"Beyin bir paraşüt gibidir, sadece açık olduğunda iyi çalışır." #James Dewar

Ashia - Bölüm 33: Estendil Yolu


Durian Vesongor

Aosfer Sönüşü’nün 846. Yılı’nın 15. Şiay’ı

 

Şafağın sökmesinin ardından uzun dalgalı kuyruklara sahip kızıl kuşlar şarkı söyler gibi hep birlikte müthiş bir uyum içerisinde ötmeye başladılar. Çakıllı yollarda ilerleyen küçük kafilenin tam karşısında Estendil’in simgesi olan Işık Ağacı tüm görkemiyle birlikte parlayarak göğe uzanıyordu. Konforlu geniş at arabasının arka tarafında oturan Durian başını yan tarafındaki perdelerin arasındaki boşluktan dışarıya uzattı. Çağlar boyunca uğruna binlercesinin öldüğü bu kadim ağaca hayranlıkla bakıyordu.

Dudaklarını ısırıp başını iki yana sallarken Yüce ağaç, diye iç geçirdi. Işıkların döneminden kalan son kutsal varlık…

Kalsların Işık Ağacı’na taptıklarını ve yılın belirli zamanlarında onu ziyaret ederek ibadet ettiklerini hatırladı. On Işık ile aynı ışığa sahip olduğu söylenen bu destansı güzelliği daha yakından kendi gözleriyle görebilmek için sabırsızlanıyordu. At arabasından kollarını dışarı çıkarmış olan adam hayaller kurmaya devam ederken arkasından birisinin sabırsızca pelerinini çekiştirmeye başladığını hissetti.

Derin bir iç çekmenin ardından başını dışarıdan at arabasının içine doğru geri çektiğinde at arabasının içerisinde, karşısında kendisine bakıp gülümseyen kız kardeşi Niary’i gördü. Açık tenli kızın siyaha çalan kahverengi uzun saçlarının yan tarafları arkaya doğru örülmüş, adeta bir taç gibi duruyordu. Saçlarının arka tarafı ise birbirine düğümlenmiş fakat şekil olarak bir topuzdan çok daha kibar duruyordu.

Soluk yeşil renkteki küçük gözlerini kırpıştıran Niary, “Kralı tekrar anlatsana,” dedi. Tatlı mimikleri ve gözleriyle insanları kolayca ikna edebiliyordu fakat bu defa istediği olmayacaktı.

Durian başını iki yana sallarken “Gece boyunca üç kez anlatmadım mı?” diye sordu.

Niary dudağını büzüp kollarını bağlasa bile Durian kralı daha fazla anlatmayı ve yüceltmeyi istemiyordu. Asıl merak edilmesi ve hayranlık duyulması gerekenler Işık’lardı… fani olan kral değil.

At arabasının yan tarafındaki perdeyi çekip içeri uzanan bir el Durian’ın omuzunu sertçe dürttü. Canı acıyan Durian başını o yöne çevirince atının üzerinde giden büyük kardeşi Vidanir’i gördü.

Kahverengi uzun saçları dağılmış olan Vidanir’in üzerinde zincirden örülmüş zırhı ve onun üzerinde kırmızı pelerininin bağlı olduğu temiz, beyazımsı yün giysisi vardı. Kocaman suratı, ela gözleri, kısa sakalları, sivri burnu ve geniş kulakları olan bu adam kardeşi değil de bir yabancı olsa Durian bile korkudan titreyebilirdi.

Vidanir sert bakışlarıyla içeriyi süzerken “Rahat uyuyabildiniz mi?” diye sordu.

Gülümseyen Durian bir kaşını havaya kaldırarak “Uyumak mı?” diye yanıt verdi. “Gece boyunca Nur Çiçeği’ne kralı ve sarayını anlattım.”

Yere tüküren Vidanir, “Sen sarayı bir kez bile görmedin ki,” dedi.

Durian buna bozulmuştu. Yirmi üç yaşına gelmesine rağmen bu zamana kadar ne Jiyaris Krallığı’nın sarayını ne de başkenti Estendil’in çevresini kendi gözleriyle görmüştü. Her zaman dünyayı gezip keşfetmeyi istemişti ancak buna ilgilenmesi gereken başka sorumlulukları durmadan engel olmuştu. Çocukluğundan bu yana babasının yönettiği Kesvall şehrinde ona danışmanlık yapıp şehir halkının sorunlarını çözmekle uğraşmıştı. Hayatı zorlu yönetim işleriyle geçmiş, gezinmeye neredeyse hiç vakit bulamamıştı.

Vidanir ise farklıydı; altı yaşındayken kötü niyetli bir yaveri düelloda öldürmüş, on yaşındayken liderlik ettiği yüz kişilik ordusuyla büyük bir haydut çetesini yok etmiş ve özel gücü olmamasına rağmen aynı anda beş şövalyeyi tek başına yenebilmiş mükemmel savaşçının vücut bulmuş haliydi o. Daha onlu yaşlarının başlarındayken ordusunu alarak kıtanın büyük bir bölümünü gezmiş, turnuvalar kazanmış ve Kral Dalius Di Jilus ile beraber ava çıkarak ismini her yere duyurmuştu. Şimdi otuzlu yaşlarının ortalarındaydı ve özel gücü olmamasına rağmen onun ismini duyan düşmanlarının dizlerinin bağı çözülüyordu.

Durian kaldırdığı elini açıp Vidanir’e içeriyi işaret ederken “O zaman içeri gelip Niary’e sarayı sen anlatmalısın,” dedi.

Kaşlarını çatan Vidanir, “Peki bu ayaktakımına kim göz kulak olacak?” diye sert bir tonla sordu. Alaycı bir şekilde gülümsedi. “Sen mi?”

Yumruğunu sıkan Durian, “Neden olmasın?” diye karşılık verdi.

Yan gözle kardeşine bakan Vidanir bir kez daha yere tükürdükten sonra atının üzerinde ilerleyip gözden kayboldu.

Durian kılıçta Vidanir kadar iyi değildi ve asla o kadar iyi olamayacaktı fakat söz düellosunda kimseye kolayca mağlup olmayacağını biliyordu. Vidanir’i böyle düellolarda defalarca kez alt etmişti. Vidanir’in kazanma şansının olmadığı bir düelloya girerek vakit kaybetmek istemediğini, o yüzden hızla uzaklaştığını düşündü.

“Neden hep böylesiniz?” diye sordu Niary.

Kızın yanağına düşen bir tutam saçını yavaşça alarak kulağının üzerinden geçiren Durian, “Nasılmışız?” dedi.

Kollarını birbirine bağlayan Niary, “Birbirinizi boğazlayacakmışsınız gibi,” dedi.

Kardeşinin yanağını okşayan Durian, “Biz kardeşiz,” dedi. “Kardeşler birbirlerine zarar vermezler.”

Kaşlarını çatıp yanaklarını şişiren Niary, “Hiç öyle görünmüyorsunuz,” dedi.

Durian ilk kez karşısındaki kız kardeşini küçük bir çocuk olarak değil de bir yetişkin olarak görmüştü. Niary on beşindeydi ve yeni yaşını alıp yetişkin olmasına çok ama çok az kalmıştı. Ona şaka yapmak amacıyla aklına ilk gelen şeyi, kralın yeni bir eş bulmak amacıyla soyluları sarayına çağırdığını söylemişti. Bu yüzden kız durmadan kral hakkında bir şeyler sorup bulutlara bakıyor ve hayaller kurarak kendi kendine gülümsüyordu. Ben aptalım, diye düşündü. Kızın bu kadar hayal kurup kralı sabah akşam düşüneceğini tahmin edememişti. Şimdi her şeyin şaka olduğunu söylerse kız kendisine küsebilir ve daha da kötüsü üzüntüden çökebilirdi.

Durian ellerini ortada birleştirerek düşüncelere daldı. Diyarın Koruyucusu Kral Dalius Di Jilus birkaç hafta önce aniden yataklara düşüp ölmüştü ve yerine büyük oğlu Kadric Di Jilus geçmişti. Kral bir şekilde kardeşimden hoşlanırsa Niary kraliçe olabilir, diye düşündü. Ama bu yaşıyla ve saflığıyla saray entrikalarına karşı hiçbir şansı yok.

Buraya çağrılma nedenleri birkaç ay içerisinde yapılacak olan seçimlerdi. Diyar genelinde sekiz insan krallığı ve bir kals krallığı bulunmaktaydı. Dokuzlar denen bu politik oluşumda krallıkların başlarındaki isimler bir araya gelip diyarı koruyacak kişi üzerine tartışırlar ve görüşlerini bildirdikten sonra oy verirlerdi. En çok oyu alan kişi Diyarın Koruyucu unvanını kazanıp Dokuzlar’ı dış tehditlere karşı korumaya yemin eder ve olası bir savaşta barışı sağlamak için elinden geleni yapardı. Yaklaşık üç asır önce ortaya çıkmış bu politik oluşumun yaratıcısı Eroan’dı. Bu onun yükselişine yardım edecek gibi gözükmüşse de onun çöküşünün ana sebebi olmuştur.

Durian, sarayı, saraya bağlı büyük gölü, başkentin ünlü pazarını, kals ırkını ve Işık Ağacı’nı görebileceği için heyecanlıydı fakat aynı zamanda canını sıkan şeyler de vardı. Ya seçimler yapılmadan önce Kral Dalius gibi bizim de başımıza bir şey gelirse? Ailemin zarar görmesine göz yumamam.

Başını iki yöne hızlıca sallayarak kötü düşüncelerden uzaklaşmaya çalıştı fakat bu işe yaramadı. Basit yöntemler işe yaramayınca bildiği en iyi yöntemi uygulamaya karar verdi; dışarıyı seyredip sessizce hayal kuracaktı.

Durian perdeyi kaldırıp etrafına bakınmaya başladı. Kafilede birkaç düzine zırhlı süvari ve bir elin parmakları kadar şık kırmızı perdelerle kapatılmış at arabası sıra halinde ilerliyorlardı.

En arkada beyaz atı üzerindeki beyaz pelerinli, üzerinde turuncu çizgileri bulunan bir beyaz zırh giyen Ak Şövalye Marim Mensan geliyordu. Adamın dalgalı kısa altın turuncusu saçlarına kara gözleri ve altın turuncusu keçi sakalları eşlik ediyordu. Durian ile göz göze gelen adam elini kaldırarak ona selam verdi. Durian hafifçe gülerek karşılık verip başını at arabasının içine doğru geri çekti.

Neden kendilerine kıtanın en iyi savaşçılarından birisi, bir Ak Şövalye eşlik ediyordu? Durian ve kardeşleri kral için çok önemli olmalıydılar… öyle olmasını umuyordu.

Annesinin ve babasının şu anda iyi olup olmadıklarını ve yaptıklarını merak etti. Neredeyse iki haftadır yollardaydılar ve daha önce hiç yanından ayrılmadığı ailesini özlemeye başlamıştı. Derin bir iç çekti. Özlem duymak yerine kardeşimin güvenliğinden emin olmak zorundayım, o bana emanet edildi.

Babasının gitmeden önce kendisine fısıldadığı sözlerini hatırladı. Oğlum gibi sevdiğim Kral Dalius öz oğlu Kadric ve yağcıları tarafından katledilmiş olabilir, demişti adam. Oraya ne amaçla gittiğini belli etmeyip bu olayın perde arkasını gün yüzüne çıkarmalısın. Lütfen Durian, bana söz ver!

Oturduğu yerden kollarını iki yana açıp esneyen Niary, “Ne kadar yolumuz kaldı?” diye sordu. Tebessüm etti. “Artık kralı görmek istiyorum.”

Ellerini ortada birleştiren Durian düşünceli bir şekilde “Çok az,” dedi. “Her şeyi tüm çıplaklığıyla göreceğiz.”




Yorumlar


Giriş Yap


    Duyurular

    Popüler Seriler

    Against The God
    Against The God
    Beğeni Sayısı: 1487

    King of Gods
    King of Gods
    Beğeni Sayısı: 1217

    Tales of Demons & Gods
    Tales of Demons & Gods
    Beğeni Sayısı: 1011

    True Martial World
    True Martial World
    Beğeni Sayısı: 913

    Emperor’s Domination
    Emperor’s Domination
    Beğeni Sayısı: 812

    I Shall Seal The Heavens
    I Shall Seal The Heavens
    Beğeni Sayısı: 796

    Martial God Asura
    Martial God Asura
    Beğeni Sayısı: 723

    Swallowed Star
    Swallowed Star
    Beğeni Sayısı: 641

    Coiling Dragon
    Coiling Dragon
    Beğeni Sayısı: 638

    Kara Büyücü
    Kara Büyücü
    Beğeni Sayısı: 620

    Popüler Orjinal Seriler

    Kara Büyücü
    Kara Büyücü
    Beğeni Sayısı: 620

    KAREN
    KAREN
    Beğeni Sayısı: 216

    GÖKYÜZÜ İMPARATORU
    GÖKYÜZÜ İMPARATORU
    Beğeni Sayısı: 200

    Beyond Eternity
    Beyond Eternity
    Beğeni Sayısı: 159

    DİPTEN EN TEPEYE
    DİPTEN EN TEPEYE
    Beğeni Sayısı: 159

    Yıldızlar Kralı
    Yıldızlar Kralı
    Beğeni Sayısı: 150

    Acemi Ölümsüz
    Acemi Ölümsüz
    Beğeni Sayısı: 137

    SAHİPKIRAN
    SAHİPKIRAN
    Beğeni Sayısı: 131

    THEODEN
    THEODEN
    Beğeni Sayısı: 130

    Lord Of The Demons
    Lord Of The Demons
    Beğeni Sayısı: 125

    Site İstatistikleri

    • 17487 Üye Sayısı
    • 783 Seri Sayısı
    • 36094 Bölüm Sayısı


    creator
    manga tr