“Dövüşte usta olanlar öfkelenmez, kazanmakta usta olanlarsa korkmazlar. Dolayısıyla akıllılar dövüşmeden önce kazanır, cahiller kazanmak için dövüşürler.” #Zhuge Liang

Antik Yasa - Bölüm ix - Savaş Kulesi


Üzerinde altın işlemeleri olan kırmızı cübbeler giymiş çocuklar, sekizerli dört sıra halinde dizilmişti. Onlar, Kızıl Anka Büyücülük Okulu’na yeni kayıt olanlardı.

İçlerinde üç gruba ayrılıyorlardı: Batan Gün Şehri ve civar şehirlerindeki zengin ailelerden gelenler, üstün yetenekleri karşılığında okula burslu alınan öğrenciler, uzaklardan gelip parasıyla kayıt olanlar.

Ren de bu üçüncü grupta olduğu için hiç tanıdığı yoktu. Bu nedenle gemideki bütün zamanı odasında gelişim yaparak geçirmişti.

Gemiden indikten sonra herkes oldukça yorgun görünüyordu ve hemen ayarlanan yerde uyudular. Sabah ise hepsine üzerlerindeki cübbeler verilmişti.

Ren’in kıyafetleri oldukça değerliydi. Üzerlerindeki büyü sayesinde yok edilebiliyorlardı. Ejderhaya dönüştüğünde de olan buydu zaten.

Ren bu özelliği kullanarak cübbesini yok edip kendisine verilen kırmızı olanı giydikten sonra diğer öğrencilerle birlikte sıraya girdi.

İşte şuanda sırada bekliyorlardı. Herkes arabaya bindikleriyle birlikte duruyordu. Onlara gözetmenlik eden adam önderliğinde Savaş Kulesine doğru ilerlemeye başladılar.

Savaş Kulesi’nin çevresinde güvenli bölge vardı. Antik Yasa sayesinde kimse kimseye saldıramazdı. Ama bu bölgenin içinde durmanın da belli sınırları vardı: günde yalnızca iki saat.

Ne kadar vaktin kaldığı Grimoire’nde yazardı ve eğer o süre bitmeden güvenli bölgeden ayrılmazsan uzakta bir yere rastgele ışınlanırdın. Bazen ölümcül olan yerlere bile ışınlanan oluyordu. Bu nedenle kimse güvenli bölgenin içinde zaman kaybetmezdi.

Savaş Kulesi’nin çevresi mana bakımından oldukça yoğundu ve birçok ülke bu bölgeye hükmetmeye çalışırdı. Fakat kimse insanları kuleye girmekten alıkoyacak kadar aptal değildi.Çünkü böyle yapan bir ülke anında herkesin düşmanı olurdu. Ama olurda herhangi bir güç bunu başarabilirse çevre ülkeleri, okulları ve klanları tamamen hakimiyeti altına alabilirdi.

Grupla birlikte ilerlerken Ren’in gözleri hep kuledeydi. Devasa taş tuğlalar cennete kadar üst üste dizilmiş gibi görünüyordu. Silindir şeklindeki kulenin bulutları aşıp göğe yükselmesi hayret vericiydi.

Ren’in gördüğü en yüksek bina sekiz katlıydı. O bina Savaş Kulesi’nin yanında küçük bir kutu gibi kalırdı.

Önde giden adam kuleyi izlemekten yürümeyi unutmuş çocuklara hızlanmalarını söyledi. Çevredeki herkes duraksamadan kuleye doğru ilerliyordu.

Ne kapı ne de pencere vardı. Kuleye on metre kadar yaklaşan bir ışık parlamasıyla kayboluyordu.

Ren kuleye yaklaştıkça ellerinin terlemeye başladığını fark etti. Önde yürüyen adam kenara çekilip çocukların önce geçmesine izin verdi.

En öndeki sıranın ışınlandığını görünce Ren istemsizce yutkundu. Ama kararlı bir ifadeyle ilerlemeye devam etti.

Kimseden çıt çıkmıyordu. Çocuklar ciddi ifadelerle yürüdü. Hepsi kaybolduktan sonra adam da arkalarından gitti.

 

<--  /  |  \  -->

 

Ren ışınlandıktan sonra kendini karanlık bir yerde buldu. Önünde devasa bir adam vardı.

Adamın yüzünde yarısı pembe yarası mavi bir maske vardı. Ağzı ya da burnu yoktu ama göz hizasındaki iki çizgi vardı. Oradan beyaz bir ışık parlıyordu.

Siyah kıvırcık saçları vardı ama çok uzun değildi. Adamın boyu o kadar uzundu ki belden aşağısı karanlık tarafından yutulmuştu ve görünmüyordu.

Ren biraz dikkatli bakınca adamın heykele benzediğini gördü ama bu heykel garip, siyah bir taştan yapılmıştı.

Ren’in zihninde bir ses yankılandı.

“Ren! REN!”

Birden görüntü değişti. Ren’in önünde kırmızı cübbe içinde tombul bir çocuk belirdi. Ren fısıldar gibi konuştu.

“Tom?”

Tom hala ifadesiz yüzle dikilen Ren’e bakarken kafasını iki yana salladı.

“Bu çocuk da gitti. İsmi garip olsa da aklı başında birine benziyordu, yazık oldu.”

Ren onu dinlerken yaşadığı şoktan çıkıp etrafı incelemeye başladı. Bu sırada Tom’a cevap verdi.

“Ben iyiyim sorun yok. Şuan içerde miyiz?”

Ren bir meydanda olduklarını gördü. Taştan bir dairedeydiler. Çevrede böyle başka daireler de vardı.

Sanki başka bir diyara gitmişler gibi duruyordu. Bir kulenin içinde tavan olmasını beklerdi ama mavi gökyüzü görülüyordu.

Ren birden heyecanlanıp dairenin sonuna koştu ve çimenlere atladı.

“Hey Ren beni bekle! Grimoire’ni çıkarsana, bak benimkinde ne var! Yemek yedikçe gelişimim artıyor.”

Tom kahkaha atmaya başladı.

“Dünyanın en iyi Grimoire’si benim!”

Ren dönüp taş daireden inmeye çalışan Tom’a baktı.

“Ben nasıl senle aynı yere düştüm ya! Hem özel yeteneğinden kimseye bahsetmemelisin.”

Tom bunu duyunca hemen yüzü değişti.

“Neyse bunu boşver, sen Grimoire’ni aldın mı? Öyle heykel gibi bakıyordun.”

Ren annesinin yaptığı gibi elini salladı ve önünde Bakır Grimoire belirdi. İster istemez yüzünde bir gülücük oluştu.

Sahip olduktan sonra kontrol etmesi de çok kolaydı. Bedeninin bir uzantısı gibi.

Ren’in düşünmesiyle kapak açıldı, sayfalar döndü. Her şeyden çok özel yeteneğini merak ediyordu.

Molly’den duyduğu kadarıyla özel yeteneklerin önceki hayattan geldiğine inanıldığını biliyordu.

Önceki hayatım nasıldı? Özel yeteneğim nasıl? Yoksa bu yetenek Grimoire’ye mi özel?

Ama Ren özel yeteneğin bulunduğu sayfayı okuyunca yüzü karadı, gülümsemesi dondu.

Tom onun bu halini görünce seslenmeden edemedi.

“Dostum! Ren, ne oldu!?”

Sayfadaki resmi inceleyememişti gözleri yazıya takılmıştı.

“İnsancıl olduğun kadar gözlem yeteneği yüksek birisin. Çevrendeki canlıların huzursuzluğunu fark edebilirsin.”

Ren tüm gücüyle bağırdı.

“OLAMAZ!”




Yorumlar


Giriş Yap


    Duyurular

    Popüler Seriler

    Against The God
    Against The God
    Beğeni Sayısı: 1459

    King of Gods
    King of Gods
    Beğeni Sayısı: 1199

    Tales of Demons & Gods
    Tales of Demons & Gods
    Beğeni Sayısı: 988

    True Martial World
    True Martial World
    Beğeni Sayısı: 907

    Emperor’s Domination
    Emperor’s Domination
    Beğeni Sayısı: 801

    I Shall Seal The Heavens
    I Shall Seal The Heavens
    Beğeni Sayısı: 780

    Martial God Asura
    Martial God Asura
    Beğeni Sayısı: 719

    Coiling Dragon
    Coiling Dragon
    Beğeni Sayısı: 638

    Swallowed Star
    Swallowed Star
    Beğeni Sayısı: 633

    Kara Büyücü
    Kara Büyücü
    Beğeni Sayısı: 597

    Popüler Orjinal Seriler

    Kara Büyücü
    Kara Büyücü
    Beğeni Sayısı: 597

    KAREN
    KAREN
    Beğeni Sayısı: 217

    GÖKYÜZÜ İMPARATORU
    GÖKYÜZÜ İMPARATORU
    Beğeni Sayısı: 200

    DİPTEN EN TEPEYE
    DİPTEN EN TEPEYE
    Beğeni Sayısı: 158

    Beyond Eternity
    Beyond Eternity
    Beğeni Sayısı: 151

    Yıldızlar Kralı
    Yıldızlar Kralı
    Beğeni Sayısı: 150

    Acemi Ölümsüz
    Acemi Ölümsüz
    Beğeni Sayısı: 136

    SAHİPKIRAN
    SAHİPKIRAN
    Beğeni Sayısı: 129

    THEODEN
    THEODEN
    Beğeni Sayısı: 129

    Lord Of The Demons
    Lord Of The Demons
    Beğeni Sayısı: 124

    Site İstatistikleri

    • 15203 Üye Sayısı
    • 716 Seri Sayısı
    • 33310 Bölüm Sayısı


    creator
    manga tr