Lafla pilav pişerse deniz kadar yağı benden. #Atasözü

Angoria - Angoria Bölüm 155: Long Li


 

Yazan: Aydehan

Düzenleyen: Ichigollum


Kung Lao’nun İlkel Yurt’ta bulunduğu bir aylık zaman diliminde en rahat olduğu bölge burasıydı. Harika bir meltem suratına vuruyordu, uzun platin saçları rüzgarla birlikte dalgalanıyordu. Kulaklarına ulaşan tatlı rüzgarın sesi ile birlikte burnuna dolan yaban güllerinin kokusunu sürekli olarak içine çekiyordu.

“Burası bir cennet!” diye düşünmeden edemedi Kung Lao, bir yandan da Gungu’yu okşuyordu. Minik Gungu’nun kürkü her okşaması ile birlikte önce kabarıyor ardından da tekrar düzleşiyordu. Kendisinden hoşnut bir duygu yükseliyordu ve Kung Lao bundan ötürü daha da mutlu hale geliyordu.

En sonunda uyuması içten bile değildi. Kung Lao uyuduğu sırada yaşanan olaylar onun elbette ki umurunda değildi, ancak bir çığlık vardı ki; Kung Lao istemeden de olsa bu çığlığı duymuş ve gözlerini açmıştı.

“YARDIM EDİN! KİMSE YOK MU?”

Çığlığı duyduğu anda bir şeylerin olduğunu anlayan Kung Lao dikkatini o yöne doğru yöneltmişti. Gungu’ya bakan Kung Lao “Gidelim mi? Yoksa bu tatlı ortamın keyfini mi çıkartalım.” diye sordu.

Gungu açıkça çok takmamıştı ancak oraya gitmeleri gerektiğini çok iyi biliyordu. “Bence gidelim! Hem belli mi olur, güzel bir sincap ile karşılaşırız!”

Kung Lao böylesi bir yanıt duyduğu için şaşkın bir surat ile Gungu’ya baktı. Ondan böylesi bir cevabın gelmesini asla beklememişti, ancak şaşkınlığını hemen bir kenara fırlatan Kung Lao ayağa kalktı ve yönünü çığlığın geldiği bölgeye doğru döndü. Derin bir nefes çeken Kung Lao ne tarafta olabileceklerini hissetmeye çalıştı.

“Çığlık çok yakından geldi, bu yüzden o kadar da uzakta olmaları imkansız! Cennet Koklayan Burun kesinlikle yerlerini bulmalı.”

Düşüncesini birde uygulamaya koyan Kung Lao kendi menzilindeki her şeyin kokusunu üç nefeste analiz etti, neredeyse tüm bölgenin haritasını burnu sayesinde kafasında canlandırmıştı. “Silik de olsa bir grup insanın kokusunu alıyorum. İçlerinden en belirgin olan koku ise yasemin kokusu…”

Gungu’yu cebine yerleştiren Kung Lao hemen suratını güney batı yönüne doğru değiştirdi. [Sismik Adımlar] sayesinde hemen hızını yükseltmiş olan Kung Lao gücünün yarısını kullanarak koşmaya başladı.

Çok değil sadece bir tütsü süresi kadar sonrasında Kung Lao çığlığın kimden geldiğini anladı, bu çığlığın sahibi şüphesiz Göksel Anka Prensesi Lu Lu’ydu. Suratında tiksinmiş bir ifadeyle önünde bulunan insana bakıyordu ve suratından net bir şekilde korktuğu okunuyordu.

Kung Lao olaya hemen atılmak istemedi, bunun yerine tesadüf eseri buradaymış gibi davranmasının daha iyi olacağını düşündü ve bu şekilde hareket etti, Gungu’yu tekrar eline alan Kung Lao, sevmeye devam etti. Bu onda neredeyse bağımlılık halini almıştı.

Kung Lao ilerlemesini sürdürürken bilerek bir kuru yaprak topluluğuna bastı. Bu ses ile birlikte yeniden ilgisizliğini koruyan Kung Lao, sanki tamamen tesadüfmüşçesine suratında anlamsız bir gülümseme ile Prenses Lu Lu’ya baktı.

“Ah… Bu nasıl bir tesadüf olsa gerek,  sizi burada göreceğimden asla emin olamazdım. En son gördüğümden beridir bir ay geçti.”

Kung Lao konuşurken hepsi Kung Lao’ya doğru bakıyordu. Ön tarafta bulunan Kung Lao’dan kısa, hafifçe şişman bir genç sinirli ifadesini doğrudan kendisine yansıtıyordu.

“Açıkçası, sizin gibi bir güzel kadının sevgili diye bu adamla birlikte olmasını hiç uygun bulamadım Prenses Lu Lu…” diyen Kung Lao suratında oluşan hayal kırıklığıyla iç çekerek “Açıkçası bu şişman arkadaş yerine Gungu ile sevgili olsaydınız emin olun daha fazla yakışırdınız…” diye konuşmasını bitirdi.

Prenses Lu Lu’nun yanında bulunan şişman çocuğun bir anda suratı kıpkırmızı olacak şekilde kızardı. Dudakları titriyordu ve bu kızarıklık yerini mora doğru bırakıyordu, “Sen kim oluyorsun da benimle bu şekilde konuşmaya hak kazanıyorsun?! Ayrıca Prensesim kiminle konuşması gerektiğini çok iyi bilir, sen o garip kaynak canavarınla birlikte neden defolup gitmiyorsun? Burada çok önemli bir konuyu konuşuyorduk!”

“Ah… Benim hatam, bende bu civarlarda bir çığlık duymuştum ve bir bakayım demiştim. Görüyorum ki yanlış yere gelmişim… Hay aksi, acaba duymuş olduğum çığlığın sahibi kimdi? Belki de çoktan bir kaynak canavarı tarafından yaralandı… Hay aksi.” Suratında bulunan karışıklık ile birlikte Kung Lao üzgün ifadesini ortaya koydu ve “O zaman sizleri daha fazla rahatsız etmeme gerek yok, sonuçta benim amacım sesin olduğu bölgeye doğru ilerlemek.”

Kung Lao bunları söylediği anda arkasını döndü ve ağır adımlarla ilerlemeye başladı. O kadar yavaş yürüyordu ki, bir fincan çay içimlik sürede sadece yirmi adım atmıştı. Sürekli olarak çevresini kolaçan ediyor ve yere bakıyordu, yerde bulmuş olduğu bir papatyayı hızla eline alan Kung Lao gülümsedi ve papatyayı sevmeye başladı.

“Dur! Çığlık atan bendim… Lütfen bana yardım et kardeş Lao!”

Kung Lao bu sesleri duyduğunda hemen durdu, arkasını döndü ve suratında masum, hafif bir gülümseme ile birlikte ikiliye baktı. Hemen ardından bakışlarını Prenses Lu Lu’ya doğru çevirdi ve “Size nasıl yardımcı olabilirim?” diye sordu.

Bu esna da iyice sinirlenen şişman çocuk “İşine bak lan sen! Seni ilgilendiren bir şey yok burada, sevgilimle konuşuyorum şurada!” diye bağırdı.

Kung Lao bunu duyduğunda sadece iç çekti, kırmızı dudaklarında üzgün bir ifade ortaya çıkmıştı. “Prenses Lu Lu, sizin domuzlardan hoşlandığınızı asla bilmezdim…” diye iç çekti.

Lu Lu hemen kafasını salladı, “Hayır, hayır! O benim sevgilim falan değil! Onunla ilk kez kapıdan geçtiğimde tanıştım. Bana yardım teklif etti, nasıl olduysa kardeşleriyle birlikte aynı yere gönderilmişti. Bende kabul ettim, ancak böyle bir şey olacağını nasıl bilebilirdim ki!”

Kung Lao iyice anlamıştı olayı, suratında gizemli bir gülümseme vardı. Bu gülümseme başlangıçta alaycı bir gülümseye benzese de arkasında büyük bir hüzün barındırıyordu, hatırlarına bir anda Siyah Tavşan düşmüştü… Kafasını sallayan Kung Lao üzüntüsünü bastırdı. Derin bir iç çekti ve önündeki şişman çocuğa baktı, “İnsanlara zorbalık yapmak, kadınları taciz etmek ne kadar da alçakça bir davranış…” diye mırıldandı.

Bu şişman çocukta bardağı taşıran son nokta olmuştu. Hemen arkasındaki insanlara doğru döndü ve “Şu çocuğu öldürüp hemen kafasını bana getirin! Sevgilim ile olan konuşmamı bölmesine daha fazla katlanamıyorum!” dedi.

Hemen sekiz kişi aynı anda harekete geçmişti, suratlarında acımasız bir ifade vardı ve hedeflerinde elbette ki Kung Lao’dan başkası yoktu. Kung Lao istemeden de olsa o hafif gülümsemesini tekrar ortaya koydu, bu gülümseme o kadar değişik bir gülümsemeydi ki Kung Lao özellikle bu gülümsemesini çok severdi.

Gülümseme başlangıçta masum bir ifade ortaya koysa da, bu sadece aldatmacaydı. Kung Lao’nun hemen ardından yapacaklarının habercisi olma niteliği taşıyordu. Ancak kim bunu bilebilirdi ki? Hemen kendisine doğru gelen gruba baktı, derin bir nefes çekerek auralarının kokusunu içine çekti. “Hepsi ya temel kaynak aleminde ya da kök kaynak alemine yeni geçmiş bulunmakta… çok zor değil ancak çok kolay da değil…”

[Cennet Koklayan Burun] tekrardan görevini yerine getirmiş ve Kung Lao’nun karşısında ki rakiplerini tanıma şansı bulmasını sağlamıştı. Kendi oluşturmuş olduğu tekniğin bu denli kuvvetli olması Kung Lao’nun çok hoşuna gidiyordu “Bir ara kağıt bulup yazmalıyım.” diye düşündü. Bu sayede sevdiklerine de bu tekniği öğretebileceğini fark etti.

Kendisine hızla ilerleyen gruba bakan Kung Lao istemeden de olsa [Sismik Adımları] kullanmaya başladı. Yumruğunun üstünde biriktirmiş olduğu Qi ile birlikte yumruğunun üstü sarı bir renkte parıldamaya başlamıştı. Doğrudan kendisine gelen ilk rakibine yumruğunu vurdu.

[Meteor Yumruğu]

Yumruk daha dudaklarına değdiği anda rakibinin dudakları patlamış ve dişleri bu güç karşısında çoktan çatlayıp ardından da kırılmıştı. Çenesi de muazzam baskıya daha fazla dayanamadı ve doğrudan kırıldı. Kırılan çenesi yere düştüğü anda insanlar tarafından fark edilmiş ve çarpık suratı insanların midesinin bulanmasına neden olmuştu.

Tek yumrukta bir kişiyi indirmişti!

Hepsi şaşkın bir vaziyette duruyordu, kimse ne yapacağını bir nefes süresi kadar bilemedi. Hemen ardından içlerinden kök kaynak aleminde ki birisi sinirli bir surat ifadesini ortaya koydu. Öldürmet niyeti her yanından fışkırıyordu, hemen ileriye atıldı ve “Geber!” diye bağırdı.

Kung Lao bu gelen rakibin içlerindeki en güçlü kişilerden birisi olduğunun farkındaydı. Hissettirmiş olduğu koku o kadar güçlüydü ki, bunun Kök Kaynak alemi olduğunu anlamamak için aptal olmak gerekirdi.

Kung Lao’ya hızlıca atılan adam hemen eline bir gürz aldı ve doğrudan Kung Lao’ya doğru gürzünü savurdu. “Yeryüzü Kaygısı! Üçüncü hareket, yeryüzünün üzüntüsü!”

Kung Lao bu tekniği duyduğu anda işlerin bir miktar sarpa saracağından emindi, hızla [Sismik Adımları] kullandı ve olduğu yerden bir miktar geriye doğru çekildi.

Daha çekildiği anda gürz olduğu bölgeye doğru indi ve bu gürzün gücü bir anda yerin titremesini sağladı. Yer o kadar şiddetli titremişti ki, Kung Lao bir an deprem olacağını düşündü. Ancak bir anda toprak çatlamaya ve ardından da yarılmaya başladı, hemen ardından bu yarık yirmi adımlık mesafe kadar ilerledi.

“Böylesi muazzam bir teknik… Bir tane vurursa işim biter!” diye mırıldandı Kung Lao.

Gungu’yu cebinden çıkartan Kung Lao, Gungu’ya doğru baktı ve “Savaşma vakti geldi! Hadi onlara günlerini gösterelim!” diye mırıldandı.

Bunu duyan Gungu anında ciddi bir surat ifadesi takındı. Yeni yeni çıkmış olan kürkü bir anda kabardı. Dudaklarından ince bir hırlama yükseldi ve ardından da vahşi bir yüzle önündeki gruba doğru bakmaya başladı.

Kung Lao, Gungu’nun bu anlık görünüş değişikliğinin ilk kez ortaya çıktığının farkındaydı. Bu değişikliğinin ne olduğunu düşünse de şuan zamanı değildi, ondan ötürü kafasını salladı ve bunu sormayı daha sonraya bıraktı.

“O gürz sahibi insana saldır, diğerlerini ben halledeceğim!”

Gungu sadece kafasını salladı ve bir anda gözden kayboldu. Muazzam bir hızla öne doğru atılan Gungu, önünde bulunan Gürz sahibi kaslı çocuğa doğru bir anda atıldı ve suratına yapıştığı gibi minik ancak iki bıçak tanesine benzeyen dişleriyle ısırmaya başladı.

“AHHH! YARDIM EDİN! ALIN ŞUNU ÜSTÜMDEN!!!”

Yükselen çığlık ile insanlar şaşkına dönmüş ve hemen önlerinde ki Gürzlü çocuğa doğru koşmaya başlamışlardı. Hepsinin de içinde yardım etme arzusu ortaya çıkmıştı.

Ancak önlerine çıkan bir başka şahıs ile şaşırdılar, bu kişi platin saçlara sahip beyaz yüzlü ve kırmızı dudaklı Kung Lao’dan başkası değildi:

[Meteor Yumruğu!]

Yumruk hızla iki kişiye birden vurdu, her seferinde içinde bulunan Qi’yi1 yumruğuna doğru döken Kung Lao çabucak iki kişinin ölmesini sağlamıştı.

Bu esnada arkasında bulunan çığlık son bulmuş ve Gungu’nun kürkü siyahımsı bir kahve rengini almıştı. Gözlerinde görünen derin öldürme arzusu yine muazzam büyüklükteydi. Daha demin öldürmüş olduğu Gürzlü çocuktan sonra hiçbir şey değişmemişti.

Kung Lao hızla önündeki rakiplerine koşmaya başlamıştı. Arkasında ki sincap ta hızını arttırmıştı.

Kung Lao’nun omzuna doğru zıplayan Gungu, hemen ardından tekrar atladı. Bir başka rakibin üstüne doğru atladığında çocuğun anında boğazına doğru atıldı ve sadece üç defa ısırmasıyla boynunun yarısı ortadan kaybolmuştu. Ortaya çıkan şelale benzeri kan Gungu’yu bir kez daha ıslatmış ve onun daha vahşi bir halde görünmesini sağlamıştı.

Bu esna da Kung Lao’ da saf gücüyle bir rakibini boynundan yakalamış ve doğrudan rakibin boynunu kırmıştı.

Tüm bunları anlatmak oldukça zor olsa da hepsi bir anlık sürede gerçekleşiyordu. Böylesi muazzam bir iş birliği ile çabucak tüm çocuklar katledilmişti.

Şişman çocuğun bacakları titriyordu, o kadar çok korkmuştu ki. Ağzında ki tükürcüğü dilinin altına geri dönmüştü. Suratı bembeyazdı ve yaydığı kötü koku insanın burnunu kıracak nitelikteydi.

“Sen… Sen! Abi! Beni duyuyorsan yardım et bu küçük kardeşin Long Li’yi kurtar!”

Bir anda şişman çocuğun suratında küstah bir gülümseme ortaya çıktı ve Kung Lao’ya doğru baktı. Kanla kaplanmış cübbesini silkeleyen Kung Lao bakışlarını Long Li’ye kitlemişti.

“Beni öldüremezsin! Ben Üç Dalga Krallığından Mavi Meşe tarikatının ilk yaşlısının ikinci oğluyum! Beni öldürmeye cesaretin var mı lan? Koca tarikat seni mahvedece…”

Kung Lao daha fazlasını duymak istemedi, önünde bulunan bu küstah Başlangıç Kaynak Aleminin zirvesinde olan çocuğun küstah davranışına çok sinirlenmiş ve doğrudan yüzüğünden çıkarmış olduğu bir yay ve ok ile alnına atış yapmıştı.

Ok tüm gücüyle ilerlemiş ve son hızla Long Li’nin kafasının içine girmişti. Okun sadece yarısı dışarıdan görünüyordu. Arkasından çıkan ok başlığının hemen ilerisinde beyninin minik parçaları görülebilirdi.

Göksel Anka Prensesi Lu Lu bu manzara karşısında istemeden de olsa midesinin bulandığını fark etti ve arkasını dönerek son gücüyle midesindekileri çıkarmaya başladı.

Bu sırada boynuzlu kaplana binen birisi Kung Lao’nun bulunduğu bölgeye doğru ilerlemişti. Gözlerinde derin bir hüzün vardı hemen Long Li’nin yanına çöken bu genç, Long Li’yi omuzlarından tutarak kaldırmış ve “Kardeşim…” diye tek kelime edip ardından da suratının ıslanmasını sağlamıştı. Gözlerinin iki yanı da tamamen ıslandığında, yere yavaşça Long Li’yi bırakan genç öfke içinde Kung Lao’ya doğru bakmaya başlamıştı.


  1. Bundan sonra kaynak gücü yerine doğrudan Qi yazacağım. Bunun sebebi ise sürekli olarak bu ikilinin kafamı ve kafanızı karıştırması...

Bu haftanın bölümlerine başlamış bulunuyoruz. Bu hafta gelecek bölüm sayısı bununla birlikte iki kalmış durumda. Haftada sadece üç bölüm bana yetmez diyorsanız sponsor olarak bize katkı sağlayabilir ve bu sayede daha fazla bölüm okuma şansına sahip olabilirsiniz. Yapacağınız sponsorluklarla birlikte bir hafta içinde 3 bölüm olan limit 6 bölüme yükseltilecektir. İyi günler dilerim...


 

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1258

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1081

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 890

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 822

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 702

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 659

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 644

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 602

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 552

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 523

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 376

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 205

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 195

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 188

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 143

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 141

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 119

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 117

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 98

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 15561 Üye Sayısı
  • 507 Seri Sayısı
  • 20943 Bölüm Sayısı


creator
manga tr