Milyonlarca insanın aynı kötülükleri paylaşması o kötülükleri erdeme dönüştürmez; aynı hataları yapmaları, o hataları doğru kılmaz. #Erich Fromm

Ashia - Bölüm 21: Ganf Adası (6)


Arsay Huthia

Aosfer Sönüşü’nün 846. Yılı’nın 23. Şiay’ı

 

Ved kadının söylediklerinin ardından hızla ayaklandı. Elini kadına yumruk atacakmış gibi kaldırdı. Kadın çığlık atarak korkuyla oturduğu yerden geri doğru sürünmeye başladı.

“Rakibin benim haydut bozuntusu,” dedi Ved’in arkasında elinde tırpanıyla bekleyen Alfir.

Yavaşça yerinden kalkan Arsay her şeyi ayakta izliyordu. Küçük bir gölün ve derelerin yanında olmalarına rağmen kamp alanının etrafı kuraktı. Her tarafta farklı boyutlarda taşlar ve kocaman kayalar vardı. Burasının tırpan gibi geniş alana sallanıp savrulan silahlar için iyi bir dövüş sahası olamayacağını düşündü. Alfir’in yanına orta yaşlı, eskimiş silahlara sahip altı adam daha geldi.

Kamptaki diğer yaşlılar ise şelalenin altında kalan mağaraya koşarak saklanmışlardı.

Bıçağını kınından çıkaran Ved, “Dinleyin,” dedi. “Leydi yüzünden ortada bir yanlış anlaşılma var. Eğer beni dinlerseniz bu sorunu kan dökmeden de çözebiliriz.”

Alfir tırpanıyla dövüşmek için pozisyon almış bir şekilde beklerken “Annemin emirlerine karşı çıkamam,” dedi. “Onu korumak için kendi hayatımdan ve hayallerimden vazgeçip bu adaya, siz suçluların arasına geldim.”

Sırıtan Ved, “Bu yaşa gelmene rağmen ana kuzususun yani,” diye karşılık verdi. “Anlıyorum.”

Etraftaki eli silah tutan adamlar Ved’in etrafını sarıp üzerine doğru aynı anda hareketlenmeye başladılar. Alfir elini kaldırarak “Durun!” diye bağırdı. “Bana böyle yakıştırmalar yapan şerefsiz bir serserinin işini onurlu bir şövalye olarak benim bitirmem gerekir. Herkes geri çekilsin, eğer dövüşümüze karışan olursa hayduttan önce onun canını yakarım.”

Ved ateşin dibinde bıçağını tutup geri çekilen adamları izlerken Arsay ile göz göze geldi. Genç prens silahı olmadığı için ona yardım edemezdi. Ved, genç prense başlarının belada olduğunu belli eder gibi kafasını salladı. Tekrar Alfir’e dönerek “Onurlu Sör,” dedi. “Lütfen ölmeden önce merak ettiğim bir şeyi sormama izin ver. Senin gibi onurlu ve güçlü birisi bu adaya, biz pisliklerin yanına hangi suçtan dolayı düşmüş olabilir öğrenebilir miyim?”

Alfir eliyle işaret yapıp adamlarını şelalenin altındaki mağaranın girişine gönderdi. Adamlar iyice uzaklaştıktan sonra Alfir karşısındaki Ved’in gözlerinin içine bakarak konuştu.

“Jiyaris Krallığı’nın Rividyus isimli büyük şehrini duymuşsundur. Orayı asırlardır Aldora Hanesi olarak biz kontrol ediyorduk ta ki o olay yaşanana dek; şehrimizde konaklayan kralın piç oğlu bizim topraklarımızda bir suikasta kurban gitti. Birkaç gün sonra kralın önemli adamları bir orduyla şehre geldiler ama gelme sebepleri bu olayları soruşturup araştırmak için değildi; bizi sorgulamadan yargılamak içindi.”

Kaşlarını çatan Alfir yere tükürdükten sonra konuşmasına devam etti.

“Bize üç seçenek sunuldu. İlki yapmadığımız suikastı yaptığımızı itiraf ederek onurumuzla ölmekti. İkincisi bunu yaptığımızı reddederek onursuz olarak bilinerek ölmekti. Üçüncüsü ise Ganf Adası’na sürgüne gönderilmekti.”

Ved esnerken Alfir anlatmaya devam etti.

“Bu suikast olayıyla ilgisi olmamasına rağmen Rividyus’taki tüm soylular suçlu sayılıyordu. Babam, annem ve şehrin diğer soyluları buraya, Ganf Adası’na suçsuz yere sürgün edildiler. O sırada ben çok uzaklardaydım. Ailemin ve tanıdıklarımın burada haydutların arasında çok dayanamayacaklarını biliyordum. Hemen başkent Estendil’e gittim ve kralın adamlarına saldırdım. Beni onurlu bir şövalye olduğum için öldürmeyip Ganf Adası’na yolladılar ve işte buradayız.”

Ved dinlediği hikâyeden etkilenmediğini belli eder gibi “Senin adına üzüldüğümü söylersem yalan söylemiş olurum,” dedi. “Yine de tüm soylular böyle değil mi? Bizi yıllarca oyuncakları gibi kullanıp canları sıkıldığında karanlık bir köşeye atmaktan hiç çekinmiyorlar.”

Silahını havaya kaldıran Alfir başını sallarken “Güçlü görünüyorsun,” dedi. “Bize katılsan iki taraf için de her şey daha güzel olabilirdi.”

Ved karşısındaki adamın övgüsünü kabul ederek başını salladı.

“Sen de oldukça çetin ceviz birisine benziyorsun. Başka bir hayatta belki de kardeş olabilirdik ama bu hayatta mümkün değil. Sen bir ayağı çukurda yaşlılar için savaşıyorsun, bense Minjir için.”

Ved bir an için duraksadıktan sonra “Sahi, sormayı unutuyordum,” dedi. “Grubunuzda kaç kişi var?”

Keskin bakışlarıyla Ved’e bakmakta olan Alfir, “Buraya geldiğimizde sayımız neredeyse üç yüzdü,” dedi. “Bazıları açlıktan, bazıları kafayı yediğinden sayımız her geçen gün azaldı. Her sabah kaç kişi kaldığımızı kontrol etmek için sayım yapıyoruz. Şu anda kampa dönmemiş olan babamı da sayarsak tam olarak yüz kişiyiz.”

Arsay, Minjir’in görev olarak kendilerine yüz kişiyi bulmalarını emrettiğini hatırladı. Kamptakilerin sayısı ise bu sayıdan bir eksikti. Alfir’in dediklerini düşünürken birden aklına ağaca bağladıkları yamuk ağızlı ufak adam geldi. Ved ile aynı anda birbirlerine bir bakış attılar. Aynı şeyi Ved de düşünmüş olmalıydı.

Bıyık altından gülen Ved, “Baban kısa boylu ve ağzı yamuk olup konuşurken harfleri yutan garip bir tip miydi?” diye sordu.

Yüzünden endişesi okunan Alfir bir adım geriledi.

“Bunu nereden biliyorsun?” Sıkıca tuttuğu tırpanını havaya kaldırıp Ved’e doğrulttu. “Yoksa onu öldürdün mü?”

Sinsice sırıtan Ved, “Onun işini bitirecektim ama kaçırdığım şu velet onu öldürmeme izin vermedi,” dedi. “Adamı bir ağaca bağlayıp bıraktım ve gezinirken kendimi burada buluverdim.”

Genç prens, Alfir’in dişlerini sıkmasından öfkesini hissediyordu. Adam bir volkan gibi patlamaya hazırdı.

“Seni omurgasız piç! Yaşlı bir adamı hangi sebeple bir ağaca bağlayıp bırakırsın?”

Arsay az önce Ved’in kendisine ve görevlerine yardımda bulunacak kelimeler seçtiğini yeni fark etmişti. Adam, genç prensi kaçırdığını söylemişti. Böylece Alfir’in genç prense karşı olan şüpheleri ortadan kalkacaktı.

Alfir gözlerini Ved’in üzerinden ayırmazken “Genç adam,” dedi. “Babamın yerini sen de biliyormuşsun, bu doğru mu?”

Görevlerini başarıya ulaştırmaları için kampa bir kişi getirmeleri gerekiyordu. Gerisini Ved halledebilirdi. Arsay ağaçta bağlı olan adamı kampa geri getirirse görevlerini başarabileceklerini ve böylece ailesinin yanına, evine dönebileceğini düşününce heyecanlanmaya başladı.

Kaşlarını çatan genç prens, “Onun yerini biliyorum,” dedi. “Bu cani herif onu yakınlardaki bir ağaca canavarlara yem olsun diye bırakarak gitti.”

“Güzel, adamlarımı alıp babamın olduğu yere götürebilir misin? Onu kurtarırsan seni ömür boyu koruyacağıma onurum üzerine yemin ediyorum.”

Her şeyin istediği gibi gitmesinden dolayı sevinen Arsay gülümseyerek “Elbette yardım ederim,” dedi. “Hemen gidelim.”

Alfir uzakta bekleyen adamlarına gelmeleri için işaret etti. Adamlar koşarak onun yanına geldiklerinde Alfir adamlarına “Bu genç adamı takip edin,” dedi. “Bu haydut babamı bir ağaca bağlayıp onu ölüme terk etmiş.”

Silahlı adamlar ters bakışlarla Ved’e bakıp söylendiler. Ardından Arsay ile altı silahlı adam kamptan ayrılıp ormana doğru koşturmaya başladılar.

Grup ormana girdiği gibi her taraftan korkunç canavarların sesleri ve ulumaları gelmeye başladı. Adamlar kendi aralarında fısıldaşıp bu ormandan canlı çıkamayacaklarından ve geri dönmeleri gerektiğinden bahsediyorlardı. Arsay konuşmaları umursamayıp önden ilerlemeye devam ederken omzuna bir el dokundu.

“Genç adam, seninle gelmemiz söylendi ama daha fazla ilerleyemeyiz. Şu canavarların seslerine baksana, hepimizin kampta bekleyen aileleri var. Ne demek istediğimi anlıyorsun değil mi? Zaten babalık çoktan canavarlara yem olmuştur, hadi geri dönelim.”

Arsay adamların korkusunu anlıyordu çünkü onlar gibi kendisi de korkuyordu. Ormanın içerisinde zayrosların ulumalarından bile daha korkutucu sesler yankılanıyordu. Kim bilir bu adada ne çeşit yaratıklar yaşıyordu. Yine de ağzı yamuk adamı kampa götürüp görevini tamamlamalıydı. Bu korkunç adadan kurtulabilmesinin tek yolu buydu.

“Reddediyorum, siz geri dönebilirsiniz ama ben o adamı kurtarmadan geri dönemem.”

Orta yaşlı adamlar kendi aralarında toplanıp konuştular. En sonunda adamların içlerinden en yaşlı olanı kılıcını kınından çıkarıp Arsay’a doğrulttu. Arsay adamların kendisinden kurtulmaya karar verdiklerini sanıp bir adım geriledi.

“Kılıcımı al,” dedi yaşlı adam. Ardından başındaki çizik dolu miğferi çıkarıp başını eğen Arsay’ın kafasına yavaşça geçirdi. “Yaratıcımız seninle olsun.”

Yaşlı adam bunları dedikten sonra genç prens kendisine uzatılan kılıcı eline aldı. Üzerinde çentikler bulunan eski kılıç oldukça ağırdı. Yaşlı adamın uzattığı kemeri ve kılıç kınını da aldı. Üzerine geçirdiği kemere kınına soktuğu kılıcını sıkıştırdı. Genç prens ne olursa olsun dişini sıkarak bu ağır yükü taşıması gerektiğini biliyordu. Bu adadan kurtulup ailesini görebilmesinin tek yolu buydu.

Altı adam çocuğun kurtulamayacağını söyleyip kendi aralarında konuşmaya devam ederek kampa geri dönmeye başladı.

Arsay vaktinin kısıtlı olduğunu biliyordu, bu yüzden koşmaya başladı. Fiziksel olarak daha güçlü olabilmeyi diledi. Yine de bu dileğinin asla kabul olmayacağının farkındaydı.

Bir süre koştuktan sonra nefes nefese kaldı. Kısa bir süreliğine bekleyip soluklandıktan sonra yeniden koşmaya başladı. Bir ağacın yanından geçerken beklenmedik bir anda ayağı bir şeye takıldı ve başından uçan miğferiyle birlikte kendisini yerde buldu.

Başını çevirip arkasına baktığında yamuk ağızlı adamı gördü. Yaşlı adam gülümsüyordu ve elinde yine o büyük odun parçası vardı.

“Kafanda o şey varken seni tanıyamayacağımı mı sandın sıçan?”

Adam pis sırıtışıyla elinde tuttuğu odunu havaya kaldırdı. Tam odunu genç prensin başına indirecekken Arsay bir elini havaya kaldırıp “Dur!” dedi. “Seni kurtarmak için kamptakiler tarafından yollandım. Alfir Aldora senin oğlun, değil mi?”

Adam bunu duyunca elindeki odunu yere attı.

“Alfir mi? Ona ne yaptın sıçan?”

Genç prens yavaşça ayağa kalktı. “Söyledim ya, kampınızda misafiriz ve seni kurtarmak için Alfir tarafından gönderildim.”

Adam karşısındaki gence inanmamış olacak ki yerden aldığı odun parçasını tekrardan havaya kaldırdı.

“Yalancı sıçan, onu öldürdün ve şimdi beni öldürmeye çalışacaksın öyle değil mi?”

Adamın salladığı odundan Arsay son anda eğilerek kurtuldu. Biraz daha uzun boylu olsa kafası parçalanabilirdi. Genç prens bu hantal adamı alt edebileceğini düşündü. Odun parçası zırhsız birisine karşı verebileceği hasar ile oldukça güçlü bir silahtı fakat aynı zamanda sallamak için çok ağır ve yavaştı.

Adam birkaç kez daha odunu Arsay’ı indirmek için salladı ancak genç prens her seferinde saldırılardan sıyrılmasını bildi. Adamın sonraki hamlelerini okuyabiliyordu. En sonunda dayanamayıp ağır kılıcını kınından çıkardı.

“Anlaşılan seni tatlı sözlerle kampa geri götürebilmemin bir yolu yok.”




Yorumlar


Giriş Yap


    Duyurular

    Popüler Seriler

    Against The God
    Against The God
    Beğeni Sayısı: 1487

    King of Gods
    King of Gods
    Beğeni Sayısı: 1217

    Tales of Demons & Gods
    Tales of Demons & Gods
    Beğeni Sayısı: 1011

    True Martial World
    True Martial World
    Beğeni Sayısı: 913

    Emperor’s Domination
    Emperor’s Domination
    Beğeni Sayısı: 812

    I Shall Seal The Heavens
    I Shall Seal The Heavens
    Beğeni Sayısı: 796

    Martial God Asura
    Martial God Asura
    Beğeni Sayısı: 723

    Swallowed Star
    Swallowed Star
    Beğeni Sayısı: 641

    Coiling Dragon
    Coiling Dragon
    Beğeni Sayısı: 638

    Kara Büyücü
    Kara Büyücü
    Beğeni Sayısı: 620

    Popüler Orjinal Seriler

    Kara Büyücü
    Kara Büyücü
    Beğeni Sayısı: 620

    KAREN
    KAREN
    Beğeni Sayısı: 216

    GÖKYÜZÜ İMPARATORU
    GÖKYÜZÜ İMPARATORU
    Beğeni Sayısı: 200

    Beyond Eternity
    Beyond Eternity
    Beğeni Sayısı: 159

    DİPTEN EN TEPEYE
    DİPTEN EN TEPEYE
    Beğeni Sayısı: 159

    Yıldızlar Kralı
    Yıldızlar Kralı
    Beğeni Sayısı: 150

    Acemi Ölümsüz
    Acemi Ölümsüz
    Beğeni Sayısı: 137

    SAHİPKIRAN
    SAHİPKIRAN
    Beğeni Sayısı: 131

    THEODEN
    THEODEN
    Beğeni Sayısı: 130

    Lord Of The Demons
    Lord Of The Demons
    Beğeni Sayısı: 125

    Site İstatistikleri

    • 17494 Üye Sayısı
    • 783 Seri Sayısı
    • 36094 Bölüm Sayısı


    creator
    manga tr