Üç kuruşluk eşeğin beş paralık sıpası olur. #Atasözü

Angoria - Bölüm 167: Yaşam Emen Güç!


Kung Lao’nun suratı ciddileşti, kendilerine doğru son hızda gelen birisini fark ettiğinden beridir bir şeylerin ters gittiğine emindi. Dudaklarını düz bir çizgi haline getiren Kung Lao,  önünde bulunan kişinin bir erkek olduğunu fark etti.

Son derece ağır bir kokuya sahipti ve Kung Lao’nun işini kolaylaştırıyordu. Yaşam Gücü Dağı’nın eteğinde böylesine can havliyle koşan birisini görmeyi aklının ucundan bile geçirmezdi.

“Her an kaçmaya hazırlıklı olun, Ming özellikle sen!”

Ming bu sözlerden sonra hemen etrafına bakındı, minik araç gereçleri de topladıktan sonra tamamen hazırdı. “Burada ölemem!” diye düşünüyordu.

Kung Lao kendisine doğru gelen adamın onları gördüğünü anladığı anda koşmaya hazırdı. Tüm bedeni adamın ağzından yırtılmış yanağına ve kemiğine kadar görünen koluna odaklanmıştı, “Bu nasıl bir ceset olsa ki?” diye düşündü Kung Lao.

“YARDIM EDİN!”

Adamın çığlıkları o kadar keskindi ki, Kung Lao ne yapacağından emin olamadı. Bu kadar çaresiz bir adamın oyun oynayacağını düşünmüyordu.

“Her an tetikte olmak iyi, ancak bu kadar abartmamak gerekli.”

Zihninden geçirmiş olduğu bu sözler ile birlikte adama karşı hemen ilerledi, “Kimsin! Hem neden sana yardım etmem gerekli!”

Adam kendisine doğru gelen adamı gördüğü anda “Gelme! Sakın gelme! Yukarıda! Ben-Bu…”

Nefes nefese kaldığından ötürü adamın konuşması pek iyi değildi, Kung Lao ne dediklerini anlamadı. “Gel şuraya otur bir soluklan.”

“Hayır! Anlamıyor musun! Vakit yok!”

Kung Lao neye vakit olduğunu bir türlü anlamamıştı, “Bu adam bu kadar telaşlı ise kesinlikle bunun altında bir şey var! Belki de bir çeşit hazinedir ha?!”

Kung Lao bunları düşündüğü anda bir anda gözleri alev aldı. “Kim hazineleri sevmez ki!”

Kung Lao’nun para aşkı onu tanıyan herkes tarafından az çok biliniyordu. Sırf Üç Dalga Şehrine daha az para vermek için ölümüne kavga etmeyi bile göze almıştı. Açık arttırmada geçirmiş olduğu o minik kalp krizleri hala daha aklındaydı.

Sıısss!

Bir anda ortaya çıkan bu sesle birlikte Kung Lao ne olduğunu anlayamadı, kafasını adama doğru çevirdiğinde adamın koşmaya başladığını fark etmişti. “Bu nasıl bir hazine ki adam yerinde dahi duramıyor.” Diye düşünüyordu.

Sonra birden adamın kendisine yukarıda dediğini hatırladı. Kafasını yukarıya doğru kaldırdığında ise gördüğü şey ile birlikte adamın neden korktuğunu çoktan anlamıştı…

“Bu… Bu bir Ba Yılanı!”

Ba Yılanı yılanların kralı olarak da bilinirdi, zehrinin bir damlası bile on bin insanın ölmesine yol açacak kadar tehlikeliydi. Üstelik bu Ba Yılanının derisi o kadar kalın pullarla kaplıydı ki, kök kaynak aleminin zirvesinde olan birisi bile saldırdığında en ufak bir etki bırakamayacaktı.

Kung Lao’nun kafasından geçen tek bir düşünce vardı… Oda sadece koşmaktı!

“Yarım canınız varmış gibi koşun! KOŞ!”

Kung Lao’nun bu çığlığı ile birlikte harekete geçmesi bir olmuştu. [Sismik Adımlar] tekniğinin tam formunu kullanan Kung Lao, tüm bedeninin minik gölgeler halinde kalmasına izin vermişti.

Ming sesi duyduğu anda ne yapacağını şaşırdı ve sadece koşmaya başladı. Hedefinde efendisinden başkası yoktu ve doğrudan onun izlerini takip ederek ilerliyordu.

Gungu ise…

Gungu neden korktuklarını bir türlü anlayamamıştı. Karşısına çıkmış olan yılanın gücünü genetik hafızasından çoktan hatırlıyordu. “Ah! Abi, bu Ba Yılanı daha bebek!” diye seslendi.

Kung Lao bunu duyduğu anda adımlarını yavaşlattı. Hemen bu yılanın bebeklikte sadece temel kaynak aleminde olduğunu hatırladı.

Tüm bedeninin en güçlü olduğu hal çoktan bilge kaynak aleminin sınırlarını zorlarken bebeklik hali sadece temel kaynak alemiydi.

“Yani sen diyorsun ki, bu Ba Yılanı zararsız?”

Gungu ufacık bir kıkırtı ortaya koyuverdi. Dudaklarında duyulan minik kıkırtının ardından “Şey, bu hayvancık benimle nasıl ölçülebilir ki? Daha yirmi yıl boyunca büyüyecek ki benim bulunduğum aleme adım atsın! Onun için bu alem şuan imkansız…”

Kung Lao bunu duyduğu anda sevindi, hatta o kadar sevindi ki gözlerindeki ışıltı geri dönmüştü. Bu ışıltı şüphesiz para kazanma hırsından başkasına ait değildi.

“Bir keçiye oranla çok daha fazla para eden bu yılanın sadece mükemmel sağlamlıktaki derisi şimdiden 50 sarı kaynak altını etmeli! Üstelik zehrinin bir damlası bile 20 sarı kaynak altını etmekteydi. Belki de dünyada olmadığım bu uzun zamanda piyasası bile artmıştır!”

Kung Lao’nun gözlerinde ki ışıltı daha da arttı. Kung Lao’yu şuan gören birisi olsaydı, kesinlikle onun gözlerinin önünde sarı kaynak altını görürlerdi.

“Eğitimim için de son derece yararlı olacak gibi duruyor…”

Adımlarını geri döndüren Kung Lao son hızla Ba Yılanına doğru geri döndü. Yılan kendisine doğru koşan Kung Lao’yu fark ettiği anda devasa ağzını açtı ve Kung Lao’yu tek damlasıyla öldürebilecek zehrini dişinin üstünde biriktirmeye başladı.

Sadece bebeklik sürecinde 15 metre uzunluğa sahip olan, Ba Yılanının neredeyse sonsuz bir büyüme olanağı vardı. Ne kadar yemek yerse o kadar büyürdü, bedeninin sindiremediği çok az canavar bulunuyordu. Besin zincirinin tepesinde yegane avcı olduğu bile söylenebilirdi.

Kung Lao ağzını açmış olan yılana doğru baktı, dudaklarında hafif bir gülümseme vardı. Döneyan’ın elinde parlamasına izin veren Kung Lao, kılıcını ağır kılıç pozisyonuna getirmiş ve doğrudan Ba Yılanına doğru yan taraftan atılmıştı.

SIVOŞŞŞ!

Ba Yılanı daha dönemeden, Kung Lao [Su Damlası] tekniğinin ilk savuruşunu uygulamıştı.

BOM!

Ağır kılıcının ağırlığının her saniye daha da fazla artmasını sağlayan Kung Lao’nun temel amacı, yılanın zırhlı bedeninde çatlak oluşturmak ve ardından da düzenli olarak o bölgeye saldırmaktı.

İlk saldırıdan sonra rakibinin hemen arkasında görülen köpekbalığı figürü, son derece ihtişamlı durarak Ba Yılanını her saniye yutacak gibi duruyordu.

Kung Lao, geri çekildiğinde gözlemlediği şey karşısında şok oldu. “En ufak bir kırık dahi yok mu!”

“Bu… Bu hile lan!”

Yapacağını en iyi şeyin bu olduğunu düşünen Kung Lao’nun en ufak yara almamış, Ba yılanı karşısında yapacağı şeyleri düşünmesi için zaman sınırı çok azdı. Ba Yılanı bu saldırı karşısında çok daha fazla sinirlenmişti, onun asil pullarına saldıran bu insanın parçasına sinirlenmemesi nasıl mümkündü ki?

“KAA!”

İleriye doğru ok gibi atılan Ba Yılanı, çenesini son noktaya kadar açtı. Kung Lao’yu tek seferde yutmayı hedeflemekteydi.

Ancak Ba Yılanı ne kadar hızlı olsa da Kung Lao kadar hızlı değildi, bunun en büyük sebebi [Sismik Adımlar]dı. Diğeri ise şüphesiz almış olduğu Qi kalitesinin diğerlerinden çok çok daha kaliteli olmasıydı.

Bedeni bir ok gibi ileriye atılmış olan Kung Lao kılıcının ağırlığı da son derece az miktara indirmiş ve neredeyse hissedemediği bir duruma sokmuştu. Bu durum ile birlikte kılıcının yaymış olduğu parlaklık o kadar artmıştı ki, kılıcın üstüne düşecek olan yaprak tanesinin bile kılıç tarafından ikiye bölüneceği garantiydi.

Kafasını yere indirmesini bekleyen Kung Lao, rakibi eski bulunduğu yere saldırdığı anda saldırdı. Tüm bedenine yayılan heyecanla birlikte Kung Lao’nun dudaklarında aç gözlülüğün büyük gülümsemesi görülebiliyordu.

“Paralar babanıza gelin!”

Yılana tekrar saldırıya geçtiği anda bu sefer ikinci savuruşunu yapmış olan Kung Lao’nun bedeninden yılana doğru giden derin bir soğukluk vardı.

Hemen geri çekilen Kung Lao, sırıtmadan edememişti. Bu durum öylesine basitti ki, Kung Lao’nun eğlenmesi için yaratılmış gibiydi.

En son keçiden almış olduğum paracıklar ile birlikte neredeyse zengin olmuştum. Şimdi de karşıma sen çıktın! Hahaha! Şuna ne dersin? Yüzüğümde senin gibi sarı bir yılan için çok boş yer var gel de buraya yerleş bence!”

Yılan rakibinin söylemiş olduğu sözlere daha da sinirlenmişti. İnsan ırkının para denen şeyi ne kadar çok sevdiğini biliyordu ve şuan karşısında bulunan insan onu para olarak görüyordu!

Ba Yılanının arkasında bulunan kuyruk bir hışımla ileriye doğru atıldı. Kung Lao bu saldırıyı fark etmemişti bile, daha önceki gibi onu yutmaya çalışacağını düşündüğünden Kung Lao’nun kaçınması gerektiği ile ilgili en ufak bir düşüncesi yoktu.

SIVOŞŞ!

Kırbaç gibi hareket eden kuyruk doğrudan Kung Lao’ya çarptı. Kung Lao daha ne olduğunu anlamadan bedeninin havaya doğru kalktığını hissetti. Göğsündeki kemiklerin bir kısmının kırıldığını hisseden Kung Lao’nun bedeni havadayken daha bir avuç kan kusmuştu. Bu durum öylesine acı verici görünüyordu ki, uzaklardan izleyen Ming’in ağzı açık kalmış ve eli ile onu örtmesi gerekmişti.

Kung Lao yere düştüğü anda yerde on metre sürüklenmişti. Tüm bedenin üstünden geçen bir dağ olduğunu hissediyordu.

Ba Yılanı darbesini indirdiği anda hızla harekete geçmiş ve doğrudan Kung Lao’yu öldürmeye ve yemeye odaklanmıştı.

Kung Lao’nun bilinci iki saniyeliğine kapanmıştı. Bu durum onun için saatler sürmüş gibiydi ve gözlerini açtığı anda kendisine doğru gelen Ba Yılanını gördüğü gibi kaçması gerektiğini hissetmişti.

SIVOŞŞ!

Hemen kalkan Kung Lao’nun atmış olduğu 28 adım la birlikte bedeninin tüm enerjisi bitmiş gibiydi.

“Tüm bedenimin saatler çalışmış kadar yorulduğunu hissediyorum. Bu nasıl bir durum böyle!”

“Ba Yılanlarının son derece özel bir durumu var o da; dokunmuş olduğu rakiplerinin hayat enerjisini emebilmesi. Bu onların hem ömrünü uzatıyor hem de vücutlarını iyileştiriyor!”

Kung Lao bunu duyduğu anda gözlerinin parlamasına izin veremedi. Böylesine bir yeteneğin etkisi nasıl olurdu ki! “Diyorsun ki bana her dokunduğunda benim yaşam gücümden emecek!”

Gungu onaylarca bir ses çıkardı, “Bu doğru…”

Kung Lao’nun kafasında birkaç plan ortaya çoktan çıkmıştı. “Bu yılanı yenebilmek için en azından beş dakikaya ihtiyacım var! Gungu beni koruman gerekli!”

“Olmuş bil abi!”

Gungu’nun hızı o kadar kuvvetliydi ki, bir atılımıyla neredeyse 400 metre uzaklıktaki Ba Yılanına yaklaşmıştı.

Bu sırada Kung Lao ise, hemen bedenini dinlendirmeye koyuldu. Kalbinin çarpıntısı aşırı derece yükselmişti, “Sadece bir vuruşla bedenim yorgunluktan ölme noktasına geldi… Böylesine bir yetenek ile birlikte bana üç defa vurmuş olsa kesinlikle yaşam gücüm biter!”

Gungu bu sırada yılana o kadar hızlı atlamıştı ki, yılan dengesini kaybedip yuvarlandı. Gungu’nun bir çene saldırısı ile birlikte gelişmiş olan pulları anında parçalara ayrıldı. “Onca zaman taş neden tükettiğimi düşünüyordum. Sonunda buldum! Senin o minik pulların benim dişlerimi ancak kaşındırıyor!”

Güç farkı devasaydı!

Gungu’nun her hareketi son derece ölümcüldü. Ba Yılanı şuanda o kadar kısırdı bir durumdaydı ki, ne yapacağını bilemiyordu. Şans eseri kuyruğu ile bir kez vurmuş olan Ba Yılanının bununla birlikte heyecanlanması içten bile değildi.

“Bu nasıl demir kuyruk sincabı!” diye düşündü Ba Yılanı!

Çoktan biliyordu, Ba Yılanının en kolay avladığı yiyecekler arasında demir kuyruk sincapları da vardı.

Ancak bu önünde duran sincap… Bu onu korkutmaya başlamıştı.

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1007

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 932

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 769

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 737

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 620

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 543

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 533

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 500

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 462

Sovereign of the Three Realms
Sovereign of the Three Realms
Beğeni Sayısı: 429

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 230

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 198

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 161

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 160

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 134

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 112

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 95

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 67

Site İstatistikleri

  • 9334 Üye Sayısı
  • 248 Seri Sayısı
  • 14392 Bölüm Sayısı


creator
manga tr