“Göklerin altında tek şeytan. Yeryüzünün üzerinde basit bir tavuk.. “ #Emperor’s Domination

Ashia - Bölüm 36: Mor Masa Konseyi (2)


Durian Vesongor

 

“Asıl sorun batıda,” dedi Rivayn. “Önlem almazsak kasvetli bir savaşın içine çekilebiliriz.”

“Ne sorunundan bahsediyorsun?” diye sordu kaşlarını çatan Vidanir. Ardından başını çevirip Durian ile göz göze geldi. Sorgulayıcı bakışlar altında kalan Durian adamın neden bahsettiğini bilmediğini belirtmek için başını iki yana salladı.

“Batılıların Han’ı geçtiğimiz ayın haracı ödenmediği için bizi tüm diyarı kana bulamakla tehdit ediyor,” dedi Rivayn.

Ağzı açık kalan Durian masaya doğru eğilerek “Onlara haraç mı ödüyordunuz?” diye sordu. “Ne zamandır?”

“Artık ödemeyeceğiz,” diye yanıtladı Kral Kadric.

Genzini temizleyen Rivayn, “Majesteleri,” dedi. “Ödemezsek tüm güçleriyle diyarı istila edebilirler. Bunu yapabilecek güçleri var.”

Durian koca diyarı yöneten Di Jilus’ların batılılara haraç ödemelerine şaşırmıştı. Diyar uzun zamandır refah içerisinde altın çağını yaşıyordu. Kıta genelinde insanların ellerinde inanılmaz bir ordu gücü bulunuyordu. Yine de batılılara bunca yıl çaresizce haraç ödemek zorunda kalmışlar gibi duruyordu. Bunun sebebini merak etti. Belki de batılılara yapılan ödemenin meblağsı hazinenin önemsenmeyecek kadar küçük bir parçasıydı ve onlarla dost kalmak işlerine geliyordu veya daha da kötü olanı batılılardan korkuyorlardı.

Batılıların yapabilecekleri katliamları düşününce olduğu yerde irkildi. Onlar hakkında batıdan gelen tüccarlardan ve yol kardeşlerinden canını sıkan şeyler duymuştu. Ata binmek ve ok kullanmak konusunda rakipsizdiler. Kabileler arasında çok sık çarpışmalar yaşandığından batılı insanlar savaş tecrübesi konusunda doğuluların tamamından çok daha öndeydiler. Onlar ömürlerini yaşam savaşı verip avlanmakla geçiriyorlardı ancak doğulular öyle miydiler? Kıta üzerindeki son büyük savaşın, Hüküm Savaşı’nın üzerinden neredeyse on beş yıl geçmişti. Güneydoğuda kalan sannilere ve çok daha güneyde kalan tarivlere karşı tüm doğulu insanlarını sancak altında toplayan Kral Dalius Di Jilus ve fianlarını toplayan Kartal Kral Marzaren onlara korkutucu bir biçimde acımasızca saldırmışlardı. Savaşta hanesini genç yaşıyla temsil eden Vidanir başarılı olup ailesini gururlandırmış ve ününe ün katmıştı. Durian onun başarılarına derin bir saygı duyuyordu.

Kral Kadric masaya sert bir şekilde yumruğunu indirerek “Babamla olan anlaşmaları o ölünce sona erdi,” dedi. “Han bizden haraç almak istiyorsa karşıma çıkma cesaretini gösterip isteğini buyurmaya cüret etsin.”

Kralın sağında oturan kırmızı pelerinli muhafızı yerinden kalkıp kılıcını çekerek “Denemeye kalkmadan kellesini havada süzülürken bulur,” dedi.

Kral sağındaki adama bakıp eliyle işaret yaparak “Otur yerine Kene,” dedi. “Çok çabuk ateşleniyorsun.”

Durian adamı dikkatle inceledi. Adamın üzerinde göğsünü ve omuzlarını koruyan ağır plakadan kaliteli bir zırhı vardı. Saçları çok kısaydı ve onları düzenli aralıklarla kestirdiği belli oluyordu. Alnında ve siyah gözlerinin altlarında belirgin kırışıklar çıkmıştı. Sol kulağında beyaz bir küpe vardı. Siyah kısa sakalları ise griye çalmaya başlamıştı. Durian ayrıca adamın sağ kulağının üstünde birkaç doğum lekesi gibi noktalar olduğunu fark etti.

“Kene Peret,” dedi Durian’ın kulağına usulca fısıldayan Tensar.

Genç adam başıyla yanındaki Tensar’ı onaylayarak ismi hafızasının bir köşesine kazıdı. Yine de aklına takılan bir şeyi merak etti. Neden Tensar ona her ismi ve o ismin saraydaki rolünü söylüyordu? Yoksa adam Durian’ın buraya ne amaçla geldiğini ve ne yapacağını biliyor muydu? Bunu bir şekilde öğrenmeliydi. Genç adam yan gözle usulca Tensar’a baktı. Krala gülümseyerek bakan kel adamın buradaki en güvenilmez adam olabileceği ihtimalini düşündü.

“Ne yapmayı düşünüyorsunuz?” diye sordu Ak Şövalye Marim Mensan.

“Ak Lonca’nız yanımda bulunursa batılıları yenebileceğimi düşünüyorum,” diye yanıtladı Kral Kadric.

“Ak Lonca’nın Ak Şövalye’leri asla politik meseleler için kan akıtmayacaklarına yemin ederler,” dedi Marim Mensan. “Bu savaşta bulunamayız.”

Kral kahkaha attıktan sonra kısık gözleriyle baktığı adama “Bu kıtayı tehlikelerden korumaya yemin ettiniz değil mi?” dedi. Marim Mensan başıyla kralı onayladı. “Şu anda bu kıtaya karşı batılılardan daha büyük bir tehdit var mı sence? Bu yüzden yanımda savaşmak zorundasınız.”

Başını iki yana sallayan Marim Mensan, “Dediğim gibi Ak Lonca’ya girerken böyle savaşlarda bulunmayacağımıza dair yemin ettik,” dedi. “Ne olursa olsun o insanlara saldıramayız.”

“Saldıracağınızı da kim söyledi?” dedi sinsice gülen Kral Kadric. “Sizin yapmanız gereken tek şey savaş alanında yanımda durmak, böylece yemininiz bozulmayacak.”

Durian gözleri zafer kazanmış gibi hırsla parlayan kralın ne demek istediğini anlamıştı. Ak Şövalye’ler hiçbir faninin kanını akıtmamaya yemin etmişlerdi ancak saldırıya uğrarlarsa kendilerini korumak için karşı tarafı öldürme hakkına sahiplerdi. Eğer savaş alanında bulunurlarsa mutlaka üstlerine gelen kana susamış batılılar olacak, böylece beyaz pelerinliler savaşın içine yeminlerini bozmadan çekileceklerdi. Şeytanice bir plan, diye düşündü. Ardından başını yavaşça sallayarak kralın hamlesini kendince övdü. Kral sadece Di Jilus asaletini değil, Di Jilus’ların taktiksel zekâsını da taşıyordu.

Kaşlarını çatan Marim Mensan yerinden hızla kalktı. Adamın kalkmasıyla arkaya doğru yatan sandalyesi yere sertçe düştü.

“Böyle bir savaşın parçası olmayacağım,” dedi Ak Şövalye.

Gülümseyen Kadric, “Olacaksın,” dedi. “Şefinizi çoktan saraya bu meseleyi konuşmak için davet ettim.”

Durian masanın başında oturan kralın şef derken kimi kastettiğini anlamıştı. Niziel Jaweik denilen Ak Lonca’nın başındaki yüksek soylu adamdan bahsediyordu. Onun adına yazılmış şarkıları ve estetik savaş yeteneklerini duymuştu ancak kendisini hiç görmemişti. Onun bu savaş hakkında nasıl bir tavır takınacağını merak etti.

Dudakları düz bir çizgi şeklini alan Marim Mensan konseydekilere başıyla selam verip saygısını gösterdikten sonra konsey odasını sert adımlarıyla hızla terk etti.

Kral, solunda oturan kırmızı pelerinli muhafızına “Gözlerini ondan ayırma,” dedi. “Aptalca bir şey yapmasını istemem.”

Kralın solunda oturan yüzünde onlarca kılıç yarası bulunan, kızıl saçlı ve tıknaz yapılı olan muhafızı yerinden kalkıp kara gözleriyle krala bakıp reverans yaptıktan sonra konsey odasından çıktı. Durian adamın ellerinin bile kılıç yaralarıyla dolu olduğunu gördü. Orta yaşlı adamın bu yaraları nerede ve nasıl aldığını merak etti.

“Sotor Grinok,” dedi Durian’a yanaşıp fısıldayan Tensar.

Durian adamı başıyla onayladıktan sonra konseydeki herkesin ismini öğrendiği için memnun oldu. Gerçekten de Kral Dalius bu adamlar tarafından suikasta uğramış olabilir mi? diye düşündü. Bu mümkündü ancak emin olmadan bir şey yapamazdı. En kısa zamanda bu konuyu araştırmaya başlamalıydı.

Kral masadaki yüzleri teker teker süzdükten sonra “Diğer soylulardan ne haber?” dedi. “Ne zaman buraya varırlar?”

Rivayn bir eliyle saçlarını düzeltirken “Bir aksilik yaşanmadığı müddetçe davetliler üç güne kadar buraya varırlar,” dedi. “Bir planınız mı vardı?”

Başını sallayıp gülümseyen Kadric, “Hem de ne plan ama,” dedi. “Turnuvalar yapmalı ve ziyafetler vermeliyiz. Batılılarla yaşanacak büyük savaş öncesi herkesin neşesini arttırmalı ve krala olan bağlılıklarını arttırmalıyız.”

Tensar titreyen ellerini masanın üzerine koyarak “Savaş öncesi bunlara büyük bir meblağ harcamak aşırıya kaçmak olmaz mı majesteleri?” diye sordu. “Biliyorsunuz, savaşları altınlar kazandırır.”

“Savaşları ordular kazandırır,” dedi Kral Kadric. “Ve bu dünyada benim ordumun bir eşi benzeri daha bulunmadı.”

Tensar başını iki yana salladıktan sonra yere bakıp fısıldayarak “Babasının ordusu,” dedi. Adam sanki bunu sadece Durian’ın duymasını istermiş gibi kısık bir sesle söylemişti.

Saray Büyücüsü Landric Virta, “Üç günümüz varsa hazırlıklara hemen başlamalıyız,” dedi. “Uzun zamandır herkesin ağzını açık bırakacak bir şey üzerinde çalışıyordum. Sonunda bunu dünyayla paylaşabileceğim.”

Tensar isteksizce “Evet,” dedi. “Üç günümüz varsa hemen işe koyulmalıyız. Ziyafet için aşçılar, dansçılar, şaklabanlar, ozanlar ve turnuva için daha fazla şövalye toplamalıyız.”

“Ziyafet için toplanacak insanları bana bırakın,” dedi Halk Temsilcisi Actarrian Seusi.

Adamları başıyla onaylayan Kral Kadric bir eliyle ağzını kapayıp gözlerini kısarak esnedi.

“Bugünlük bu kadar konsey meselesi yeter,” dedi Kral Kadric. “Gidebilirsiniz.”

Herkes sırayla yerinden kalkıp krala reverans yaparak odayı terk etti. Durian yavaş adımlarla döner merdivenlerden üst kata çıkarken elini yanındaki Niary tuttu.

Niary endişeli bakışlarla “Gerçekten savaş mı çıkacak?” diye sordu. Yaşarmış gözleriyle kardeşine bakarken yutkundu.

Durian diğer elini Niary’nin elinin üzerine koyup birleşmiş ellerini havaya kaldırırken “Merak etme,” dedi. “Kral ve konseyi en doğru kararları verip güvenliğimizi sağlayacaklar. Ayrıca yanımızda bizi her daim koruyan Vidanir var.”

“Ya Vidanir ölürse ne olur?” diye sordu Niary. “Bizi kim korur?”

İçi ürperen Durian yutkundu. Ailenin gururu olan Vidanir ölürse saygınlıkları ve güvenlikleri önemli ölçüde azalırdı. Hepsinden de önemlisi kardeş kaybı görmeye ve bu acıyı taşımaya hazır olmadığını fark etti.

“Öyle bir şey olmayacak küçük kardeşim. Vidanir keçi gibi inatçıdır, kapısına gelen ölümü bile geri çevirir. Böyle şeylerle kendini korkutmak yerine kraliçe olduğunda yöneteceğin bu başkenti ve sarayının içini öğrenmelisin. Gel, akşam olana kadar sarayı birlikte gezip keşfedelim.”

Niary parlayan bembeyaz dişleriyle gülümsemeye başlamıştı. Durian sarayı gezmenin ve kraliçeliği düşünmenin Niary’nin endişelerini unutarak rahatlamasını sağlayacağını düşündü. İkili el ele Estendil’in sarayını gezmeye başladı.




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1244

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1068

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 885

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 818

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 695

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 650

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 630

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 601

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 549

Terror Infinite
Terror Infinite
Beğeni Sayısı: 520

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 357

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 205

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 192

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 186

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 138

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 116

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 116

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 98

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 15208 Üye Sayısı
  • 476 Seri Sayısı
  • 20134 Bölüm Sayısı


creator
manga tr