"Beyin bir paraşüt gibidir, sadece açık olduğunda iyi çalışır." #James Dewar

Ashia - Bölüm 28: Gemide Kaos


Viaer

 

Viaer bir anda gelişen olaylardan dolayı yattığı yerde öylece donakalmıştı. Hep peşinden gittiği küçük kızın adamların dikkatlerini dağıtması ve aralarını açması sayesinde hayatı kurtulmuştu ama şimdi bu korsan gemisinden gizli bir şekilde yanına alacağı kızla nasıl kaçacaktı?

Geminin içerisindeki bir grup korsan silahlarına davranmış olarak güverteye çıktılar. Hadwin isimli mavi gözlü adam onlara dönerek “Siz bu adamla baş edemezsiniz,” dedi. “Dalls Crain’i bana bırakın ve kızı alıp yerinize geri dönsün.”

Kırmızılı adam hâlâ karşısındaki adama burnundan soluyarak bakıyordu.

“Merak etme, senin işini bitirdikten sonra onları da peşinden yollayacağım.”

Dalls Crain alev yumruğunu Hadwin’in adamın başına doğru salladı. Hadwin eğilip bu yumruktan sıyrıldı. Dalls Crain bu hamleyi önceden tahmin ettiğini belli eder gibi gülümseyip karşısındaki adama ağzından ateş püskürdü. Hadwin son anda zıplayıp yanmaktan kurtuldu. Gemi için aynı şey söylenemezdi, güvertenin bir kısmı alev almaya başlamıştı.

Hadwin kılıcını önce karşısındaki adamın karnına saplamaya çalıştı. Dalls Crain yana atlayınca kaptan bu defa rakibinin boğazına doğru kılıcıyla hamle yaptı. Dalls Crain bu saldırıdan da ustaca sıyrılınca Hadwin sıkıca tuttuğu kılıcını karşısındaki adamın kalbine doğru götürdü. Dalls Crain alevden eliyle üzerine gelen kılıcı havada tutup durdurdu. Dişlerini sıkan Hadwin kılıcını geri çekerek kurtarmaya çalışıyordu ancak pis bir şekilde sırıtan Dalls Crain kılıcı bırakmıyordu. İkisinin de elleri üstünlük kurma çabalarından dolayı titriyordu.

Hadwin karşısındaki adamın hayalarına bir tekme atınca Dalls Crain acıyla kılıcı bırakmak zorunda kaldı. Güverte yanmaya devam ediyordu. Hadwin kılıcını yere atıp ellerini iki yana doğru havaya kaldırdı. Geminin iki tarafında da dalgalanan deniz suyu yavaşça yükselmeye başladı. Hadwin havada salladığı ellerini geminin içerisine doğru yöneltince deniz suyu güverteye vurdu. Bu sert dalganın gemiye vurmasıyla güvertenin üzerindeki ateş söndü.

Dalls Crain derin bir nefes alıp yine ağzından ateş püskürttü fakat bu defa Hadwin ellerini kaldırıp kendisini deniz suyundan oluşturduğu bir kalkan ile korudu. Avuç içiyle önündeki sudan kalkana vurunca havada duran su Dalls Crain’e doğru büyük bir süratle gidip çarptı. Üstü başı ıslanan adam afallamışken Hadwin yerdeki kılıcını alıp onun üzerine koştu. Gerilen koluyla kılıcını tam adama saplayacakken Dalls Crain kendisinin eline tekme atıp kaptanı engelledi. Dalls Crain’in sert tekmesi yüzünden kaptanın kılıcı denize düşmüştü.

İkili aynı anda derin bir nefes alıp karşılıklı üflediler. Kırmızılı adam alev püskürtürken mavi gözlü adam ise su püskürtüyordu. İkisinin ağzından gelen bu elementler havada birbiriyle çarpışmakla kalmıyor, adeta dans ediyorlardı.

Geminin her tarafı buharlar içerisinde kalmışken Viaer artık kendisinin de bir şeyler yapması gerektiğini biliyordu. Aşağı inip korsanları etkisiz hale getirmeden kızı alıp kaçmasının imkânı yoktu bu yüzden dövüşen adamlardan birisine yardım etmeliydi. Adamların arasındaki konuşmalara göre kırmızılı adam gemideki herkesi öldürüp kızı esir alacaktı. Mavi gözlü adam ise kıza ne yapacağı hakkında hiçbir şey söylememişti. Genç adam yapabileceği en iyi şeyin mavi gözlü adama yardım etmek olduğunun bilincindeydi. Belki adamın hayatını kurtarırsa ve onunla pazarlık yapabilirse kızı kurtarabilirdi.

Viaer kara kılıcını kaldırıp kırmızılı adamın arkasından koştu. Dalls Crain başını bile çevirmeden basit bir refleks ile üzerine gelen genç adamın çenesine tekmesini geçirdi. Viaer havalanıp sırt üstü yere düştü. Mavi gözlü adam derin bir nefes alıp üfledi. Bir oktan bile hızlı giden havadan son anda sıyrılan kırmızılı adamın sol kulağındaki küpesi kırıldı.

Kırmızılı adam koşup mavi gözlü adama da bir tekme geçirdi. Mavi gözlü adam yere düşmüş, eliyle çenesini tutarken kırmızılı adam başına gelerek pis bir şekilde sırıttı.

“Yıllardır bu anın hayalini kuruyordum.”

Kırmızılı adam alevden yumruğunu sıkıp havaya kaldırdığı sırada Viaer içinde beliren bir dürtüyle kara kılıcını uzaktan ona doğru savurdu. Çok hızlı hareket eden siyah bir ışık dalgası adamın sırtına sertçe çarptı. Bu siyah dalganın çarptığı yerden buharlar çıkarken adamın giysisinin o bölümü tamamen erimişti. Adamın sırtı kızarıp kanlar içerisinde kalmışken Viaer’e doğru çatık kaşlarıyla döndü.

“Sen!”

Adam ağzından kan gelirken büyük bir öfkeyle genç paralı askere bakarak başka bir lisanda lanetler okudu.

Dalls Crain derin bir nefes aldı. Tam ağzında biriktirdiği alevi genç adama püskürtecekken Hadwin ayaklanıp arkadan yaklaşarak onun ağzını sıkıca tuttu ve açmasını engelledi. Dalls Crain boğulacak gibi olup debelenirken Hadwin onu ittirip denize doğru fırlattı.

Dalls Crain gemiden yanlamasına düşerken ağzını açıp ağzındaki alevi gemiye doğru püskürttü. Geminin bordası alevler içerisinde kalıp yanarken adam yine derin bir nefes alıp ağzını havayla doldurdu. Bu defa ağzından alevler yerine dumanlar çıkıyordu. Sağ eliyle sanki halata benzeyen bu dumanlara tutunup dumanların en tepesine tırmandı.

Buluta benzeyen bu büyük duman parçasının üzerinde havada duran Dalls Crain gemideki Hadwin’e ve Viaer’e alev gibi yanan gözleriyle bakarak “Hadwin,” dedi. “Kızı imparatora teslim etmeyip ölüm fermanını en ön sıradan imzaladın. Ardından bakışlarını Viaer’e çevirdi. “Ve sen aptal velet, yüzünü asla unutmayacağım. Bir dahaki denk gelişimizde ölmek için ayaklarıma kapanıp yalvaracaksın.”

Viaer adamın söylediklerinden ve bakışlarından dolayı derinden ürpermişti çünkü adam söylediklerinde ciddiydi ve bunu yapabilecek gücü olduğunu biliyordu.

Hadwin birkaç adım öne çıkıp “İmparatorun köpeği,” dedi. “Vale’ye söyle onun ve kuklalarının korku imparatorluğunun sonu yakındır.”

Dalls Crain başını hızla sallayarak her şeyin yeni başladığını işaret etti. Ardından üzerinde durduğu buluta benzeyen dumanla birlikte oradan uçarak uzaklaştı.

Hadwin geminin yanlarını yakan alevi denizden kaldırdığı deniz suyuyla söndürdü. Ardından ayakta zor duran Viaer’in yanına gelerek “O pislik büyük bir orduyla geri dönecek,” dedi. “İşlerin bu noktaya gelmemesi için çok uğraşmıştım.”

Viaer nedenini bilemediği bir şekilde yorgun hissetmeye başladığı için adama bir şey diyemedi. Buz gibi denizde uzun süre yüzdüğünden her tarafı ıslanmıştı. Ayrıca üzerinde ıslak şeylerle durduğu için vücudunun içi donuyor, genç adamı tir tir titretiyordu. Hastalanması işten bile değildi.

Mavi gözlü adam karşısındaki gence elini uzattı. “Bana Kaptan Hadwin derler, senin adın nedir?”

Genç adam kendisine uzatılan eli titreyen eliyle sıktı. “Ben Viaer, batılıyım.”

Hadwin karşısındaki gencin elini sıktıktan sonra hızlı bir şekilde kolunu çevirip bileğine baktı. Bileğinde bir topluluğa veya korsan birliğine ait dövmesi olmadığını görünce başını salladı.

“Az önceki çarpışmada hem bana hem de gemidekilere iyiliğin dokundu. Bu yüzden canını bağışlıyorum, gidebilirsin.”

O sırada aşağıdaki kapıyı açan Rott hızlı adımlarla ikiliye yaklaştı. Karşısında Viaer’i görünce gözleri büyüdü.

“Az önce seni bir anlığına göz ucuyla da olsa gördüğümde hemencecik tanıdım. Sen tüm günü bizimle geçiren şu balıkçı değil misin?”

Viaer yakayı ele verdiğini fark etti. Yalan söyleyerek buradan bir sonuca ulaşması mümkün değildi. Yapabileceği bir şey yoktu. Dürüst olmaya karar verdi. “Evet, o bendim.”

Hadwin bakışlarıyla genç adamı süzerken “Bu kızın peşindesin değil mi?” diye sordu. Kaşlarını çattı. “Söyle, kimin adına çalışıyorsun?”

Böyle bir soru beklemeyen Viaer önce şaşırdı ardından gülümsedi. Savaşarak bu adamları yenmesinin mümkün olmadığını biliyordu. Dürüstçe anlatmaya devam etti.

“Bir yol kardeşi olarak ölmek üzere olan bir dostuma bu kızı korumak üzerine hayatım üzerine yemin ettim. Şansa bak ki kızla birlikte bir korsan gemisindeyim… sanırım başarısız oldum…”

Çenesini kaşıyan Rott, “Demek başından beri kızı bizim elimizden kapmayı planlıyordun,” dedi.

Yumruğunu sıkan Viaer, “O kızı siz korsanlara bırakıp ırzına geçilmesine göz mü yumsaydım?” diye çıkıştı.

Rott kaşlarını çatıp genç adamın üstüne yürüdü. “Seni küçük- “

“Yeter!” diye araya girdi Hadwin.

“Viaer’di değil mi? Evet, korsanların büyük çoğunluğu senin dediklerini yaparlar ama biz farklıyız. Bizi tanımadan böyle yargılara varman ölümcül bir hata olur. Benim gemimdeki ana kural çocukları korumak ve onların hayatlarını karartabilecek engelleri ortadan kaldırmaktır. Bu bütün denizlerde bilinir.”

Hadwin konuşmasını bitirdikten sonra geminin içerisinde bir tur attı. Geri döndüğünde konuşmasına devam etti.

“Ayrıca sen bu kızın kim olduğunu biliyor musun? O sıradan bir çocuk değil, o şu an yaşayan en özel kişi olabilir.”

Bir kaşını kaldıran Viaer düşünceli bir şekilde “En özel mi?” diye tekrarladı.

“Evet ve sen bundan bihaber gibi duruyorsun. Eğer bu kıza değer veriyorsan ve onu korumak istiyorsan evine dön. Biz zaten onu koruyoruz ve korumaya da devam edeceğiz. Bundan sonra bu kızın peşinden senin gücünün yetmeyeceği aşırı güçlü kimseler gelecek.”

Rott kaptanına bakarak “Şimdi ne yapacağız kaptan?” diye sordu. “Kızın elimizde olduğunu öğrendikleri an başımıza üşüşecekler.”

Hadwin elini havaya sanki bir şey hissetmiş gibi kaldırdı. Viaer adamın rüzgârın yönünü ölçmeye çalıştığını düşündü. Hadwin etrafına dikkatlice bakındıktan sonra aniden karşısındaki genç adamı yere yatırdı ve kendi avuç içiyle onun alnına dokundu.

Genç adama bakarak gülümseyen Hadwin, “İşte şimdi her şey açıklığa kavuştu,” dedi.

Hadwin avuç içini Viear’in alnına bastırdı. Viaer dayanılmaz bir acı çekip bağırırken elleri titreyen Hadwin’in burnundan kanlar geldi. Bir süre bu şekilde zorlandıktan sonra ayağa kalkıp burnundan gelen kanı iç cebinden çıkardığı mendiline sildi. Yerde yatmakta olan Viaer ne olduğunu anlamamıştı. Kısa bir anlığına acı çekmişti ancak bu ne içindi? Şimdi az önceki acısından eser yoktu. Hadwin ona dönerek “Genç Viaer,” dedi. “Arkadaşın ölmeden önce konuşurken büyüyle kendi düşüncelerini senin düşüncelerinin arasına mühürlemiş. Bize yardım ettiğin için bu mührü aklından çıkararak sana olan borcumu ödedim. Artık kafanda bu kızı kurtarman gerektiğine dair baskılar, dürtüler ve düşünceler bulunmayacaklar.”

Hadwin’in söylediklerine şaşıran Viaer bunun gerçek olabilmesine ihtimal vermiyordu. Bir baba gibi gördüğü Tives ölmeden önce küçük kızı canı pahasına koruması için Viaer’e bir büyü yapmazdı, yapamazdı. Buna inanmak istemeyen Viaer kaşlarını çatarak “Böyle bir şey söz konusu bile olamaz,” dedi. “Ben o kızı bir mühür yüzünden değil, kendi inançlarım ve onurumdan dolayı takip edip korumaya çalıştım.”

Başını iki yana sallayan Hadwin, “Seni ikna etmekle uğraşacak vaktim yok genç adam,” dedi.

Hadwin gözlerini kısarak Viaer’in kılıcına bakarken “Bu kılıcı nereden buldun?” diye sordu.

Viaer kara kılıcını kınından çıkarıp havaya kaldırdı.

“Ah, bu kılıcı beni kılıcımdan eden Rowley’den ödünç aldım.”

Arkada duran Rott gür sesiyle “Rowley mi?” diye sordu. “Onunla birkaç hafta önce görüşmüştüm.”

Şüpheli gözlerle genç adama bakan kaptan, “Rowley kılıç koleksiyonu yapan bir deliydi,” dedi. “Seninle kara kılıcını paylaştığından şüpheliyim.”

Viaer gülümseyerek “Paylaştığını kim söyledi ki?” dedi. “Kılıcı ödünç aldığımı söyledim.”

Kollarını birbirine bağlayan Hadwin, “Şimdi ne yapmayı planlıyorsun?” diye sordu.

“O kızı korumaya devam edeceğim,” dedi Viaer.

“Kafandaki mührü kırmama rağmen bu düşüncenden vazgeçmiyorsun demek.”

Yumruğunu sıkan Viaer, “Tives’e söz verdim,” dedi. “Onu kanımın son damlasına kadar koruyacağım!”

Hadwin duyduğu ismin hemen ardından Viaer’in iki kolundan sıkıcı tuttu.

“Tives mi dedin? Kızı koruması için seninle konuşan ve seni mühürleyen o muydu?”

Viaer karşısındaki kaptanın neden böyle heyecanlandığını anlamamıştı. “Evet,” dedi sakinliğini korumaya çalışarak. “Beni bugünlere getiren ikinci babamdır kendisi, şimdi ruhu Fısıltı Ormanı’nın derinliklerinde özgürce uçuyor.”

Hadwin kederli bir tonla “Demek öldü…” dedi. “Tives benim de eski bir dostumdu.”

Viaer karşısındaki kaptanın kel tüccar ile dost çıkmasını hiç ama hiç beklemiyordu. Bunun kendisi için iyi bir fırsat olduğunu düşündü. “Aynı tarafta olduğumuza göre kızı takip edip korumam konusunda bana güvenebilirsiniz.”

“Sana az önce söylediğim gibi, büyük ihtimalle bu işi yaparken öleceksin. Buna rağmen kızı korumak istiyorsan seve seve bizimle birlikte hareket etmene izin verebilirim. Tives’in dostu benim de dostumdur.”

Viaer, “Ölmekten daha fazla korktuğum tek bir şey var,” dedi. “O da günahsız çocukların suçsuz bir yere ölmeleri. Gücüm yettiğince, ucunda ölüm olsa bile o kızı koruyacağım.”

Hadwin duyduğu şey karşısında gülümseyip dalmıştı. Viaer kaptanın ne düşündüğünü merak etti. Ardından “Kızı nereye götürmeyi planlıyorsunuz?” diye sordu.

Hadwin geminin etrafını hızlıca kolaçan ettikten sonra “Kızı en kuzeye, Kadim Büyücü Akademisi’ne götürmeyi planlıyorum,” dedi. “Oradaki büyücülerin yanında hem siz hem de kız güvende olacaksınız.”

“Biz mi?” diye sordu Viaer. “Hep birlikte oraya gitmiyor muyuz?”

“Senin yaraladığın ve geri çekilmek zorunda kalan Dalls Crain pisliği kızı gemide tuttuğumuzu sanacak. Ben denizlerde peşimizden gelenleri oyalarken size zaman kazandıracağım, siz de o sırada kuzeye ilerleyeceksiniz.”

Viaer kaptanın planını anlamıştı. Kız için kendi canından olmayı göze almıştı. Kaptanın iyi ve onurlu bir adam olduğunu düşündü.

“Yani kendinizi feda etmeyi planlıyorsunuz.”

Hadwin gülümseyerek “Herkes rolünü oynar ve ölür,” dedi.

İkilinin karşılıklı konuşması bitince geminin alt katından ufak sarışın korsan Ric geldi. Rott yanına gelen Ric’in seviyesine kadar eğildi. Kolunu Ric’in omzuna dayamışken “Yeni yol kardeşimize merhaba de, Ric.” dedi.




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1361

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1140

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 951

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 886

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 774

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 726

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 690

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 624

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 587

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 548

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 506

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 213

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 199

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 155

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 148

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 127

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 120

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 119

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 115

Beyond Eternity
Beyond Eternity
Beğeni Sayısı: 94

Site İstatistikleri

  • 18912 Üye Sayısı
  • 545 Seri Sayısı
  • 26496 Bölüm Sayısı


creator
manga tr