Milyonlarca insanın aynı kötülükleri paylaşması o kötülükleri erdeme dönüştürmez; aynı hataları yapmaları, o hataları doğru kılmaz. #Erich Fromm

Angoria - Angoria Bölüm 162: Lider Shenguan Shin!


 

Yazan: Aydehan

Düzenleyen: Ichigollum


Kung Lao’nun suratında oluşan masum gülümseme biraz değişir gibi olsa da hemen ardından toparlandı. Gözlerinde ki kibirli bakış yerini bir an bile değiştirmedi, dudaklarını araladığında “Kölemin boktan bir adama gitmeye çalışması ne yazık…” kelimelerinin dökülmesi bir olmuştu.

Bu kelimeler ile birlikte üçlü grubun şaşkınlıkları açıklanamayacak düzeydeydi. “Efendi Tan’ın kölesine göz koymak… Ejderhanın ağzına doğru ilerliyorsun ancak haberin bile yok yenileceğinden! Ne duruyorsunuz saldırın!”

Kung Lao, Döneyan’ı minik bir sallamayla birlikte bacağının yanına doğru indirdi, gözlerinde ki kibirli hava yerini sıradan baymış bir tatsızlığa bırakmıştı. “Sadece sözlerle ilerleyen erkeğin erkekliği nerededir?” diye karşısındaki lidere doğru mırıldandı.

Dudaklarından çıkan her sözle birlikte adamın yüzü derin çukurların dibine doğru batıyordu. Çukurun dibinde bulunan kazıkları fark etmeye başlayan adam daha fazla dayanamadı. Elindeki mızrakla birlikte taarruza geçmişti, dudaklarının rengi siniriyle birlikte beyaza dönmüştü, “Seni öldürmeden buradan ayrılmak yok! Seni öldürüp tüm her şeyine el koyacağım. O tekniğin bile bana ait olacak!” diye düşünüyordu.

Kung Lao gelen saldırıya kendisini hazırladı, bir mızrakla uzun kılıcın çarpışması her yana kıvılcımların saçılmasına yol açmıştı. Kung Lao’nun kolu gelen darbeyle birlikte bir nebzede olsa sızlamış ve buda gücünün daha az kullanılmasına yol açmıştı.

Savaşta mızraklar kılıçlardan daha etkili bir silahtı, uzun menziliyle, kontrollü ellerin elinde bir orduya karşı tek başına bile durabilirdi. Kimi yerlerde silahların kralı olarak bile görülürdü, mızrakların en önemli özelliği sadece menzili değildi, yakın dövüş silahı olarak da mükemmeldi. Kullanıcısının bir kaya kadar sert, bir su gibi akışkan olmasını sağlayabilirdi, her general savaşta bir mızrak ile bulunurdu. Bu onun daha fazla güçlü olmasına ve daha itibarlı davranmasına yol açardı.

Mızrakların gücü de aynı şekilde sopalarından gelirdi, iyi bir sopa hem esnek hem de sert olmalıydı. Gelen darbelerin hepsini engelleyecek ancak savurmalarda da kullanıcısının emirlerine itaat edecek bir odundan yapılmış olması gerekliydi. Aynı şekilde mızrak ucunun da son derece keskin olması gerekliydi ancak sopa kısmına kıyasla o kadar önemsizdi ki, iyi bir sopanın ucuna taş bile taksanız o mızrak iyi bir mızrak olarak görülebilirdi.

Elbette ki, mızrağın aynı şekilde hemen ucunda bulunan yeleleri de önemliydi, tüyün kalitesi ne kadar iyi olursa o kadar iyi kanın sıçramasını engeller ve aynı şekilde cezbedici olurdu. Rakibin dikkatini dağıtmak için tüyler olmazsa olmaz bir etmendi.

Kung Lao bunları bildiğinden ötürü rakibinin silahına bir göz atmıştı. “Silahın sopası iyi denebilecek bir seviyede, başlığı siyah taşın demirle eritilmesiyle elde edilmiş bir demir. Aynı şekilde tüyleri ise belli ki kedi tüylerinden yapılmış. Neredeyse güzel bir silah olduğu söylenebilir ancak…”

Kendisine doğru gelen bir başka darbe ile birlikte Kung Lao hızla kendisini geriye attı. Basit bir savurma hareketi de olsa mızrak ustasının yeteneğine göre bir dağı bile yerinden ayırabilirdi. Bu tür bir yetenek elbette ki zor bulunurdu ancak, önlem almak da böylesi bir dövüşte çok önemliydi.

Daha Kung Lao kendisine gelememişti ki, adam hemen hızlandı. Basit bir hareketmişçesine mızrağının üstünde doğruldu ve Kung Lao’nun bedenine şimşek kadar hızlı dört tane tekme indirdi.

“Baharın Gelişi!”

Daha adam mızrağının desteğini yeni bitirmişti ki, bu seferde arkasında kalan mızrağı sert bir şekilde savurarak Kung Lao’nun savunmasında bir başka delik daha açtı.

“O kadar iddialı konuştuktan sonra tüm yapabildiğin bu mu? Çok israf çok…”

Adamın suratında ki ifade o kadar netti ki, Kung Lao istemeden de olsa “Fazla mı gücümü düşük gösterdim acaba!” diye düşünmeden edemedi. Bu sırada kendisine doğru gelen iki palalı adam da taarruza geçmiş ve Kung Lao’nun daha zorlu şartlar altına girmesini sağlamıştı.

“Bizi zengin etmek için lütfen öl…”

Gelen iki darbenin ilkinden sıyrılan Kung Lao ikincisini de kılıcıyla engelledi. Dudaklarında yorgunluktan ötürü oluşan kurulukla birlikte bir damla kan dudaklarından süzüldü. En yakında ki rakibine doğru atılan Kung Lao kılıcını uygun bir vaziyette savurma imkanı bulmuştu.

[Ölümsüz Yeşim Yılan Balığı Savuruşu]

Kılıcından süzülen bembeyaz bir kıvrım tıpkı bir yılan gibi bükülmüş ve hemen ardından da rakibinin bedeniyle çarpışmıştı. Yılan doğrudan adamın bedenine girerken, kılıç da adamın karnına doğru süzülmüştü.

Kılıcın savruluşu ile birlikte adamın karnı son derece temiz bir şekilde, kesilmiş ve alt organların en büyüğü olan bağırsaklar doğrudan dışarıya doğru fırlamıştı. Rakibin tüm bedenini dolaşan soğuk yılan ise, rakibinin ense kökünden dışarıya çıkmış ve kan kırmızısı gözleriyle birlikte ölümcül bir bakış atıp ardından da kaybolmuştu.

Tek bir hamle ile birlikte adam soğuktan ölmüştü. Yarılan karnından soğuk yüzünden iki damla kan ancak akmış ardından ise kanaması bitmişti, bunu gören diğer ikili ise istemeden ağızlarını açmıştı.

“Bu… Bu nasıl bir teknik ulan!”

“Efsanevi bir tekniğin küçük bir çocuk tarafından kullanılması ne büyük ziyan!”

“Ne olursa olsun ölmeli GEBER!”

Kung Lao onlara doğru bakarken, istemeden de olsa tebessüm etti. Dudaklarındaki masum ancak bir o kadar da alaycı gülüş ile birlikte ikili istemeden de olsa enselerinden ürpertinin geçtiğini hissetmişti.

“Beni mi öldürmek istiyorsunuz anca rüyanızda!”

Kung Lao ileriye doğru hızla atılmış ve doğrudan diğer palalı adama doğru koşmuştu. Kılıcını bir başka kez savurmaya çalışacaktı ki, mızraklı adam son anda araya girmiş ve darbeyi engellemişti.

Ancak engellemiş olduğu darbe sıradan bir darbe değildi, Kung Lao’nun [Su Damlası] tekniğinden başkası değildi.

[Altı Kollu Deniz Yıldızı Savuruşu!]

Mızraklı liderin bedeni altı farklı bölgeden buz sarkıtları saplanmış gibi hissetmişti. Bedeninin hemen arkasında çıkan denizyıldızının dokunaçları o kadar sivri duruyordu ki, gören insanlar bunların diş olduğunu bile düşünebilirdi.

İki adım geriye doğru çekilen lider bir an suratının battığını hissetti, bedeninin titreyişini kontrol dahi edemiyordu. “Bu nasıl bir soğuk!” diye düşünmeden edememişti.

Kung Lao’nun darbesinin etkili olmaması ile birlikte palalı adam hızla ilerlemiş ve Kung Lao’nun göğsüne doğru kılıcını saplamaya çalışmıştı.

Kung Lao kılıcıyla son anda engellemeye kalkışsa da kılıcın keskin ucu ancak savrulmuştu. Göğsü açılan Kung Lao’nun hemen ardından bedeninden akan kan da Kung Lao’nun bir adım geriye doğru gitmesine yol açmıştı. Dudağından iki damla kan süzülen Kung Lao ciddiyetle rakibine bakmış ve hemen ardından da bir başka savuruş tekniğini kullanmıştı.

[Dalgalı Yengeç Kıskacı Savuruşu!]

Bu savuruş aslında pek de savuruş gibi değildi, sanki tüm hepsi savunma savuruşu iken bir tek bu saldırı için oluşturulmuştu. Savurma tekniği ile saplama tekniğinin bir karması olan bu teknik önce rakibine kılıcın ucunu çok hafif saplamayı hemen ardından da bunu savuruşa dönüştürmeyi amaçlıyordu.

Palalı adamın göğsüne doğru değen kılıç darbesi hemen ardından büyük bir güçle savuruşa dönüştürülmüş ve bunun vermiş olduğu dalga ile birlikte adamın göğsüne devasa bir baskı binmişti.

Adam ne yapacağını bilemediği için sadece bu baskıyı kabul edebilmiş ve bunun sonucunda da tüm göğüs kemikleri kırılmıştı. Bedeninin hemen arkasında oluşan acımasız gözlere sahip bir yengeç ise daha da fazlasını istiyor gibi bakmakla yetinmişti.

Bunun hepsi sadece bir nefeslik sürede olmuştu, geldiği gibi ortadan kaybolan yengeç figürü ile birlikte Kung Lao’nun eşsiz kılıç tekniğinin değeri bir nebze daha yükseliş göstermişti.

Palaya sahip olan adamın ağzından fırlayan avuç dolusu kan ile birlikte üç adımlık mesafede havalandı ve hemen ardından da bir çuval gibi yere kapaklandı. Kendisine gelen hasar o kadar fazlaydı ki, kırılan göğüs kemiklerinden birisi doğrudan kalbine doğru ilerlemiş ve adamın ölmesine yol açmıştı.

Hemen ardından Kung Lao mızrak sahibi lidere baktı ve gözlerinin ucuyla onu bir güzel süzdü. “En sonunda yalnız kaldık ha?”

Mızraklı lider geriye doğru bir adım attı ve “Ben… Bo Shin ve Qing Mu’ya benzemem!” diye bağırdı. Boğazından dışarıya doğru adeta taşarcasına çıkan bir çığlık ile birlikte kendisini hızla ileriye doğru atan adam mızrağını ok yağmuru gibi sallamaya başladı.

[Yıldız Yağmuru!]

Kung Lao gelen her darbeyi elbette ki, engelleyemedi, ancak bu onun ölümcül bir yara almasına da engel olmuştu. Almış olduğu yaralar genelde sıyrıklardan ibaretti, kimi saldırılar ise hedefini bile bulamıyordu.

Üç nefes süresi boyunca böyle devam eden saldırı sonrasında adam durmuş ve bir takla ile birlikte geriye doğru gitmişti. Bu sırada ise mızrağını da Kung Lao’ya bir kez daha sallamıştı.

Savurması Kung Lao’nun boş bir anına denk gelmiş ve kılıcını kullanmak yerine koluyla engellemeye çalışmıştı. Sol kolunun gücüne güvenen Kung Lao bunu yaptığı anda bir hata yaptığını fark etmiş olsa da iş işten çoktan geçmişti.

Koluna gelen saldırı daha çarpmanın etkisiyle kolunun çatlamasına yol açmıştı. Hemen ardından da kolunu üç farklı yerden kıran bu saldırı geri sektiğinde, Kung Lao beyninin yıldırımlarla dolduğunu hissetti. Bu durum öyle bir şeydi ki, kafasına saplanan dört farklı hançerin yapabileceği etkiden daha büyük bir durumdu.

Kırığın şiddeti ile birlikte bedenine yayılan ısı hemen ardından dayanılmaz bir acıya dönüşmüştü ve Kung Lao’nun suratının morumsu bir renge girmesini sağlamıştı.

“Hah! Sonunda, Lider Shenguan Shin! Çok kötü bir durumdayız köleyi kaçırmaya çalışan bir kişi var ve ekibimden iki kişiyi çoktan öldürdü! Bana yardım etmelisiniz!”

Elinde bulunan bir taşı ezdikten sonra bunları söyleyen mızraklı lider hemen ardından da Kung Lao’ya ölümcül bir bakış atmıştı. “Bu gün buradan sağ kurtulmanın imkânı dahi yok! Burası senin mezarın olacak ve sonsuz cehennemi burada tadacaksın!”

Kung Lao buna yorgun bir tebessümle karşılık verdi. Kötü bir durumdaydı kabul ediyordu ancak burada ölmeyeceğine de o kadar emindi ki, sadece tebessüm edebilirdi. “Bu gün burada diyelim ki öldüm, sence senin sağ kurtulma ihtimalin ne kadar? Sadece tek kolumu al aşağı ettin ancak diğer kolum hala daha sağlıklı. Burada ölecek olsam bile bunu senin yanına bırakacağımdan emin misin?” dudaklarında bulunan masum gülücük tekrardan yerini aldı.

“İnsan mısın lan sen! Kolun kırıkken bile gülebiliyorsun!”

Kung Lao bu soruya cevap vermedi, bu hayata yeniden doğduğu kısacık süre içerisinde defalarca kez benindeki kemiklerin bir kısmı kırılmış daha sonrasında yeniden kaynamıştı. Artık o kadar sıradan bir hal almıştı ki bu durum Kung Lao zihinsel olarak çöküş yaşamıyordu bile.

“Şuan kılıcımı savurmak için sağlığım yeterli değil, Her hareketim bir suyun akışkanlığında olmalı, aksi takdirde bu bana zarar verecektir. Kolumun kırık olması da akan bir nehrin içine düşen bir ağaç gibi…”

Düşüncesini mantıklı bulduktan sonra Kung Lao, kılıcını ortadan kaldırdı ve tek yumruğu ile birlikte dimdik durdu. Bu sırada da Aziz Yordan’ın Taş Bitkisi yavaş yavaş kırık kolu tamir etmeye başlamıştı bile.

“Seni öldürmek için bu şekilde dövüşmem çok yeterli olacaktır. Ne duruyorsun saldırsana bana…”

Ciğerlerine derin bir nefes gönderen Kung Lao hemen ardından da bakışlarını önündeki adama karşı kilitledi. Yumruğunu derinlemesine sıkan Kung Lao yumruğunun üstünde oluşan sarımsı parıltının ortaya çıkmasına izin vermişti.


Bu bölüm normalde üç bin kelimeden fazla olacaktı. Ancak bunu yaparsam da maalesef bölüm sayısında azalma meydana gelecekti. Ben de bundan ötürü bölümü bölme kararı aldım. Bölümü umarım beğenmişsinizdir. Bölüme yorum atarsınız çok ama çok sevinirim ^^


 

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1264

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1081

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 891

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 823

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 702

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 663

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 644

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 603

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 553

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 525

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 379

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 205

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 197

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 188

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 143

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 141

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 119

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 117

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 100

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 15606 Üye Sayısı
  • 512 Seri Sayısı
  • 21063 Bölüm Sayısı


creator
manga tr