deon bunun zırhlı bir asker olduğunu gördü. Göz açıp kapayıncaya kadar zırhlı adamın başının arkasına kısa bir balta saplanmıştı ve adamın kafasından kanlar fışkırıyordu. Deon önüne dönüp kısa baltasını geri çıkarmaya çalışan tarivin karnına kılıcını sokup çıkardı. Yalpalayan tariv geri adımlar atarken yere düştü.

Tarivler tepelerden kayarak gelmeye devam ediyorlardı. Sanki sonu olmayan bir ordu gibiydiler. Boğazı kurumuş olan Deon’ın aklına birdenbire Rozina gelmişti. O neredeydi? O savaşmayı bilmeyen gencecik bir kızdı. Eğer yenilip ele geçirilirlerse tarivler onun cinsiyetine bakmaksızın ona tecavüz edip ardından canına kıyabilirlerdi. Çarpışma başladığından beri kendinden emin olan Deon şimdi savaş boyunca hiç olmadığı kadar korkmaya başlamıştı.

Olması gereken yerden, kendi grubunun yanından ayrılıp geri çekilmeye ve Rozina’yı aramaya koyulmuştu.




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1357

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1136

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 951

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 876

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 767

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 716

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 687

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 622

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 585

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 549

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 490

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 212

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 199

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 153

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 147

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 127

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 120

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 120

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 111

Ejderha İmparator
Ejderha İmparator
Beğeni Sayısı: 78

Site İstatistikleri

  • 18448 Üye Sayısı
  • 530 Seri Sayısı
  • 25329 Bölüm Sayısı


creator
manga tr