Bekleyin okuyun ve öğrenin... #Örkün

Ashia - Bölüm 45: Köleler (6)


Savoj Di Jilus

 

Tepedeki ay bulutların arasından sıyrılarak parıldamaya çalışırken kumlar artık insanın ayaklarını kemiklerine kadar pişirirmiş gibi yakmıyordu. Yüzünün etrafında uçuşan sivrisinekleri eliyle kovan Savoj yanında dikilen Reonor’a “Ne için burada toplandık?” diye sordu. Genç tariv omuz silkmekle yetindi.

“Efendi öyle istedi,” dedi gölgelerin içinden gelen bir ses. Savoj gözlerini kısıp o yöne baksa da pek bir şey göremiyordu. Villanın kolonlarının arasından sessizce bir genç çıktı. Sarışın uzun ve dalgalı saçları olan gencin üstü çıplaktı. Altında ise basit bir paçavra olan gencin mora çalan mavi renkteki bayık gözleri sanki bir ölüye aittiler.

“Bizi istiyor, ama neden? Tüm gece çalışmamız için mi?” dedi Savoj.

“Neden olacak? Sizi gladyatör ilan etmek için.”

Savoj duyduğu şey karşısında şaşkına dönüp Reonor ile göz göze geldi. O da şaşırmış olmalıydı. Buraya gelmelerinin üzerinden daha bir hafta bile geçmemişti ve neredeyse hiçbir şey yapmadan gladyatör ilan edileceklerdi. Bu kötü bir şaka olmalıydı.

Villanın içerisinden gladyatörlerin konuşmaları ve kahkahaları duyuluyordu. Kısa sürede sesler giderek arttı ve ellerinde meşaleler tutan gladyatörler ikilinin etrafını yuvarlak oluşturarak sardılar.

Şampiyon Michard ve Pako gelince gladyatörler çemberi bozup etrafa dağıldılar. Michard başıyla ikiliye selam verip “Buraya neden toplandığımızı biliyor musunuz?” dedi.

“İkimizi kardeşliğe katmak için,” dedi Savoj.

“Yanıldın,” dedi Michard. “Üçünüzü kardeşliğin bir parçası ilan etmek için.”

Üçümüz mü? diye şaşkınca düşündü Savoj. Burada ikimizden başka gladyatör olmayan var mı ki?

Villadan gelen bir genç, gladyatörlerin arasından geçip ikilinin yanına koştu. Savoj onu görünce gülümseyip kollarını açtı. İkili sarılınca Savoj, “Avios!” dedi. “Öldüğünü düşünmeye başlamıştım.”

“Yaşamayı seviyorum,” dedi sırıtan Avios.

Villanın balkonuna Efendi Radiyn çıkınca Pako şiddetli bir şekilde bağırdı. “Hizaya girin!”

Gladyatörler yan yana düzenli bir şekilde sıra olup balkona bakarlarken Pako iç tarafta bir metal parçasını ısıtmaya başladı. Nesne o kadar ısınmıştı ki büyük bir bölümü alev almış gibi tupturuncu olmuştu.

Elinde tuttuğu parçayla üçlünün başına gelen Pako, “Çömelip kollarınızı uzatın,” dedi. Üçlü tek dizlerinin üzerine çökerek kollarını dizlere doğru iç yüzü havaya bakacak şekilde uzattılar.

“Sen, benim dediklerimi tekrarlayarak yeminini et.”

Avios başını sallayıp Pako’yu onayladı.

“Ben,”

“Ben,”

“Bu hane adına geçmişimi bir kenara atacağıma,”

“Bu hane adına geçmişimi bir kenara atacağıma,”

“Efendime ve isteklerine her zaman koşulsuz şartsız boyun eğeceğime,”

“Efendime ve isteklerine her zaman koşulsuz şartsız boyun eğeceğime,”

“Asla ihanet etmeyip ölene kadar sadık bir gladyatör olarak hizmet edeceğime,”

“Asla ihanet etmeyip ölene kadar sadık bir gladyatör olarak hizmet edeceğime,”

“Tanrıların huzurunda tüm kalbimle,”

“Tanrıların huzurunda tüm kalbimle,”

“Yemin ediyorum,”

“Yemin ediyorum,”

Adam üzerinden buharlar çıkan parçayı Avios’un koluna bastırdığında çocuk acıyla bağırıp dişlerini sıktı. Pako işini bitirip ayağa geri kalkınca “Bir köle olarak diz çöktün,” dedi. “Şimdi ise bir gladyatör olarak kalkıyorsun.”

Avios yerinden kalkınca gülüşen gladyatörler etrafını sardı ve hepsiyle sırayla kucaklaşmaya başladı.

Savoj yanındaki Reonor’a bakınca onun asık suratla etrafını izlediğini gördü.

“Bir sorun mu var?”

Soruyu duyan Reonor başını çevirip “Ben kimsenin kulu veya kölesi olmak için yemin etmem,” dedi. “Atalarıma karşı böyle bir hainlik yapamam.”

Savoj başını sallayarak onu anladığını belirtmeye çalıştı. Kendisi de benzer bir durumdaydı. O bir kraldı veya öyle olduğunu düşünüyordu ancak en sonunda kendisini bir köle olarak bulmuştu. Şimdi sonsuza kadar köle olarak yaşamaya ve hizmet etmeye yemin ederse kendi gururuna, babasının onca emeğine ve hayaline leke sürerek hainlik yapmış olacaktı. Bu, insanın içini çiğ çiğ karıncalandırarak yiyen berbat bir histi.

Herkes sarılmakla ve sevinmekle meşgulken Reonor’un kulağına yaklaşıp fısıldadı.

“Kendilerini efendi bizi ise köle olarak gören o soyluların ettirdikleri yeminler de onların kendileri gibi içi boş sözler. Yakaladığım ilk fırsatta bu kölelik saçmalıklarını oynamayı bırakıp buradan kaçacağım.”

Reonor’un gözleri Savoj’un yüzünü inceliyordu. Büyük ihtimalle bunun bir şaka olup olmadığını anlamaya çalışıyordu.

“Benimle birlikte bu saçma yemini et. Daha sonra fırsatını bulduğumuzda beraber firar ederek kölelikten ve asla ciddiye almadığımız bu yeminden kurtuluruz. Olur da işler sarpa sararsa en azından buradan birkaçını haklayıp da öbür dünyaya gideceğime ve sonuna kadar seninle yürüyeceğime sana söz veriyorum.”

Reonor düşünceli bakışlarla bakmaya devam ederken Pako ikilinin başına gelip “Sıra sende piç,” dedi.

Avios’un ettiği yeminin aynısını eden Savoj’un sol koluna iç içe geçmiş iki halkalı damga basıldı. Kolu acıyla yanıp titremişti ve bu yanma hissi uzun bir süre geçecek gibi gözükmüyordu. Koluna yapılan bu simge Radiyn’in hanesinin ve sahipliğinin simgesiydi yani artık Savoj Di Jilus resmen bir köleydi. Bundan böyle soyadının ve ailesinin hiçbir değeri ve anlamı yoktu.

Sıra Reonor’a gelince başta kolunu vermeye çekinir gibi gözüküyordu fakat Savoj ile göz göze gelince cesaretini toplayıp yeminini etti ve koluna damga basıldı. En sonunda onunla durmaksızın dalga geçerek ırkçılık yapan gladyatörler bile sıraya girerek kucaklaştı fakat Reonor’un yüzünde mutlu olduğuna dair tek bir belirti bile yoktu. Savoj bunu Pako’nun ve diğerlerinin anlamaması için içinden dua ediyordu.

Şampiyon Michard kendi kazancından herkese bira ısmarlayınca villanın alt katındaki yemekhanede bir şenlik oluşmuştu. Masalarda yiyip içen adamlar eğleniyor ve aynı zamanda hep bir ağızdan bir şarkı mırıldanıyorlardı.

Savoj bunun bir köylü şarkısı olduğunu düşündü. Şarkı genç bir çiftçi çocuğunun saraydaki uyuyan prensesi uyandırabilmek için ejderha kanı aramasını konu alıyordu.

Şarkıyı dinlemeye devam ederken önüne gelen biradan bir yudum içmesiyle midesi bulandı. Az kalsın içtiğini geri çıkaracaktı.

“Bunun tadının sidikten farkı yok!”

Yan taraftaki gladyatörlerle konuşmakta olan Reonor kadehini tek dikişte bitirdikten sonra Savoj’a dönerek “Ne dedin?” diye sordu.

Savoj cevap veremeden karşısına elinde kadehiyle Michard geçti.

“İkinizi de tebrik ederim kardeşlerim. Çok uzun yıllardır buradayım ve efendinin bu kadar kısa sürede birilerini gladyatör ilan etmesine hiç şahit olmamıştım. Arenada yaptıklarınızın ardından sizde bir cevher görmüş olmalı.”

“Normal şartlar altında birisinin gladyatör olması ne kadar sürer?” diye sordu Savoj.

“Benim kendimi kanıtlayarak kardeşliğe alınmam için bir ay eğitim almam ve iki kez arenada dövüşmem gerekmişti,” dedi Michard. “Diğer elemanlara gelirsek onların gladyatör olmaları için iki üç ay boyunca sürünmeleri gerekmişti.”

Savoj neden yemin töreni sırasında herkesin kendilerine hem şaşkın bir şekilde hem de öfkeli bir şekilde baktıklarını şimdi daha iyi anlıyordu. Bunun haksızlık olduğunu düşünüyor olmalıydılar. Haksız da sayılmazlardı.

Michard birasını son kez yudumlayıp geğirdikten sonra “Tanrılar izin verirlerse yarın bu kıtanın şampiyonu olacağım,” dedi. “Dövüşe dinç çıkmam gerektiği için yatacağım. Siz eğlenmeye devam edin kardeşlerim.”

Michard yavaş adımlarla yemekhaneden çıktı fakat hücrelerin olduğu yöne değil de avlunun öteki ucunda kalan bahçenin olduğu yöne doğru ilerleyip gözden kayboldu.

Avios ikilinin yanına kızarmış bir yüzle sırıtarak gelip “Bira çok tatlı değil mi?” diye sordu.

Savoj başını iki yana sallayıp “Senin yaşında bir çocuk bira içmemeli,” dedi.

Hıçkıran Avios, “Yapma, içkinin çocuklar üzerinde ne gibi bir kötü etkisi olabilir ki?” dedi.

“Çocuk haklı,” dedi Reonor. “Benim kardeşlerim daha on yaşına gelmeden içmeye başlamışlardı.”

Belki de benim düşünce tarzım yanlıştır, diye içinden geçirdi Savoj.

Avios birasından bir yudum daha alıp “Duydunuz mu, yarın Michard ile Kızılağaç karşılaşacaklar,” dedi.

Ağzı açık kalan Savoj, “Kızılağaç mı?” diye sordu. “O adam gerçek bir canavar!”

“O adam canavarın da ötesinde bir şey,” dedi Reonor. “Bir darbesiyle beş kişiyi öldürdüğünü duymuştum. Benim halkım bile onun adını duyunca savaşmak için iki kere düşünür.”

“Onun hakkında epey bilgi sahibi gibi görünüyorsun.”

“Hüküm Savaşı sırasında bize karşı gönderilen ordulardan birisinde yer almış. O piç önüne geleni hiç acımadan ezerek parçalara bölmüş. Buna teslim olanlar, kadınlar ve çocuklar dahil.”

“Belki Michard yarın senin intikamını alır,” dedi Avios.

“Hiç sanmıyorum,” dedi gözlerini kapayıp başını iki yöne sallayan Reonor.

Savoj yine birasından içmeye çalıştı fakat bunu içmeye çalışmak onu daha çok susatıyor ve midesinin ağrımasına sebep oluyordu.

Savoj karşısındaki Avios’a bakarak “Michard uyumaya gideceğini söylemişti ancak hücrelere doğru değil de bahçeye doğru gitti,” dedi. “Yoksa orada mı kalıyor?”

Başını iki yana sallayan Avios, “Günde 3 vakit bahçenin önündeki heykellerin karşısında ibadet ediyor,” dedi. “Hava kararmadan önce ona katılıp bu konularda sohbet etmiştik, oradan biliyorum.”

Hem inançlı hem de Şampiyon, diye düşündü Savoj. Sanırım kaçış için aklımda bir şeyler oluşmaya başladı.

 




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1358

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1136

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 952

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 877

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 769

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 718

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 687

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 622

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 585

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 549

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 493

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 212

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 199

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 153

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 147

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 127

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 120

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 120

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 111

Ejderha İmparator
Ejderha İmparator
Beğeni Sayısı: 78

Site İstatistikleri

  • 18496 Üye Sayısı
  • 533 Seri Sayısı
  • 25429 Bölüm Sayısı


creator
manga tr