Lafla pilav pişerse deniz kadar yağı benden. #Atasözü

Ashia - Bölüm 48: Pelerin


Deon Jel Ergos

Aosfer Sönüşü’nün 846. Yılı’nın 1. Matray’ı

 

Gissar hızlı bir hamleyle üzerindeki zırhı ve kırmızı pelerini kenara fırlattı. Çadırın diğer köşesine koştururken ayakları yere yayılmış olan biraya basıyor ve şıp şıp sesler çıkarıyordu. Sessizce kendisini izleyen Satir’e sertçe omuz atarak onun da yerdeki biranın tadına bakmasını sağladı. Hızlıca yerdeki meşalelerden birisini alıp elinde tuttuğu çakmaktaşıyla ustaca yaktı.

Yerden aldığı pelerinini meşaleyle tutuşturup bir köşeye attıktan sonra Deon’a dönerek “Pelerinim yanıp kül olana kadar bekleyin,” dedi. “Ah Tanrılar… Her şey planıma uygun giderse hep birlikte kurtulacağız.”

Deon, Ne planı? diye soramadan Gissar çadırdan üstü çıplak bir halde dışarı çıktı.

Üzerine bir şeyler geçiren Deon, “Bekle!” diye bağırıp çadırdan dışarı fırlamasıyla Gissar’ın sırtına çarptı ve sızlamaya başlayan burnunu tuttu. Gissar hazır ola geçmiş, çadırın önündeki Kardius’a bakıyordu. Deon iki elini yanlarına alıp ayaklarını birleştirerek aynı şekilde hazır ola geçti.

Sönük siyah renkteki kısa saçları taranmış olan, deniz mavisi gözlü, temiz yüzlü Kardius karşılarında duruyordu. Boğazının ve yanaklarının bazı yerlerinde kırışıklar oluşmaya başlamıştı. Üzerindeki ağır zırhı ve arkasından sarkan şık kırmızı peleriniyle kapı gibi duran adamın rütbesini, onu hiç tanımayanlar bile tahmin edebilirlerdi. Deon onu ilk görüşünden beri hakkındaki düşüncesi değişmemişti; Doğuştan gelen karizması ve liderliğiyle tam bir babaya benziyor fakat ona sadece baba dersek bu ona hakaret olur. O, babaların babasıdır!

Kendisi lejyonun lideri pozisyonunda, yani Kardius rütbesine sahipti. Arkasında dizilen daha düşük rütbeli askerler ters bakışlarla ikiliye bakıyorlardı. Levornuslar, piciuslar ve feruciler, hepsi Deon’ın kendisinden daha kıdemli ve korkutucu adamlardı. En arkalarda Deon’ın ve diğer dört arkadaşının küçük grubuna önderlik eden Feruci rütbesine sahip Yarih Kandir Nijovala duruyordu. Adamın dudakları düz bir çizgi halini almış, adam sinirden köpürür gibi ikiliye bakıyordu. Öfkelenmekte haksız da sayılmazdı; eğer Kardius bu gruba sinirlenirse sadece gruptakilere değil, onların üstü olan Yarih’e de ceza verecekti.

Katık kaşlarıyla önce Gissar’a, sonra Deon’a bakan Kardius, “Bu hâl nedir asker?” diye bağırdı. “Zırhın nerede?”

Gissar titreyen sesiyle “Kardius!” dedi. “Zırhım içeride efendim.”

“Giyinip geri gel.”

Gissar çadırın girişini açmadan hızlıca içeriye dalıp hemencecik zırhını giyinmiş bir halde dışarı çıktı.

Kardius’un gördüğü şey karşısında ağzı açık kaldı ve köpürerek “Pelerinin nerede?” diye sordu.

Gissar bir elini omzunun arkasına atarak “Kardius Efendim,” dedi. “Pelerinim siz gelmeden önce içimizdeki bir hırsız tarafından çalındı. Onu kovalıyordum ve tam yakalamak üzereydim ki sizin geldiğinizi görüp hazır ola geçtim. Size olan saygım, pelerinime olan saygımdan binlerce kat daha fazladır efendim.”

Kardius’un yüzündeki öfke bir nebze azalmış gibiydi. “Ya, demek öyle. Yalan söylemediğin ne malum?”

“Kardius!” dedi çadırdan çıkıp Deon’ın yanında hazır ola geçen Satir. Yüzü gözü bira içerisinde ve çömlek parçasının kırıklarıyla kaplıydı. “Arkadaşım doğru söylüyor efendim. Kaçmakta olan hırsızla çarpışınca bira dolu çömlek sürahim kırıldı ve aniden gelen darbenin etkisiyle yere kapaklanıp bu hale geldim.”

Kardius’un arkasındaki yüksek rütbeliler Satir’in ve Gissar’ın hallerine bakıp gülümsüyorlardı. Benim yüzümden alay konusu oluyorlar…

Kardius ikilinin yanından geçip çadırın girişini iki eliyle açarak içeriye bakındı. Ayaklarına kadar gelen birayı görüp başını sallayarak durumun vahametini onaylamış gibiydi. Başını kaldırıp içeriyi süzdükten sonra Deon’a dönerek “İçeride birisi mi yatıyor?” dedi.

Satir hızlı davranıp “Evet Kardius,” dedi. “Asker Kasrian Asra sivrisinek ısırıkları sonucu yataklara düştü efendim.”

Kardius elleriyle tuttuğu çadırın aralığını kapayıp adamlarına doğru dönerek “Bu grup hanginizin sorumluluğundaydı?” diye sordu. Arka taraflardan en öne gelen Yarih hazır ola geçerek “Benim, Kardius,” dedi.

Yarih Kandir Nijovala otuzlu yaşlarda, kara gözlerinin altları morarmış, sarı dişli, sivri burunlu ve sivri çeneli bir adamdı. Siyah uzun saçlarının bazı telleri beyazdı.

Kardius, “Adamının gücünü geri kazanması için ona her gün iki kez kaktüs baharatlı ballı çorba hazırlat,” dedi.

“Baş üstüne Kardius!”

Kardius tam gitmek için hareketlenirken bir şey daha söylemesi gerektiğini hatırlamış gibi hızlıca arkasına döndü. “Adın nedir asker?”

“Gissar Delijur Viones!”

“Ailenin adını daha önce de duymuştum.”

“Babam Reonas Finp Viones, 2. Lejyon’da Levornus olarak görevini yerine getirmekte efendim.”

“Ardinaz’ın lejyonu…”

“Evet efendim.”

Adam salladığı başıyla kendi kendine bir şeyleri onayladı.

“Yarına kadar kendine yeni bir pelerin bul.”

“Evet efendim!”

Kardius adamlarına dönerek “Hırsızı yakalamak için daha fazla adamınızı görevlendirin!” dedi. “Şimdi diğer çadırlarla devam edeceğiz.” Kardius ve arkasından gelen kıdemliler yavaşça uzaklaşarak diğer çadırları gezmeye başladılar.

Deon ve arkadaşları çadırlarına geri döndüklerinde hepsinin yüzü gözü ter içerisinde kalmıştı. Derin bir nefes alıp veren Deon, “Sanki günlerce antrenman yapıp üzerine hiç uyumadan savaşa girmişiz gibiydi,” dedi. “Yorgunluktan ölecek gibi hissediyorum.”

Alnında biriken teli eliyle silen Gissar, “Sen bunu bir de bana sor,” dedi. “Donuma kadar ter içinde kaldım.”

Satir yerden kırık parçaları toplamaya başladı. Gissar ona bakarak “Ne yapıyorsun?” diye sordu.

“Kendi pisliğimi temizliyorum.”

“Senin yerine burayı temizleyeceğimiz konusunda anlaşmıştık,” dedi Gissar.

“Boş verin, asıl siz o kızdan nasıl kurtulacaksınız, onu düşünün.”

Deon yorganın altında saklanan kızı tamamen unutmuştu. Yanına gidip yorganı kaldırarak “Rozina,” diye fısıldadı. “Baban gitti, güvendeyiz.”

Gözlerini açmayan Rozina, Deon’ın döşeğinde mışıl mışıl uyuyordu. Odada beş döşek vardı ve benimkini üzerinde hiçbir simge olmamasına rağmen tek seferde bulabilmeyi nasıl başardı?

Çadıra birisi neşeli bir tonda ıslık çalarak girdi ve içeriye ilk adımını atmasıyla ayağının kayması sonucu kendisini yerde buldu. Başı yere vuran Kasrian Asra bir eliyle başını tutarken öbür eliyle yerden destek alarak kalkmaya çalışıyordu. “Tanrılar, ne oldu burada?”

“Önemli bir şey değil,” dedi Deon.

“Asıl önemli şey yorganın altında,” diye eliyle işaret etti Satir.

Kasrian Asra, Ashia Kıtası’ndan gelen genç, gri gözlü, koyu kumral saçlı yakışıklı bir adamdı. Kendisinin içlerinde bulunduğu grubun en sessiz sakin ve gizemli adamı olduğunu düşünüyordu Deon.

Kasrian döşeğin başına gelip Rozina’yı görünce “Tanrılar!” diye çığlık attı.

Sesi duyunca uyanan Rozina yattığı yerden doğrulurken giysisinin askısı kayıyor ve neredeyse her şeyi meydana çıkıyordu. Deon hızlı bir hamle yaparak askıyı yukarıya kaldırıp kıza yardımcı oldu. Rozina elini uzatıp Deon’ın elini tutarak kendisini kaldırmasına izin vererek “Gerçek bir centilmen,” dedi.

“Ama neden, neden o burada?” dedi Kasrian.

“Nedeninin hiçbir önemi yok, onu burada saklamak çok tehlikeli,” dedi Satir. “Bir dahaki sefere bu kadar şanslı olmayabiliriz.”

“Katılıyorum,” dedi Gissar. “Aynı şeyi Kardius’a ikinci kez yutturabileceğimizi hiç sanmıyorum.”

Rozina iki kolunu birbirine bağlayarak “Senin bu konudaki fikrin nedir Deon?” diye sordu.

“Ben de senin evine dönmen gerektiğini düşünüyorum,” dedi Deon. “Bu gece burada yatarsın. Yarın seni evine nasıl geri götürebilirim bunun üzerine sonra düşüneceğim.”

Yanaklarını şişiren Rozina yerden aldığı Deon’ın yastığını onun kafasına fırlattı. Yastık yumuşak olduğu için can yakmamıştı ancak yere düşerek biraya bulanmış ve tamamen ıslanmıştı.

Deon yerden aldığı ıslak yastığını göstererek “Beğendin mi yaptığını?” dedi. “Şimdi sert zeminde baş ağrısı çekerek beraber uyuyacağız.”

“Özür dilerim,” diyen Rozina kollarını açarak Deon’a sarıldı.

Kasrian öksürünce ikili sarılmayı bıraktılar.

“Aslında bu gece rahatça uyuyabilirsiniz. Vinzir çadırlardan oldukça uzakta gece nöbeti yapacakmış.”

Grubun en yaşlısı olan ve en kestirilemeyen eylemlerini yapan Vinzir’in bu gece çadıra gelmeyecek olması Deon’ı sevindirmişti. Çünkü hem onun yeri boş olacaktı yani orada rahatça yatabileceklerdi, hem de Vinzir’in kendilerini ispitlemesi gibi korkutucu bir şeyden uzak olacaklardı. En azından bu gece için…




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1435

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1191

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 976

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 903

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 790

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 771

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 713

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 636

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 622

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 570

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 570

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 216

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 200

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 157

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 148

Beyond Eternity
Beyond Eternity
Beğeni Sayısı: 139

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 133

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 128

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 125

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 124

Site İstatistikleri

  • 13915 Üye Sayısı
  • 664 Seri Sayısı
  • 31458 Bölüm Sayısı


creator
manga tr