Milyonlarca insanın aynı kötülükleri paylaşması o kötülükleri erdeme dönüştürmez; aynı hataları yapmaları, o hataları doğru kılmaz. #Erich Fromm

Antik Yasa - Bölüm vii - Mana ve Büyü


Ren için zaman hızlıca akıyordu. Annesinden eğitim almaya başladığından beri iki ay geçmişti.

Bu süre içerisinde Ren ilk önce ejderha halindeyken nasıl hareket etmesi ve saldırması gerektiğini öğrendi. Süzülme, ısırma, koşma ve pençe atma gibi hareketleri nasıl yapması gerektiğini anlatıyordu annesi.

Ren hareketlerin hepsini ilk denemede kapıyordu ama yine de annesi ona bol bol tekrar yaptırıyordu. Böylece ilk bir ay içerisinde bir sürü hareket öğrenmiş ejderha halindeyken ki savaş gücü oldukça artmıştı.

Daha sonraki ay ise insan halindeyken yapabileceği saldırılara gitmişti. Yumruk, tekme, dirsek, diz ve omuz kullanarak saldırılar yapmayı öğrendi. Ren’in kavrayış hızı yine annesini şaşırtmıştı.

Bu basit hareketleri geçtikten sonra Ren ilk gerçek yeteneğini öğrendi. Öğrendiği bir gelişim yeteneğiydi.

Bu yeteneğin ilk bölümü diyafram ile nefes almayı içeriyordu. Böylece gelişim yaparken verim on katına kadar çıkarılabiliyordu. Tabii diyafram bir süre sonra yorulduğu için bu hız çok uzun süre sağlanamasa da oldukça basit ve kolay ama bir o kadar da etkili bir yöntemdi.

Yeteneğin ikinci bölümü vücuttaki manayı belirli bir şekil oluşturacak şekilde tur attırmaktan geçiyordu. Böylece vücuttaki bazı noktalarda emiş gücü artarken bazı noktalarda da itiş gücü artıyordu. Mana emiş gücü artan noktalardan alınıp itiş gücü artan noktalardan verilerek hem mananın girdiği noktalar hem de vücuttaki kanallar saf mana ile sürekli yıkanıyor, gitgide güçleniyordu.

Ren’in öğrendiğine göre bu yöntem her yetenek için aynıydı. Değişen şey ise mana ile oluşturulan şekillerdi. Bazı yeteneklerde bir mana diyagramı varken bazı tekniklerde birden fazla mana diyagramı vardı. Bazıları belli bir bölgede oluşturulurken bazılarında mana bütün vücudu geziyordu.

Annesinin anlattığına göre Ren’in öğrendiği yetenekte binlerce yıl ataları tarafından kullanılarak ve geliştirilerek oluşturulmuş yüzlerce şekil varmış. Annesinin verdiği kitaptaki diyagramlara büyülenmiş gibi bakıyordu. Her birini en az onar tur denemek istiyordu.

Bu tür şekillerde vücuda ilk giren mananın ilk kez dışarı çıkmasına kadar geçen süreye bir tur denirdi. Tabii bazı diyagramlar öyle karışıktı ki mana farklı farklı dallara ayrılıp birden fazla yerden çıkıyordu ve tur kavramından bahsetmek anlamsız kalıyordu. Ama yine de tur kavramı savaşçıların dilinden düşmezdi.

Ren yaklaşık bir saat kadar farklı farklı şekilleri denerken diyaframı yorulduğu için düzgün nefes almayı devam ettiremeyecek hale gelmişti. Baştan aşağıya bütün vücudu karıncalanıyordu ama bu yorgunluk yanında bir başarı hisside getiriyordu. Ren hiç durmadan gelişim yapmak istiyordu.

Annesi nefes tekniği olmadan da eğitime devam edebileceğini söylemişti. Ayrıca zamanla diyaframının güçleneceğini ve daha uzun süre nefes tekniğini kullanabileceğini de eklemişti.

Ren bunu duyunca mutlu olmuştu çünkü nefes tekniği olmadan mananın akış hızının oldukça az olduğunu fark etmişti. Fakat bundan daha da sevindirici bir nokta vardı. Eğer Ejderha halinde gelişim yaparsa üç kat daha hızlı oluyordu. Bu da Ren için güzel bir sürpriz olmuştu.

Günler akıp giderken Ren öğrendiklerini sürekli tekrar etti. Daha küçük olduğu için vücut geliştirmekle çok ilgilenmiyordu. Zamanının büyük çoğunu gelişim yapmakla geçiriyordu. Onun için bir eğlence halini almıştı.

Başlangıçta saç teli kadar ince olan mana akışı çok yavaş da olsa kalınlaşıyordu. Ren altı yaşına geldiğinde bir iplik kalınlığına gelmişti.

Yaklaşık bu zamanlarda annesi artık ilk büyülerini öğrenmesi gerektiğini söyleyip ona elementler hakkında bilmesi gerekenleri anlatmaya başladı.

Gök Ejderhaları hava ve yıldırım elementlerinde daha başarılı oluyorlardı. Öğrendiği büyüler de bu elementlerle ilgiliydi. Ren en çok yıldırım ve ateş elementi büyüleri sevmişti ama ateş elementi büyüler yapmak yatkınlığı olmadığı için zordu.

Büyü yapmak için vücudundaki manayı istediğin elemente dönüştürüp dışarı çıkarmalıydın daha sonra dışardaki manayı belli bir şekle getirmen gerekiyordu. Bu nedenle büyü yapmak zor ve tehlikeliydi. Eğer şekli yanlış yaparsan kendine zarar verebilirdin. Ayrıca şekiller oldukça karmaşıktı. Bu nedenle yeni büyüler öğrenmek çok uzun sürebiliyordu. Hele güçlü büyüleri öğrenmek yıllar alan bir işti. Çünkü çok karmaşık şekilleri vardı.

Daha kolay büyü yapmanın bir yolu vardı, o da büyülü eşyalar üzerinden büyü yapmaktı. Büyülerin şekilleri normal eşyalar üzerine büyülü metaller ile oluşturulurdu. Kullanan kişinin yalnızca eşyaya mana göndermesi yeterdi. Tabii büyü böyle yapılınca kontrol etmek imkansız oluyordu. Ve eğer çok kısa aralıklarla art arda kullanılırsa eşyaya zarar verilebilirdi.

Dövüşürken büyü yapan, büyülü eşyalar üreten ve yeni büyü şekilleri oluşturan insanlara büyücü denirdi. Diğer insanlarsa manayı güç, hız ve dayanıklılık gibi vücut özelliklerini geliştirmede kullanır, büyülerini ise büyülü eşyalar üzerinden yaparlardı. Böyle insanlara ise dövüşçü denirdi.

Bir büyücü kılıç ya da mızrak teknikleriyle vakit harcamaz bütün zamanını yeni büyüler öğrenmeye ve yeni eşyalar üretmeye harcarken bir dövüşçü karmaşık olan büyülerden uzak durur ve kılıç, mızrak, balta gibi silahlar kullanmak üzerine yoğunlaşırdı.

Gök Ejderhaları arasında da bu ayrılık vardı. Bazıları doğuştan güçlü oldukları için dövüşçü olmayı önerirken, bazıları iki farklı element yatkınlıkları olduğu için büyücü olmayı öneriyordu.

Annesi Ren’in öğrenme yeteneğinin büyücü olmak için inanılmaz bir avantajının olduğunu biliyordu. Kendisinin haftalarca öğrenmek için çalıştığı büyüleri Ren tek bakışta öğreniyordu. Şekillerinin ne kadar karmaşık olduğuna bakmaksızın hem de. Bu gerçekten olağanüstü bir yetenekti. Resmen büyücü olmak için doğmuştu.

Yine bir gün Ren büyülerle uğraşıyorken birden arkasında güçlü bir ışık patlaması oluştu. Etrafı birden aydınlanıp sonra eski haline döndü.

Ren, şaşkınlıkla arkasını dönüp ışığın geldiği yöne bakarken annesini otururken buldu. Kadın yerde bağdaş kurmuş oturuyorken önünde havada süzülen altın sarısı bir kitap vardı. Ren hemen oraya doğru koştu.

“Anne sen Altın Seviye mi oldun?”

Kadın gülümsüyordu.

“Evet hayatım. Bak!”

Sonra kadın ona Altın Grimoire’yi gösterdi.

Ren’in annesinin adı Molly’di. O da Ren gibi beş yaşındayken eğitime başlamıştı. Ama öğrenme hızı Ren’inki kadar değildi. Eğitimini bitirip yetişkin olduğunda çoktan on altı yaşına gelmişti. Daha sonra iki yıl boyunca Savaş Kulesi’nde Gümüş Seviye’ye kadar çıkmıştı.

On sekiz yaşındayken ailesine geri dönmüş ve on dokuzunda Ren’in babasıyla evlenmişti. Molly yirmi iki yaşına gelirken Ren doğmuş, Ren daha bir yaşına girmeden de bir kaza sonucu bu düzleme düşmüşlerdi.

O zamanlar Molly ailesinden ayrı kalmanın üzüntüsünden ve küçük çocuğunu yalnız büyütmenin zorluklarından dolayı tembellik edip gelişimini aksatmıştı. Bu nedenle Gümüş Seviyeyi aşamamıştı.

Ama Ren’in üstün yeteneklerini görmek ona umut vermiş. Onun bitmeyen bir hevesle büyüler öğrenmesi ve gelişim yapması Molly’yi de gaza getirmişti. Tekrar gelişimine devam eden kadın için Altın Seviyeye geçmek zor olmamıştı. Kendisi de oldukça genç sayılırdı zaten. Hiç gelişim yapmayanı beş yüz yıldan fazla yaşayan Gök Ejderhaları için yirmi sekiz yaşında Altın Seviye hiç de fena değildi.

Ren Altın Grimoire’yi inceledikten sonra annesiyle biraz eğlendiler. Daha sonra Ren büyü kitabındaki büyülere bakmaya geri döndü.

Günler oldukça hızlı geçiyordu. Ren her gün ilk iş birkaç yeni büyü öğreniyor, öğleden önce biraz dövüş tekniklerini uyguluyor daha sonra kalan zamanın hepsini gelişim yaparak geçiriyordu. Ama bir süre sonra Molly’nin verdiği kitapta öğrenecek büyü kalmamıştı.

Kadın oldukça şaşkın hissediyordu. Ren’in hızına hala inanamıyordu. Öğrenmesi gereken bütün büyüleri öğrenmişti. Ayrıca zamanının büyük bir kısmını gelişime harcadığı için mana kapasitesi çok fazla olmasa da geçer düzeydeydi.

Lafın kısası ailedeki geleneklere göre yetişkin olmaya hak kazanmıştı. Şimdi kendi başına Savaş Kulesini keşfetmesi gerekiyordu.

Molly oldukça mutlu bir o kadar da üzgündü. Mutluydu çünkü Ren’in çok işe yarar yetenekleri vardı. Üzgündü çünkü küçücük çocuğu yalnız bırakması gerekiyordu.

Gelenekler çok önemliydi, uygulanmazlarsa tanrıları hoşnutsuz bırakabilirdi bu da ikisinin de sonraki gelişimini etkilerdi. Sonuçta hediyeler önemli güç kaynağıydı.

Hem gelenekler bir yana Molly biliyordu ki hiçbir savaşçı ana kucağında yetişmezdi. Ren’in kendi başına dünyayı görmesi gerekiyordu.

Bunların farkında olmasına rağmen yine de gözlerinin dolmasını engelleyemiyordu. Elinden bir şey gelmezdi. Bu nedenle istemeyerek de anne ve oğlun yeni rotası Savaş Kulesi’ydi.

Orada ayrılacaklar ve Ren kendi serüvenine başlayacaktı.




Yorumlar


Giriş Yap


    Duyurular

    Popüler Seriler

    Against The God
    Against The God
    Beğeni Sayısı: 1459

    King of Gods
    King of Gods
    Beğeni Sayısı: 1199

    Tales of Demons & Gods
    Tales of Demons & Gods
    Beğeni Sayısı: 988

    True Martial World
    True Martial World
    Beğeni Sayısı: 907

    Emperor’s Domination
    Emperor’s Domination
    Beğeni Sayısı: 801

    I Shall Seal The Heavens
    I Shall Seal The Heavens
    Beğeni Sayısı: 780

    Martial God Asura
    Martial God Asura
    Beğeni Sayısı: 719

    Coiling Dragon
    Coiling Dragon
    Beğeni Sayısı: 638

    Swallowed Star
    Swallowed Star
    Beğeni Sayısı: 633

    Kara Büyücü
    Kara Büyücü
    Beğeni Sayısı: 597

    Popüler Orjinal Seriler

    Kara Büyücü
    Kara Büyücü
    Beğeni Sayısı: 597

    KAREN
    KAREN
    Beğeni Sayısı: 217

    GÖKYÜZÜ İMPARATORU
    GÖKYÜZÜ İMPARATORU
    Beğeni Sayısı: 200

    DİPTEN EN TEPEYE
    DİPTEN EN TEPEYE
    Beğeni Sayısı: 158

    Beyond Eternity
    Beyond Eternity
    Beğeni Sayısı: 151

    Yıldızlar Kralı
    Yıldızlar Kralı
    Beğeni Sayısı: 150

    Acemi Ölümsüz
    Acemi Ölümsüz
    Beğeni Sayısı: 136

    SAHİPKIRAN
    SAHİPKIRAN
    Beğeni Sayısı: 129

    THEODEN
    THEODEN
    Beğeni Sayısı: 129

    Lord Of The Demons
    Lord Of The Demons
    Beğeni Sayısı: 124

    Site İstatistikleri

    • 15203 Üye Sayısı
    • 716 Seri Sayısı
    • 33310 Bölüm Sayısı


    creator
    manga tr