"Beyin bir paraşüt gibidir, sadece açık olduğunda iyi çalışır." #James Dewar

Ashia - Bölüm 26: Ric ve Rott


Viaer

Aosfer Sönüşü’nün 846. Yılı’nın 13. Şiay’ı

 

Haftalardır kendi hayatını hiçe sayarak tehlikeli yollarda ilerleyen ve korsanları takip eden Viaer eline bir türlü fırsat geçememesinden dolayı oldukça öfkeliydi. Onlara yetişmesi neredeyse üç haftasını almıştı ve bir haftadır da onları gözetleyip bir açık yakalamak için bekliyordu ancak artık dayanamıyordu, sabrı taşmaya başlamıştı.

Küçük sarı saçlara ve sarı gözlere sahip kızın yanında müzayede gecesinde birden ortaya çıkmış olan iki korsan vardı. Viaer korsanların kızı esir olarak aldığını ve köle olarak satabileceklerini düşündükçe sinirden kendisini kaybediyordu. Bunun hayali bile korkunçtu. Haftalar önce gözlerinin önünde son nefesini veren Tives’in son sözlerini düşündü. Adam, karşısındaki genç paralı askere kızı kurtarması gerektiğini, o kızın bu dünya için çok önemli olduğunu söylemişti.

Viaer ormanın içerisinde, küçük bir tepeye benzeyen yüksekte kalan bir yerdeydi. Korsanlar ve küçük kız ise ormandan aşağıya inmiş, biraz ileride deniz kenarında dinleniyorlardı. Viaer onları ormanın içerisinden rahatlıkla bir avcı gibi gözetleyebiliyordu.

Küçük kız ayaklarını denize sokarak kumların üzerine oturdu. İri ve kel olan korsan elindeki baltasını omzuna dayamış, uçsuz bucaksız denize bakıyordu. Sarışın ve ufak korsan ise gözlerini küçük kızdan ayırmıyordu, kızın kaçabileceğini düşünüp ona güvenmediği çok belliydi.

Viaer planlar yaparken arkasından yapraklara basarak gürültü çıkaran birisinin geçtiğini duydu. Başını çevirdiğinde yaşlı bir adamın elinde bir sepet ve oltayla geçtiğini gördü.

Viaer sakince, “Babalık,” dedi. “Nereye gidiyorsun?”

Yaşlı adam başını kaldırınca bir süreliğine hareket etmeden kaldı. Titreyen sesiyle “Balık tutmaya gidiyorum sör,” dedi. “Elimde sizin için değerli olabilecek bir şey yok.”

Sör mü? diye düşündü Viaer. Yaşlı adamın kendisinden korkmasından ve böyle konuşmasından dolayı onu haydut sandığını düşündü. Kendisi hakkında böyle düşünüldüğü için çok canı sıkılmış, içi burkulmuştu. Asla Kabasakal gibi bir haydut olmayacağım.

Yaşlı adam kendisine korkulu gözlerle bakarken “Ben öyle düşünmüyorum,” dedi genç adam.

Viaer tepeden yavaş adımlarla indi. Yaşlı adam korkuyla ona bakmaya devam ederken genç adam iç cebindeki para kesesini çıkardı. Kesenin içerisindeki dört altından ikisini çıkarıp yaşlı adama uzattı.

“İki altına senin oltanı, sepetini ve üzerindeki şu balıkçı giysisini alıyorum.”

Adam şaşkınca “A-altın mı?” diye sordu. “Yanlış anlamayın sör ama benim üzerimdeki çöpler birkaç bronzdan fazlasını etmezler.”

Viaer karşısındaki adama rezil olmamak için kısa kesti.

“Haklısın, kafam başka bir yerde. Bir altın sana yeter de artar.”

Yaşlı adam üzerindeki vücudunun tamamını örten kukuletalı balıkçı giysisini çıkardıktan sonra oltasıyla sepetini yere bıraktı. Viaer ona elindeki altını verince yaşlı adam oradan yavaş adımlarla uzaklaştı. Giderken her adımında takip edildiğini düşünüyormuş gibi arkasına bakıp durdu.

Viaer vücudunun tamamını kaplayan balıkçı giysisini giydi. Kolları bol gelen giysi leş gibi balık kokuyordu ama üzerindeki hafif zırhı ve Rowley’den çaldığı kılıcını gizlemesine olanak sağlıyordu. Giysi yıpranmış olmasına rağmen koyu gri renkte olduğu için eskimiş olduğu çok belli olmuyordu. Genç adam kukuletasını başına geçirdikten sonra yerden aldığı olta ve sepetiyle birlikte ilerlemeye başladı.

Ormanın içerisindeki tepeden yavaş adımlarla inen Viaer en sonunda sahile ulaştı. Korsanlar ve küçük kız hâlâ orada duruyorlardı. Viaer onlara ses çıkarmadan iyice yaklaştı. Diplerine kadar girdikten sonra denize bakarken sepetini yere ses bırakacak şekilde sertçe bıraktı. Sarışın kısa boylu korsan yanlarından sesi duyunca ayaklanıp elini hançerine attı.

“Ne istiyorsun?”

Kukuletasının başlığının içerisindeki başını korsanlara çeviren Viaer “Balık?” dedi.

Sarışın korsan karşısındaki genç adamın kendisiyle dalga geçtiğini anlayıp dişlerini sıkarak üzerine yürümeye çalıştı. İri korsan onu tek eliyle durdurup geri çekti. Ardından genç adama yaklaşıp konuştu.

“Günlerdir peksimet yemekten içim kurudu. Tuttuğun balıklardan birkaç tanesini bizimle paylaşırsan sevinirim. Merak etme, balıklar için değerinden fazlasını ödeyeceğiz.”

İşler genç adamın istediği gibi gidiyordu. Korsanların yanına gelebilmişti ve onlarla bir süre durabilecekti. Boş bir anda ikisini de öldürecekti veya kızı kucaklayıp hızla kaçacaktı. Atımı geride bırakmamalıydım, diye düşündü. At ile bu adamlarla çarpışmaya girmeden rahatça uzaklara kaçabilirdik.

“Ödeme yapılacaksa tutacağım balıkları sizinle seve seve paylaşırım.”

Viaer gözlerini korsanların yanında oturan küçük kıza çevirdi. Denize ayağını sokmuş olan kız ile kendisini tanıyamamıştı. Gözlerini kısarak onu tanımaya çalışıyor gibi görünüyordu.

Viaer sepetinden bir solucan aldı. Solucanı oltasının ucuna taktıktan sonra denize doğru tüm gücüyle savurdu.

Kısa bir süre sonra oltasına takılan inatçı ve büyük bir balığı uzun uğraşlar sonucu yakaladı. Eline aldığı balığı kel korsana uzattı. Korsan büyük bir merakla eline aldığı balığın boyunu ölçtü, balık gerçekten de büyüktü. İri korsan başını sallayarak genç balıkçının yeteneği olduğunu onayladıktan sonra “Ne zamandır balıkçısın?” diye sordu.

“Kendimi bildim bileli,” diye yanıt verdi genç adam.

Sarışın korsan yere tükürdükten sonra “Peh,” dedi. “Ne kadar da sıkıcı bir hayat biçimi. Her gün balık tut, balık ye ve balık sat.”

Viaer kendisine laf atan ufak adamdan hoşlanmamıştı.

“Böyle konuşmayın.”

Ufak adam hızla ayaklanarak “Konuşursam ne olur?” diye sordu. “Susturabileceğini düşünüyorsan durma, gel.”

Ufak adam yine elini belinde sakladığı hançerine götürmek istedi ancak iri adam onu durdurdu. Viaer bu adamların korsan olduklarını kendisine hatırlattı. Onlar onurlu değildiler. Büyük ihtimalle ödemesini de yapmamak için kendisini öldürmeye çalışacaklardı. En ufak bir harekete karşı tetikte olmalıydı, yoksa hem küçük kız hem de kendisi ölecekti.

İri adam, “Ric neden bizim için ateşi yakmamız için gidip dal toplamıyorsun?” diye sordu.

Ufak adam yine yere tükürerek “Peh,” dedi. “Rott ve onun sefil köylü sevdası.”

Sarışın korsan Ric ateş yakmak için dal toplamaya ormanın derinliklerine doğru girip gözden kayboldu.

Uzunca bir süre geçti. Hava kararmaya başlarken, Ric yalpalayarak elindeki birkaç dal parçasıyla birlikte tebessüm eder bir hâlde geri döndü.

İri korsan Rott yeni gelen arkadaşına “Neden bu kadar uzun sürdü?” diye sertçe sordu. “Senin yüzünden açlıktan ölüyorum.”

Kendi kendine gülen Ric, Rott’un yanağını sıkarak “Birkaç dakika aç kaldın diye ölecek değilsin ya?” dedi. “Sızlanma bebek gibi, hık.”

Hıçkıran adamı gören Rott, “Biz seni burada ayakta beklerken sen hana gidip keyif yaptın demek,” diye çıkıştı.

Rott omuzlarından tuttuğu Ric’i sert bir biçimde ateşin başına oturttu.

Korsanlar arasında bunlar yaşanırken Viaer onları göz ucuyla izliyor ve aynı zamanda balık tutmaya devam ediyordu.

Bir balık daha tuttu. Onu da sepetine attıktan sonra sepetindeki balıkları saydı. Birkaç saatte birkaç düzine balık tutmuştu. Hâlâ bu konuda yeteneği olduğu için içi bir hoş oldu. Ateş yakan Rott’un yanına gidip ona yardım etmeye başladı, ateş iyice kızınca balıkları kızartmaya başladılar.

Kısa sürede balıklar kızardı. Ric sarhoş halde şarkı söyleyip kızarttığı balığı ağzına götürecekken Rott onu durdurup elinden balığını kaptı. Balığı yanlarında oturan küçük kıza verdi. Herkesten önce küçük kızın karnını doyurması gerekiyordu. Kız bir ısırık aldığı balığın tadını beğendi ve balığı iştahla kemirmeye başladı.

Viaer kendi yakaladığı balığı kızın yediğini görünce içinin mutlulukla ısındığını hissetti. İçinde onu koruyup onunla birlikte sonuna kadar yürümesi gerektiğine dair anlamlandıramadığı bir his ve istek vardı.

Dörtlü balıkları yerken hava iyice karardı.

Yemeklerini yiyen korsanlar ellerini ve yüzlerini deniz suyuyla yıkadılar. O sırada uzaklarda, denizde büyük bir gemi görüldü. Uzaktaki gemiyi gören Rott yanındaki yüzünü yıkayan Ric’i eliyle dürttü.

“Sonunda geliyorlar.”

Hâlâ sarhoş olan Ric önce geminin olduğu yöne baktı, daha sonra arkadaşına dönüp aptal gibi sırıtarak “Sence kaptan bizi özlemiş midir?” diye sordu.

Rott arkadaşı Ric’i omuzlarından tutup silkti.

“Kendine çeki düzen ver. Kaptan seni bu halde görürse seni onun ellerinden kimse kurtaramaz.”

Ric kendisini arkadaşının ellerinden kurtardıktan sonra elleriyle saçlarını düzeltti. Ardından üstünü yoklayıp temiz olduğundan emin oldu.

“Ben iyiyim.”

Ric bunu dedikten sonra küçük kızın yanına oturdu. Viaer tekrardan balık tutmak için oltasıyla birlikte ayaklanmışken Rott yanına geldi. Adam uzaktaki gemiyi gözlerini kısarak izliyordu.

Çok uzun bir süre geçti ancak gemi hareket etmiyordu. Nedense denizin ortasında aynı yerde duruyordu.

Ric ateşin yanında küçük kızla otururken Rott’a “Bu kız donuyor,” diye bağırdı. “Bir şeyler yapmalısın.”

Viaer bunu duyunca balık tutmayı bırakıp hızlıca o tarafa döndü. Kızın ince giyiminin ve teninin bu havaya uygun olmadığını herkes görebilirdi. Üzerindeki balıkçı giysisini çıkarıp kıza giydirmek isterdi ancak bunu yaparsa korsanlar genç adamın hafif zırhını ve kılıcını göreceklerdi. Genç adam çaresizce yumruğunu sıktı.

Rott düz bir insanın iki elle bile kaldıramayacağı kocaman baltasını alıp ateşin olduğu yere sapladığında çıkan kıvılcımlar havada süzülerek söndüler. Aniden gelen bu darbenin sesinden hem küçük kız hem de Ric irkildiler.

Rott uzaktaki gemiye başı dik bir şekilde bakarken “Onların geleceği yoksa biz gideriz,” dedi.




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1340

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1131

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 944

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 867

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 753

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 706

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 685

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 620

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 578

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 547

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 465

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 213

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 199

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 150

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 148

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 125

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 119

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 119

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 101

Ejderha İmparator
Ejderha İmparator
Beğeni Sayısı: 77

Site İstatistikleri

  • 17778 Üye Sayısı
  • 484 Seri Sayısı
  • 24178 Bölüm Sayısı


creator
manga tr