Korku dağları bekler. #Atasözü

Ashia - Bölüm 44: Köleler (5)


Savoj Di Jilus

Aosfer Sönüşü’nün 846. Yılı’nın 5. Matray’ı

 

Uzun saçları rüzgârın hafif dokunuşuyla dalgalanan Reonor yavaşça Savoj’un üzerinden kalktı. Gözleri boğanın üzerindeki adamdayken geri adımlar atarak silahının başına geldi. Tam silahını almak için eğilmişken karşısındaki adam boğanın dizginlerini sıkıca tutmayı bıraktı ve boğa delirmiş gibi hızla ileri atılarak Reonor’a doğru koşmaya başladı.

Her şey bir anda yaşanmıştı; boğa koşarak boynuzlarını adama geçirmeye çalışmış ve bu sırada yana doğru takla atan Reonor kendisini öldürücü bir darbeden kurtarmasını bilmişti. Boğanın hem ağzından hem burnundan buharlar çıkmaya devam ediyordu. Daha önce böyle bir şey görmemiş olan Savoj hayvanın cinnet geçirmiş olabileceğini düşündü.

Boğa yine tarive doğru süratle koşmaya başladı. Reonor üzerine gelen boğaya doğru silahını sallayınca boğanın mızrak ucu gibi sivri olan sağ tarafındaki kocaman boynuzu koparak yere düştü. Hayvan kükreyip olduğu yerde hızla başını iki yöne sallamaya başladı. Boğanın üzerindeki adam boğayı dizginlerinden tutup çekerek sakinleştirmeye çalışırken kendisini bir anda yerde buluverdi.

Savoj yattığı yerden olayları izlemeye devam ediyordu. Yerde yatarken dikkat çekmediğini ve burada bir süre daha yatarsa her şeyin kendisi için daha iyi olacağını düşünüyordu.

Boğa, üzerine geri binmek isteyen sahibine kırık boynuzuyla geçirince adam yere düşerek yuvarlandı.

Hızlı davranan Reonor silahıyla boğanın sol bacağına büyük bir kesik attı. Boğa tekrardan acıyla bağırdı fakat bu defa yerinde durmayıp mükemmel bir reaksiyon ile Reonor’un sol omzuna saldırdı. Boğanın bu hamlesinden kaçmaya fırsat bulamayan Reonor’un sol omzunda büyük bir kesik oluşmuştu. Genç tariv boğanın saldırısını görüp yana doğru adım atmıştı ancak boğanın hızı onun hızına üstün gelmişti. Boynuz adamın sol omzunu sadece sıyırmış olsa bile ona çok ağır bir hasar vermiş gibi gözüküyordu.

Sağ eliyle sol omzunu tutarak gerileyen Reonor, sanki canı hiç yanmamış gibi boğaya bakarak sırıtıyordu. Boğa yine çılgınlar gibi koşturmaya başladı. Her adımında yerdeki kumlar etrafa savruluyor ve havaya toz kalkıyordu. Reonor, boğa üzerine gelirken hareketsiz bir şekilde duruyordu. Boğa ona iyice yaklaşmışken ve öldürücü darbeyi geçirecekken olduğu yerde zıplayıp kendisini boğanın üzerinde buldu. Boğanın dizginlerini tutup bağıran Reonor ilginç bir şekilde eğleniyormuş gibi görünüyordu. Boğa öfkeyle kendi etrafında döneniyor, onu üzerinden atmak için ne var ne yok her şeyi deniyordu.

Boğa arenanın ortasında dümdüz koşturmaya devam ederken aniden olduğu yerde durup sıkı tutunmayan Reonor’u önüne sertçe düşürdü. Reonor omzunu tutup doğrulmaya çalışırken boğa yine üzerine buhar soluyarak koştu. Neredeyse boynuzuyla genç tarivi öldürecekti fakat genç tariv yere eğilince gözü dönmüş olan boğa duvara tosladı. Hayvan acıdan ağlarmış gibi bağırıyordu. Reonor fırsatı değerlendirip hayvana alttan yaklaştı ve silahıyla onun boğazını delip geçti. Boğa çeşme gibi boğazından akan kanlarla birlikte arenanın bir bölümünü kırmızıya boyamıştı. Birkaç adım attı fakat gücü tükenmişti ve oracıkta yere devrilip son nefesini verdi. Kızıl kumların üzerinde yatarken artık ağzından buhar çıkmıyordu.

“İyi hayvandı,” dedi baltalı gladyatör. “Sanırım buradaki işim bittikten sonra yapacağım ilk iş yeni bir boğa almak olacak.”

Reonor başını iki yana salladı. “Buradan sağ çıkacağını sana düşündüren nedir? Gerçek korku neymiş şimdi öğreneceksin.”

Yere tükürüp gülümseyen adam, “Gözümün önünden böyle konuşup en sonunda kellelerini kaybeden senin gibi onlarcası geçti,” dedi. “Senin sonun da gibi onlar gibi olacak güçsüz yabani.”

Reonor sırıtırken “Maalesef şevkini kıracağım,” dedi. “Sandığının aksine çok güçlüyüm. Ben bir tarivim!” İkili birbirine yaklaşmaya başladı. Savoj ikisinin de aşağı yukarı aynı boylarda olduğunu fark etti. İkilinin birbirine girmesini bekliyordu. Eğer bir terslik olursa Reonor’a yardım edecekti ve ikili buradan sağ salim kurtulacaktı. Tek korktuğu şey Reonor’un kendisiydi; genç tariv tekrardan onun üzerine çullanıp ondan ırkının intikamını almaya çalışabilirdi. Düşüncesi bile tüyler ürperticiydi. Belki de ikisini de öldürüp buradan tek başına kurtulmalıydı.

Adam baltasını sallayınca havada Reonor’un silahıyla karşılaştı. İkili silahlarını sırayla sallayıp çarpıştırıyor ve metalin sesiyle sanki farklı tonlarda bir şarkı çalıyorlardı.

Reonor silahını kaldırıp adama salladı fakat adam hızlı davranıp kalkanıyla genç tarivin yüzüne geçirdi. Darbenin şiddetiyle yere düşen Reonor ağzında biriken kanı tükürdü. Ayağa kalktığında kan dudaklarından süzülmeye devam ediyordu. Kaşları çatık olan tariv sırıtmaya başladı.

Adam da ona bakarak gülmeye başladı. Birkaç kalp atışı kadar süre geçtikten sonra adamın gülmesi aniden kesildi ve baltasını hızla savurdu. Reonor eğilerek saldırıdan kurtulduktan sonra keskin silahıyla adamın kalkan tutan kolunu tek bir hamlede ustaca kesti.

Çığlıklar atıp düzensizce geri adımlar atmaya başlayan adamın kolundan kanlar fışkırıyordu. Kumların üzerindeki kesik kol, kan birikintisinin içerisinde kalmıştı. Savoj daha önce hiç bu kadar kan görmemişti. Adam baltasını salladı fakat Reonor buna kolaylıkla cevap verip adama tekmesini geçirebilmişti.

Sendeleyen adam yerdeki Savoj’a bakarak “Çocuk,” dedi. Sesi miğferinden dolayı korkunç bir şekilde boğuk olarak gelmeye devam ediyordu. “Kalkıp bana yardım etmek zorundasın. Eğer ben ölürsem bu piç senin de hakkından gelir. O bir insan bile değil, o bir yabani!”

Reonor başını ona çevirmişken Savoj yavaşça olduğu yerden doğruldu. Ne yapması gerektiğine çoktan karar vermişti. “Haklısın, ölmesi gereken piçin hakkından ben geleceğim.”

Savoj yavaş adımlarla kanlar içerisindeki adama yaklaştı. İkili yan yana gelince Reonor yere tükürdü. Adam baltasını kaldırıp Reonor’a hamle yapmak üzereydi fakat Savoj kılıcını arkasından yaklaştığı adamın çıplak tenine hiç zorlanmadan sokuverdi. Adam acıyla bağırıp ölmeden önce Reonor’a bir kez daha hamle yaptı. Reonor geriye zıpladı fakat baltanın ucu adamın göğsünün üzerini hafifçe yanlamasına çizmişti.

Adam arkasına dönüp Savoj’un üzerine yürümek istedi ancak gücü tükendiği için kendisini yerde buldu. Sızlanan adamın sesi kısa bir sürenin ardından kesildi.

Arenada onun adına bahis oynamış olan küçük bir taraftar grubu coşkuyla Reonor’un adını bağırıyorlardı. Genç tariv yeteneğini halka göstermiş ve boğalı bir gladyatörü alt etmişti. Savoj’un galibiyetteki rolü yok denecek kadar azdı. Zaten ölmek üzere olan bir adama arkadan kılıç saplamanın övünülecek hiçbir yanı yoktu.

Reonor yerdeki adamın sağ elindeki eldivenini alıp kendi eline geçirdi. Adamın miğferini de çıkarıyordu fakat gördüğü şeyi beğenmemiş olacak ki yüzünü ekşitip hemen geri taktı.

Savoj geldikleri yerdeki demir kapıların açılmaya başladığını görünce içinde müthiş bir sevinç oluştu. Acaba tüm köleler arenadan sağ salim kurtulduklarında böyle sevinmişler midir? İki kolunu kaldırıp bağrışan taraftarlara gülümseyerek selam verdi.

Savoj kapılara yaklaşırken yolunu kesen çatık kaşlı Reonor, “Ciddi miydin?” diye sordu.

“Neden bahsediyorsun?”

“Gerçekten de ırkıma karşı yapılanların karşılığı olarak canını sunar mısın?”

Savoj karşısındaki Reonor’un hâlâ bunları unutmamış ve dile getirmiş olmasına şaşırmamıştı. Aynı şeyleri tekrar söylerse genç tariv nasıl bir tepki verirdi? Yoksa kendi isteğiyle canını sunuyor diye onu gözünü kırpmadan öldürecek miydi? Kan dökme ve öldürme konusunda çok soğukkanlıydı. İlk söylediğinde ciddi olmadığını veya şaka yaptığını söylerse Reonor bunu atalarına karşı yapılmış bir saygısızlık olarak görebilirdi. Eğer kendisine saldırırsa onu alt etme şansı yok denecek kadar azdı. Tarivin üstü başı kanlar içerisindeydi fakat hiç de yorgun gözükmüyordu. Savoj’un önünde pek seçeneği yoktu.

“Bunu bunca zaman söyleyememiş olsam da babam ve insanları koca kıtayı aptallar gibi kararlar alarak yönetmişler,” dedi Savoj. “Bir kişi için koca bir ırka düşmanlık besleyip saldırmak ırkçılığın da ötesinde, rezil bir şeydir. O yüzden daha önce söylediğim gibi, onlar adına utancımın göstergesi olarak sana canımı içten bir şekilde sunuyorum.”

Reonor kılıcını hızla havaya kaldırdı. Savoj bu mesafeden üzerine gelebilecek bir saldırıya karşı şansının olmadığının farkındaydı. Baba, yanına geliyorum!  Genç tariv kılıcını yere bırakıp Savoj’a sıkıca sarıldı. Genç adamın kulağına “İşte şimdi benimle bir sırrını paylaştın,” dedi. “Sır kardeşim.”




Yorumlar


Giriş Yap


    Duyurular

    Popüler Seriler

    Against The God
    Against The God
    Beğeni Sayısı: 1468

    King of Gods
    King of Gods
    Beğeni Sayısı: 1204

    Tales of Demons & Gods
    Tales of Demons & Gods
    Beğeni Sayısı: 995

    True Martial World
    True Martial World
    Beğeni Sayısı: 909

    Emperor’s Domination
    Emperor’s Domination
    Beğeni Sayısı: 804

    I Shall Seal The Heavens
    I Shall Seal The Heavens
    Beğeni Sayısı: 787

    Martial God Asura
    Martial God Asura
    Beğeni Sayısı: 719

    Coiling Dragon
    Coiling Dragon
    Beğeni Sayısı: 637

    Swallowed Star
    Swallowed Star
    Beğeni Sayısı: 634

    Kara Büyücü
    Kara Büyücü
    Beğeni Sayısı: 603

    Popüler Orjinal Seriler

    Kara Büyücü
    Kara Büyücü
    Beğeni Sayısı: 603

    KAREN
    KAREN
    Beğeni Sayısı: 217

    GÖKYÜZÜ İMPARATORU
    GÖKYÜZÜ İMPARATORU
    Beğeni Sayısı: 200

    DİPTEN EN TEPEYE
    DİPTEN EN TEPEYE
    Beğeni Sayısı: 158

    Beyond Eternity
    Beyond Eternity
    Beğeni Sayısı: 153

    Yıldızlar Kralı
    Yıldızlar Kralı
    Beğeni Sayısı: 150

    Acemi Ölümsüz
    Acemi Ölümsüz
    Beğeni Sayısı: 136

    SAHİPKIRAN
    SAHİPKIRAN
    Beğeni Sayısı: 130

    THEODEN
    THEODEN
    Beğeni Sayısı: 129

    Lord Of The Demons
    Lord Of The Demons
    Beğeni Sayısı: 124

    Site İstatistikleri

    • 15843 Üye Sayısı
    • 726 Seri Sayısı
    • 34124 Bölüm Sayısı


    creator
    manga tr