Eğer hakim olsaydım, yapacağım ilk şey kölelik ve aristokratik sistemi değiştirmek olurdu. Eğer kanunun karşısında eşitsek, o zaman herkes her şeyde eşit olmalı ve sınıf farklılıkları olmamalı! #The Dark King

Ashia - Bölüm 33: Estendil Yolu


Durian Vesongor

Aosfer Sönüşü’nün 846. Yılı’nın 15. Şiay’ı

 

Şafağın sökmesinin ardından uzun kuyruklara sahip kızıl kuşlar şarkı söyler gibi hep birlikte ötmeye başladılar. Çakıllı yollarda ilerleyen küçük kafileye Estendil’in simgesi olan Işık Ağacı tüm görkemiyle birlikte ucundan görünmeye başlamıştı. Konforlu geniş at arabasının arka tarafında oturan Durian başını yan tarafındaki perdelerin arasındaki boşluktan dışarıya uzattı. Çağlar boyunca uğruna binlercesinin öldüğü bu kadim ağaca hayranlıkla bakıyordu.

Dudaklarını ısırıp başını iki yana sallarken Yüce ağaç, diye iç geçirdi. Işıkların döneminden kalan son kutsal varlık…

Kalsların Işık Ağacı’na taptıklarını ve yılın belirli zamanlarında onu ziyaret ederek ibadet ettiklerini hatırladı. On Işık ile aynı ışığa sahip olduğu söylenen bu destansı güzelliği daha yakından kendi gözleriyle görebilmek için sabırsızlanıyordu. Adam heyecanlı bir şekilde hayaller kurmaya devam ederken arkasından birisinin sabırsızca pelerinini çekiştirmeye başladığını hissetti.

Derin bir iç çekmenin ardından başını dışarıdan at arabasının içine doğru geri çektiğinde at arabasının içerisinde, karşısında kendisine bakıp gülümseyen kız kardeşi Niary’i gördü. Alnı geniş olan açık tenli kızın açık kahverengi kısa saçlarının yan tarafları arkaya doğru örülmüş, adeta bir taç gibi duruyordu. Saçlarının arka tarafı ise birbirine düğümlenmiş fakat şekil olarak bir topuzdan çok daha kibar duruyordu.

Ela rengi küçük gözlerini kırpıştıran Niary, “Kralı tekrar anlatsana,” dedi. Tatlı mimikleri ve gözleriyle insanları kolayca ikna edebiliyordu fakat bu defa istediği olmayacaktı.

Durian başını iki yana sallarken “Zaten üç kez anlatmadım mı?” diye sordu.

Niary dudağını büzüp kollarını bağlasa bile Durian kralı daha fazla anlatmayı ve yüceltmeyi istemiyordu. Asıl merak edilmesi ve hayranlık duyulması gerekenler Işık’lardı… fani olan kral değil.

At arabasının yan tarafındaki perdeyi çekip içeri uzanan bir el Durian’ın omuzunu sertçe dürttü. Omuzu acıyan Durian başını o yöne çevirince atının üzerinde giden büyük kardeşi Vidanir’i gördü.

Kahverengi uzun saçları dağılmış olan Vidanir’in üzerinde zincirden örülmüş zırhı ve onun üzerinde kırmızı pelerininin bağlı olduğu temiz, beyazımsı yün giysisi vardı. Kocaman suratı, ela gözleri, sivri burnu ve geniş kulakları olan bu adam kardeşi değil de bir yabancı olsa Durian bile korkudan titreyebilirdi.

Vidanir sert bakışlarıyla içeriyi süzerken “Rahat uyuyabildiniz mi?” diye sordu.

Gülümseyen Durian bir kaşını havaya kaldırarak “Uyumak mı?” diye yanıt verdi. “Gece boyunca Nur Çiçeği’ne kralı ve sarayını anlattım.”

Yere tüküren Vidanir, “Sen sarayı bir kez bile görmedin ki,” dedi.

Durian buna bozulmuştu. Yirmi üç yaşına gelmesine rağmen bu zamana kadar ne Jiyaris Krallığı’nın sarayını ne de başkenti Estendil’in çevresini kendi gözleriyle görmüştü. Her zaman dünyayı gezip keşfetmeyi istemişti ancak buna ilgilenmesi gereken başka sorumlulukları durmadan engel olmuştu. Çocukluğundan bu yana babasının yönettiği Kesvall isimli şehirde ona danışmanlık yapıp şehir halkının sorunlarını çözmekle uğraşmıştı. Hayatı zorlu yönetim işleriyle geçmiş, gezinmeye neredeyse hiç vakit bulamamıştı.

Vidanir ise farklıydı; altı yaşındayken kötü niyetli bir yaveri düelloda öldürmüş, on yaşındayken liderlik ettiği beş yüz kişilik ordusuyla büyük bir haydut çetesini yok etmiş ve özel gücü olmamasına rağmen aynı anda beş şövalyeyi tek başına yenebilmiş mükemmel savaşçının vücut bulmuş haliydi o. Daha onlu yaşlarının başlarındayken ordusunu alarak kıtanın büyük bir bölümünü gezmiş, turnuvalar kazanmış ve Kral Dalius Di Jilus ile beraber ava çıkarak ismini her yere duyurmuştu. Şimdi otuzlu yaşlarının ortalarındaydı ve özel gücü olmamasına rağmen onun ismini duyan düşmanlarının dizlerinin bağı çözülüyordu.

Durian kaldırdığı elini açıp Vidanir’e içeriyi işaret ederken “O zaman içeri gelip Niary’e sarayı sen anlatmalısın,” dedi.

Kaşlarını çatan Vidanir, “Peki bu ayaktakımına kim göz kulak olacak?” diye sert bir tonla sordu. Alaycı bir şekilde gülümsedi. “Sen mi?”

Yumruğunu sıkan Durian, “Neden olmasın?” diye karşılık verdi.

Yan gözle kardeşine bakan Vidanir bir kez daha yere tükürdükten sonra atının üzerinde ilerleyip gözden kayboldu.

Durian kılıçta Vidanir kadar iyi değildi ve asla o kadar iyi olamayacaktı fakat söz düellosunda kimseye kolayca mağlup olmayacağını biliyordu. Vidanir’i böyle düellolarda defalarca kez alt etmişti. Vidanir’in kazanma şansının olmadığı bir düelloya girerek vakit kaybetmek istemediğini, o yüzden hızla uzaklaştığını düşündü.

“Neden hep böylesiniz?” diye sordu Niary.

Kızın yanağına düşen bir tutam saçını yavaşça alarak kulağının üzerinden geçiren Durian, “Nasılmışız?” dedi.

Kollarını birbirine bağlayan Niary, “Birbirinizi boğazlayacakmışsınız gibi,” dedi.

Kardeşinin yanağını okşayan Durian, “Biz kardeşiz,” dedi. “Kardeşler birbirlerine zarar vermezler.”

Kaşlarını çatıp yanaklarını şişiren Niary, “Hiç öyle görünmüyorsunuz,” dedi.

Durian ilk kez karşısındaki kız kardeşini küçük bir çocuk olarak değil de bir yetişkin olarak görmüştü. Niary on beşindeydi ve yeni yaşını alıp yetişkin olmasına çok az kalmıştı. Ona şaka yapmak amacıyla aklına ilk gelen şeyi, kralın yeni bir eş bulmak amacıyla soyluları sarayına çağırdığını söylemişti. Bu yüzden kız durmadan kral hakkında bir şeyler sorup bulutlara bakıyor ve hayaller kurarak kendi kendine gülümsüyordu. Ben aptalım, diye düşündü. Kızın bu kadar hayal kurup kralı sabah akşam düşüneceğini tahmin edememişti. Şimdi her şeyin şaka olduğunu söylerse kız kendisine küsebilir ve daha da kötüsü üzüntüden çökebilirdi.

Durian ellerini ortada birleştirerek düşüncelere daldı. Diyarın Koruyucusu Kral Dalius Di Jilus birkaç hafta önce aniden yataklara düşüp ölmüştü ve yerine büyük oğlu Kadric Di Jilus geçmişti. Kral bir şekilde kardeşimden hoşlanırsa Niary kraliçe olabilir, diye düşündü. Ama bu yaşıyla ve saflığıyla saray entrikalarına karşı hiçbir şansı yok.

Buraya çağrılma nedenleri birkaç ay içerisinde yapılacak olan seçimlerdi. Diyar genelinde sekiz insan krallığı ve bir kals krallığı bulunmaktaydı. Dokuzlar denen bu politik oluşumda krallıkların başlarındaki isimler bir araya gelip diyarı koruyacak kişi üzerine tartışırlar ve görüşlerini bildirdikten sonra oy verirlerdi. En çok oyu alan kişi Diyarın Koruyucu unvanını kazanıp Dokuzlar’ı dış tehditlere karşı korumaya yemin eder ve olası bir savaşta barışı sağlamak için elinden geleni yapardı. Yaklaşık üç asır önce ortaya çıkmış bu politik oluşumun yaratıcısı Eroan’dı. Bu onun yükselişine yardım edecek gibi gözükmüşse de onun çöküşünün ana sebebi olmuştur.

Durian, sarayı, saraya bağlı büyük gölü, başkentin ünlü pazarını, kals ırkını ve Işık Ağacı’nı görebileceği için heyecanlıydı fakat aynı zamanda canını sıkan şeyler de vardı. Ya seçimler yapılmadan önce Kral Dalius gibi bizim de başımıza bir şey gelirse?

Başını iki yöne hızlıca sallayarak kötü düşüncelerden uzaklaşmaya çalıştı fakat bu işe yaramadı. Basit yöntemler işe yaramayınca bildiği en iyi yöntemi uygulamaya karar verdi; dışarıyı seyredip sessizce hayal kuracaktı.

Durian perdeyi kaldırıp etrafına bakınmaya başladı. Kafilede birkaç düzine zırhlı süvari ve bir elin parmakları kadar şık kırmızı perdelerle kapatılmış at arabası sıra halinde ilerliyorlardı.

En arkada beyaz atı üzerindeki beyaz pelerinli, üzerinde turuncu çizgileri bulunan bir beyaz zırh giyen Ak Şövalye Marim Mensan geliyordu. Adamın dalgalı kısa altın turuncusu saçlarına kara gözleri ve altın turuncusu keçi sakalları eşlik ediyordu. Durian ile göz göze gelen adam elini kaldırarak ona selam verdi. Durian hafifçe gülerek karşılık verip başını at arabasının içine doğru geri çekti.

Neden kendilerine kıtanın en iyi savaşçılarından birisi, bir Ak Şövalye eşlik ediyordu? Durian ve kardeşleri kral için çok önemli olmalıydılar… öyle olmasını umuyordu.

Annesinin ve babasının şu anda iyi olup olmadıklarını ve yaptıklarını merak etti. Neredeyse bir haftadır yollardaydılar ve daha önce hiç yanından ayrılmadığı ailesini özlemeye başlamıştı. Derin bir iç çekti. Özlem duymak yerine kardeşimin güvenliğinden emin olmak zorundayım, o bana emanet edildi.

Babasının gitmeden önce kendisine fısıldadığı sözlerini hatırladı. Oğlum gibi sevdiğim Kral Dalius öz oğlu Kadric ve yağcıları tarafından katledilmiş olabilir, demişti adam. Oraya ne amaçla gittiğini belli etmeyip bu olayın perde arkasını gün yüzüne çıkarmalısın. Lütfen Durian, bana söz ver!

Oturduğu yerden kollarını iki yana açıp esneyen Niary, “Ne kadar yolumuz kaldı?” diye sordu. Tebessüm etti. “Artık kralı görmek istiyorum.”

Ellerini ortada birleştiren Durian düşünceli bir şekilde “Çok az,” dedi. “Her şeyi tüm çıplaklığıyla göreceğiz.”




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1362

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1140

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 951

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 886

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 774

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 726

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 690

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 624

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 587

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 548

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 506

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 213

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 199

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 155

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 148

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 127

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 120

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 119

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 115

Beyond Eternity
Beyond Eternity
Beğeni Sayısı: 94

Site İstatistikleri

  • 18911 Üye Sayısı
  • 545 Seri Sayısı
  • 26496 Bölüm Sayısı


creator
manga tr