"Beyin bir paraşüt gibidir, sadece açık olduğunda iyi çalışır." #James Dewar

Ashia - Bölüm 50: Yangın


Deon Jel Ergos

Aosfer Sönüşü’nün 846. Yılı’nın 3. Matray’ı

 

Tüm günü antrenman yapmak yerine düzenli bir şekilde tek bir parça gibi hareket ederek, gerçek bir ordu olarak ilerleyerek geçirmişlerdi. Deon ne kadar uğraşırsa uğraşsın Rozina’yı evine geri dönmesi için ikna edemiyordu. Bir bakıma kızın evine dönmemesi daha iyiydi çünkü ıssız arazide onu yalnız başına bırakmak çok tehlikeliydi.

Gecenin ortasında yanında yatan Rozina’nın kıpırdanmasını hissederek uyanan Deon ona baktı. Kız baştan aşağı, hem görünüş hem de karakter olarak her bakımdan babasının zıddıydı.

Uzaklardan bir atın kişneme sesi geldi.

Öksürmeye başlayan Deon’ın uyanmış olduğunu fark eden Rozina, “Uyku tutmadı mı?” dedi.

“Yanımda böyle bir güzellik varken tüm gece horuldayarak uyumam o güzelliğe saygısızlık olurdu,” diye yanıtladı öksürüğü geçen Deon.

Rozina gülümseyip Deon’ı öptü. Karnı guruldayan kız başını kaldırarak “Kokuyu sende aldın mı?” dedi. “Acaba gecenin köründe ne pişiriyorlar?”

Başını kaldırıp kokuyu içine çeken Deon, “Gerçekten de tuhaf bir koku her tarafı kaplamış,” dedi. Bir süre düşündü. Ayağıyla sol tarafında yatan Kasrian Asra’yı dürterek uyandırmaya çalıştı.

Gözlerini açan Kasrian, “Sabah mı oldu?” dedi.

Sağ tarafındaki Rozina’yı kolunun altına alıp ona sarılan Deon, Kasrian’a bakarak “Sen bizim grubumuza katılmadan önce bir dönemler aşçılarla çalışmıştın değil mi?” dedi. “Şu anki kokudan ne pişirdiklerini söyleyebilir misin? Eğer iyi bir şeyler pişiriyorlarsa gidip Rozina’ya bir kap almayı düşünüyorum da.”

Yerinden hafifçe doğrulan Kasrian havayı kokladı. Sanki kokudan hiçbir şey anlamamış gibi kaşlarını çattı. Bir kez daha ciğerlerini bu kokuyla doldurduktan sonra gözleri büyüdü. “Bu, bu yemek kokusu falan değil…”

Dışarıdan “Yangın!” diye bir bağırtı koptu.

“Yangın mı?” diye yorganını bir kenara atıp yerinden fırlayan Kasrian paniklemiş bir halde çadırdan dışarı fırladı. Deon ile Rozina da hızlıca kalktılar. Eli ayağına dolaşan Rozina üzerine zırhını ve miğferini geçirmeye çalışırken Deon yerdeki Satir ve Gissar’ı tekmeleyerek “Kalkın, yangın var!” diye bağırdı.

Duydukları şeyin ardından hızlıca yerlerinden fırlayan adamlar çadırın dışına koştular. Deon yanında zırhını kuşanan Rozina’yı görünce “Sen burada kal!” diye bağırdı. Kılıcını aldıktan sonra Vinzir’e kalkması için tekme attı ancak adam horlayarak uyumaya devam ediyordu. Eliyle Vinzir’i işaret eden Deon, “Onu uyandır ve kamp alanının dışında güvenli bir yerde bekleyin!” dedi.

Çadırdan başını çıkaran Deon dolunayın altındaki çadırların alevlerinin geceyi aydınlattığını ve kara dumanların her tarafı kapladığını gördü. Uyku sersemi bir halde paçavralar içerisindeki askerler dört bir yana koşturuyorlardı. Alevler düzinelerce çadırın arkasında kalan merkez kısmından geliyorlardı.

Deon dar patikada koşuşturan askerlere çarparak ilerlerken Yarih ile denk geldi. Yarih iki omzundan tuttuğu Deon’a “Diğerleri nerede?” diye sordu.

“Bilmiyorum efendim, benden önce çadırdan çıktılar.”

“Aptallar…” Yarih hızlı adımlarla alevlerin olduğu yöne doğru ilerlemeye başladı. “Beni takip et.”

Dar patikalarda askerlere çarparak ilerlemeye devam eden ikiliye bir köşeden çıkan Kasrian Asra katıldı. Yarih’in peşinden ilerleyen asker “Efendim!” dedi. “Ben de sizi arıyordum.”

“Söyle,” dedi başını arkasına bile çevirmeden ilerlemeye devam eden Yarih.

“Yangının merkezdeki at çadırında başladığı söyleniyor.”

Yarih duyduğu şey karşısında ilerlemeyi kesip hızla arkasına döndü. “Bu imkânsız! At çadırının başında her gece dört nöbetçi durur ve oraya ateşle yaklaşılması katiyen yasaktır bunu biliyorsun değil mi?”

“Ben sadece duyduğumu söyledim efendim.”

İlerlemeye devam eden üçlü alevlerin yükseldiği alana iyice yaklaştığında önlerinde büyük bir kalabalığın olduğunu gördüler. Askerler birbirlerinin omzuna bastırıp zıplayarak önlerinde neler olduğunu görmeye çalışıyor gibiydiler.

Yarih elleriyle askerlerin arasını yarıp geçmeye çalışırken Kasrian Asra, “Feruci’ye yol verin!” diye bağırıyordu. Kıdemsiz askerler yavaşça kenarlara açılarak Yarih’e ve arkasından gelen Deon’a yol açtılar. Güruhun en önüne geldiklerinde ellerindeki su kovalarıyla ateşi söndürmeye çalışan askerleri gördüler. Kasrian hızlıca Deon’ı dürtüp kenarda yatan üç yanmış asker cesedini gösterdi. Deon gözlerinin büyüdüğünü hissediyordu. Onlara bunu kim yaptı ve dördüncü nöbetçi nerede?

Onlarca asker elden ele uzattıkları su kovalarını ateşe döküyorlardı ancak yangının böyle sönmesi mümkün değildi. Deon ve Yarih askerlere katılarak kova taşıma işine yardım ettiler ancak alevler azalmak yerine hızla artıyordu.

Zırhını kuşanmış olan Kardius çatık kaşlarıyla askerlerin oluşturduğu çemberin arasından hızlıca geçip çadıra yaklaştı. Çadırdan arka kısmı tamamen yanmış ve üzerinde alevler olan bir at kişneyerek çıktı. At can havliyle askerlere çarparak hızla kamptan uzaklaşmaya başladı. Askerlerden biri mızrağını fırlatıp atı başından vurunca at yere devrilip anından canından oldu. Ağzı düz bir çizgi şekli almış olan Kardius alevler içerisindeki çadıra hızlıca arkasına bile bakmadan girdi.

Askerler ellerinden geleni yapsalar da alevlerin söneceği yoktu. Su dolu kovayı çadıra döktükten sonra yere atan Yarih omzundan tuttuğu Deon’a “Kardius hâlâ içeride mi?” diye sordu.

Deon başıyla Yarih’i onayladı.

Dudaklarını ısırmasından hoşnutsuzluğu belli olan Yarih hızlı adımlarla çadıra yaklaşırken “Onun ölmesine izin veremeyiz!” dedi.

Yarih önde, Deon arkada hızlıca herkesin gözü önünde alevler içerisindeki çadırın içerisine daldılar. Kara dumanın sis gibi her yeri kapladığı kocaman bir bina genişliğindeki çadırın içerisinde yerlerde yanarak can vermiş ve kömürleşmiş onlarca at vardı.

Yarih kendi kırmızı pelerininden iki parça yırttı. Birisiyle kendi yüzünü kaparken diğerini Deon’a uzattı. Deon pelerini burnuna tutup zar zor nefes almaya çalışıyordu. Burada kısacık bir süre oyalanmak bile ölüm demekti.

Deon alevlerin arasında ilerlerken Kardius’u yerde yatan cansız bir ata sarılmış bir halde buldu. Hızlıca Deon’ın yanından geçen Yarih yerdeki Kardius’un kolunun altına girdi. Deon adamın diğer kolunun altına girdiği gibi ikili hızla Kardius’u dışarı taşımaya başladı. Gözleri kapalı olan Kardius bir şeyler mırıldanıyordu fakat ne söylediği hiç anlaşılmıyordu.

Aniden gelen gök gürültüsünün şiddetli sesiyle Deon olduğu yerde istemsizce ürperdi. Yarih sese tepki bile vermedi. İkili Kardius’u alevlerden ve çadırdan uzaklaştırıp en kıdemli askerlerin ellerine bıraktılar. Kıdemliler kolunun altına girdikleri Kardius’u alıp çadırına hızlıca götürdüler.

Deon ağzı açık bir şekilde soluklanırken bir kez daha gök gürledi ve bardaktan boşanırcasına yağmur yağmaya başladı. Yağmur o kadar hızlı ve şiddetli yağıyordu ki çadırı kaplayan alevler buna karşılık veremeyip hızla sönmeye başlamışlardı.

Askerler sevinç içerisinde kahkahalar atıp birbirlerine sarılmaya başladılar. Gülümseyen Deon ellerini iki yana açıp üzerine dökülen yağmura kucak açtı. Kasrian Asra ellerini birleştirip ellerinde biriken yağmur suyunu içiyordu.

Herkes sevinçle birbirine sırayla sarılmaya devam ederken Feruci rütbesine sahip olan Yarih, diğer kıdemliler gibi Kardius’un durumunu kontrol etmek için çadırına gitti.

Çadırdaki alevler tamamen söndükten sonra diğer askerler gibi Deon da çadırın iç kısımlarına girip etrafa bakındı. Zavallı atların tamamı yanmış ve kül olmuştu. Yangının neden ve nasıl başlamış olabileceğini merak etti.

Suçlu ortada olmayan dördüncü nöbetçi miydi? Bilmiyordu, belki de dördüncü nöbetçinin cesedini görememesinin sebebi onun yanmayıp kovayla su dökenlerden biri olmasındandı. Ya suçlu dördüncü nöbetçi değilse? Gece düşmanlar tarafından saldırıya uğramış ve kundaklanmışlar mıydı? Mümkün değildi; her gece kampın dışında, uzaklarda nöbet tutan yüz adam olurdu. Geriye tek bir seçenek kalıyordu. Hain içimizde!




Yorumlar


Giriş Yap


    Duyurular

    Popüler Seriler

    Against The God
    Against The God
    Beğeni Sayısı: 1454

    King of Gods
    King of Gods
    Beğeni Sayısı: 1199

    Tales of Demons & Gods
    Tales of Demons & Gods
    Beğeni Sayısı: 986

    True Martial World
    True Martial World
    Beğeni Sayısı: 906

    Emperor’s Domination
    Emperor’s Domination
    Beğeni Sayısı: 799

    I Shall Seal The Heavens
    I Shall Seal The Heavens
    Beğeni Sayısı: 778

    Martial God Asura
    Martial God Asura
    Beğeni Sayısı: 718

    Coiling Dragon
    Coiling Dragon
    Beğeni Sayısı: 638

    Swallowed Star
    Swallowed Star
    Beğeni Sayısı: 632

    Kara Büyücü
    Kara Büyücü
    Beğeni Sayısı: 593

    Popüler Orjinal Seriler

    Kara Büyücü
    Kara Büyücü
    Beğeni Sayısı: 593

    KAREN
    KAREN
    Beğeni Sayısı: 217

    GÖKYÜZÜ İMPARATORU
    GÖKYÜZÜ İMPARATORU
    Beğeni Sayısı: 200

    DİPTEN EN TEPEYE
    DİPTEN EN TEPEYE
    Beğeni Sayısı: 158

    Beyond Eternity
    Beyond Eternity
    Beğeni Sayısı: 150

    Yıldızlar Kralı
    Yıldızlar Kralı
    Beğeni Sayısı: 149

    Acemi Ölümsüz
    Acemi Ölümsüz
    Beğeni Sayısı: 136

    SAHİPKIRAN
    SAHİPKIRAN
    Beğeni Sayısı: 129

    THEODEN
    THEODEN
    Beğeni Sayısı: 129

    Lord Of The Demons
    Lord Of The Demons
    Beğeni Sayısı: 124

    Site İstatistikleri

    • 14961 Üye Sayısı
    • 712 Seri Sayısı
    • 33181 Bölüm Sayısı


    creator
    manga tr