Milyonlarca insanın aynı kötülükleri paylaşması o kötülükleri erdeme dönüştürmez; aynı hataları yapmaları, o hataları doğru kılmaz. #Erich Fromm

Ashia - Bölüm 26: Viaer - Ric ve Rott


Günlerdir kendi hayatını hiçe sayarak tehlikeli yollarda ilerleyen Viaer en sonunda izlerini sürdüğü korsanlara yetişti.

Küçük sarı saçlara ve sarı gözlere sahip kızın yanında müzayede gecesinde birden ortaya çıkmış olan iki korsan vardı. Viaer korsanların kızı esir olarak aldığını ve köle olarak satabileceklerini düşündükçe sinirden kendisini kaybediyordu. Haftalar önce gözlerinin önünde son nefesini veren kel tüccarın son sözlerini düşündü. Adam, karşısındaki genç paralı askere kızı kurtarması gerektiğini, o kızın bu dünya için çok önemli olduğunu söylemişti.

Viaer ormanın içerisinde, tepeye benzer yüksekte kalan bir yerdeydi. Korsanlar ve küçük kız ise ormandan çıkmış, biraz ileride deniz kenarında dinleniyorlardı. Viaer onları ormanın içerisinden rahatlıkla görebiliyordu.

Küçük kız ayaklarını denize sokarak kumların üzerine oturdu. İri ve kel olan korsan elindeki baltasını omzuna dayamış, uçsuz bucaksız denize bakıyordu. Sarışın ve ufak korsan ise gözlerini küçük kızdan ayırmıyordu, kızı gözden kaçırmak istemiyordu.

Viaer kafasından planlar yaparken arkasından yapraklara basarak gürültü çıkaran birisinin geçtiğini duydu. Kafasını çevirdiğinde yaşlı bir adamın elinde bir sepet ve oltayla geçtiğini gördü.

Viaer yaşlı adama seslendi.

“Babalık, nereye gidiyorsun?”

Yaşlı adam kafasını kaldırınca korkup hareketsiz bir şekilde kaldı. Haydutlar tarafından tuzağa düşürüldüğünü sanmıştı.

“Balık tutmaya gidiyorum efendim. Elimde sizin için değerli olabilecek bir şey yok.”

“Ben öyle düşünmüyorum.”

Viaer tepeden yavaş adımlarla indi. Yaşlı adam korkuyla ona bakarken genç paralı asker cebindeki dört altından ikisini çıkarıp yaşlı adama uzattı.

“2 altına senin oltanı, sepetini ve üzerindeki şu balıkçı giysisini alıyorum.”

“A-altın mı? Efendim benim üzerimdeki çöpler birkaç gümüşten fazlasını etmezler.”

Viaer karşısındaki adama rezil olmamak için kısa kesti.

“Haklısın, kafam başka bir yerde. Bir altın sana yeter de artar.”

Yaşlı adam üzerindeki vücudunun tamamını örten balıkçı giysisini çıkardıktan sonra oltasıyla sepetini yere bıraktı. Viaer ona elindeki altını verince yaşlı adam oradan yavaş adımlarla uzaklaştı. Giderken her adımında takip edildiği hissine kapılıp şüpheci gözlerle arkasına baktı.

Viaer vücudunun tamamını kaplayan balıkçı giysisini giydi. Kolları bol gelen giysi leş gibi balık kokuyordu ama üzerindeki hafif zırhı ve şehir yöneticisi Rowley’den çaldığı kılıcını gizlemesine olanak sağlıyordu. Giysi yıpranmış olmasına rağmen koyu gri renkte olduğu için eskimiş olduğu çok belli olmuyordu. Kapüşonunu kaldırdıktan sonra yerden aldığı olta ve sepetiyle birlikte ilerlemeye başladı.

Ormanın içerisindeki tepeden yavaş adımlarla inen Viaer en sonunda sahile ulaştı. Korsanlar ve küçük kız hâlâ orada duruyorlardı. Viaer onlara iyice yaklaştı. Diplerine kadar girdikten sonra denize bakarken sepetini yere bıraktı. Sarışın kısa boylu korsan yanlarına gelen bu gençten hoşlanmayıp hançerini eline alarak konuştu.

“Ne istiyorsun?”

Kapüşonun içerisindeki kafasını korsanlara çeviren Viaer cevap verdi.

“Balık?”

Sarışın korsan karşısındaki genç adamın dalga geçer gibi cevap vermesi üzerine sinirlenip üzerine yürümek isterken iri olan korsan onu omzundan tutup durdurdu. Ardından genç adama yaklaşıp konuştu.

“Karnım gerçekten acıktı, tuttuğun balıklardan birkaç tanesini bizimle de paylaşırsan sevinirim. Merak etme, ödemesini ben yapacağım.”

İşler genç adamın istediği gibi gidiyordu. Korsanların yanına gelebilmişti ve onlarla bir süre durabilecekti. Boş bir anda ikisini de öldürecekti veya kızı kucaklayıp kaçacaktı.

“Ödeme yapılacaksa tutacağım balıkları sizinle seve seve paylaşırım.”

Viaer gözlerini korsanların yanında oturan küçük kıza çevirdi. Denize ayağını sokmuş olan kız ile göz göze geldiğinde kız onu tanıyıp gülümsedi.

Viaer sepetinden bir solucan aldı. Solucanı oltasının ucuna taktıktan sonra denize attı.

Birkaç dakika geçmeden büyük bir balık yakaladı. Eline aldığı balığı kel korsana uzattı. Korsan büyük bir merakla eline aldığı balığın boyunu ölçtü, balık gerçekten de büyük ve lezzetli duruyordu. İri korsan, genç balıkçının yeteneği olduğunu anladıktan sonra ona döndü.

“Ne zamandır balıkçısın?”

“Kendimi bildim bileli.”

O sırada sarışın korsan araya girdi.

“Peh, ne kadar da sıkıcı bir hayat biçimi. Her gün balık tut, balık ye ve balık sat.”

Viaer ufak adamdan hoşlanmamıştı.

“Böyle konuşmayın.”

Ufak adam yere tükürdü.

“Konuşursam ne olur? Susturabileceğini düşünüyorsan durma, gel.”

Ufak adam elini hançerine götürürken iri korsan araya girdi.

“Ric neden bizim için ateşi yakmamız için gidip dal toplamıyorsun?”

“Peh, Rott ve onun köylü sevdası.”

Sarışın korsan Ric ateş yakmak için dal aramaya ormana doğru gitti.

Bir saat kadar zaman geçti. Hava kararmaya başlarken, Ric elinde dal parçalarıyla yamuk adımlar atarak yüzünde bir tebessümle geri döndü.

İri korsan Rott yeni gelen arkadaşına bağırdı.

“Neden bu kadar uzun sürdü? Senin yüzünden açlıktan ölüyorum.”

Ric kendi kendine gülmeye devam ederken Rott’un yanağını sıktı.

“Birkaç dakika aç kaldın diye ölecek değilsin ya? Sızlanma bebek gibi, hık.”

Hıçkıran adamı gören Rott iyice sinirlendi.

“Biz seni burada ayakta beklerken sen hana gidip keyif yaptın demek.”

Rott omuzlarından tuttuğu Ric’i sert bir biçimde yere oturttu.

Korsanlar arasında bunlar yaşanırken Viaer yan tarafta hâlâ balık tutuyordu.

Bir balık daha tuttu. Onu da sepetine attıktan sonra sepetindeki balıkları saydı. Bir saatte on balık tutmuştu. Hâlâ paslanmamış olduğu için sevindi. Ateş yakan Rott’un yanına gidip ona yardım etmeye başladı, ateş iyice kızınca balıkları kızartmaya başladılar.

Kısa sürede balıklar kızardı. Ric sarhoş halde şarkı söyleyip kızarttığı balığı ağzına götürecekken Rott onu durdurup elinden balığını kaptı. Balığı yanlarında oturan küçük kıza verdi. Herkesten önce küçük kızın karnını doyurması gerekiyordu. Kız bir ısırık aldığı balığın tadını beğendi ve iştahla yemeye başladı.

Viaer kendi yakaladığı balığı kızın yediğini görünce mutlu oldu. İçinde onu koruyup onunla birlikte sonuna kadar yürümesi gerektiğine dair anlamlandıramadığı bir his ve istek vardı.

Dörtlü balıkları yerken hava iyice karardı.

Yemeklerini yiyen korsanlar ellerini ve yüzlerini deniz suyuyla yıkadılar. O sırada uzaklarda, denizde büyük bir gemi kendilerine doğru geliyordu. Uzaktaki gemiyi gören Rott yanındaki yüzünü yıkayan Ric’i eliyle dürttü.

“Sonunda geliyorlar.”

Hâlâ sarhoş olan Ric önce geminin olduğu yöne sonra arkadaşına dönüp aptal gibi güldü.

Sence kaptan bizi özlemiş midir?”

Rott arkadaşı Ric’i omuzlarından tutup silkti.

“Kendine çeki düzen ver. Kaptan seni bu halde görürse seni onun ellerinden kimse kurtaramaz.”

Ric arkadaşının ellerinden kurtulduktan sonra elleriyle saçlarını düzeltti. Ardından üstünü yoklayıp temiz olduğundan emin oldu.

“Ben iyiyim.”

Ric bunu dedikten sonra küçük kızın yanına oturdu. Viaer tekrardan balık tutmak için ayaklanmışken Rott uzaktaki gemiyi izliyordu.

Dakikalar geçti, üzerine saatler geçti ancak gemi hareket etmiyordu. Gemi denizin ortasında aynı yerde duruyordu. Rott bu kadar süre geçmesine rağmen gemiden gelen de olmayınca bir terslik olabileceğini düşündü.

Ric ateşin yanında küçük kızla otururken arkadaşı Rott’a seslendi.

“Rott, bu kız donuyor bir şeyler yapmalısın.”

Viaer bunu duyunca balık tutmayı bırakıp hızlıca o tarafa döndü. Kızın ince giyiminin ve teninin bu havaya uygun olmadığını herkes görebilirdi. Üzerindeki balıkçı giysisini çıkarıp kıza giydirmek istedi ama bunu yaparsa korsanlar genç adamın hafif zırhını ve kılıcını göreceklerdi.

Rott normal bir insanın iki elle bile kaldıramayacağı kocaman baltasını alıp ateşin olduğu yere sapladı. Aniden gelen bu darbenin sesinden hem küçük kız hem de Ric irkildiler.

Rott uzaktaki gemiye doğru bakarken konuştu.

“Pekâlâ. Onların geleceği yoksa biz onlara gideriz.”

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1217

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1052

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 872

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 812

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 689

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 642

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 625

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 598

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 546

Terror Infinite
Terror Infinite
Beğeni Sayısı: 518

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 342

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 204

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 191

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 179

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 138

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 116

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 114

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 96

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 14781 Üye Sayısı
  • 450 Seri Sayısı
  • 19444 Bölüm Sayısı


creator
manga tr