"Beyin bir paraşüt gibidir, sadece açık olduğunda iyi çalışır." #James Dewar

Ashia - Bölüm 29: Son Işık


Viaer

 

Şaşkınca kafasını kaşıyan Ric elini Viaer’e uzattı.

“Senin beş para etmez bir balıkçı olduğunu düşünüyordum ama anlaşılan yanılmışım. Bu arada benim adım Ric.”

Rott araya girip “Havalı Ric diye de bilinir,” dedi.

Viaer karşısındaki kısa boylu adamın uzattığı elini sıkarken “Belki gerçekten de beş para etmem,” dedi. “Adım Viaer, batılıyım.”

Ric karşısındaki genç paralı askerin üzerindekileri gözüyle süzerken “Herhangi bir loncaya veya birliğe bağlı mısın?” diye sordu.

“Ben bir yol kardeşiyim,” dedi Viaer.

“Yani şu onur uğruna ölenlerdensin,” dedi Ric.

Rott konuşan ikilinin yanına gelip Ric’e bakarak “Kaptan kızı karadan götürmemiz gerektiğini söylüyor,” dedi. “Kızı hemen yola hazırla.”

Ric başıyla arkadaşının söylediğini onaylayıp aşağıya indi.

Rott ile Viaer yalnız kalmışlardı. Rott karşısındaki genç adama kocaman elini uzattı.

“Kılıcına bakabilir miyim?”

Viaer kılıcını kınından çıkarıp uzattı. “Buyur.”

Rott’un iri ellerinin ve kollarının arasında minicik kalan kılıç simsiyah rengiyle korkutucu bir şekilde parlıyordu. Adam kılıcın her tarafını detaylıca inceledikten sonra kalitesini başıyla onayladı. Kılıcı geri uzatırken “Bu çok kaliteli bir kılıç,” dedi. “Kılıç seni reddetmediği için şanslısın.”

Viaer karşısındaki iri korsanın ne demek istediğini anlamamıştı. Kılıcın reddetmesi mi? diye düşündü. Bu bir bilmece mi?

Güvertedeki Viaer’i gören kız sevinçle ona koşup sarıldı. Viaer en başından beri kendisinden korkan kızın şimdi ona güvendiğini görünce ayrı bir mutlu oldu. İçi kıpır kıpırdı. Bu kıza karşı kaybettiği kız kardeşininkine benzer bir sevgisi olduğunu tam o an fark etmişti.

Viaer kıza sarılmayı bıraktıktan sonra onun yüzüne bakarak “Sonunda rahatça seninle konuşabiliyorum,” dedi. “Adın nedir?”

Kız cevap vermeden genç adamın yüzüne bakıyordu. Viaer bir şeylerin yanlış olduğunu anladı. Geminin kıç kısmından gelen Hadwin, “O kız dilsizdir,” dedi. “Ne yaparsan yap konuşmaz.”

Duyduğu şey karşısında bir yakınını kaybetmiş gibi üzülen ve afallayan Viaer, “Dilsiz mi?” diye acıyla sordu. “Nasıl olur?”

 “On Işık ne biliyorsun değil mi?”

Başının arkasını bir eliyle kaşıyan genç adam mahcup bir şekilde “Şey, tam olarak bildiğimi söyleyemem,” dedi.

Batıda doğup büyüyen Viaer soylular gibi hayatın her alanına dair özel dersler almamıştı. Ona tek bir yaratıcı olduğu öğretilmiş ve her zaman tek yaratıcıya dualar etmişti. Yol kardeşi olarak geçirdiği son beş yılında handan hana gitmekten ve yollarda gezmekten başka bir şey yapmamıştı. Buralarda On Işık ve diğer inanışlara dair bir şeyler duymuştu fakat ilgisini çekmediği için bu bilgiler kısa sürede hafızasından uçup gitmişlerdi.

Hadwin derin bir iç çektikten sonra denize bakmaya devam ederken arkasındaki Viaer’e anlatmaya başladı.

“Bundan asırlar önce gökyüzünde, dünyanın her tarafından görülebilen bir noktada Aosfer isimli beyaz bir yıldız parlıyordu. O yıldızın sönüp patlamasının ardından On Işık denen varlıklar bu dünyada ilk kez görüldüler. Bazıları onları Tanrılar olarak gördüler, bazıları ise onları tanrıların bize yolladıkları elçileri olarak gördüler. O muazzam varlıklar çağ açıp kapatacak kadar güçlüydüler. Onlar sayesinde biz insanlar ve kalslar geçmişte çok büyük şeyler öğrenmişiz.”

Viaer duyduklarından etkilenmemişti. Bunu Hadwin’e söylemesi gerektiğini düşündü.

“Bana bunlar hep masal gibi geliyor. Bunları asırlar öncesinde yaşamış bir deli uyduruyor, sonra bu abartılarak nesilden nesile aktarılıyor.”

Kaşlarını çatan Hadwin, “Eğer bunlar uydurma masallarsa bu kızın On Işık soyundan gelen son kişi olarak karşımızda durmasına ne diyorsun?” diye sordu.

Afallayan Viaer gözleri büyümüşken “Yani o kız?” diyebildi.

Hadwin ellerini arkasında bağlamış bir şekilde geminin içerisinde gezinmeye başladı.

“İlk kez duyduğumda ben de buna benzer bir tepki vermiştim. Hiç öyle görünmemesine rağmen o bizden çok daha üstün varlık, üstelik yaşlı da.”

Viaer heyecanla “K-kaç yaşında?” diye sordu.

“On Işık dediğimiz varlıkların hepsi birden Aosfer Sönüşü’nün 300. yılında öldüler. Şu anda Aosfer Sönüşü’nün 846. yılında olduğumuza göre bu kız en az 546 yaşında olmalı.”

Viaer’in ağzı açık kalmıştı. Kızın kendisine çeken gizemli bir büyüsü vardı ancak onun bu kadar özel olmasını beklemiyordu. Tives bunları en başından beri biliyor muydu? Neden bana hiç anlatmadı?

“Kız bu kadar özel olmasına rağmen neden bu kadar güçsüz?”

Acıyla gülen Hadwin, “Sorunumuz da tam olarak bu,” dedi. “On Işık içerisinden birisi bu kızın gücünü acımasızca mühürlemiş. Kız istese bile içindeki muazzam Aly’i kullanamaz.”

Viaer’in bir şey anlamadığını gören Hadwin başını iki yana sallayıp kendi kendine söylendi.

“Aly ne onu bile bilmiyorsun. Ya bir mağara adamısın ya da denizin dibinde yaşıyorsun. Aly dediğimiz şey, içinde kan gibi dolaşan Aosfer’e ait toz parçalarıdır. Buna enerji veya bilinç gücü diyen cahiller de var. Bu kızın ana Aly noktası olan ağzı çok güçlü bir büyü ile mühürlenmiş. Bu yüzden istese de konuşamıyor ve ses çıkaramıyor. Neden böyle yapılmış bilmiyorum. Belki de kız çok güçlü olduğu ve etrafa zarar verdiği için mühürlendi ya da güçlü kimseler onun gücünü hissedemesin diye birileri koruma amaçlı onun gücünü mühürledi. Her neyse, bu kızın mührünün bir şekilde kırılması gerekiyor. Bu mührü kırmak benim gücümü aşıyor. İşte bu yüzden kuzeye, Kadim Büyücü Akademisi denen yere gitmeli ve oranın başkanından yardım almalısınız. Bunları nereden öğrendiğimi başka zaman anlatırım. Daha fazla oyalanamayız, zaten yeterince vakit kaybettik.”

Her şey az çok Viaer’in aklına yatmıştı. Karşısındaki adamın ciddiyetine ve konumuna bakınca yalan söylemediği açıktı. Viaer’in kıza dair hisleri değişmemişti. Bu yolculukta kız için hayatını ortaya koymaya hazırdı.

“Merak etmeyin, ne olursa olsun bu kızı oraya götüreceğim.”

“Götüreceğiz,” diye araya girdi arkadan sessizce gelen Rott. Küçük kızı omzuna alıp geminin yanında duran kayığa bindirdi.

Ric yanına küçük bir çanta alıp onlara katıldı. Kayıktaki üçlü gitmek için hazırdı. Geriye kayığa atlaması gereken Viaer kalmıştı.

Viaer kayığa binmek üzereyken aklına bir şey geldi. Kaptan Hadwin’e dönerek “Son olarak sormak istediğim bir şey var,” dedi. “Kızın adı nedir?”

Hadwin şaşkınca karşısındaki genç paralı askere baktı. Viaer’in sorusunu hiç beklemiyormuş gibi bir süre donup kaldıktan sonra “Bunu ben de bilmiyorum,” dedi. “Kızın adını mührünü kırdığınızda ondan öğrenebiliriz.”

Viaer kızın adını kaptanın bile bilmemesini şaşırtıcı buldu ama nedenini de anlayabiliyordu.

Yine de genç yol kardeşinin içi rahat etmemişti. Kıza her defasında cansız ve değersiz bir varlık gibi kız diye seslenmek istemiyordu. Aklına bir şey gelmişti.

“Ona, en azından bu yolculuk boyunca kullanabileceğimiz bir isim vermeliyiz.”

Genç adamın önerisini başıyla onaylayan kaptan, “Bu iyi olabilir,” dedi. “Herhangi bir önerin var mı?”

Viaer içinden kız kardeşini düşündü. Onun adını böyle özel bir varlığa verip kardeşini anması güzel olabilirdi fakat sonra bu düşüncesini yanlış buldu. Kardeşi, kardeşi olduğu için özeldi. Onun adını başkalarına vermenin kardeşine saygısızlık olabileceğini düşündü. Kendi kafasında düşünceleri arasında çatışma çıkınca Viaer herhangi bir isim öneremeyeceği sonucuna vardı.

Genç adamdan cevap gelmeyince Hadwin, “Kıza Ashia demeye ne dersin?” dedi. “Hem Merkez Kıta ile aynı isme sahip olur hem de kelimenin kals lisanındaki anlamındaki gibi herkese huzur getirir.”

Viaer bu ismi beğenmişti. Başıyla onayladıktan sonra kaptana bakarak “Biz batılıların dilinde Ashia demek hayallerin gerçeğe ulaşması demektir,” dedi. “Gerçekten de bu kıza yakışacak bir isim seçtiniz.”

Aşağıdaki dalgaların arasında sallanan kayığın içerisinde ayakta dikilen Rott, “Hadi Viaer!” diye bağırdı. “Karaya kadar yüzmek istemiyorsan çabuk atla.”

Viaer karşısındaki kaptana karşı başını eğip selamını verdikten sonra kayığa atladı. Dörtlü az önce zar zor yüzerek geldikleri kara parçasına doğru kayıkla geri dönmeye başladılar.

 

 

 

 

 




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1361

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1140

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 951

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 886

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 774

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 726

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 690

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 624

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 587

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 548

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 506

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 213

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 199

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 155

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 148

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 127

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 120

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 119

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 115

Beyond Eternity
Beyond Eternity
Beğeni Sayısı: 94

Site İstatistikleri

  • 18913 Üye Sayısı
  • 545 Seri Sayısı
  • 26496 Bölüm Sayısı


creator
manga tr