Milyonlarca insanın aynı kötülükleri paylaşması o kötülükleri erdeme dönüştürmez; aynı hataları yapmaları, o hataları doğru kılmaz. #Erich Fromm

Angoria - Angoria Bölüm 154: Uykudan Uyandıran Çığlık!


 

Yazan: Aydehan

Düzenleyen: Ichigollum


Gungu’nun “Abi buraya gelen birisi var!” sözlerinden sonra Kung Lao hemen eğitimden vazgeçti ve Gungu’yu can havliyle dinlemeye koyuldu. Gungu’nun söylediği şeyler Kung Lao’nun son derece merakta kalmasına neden olmuştu.

“Abi şimdi fark ediyorum ki, buraya gelen kişi sayısı bir değil iki! Birisi son derece kaslı ve bundan ötürü ikinci kişiyi istemeden de olsa kapatıyor. İkinci kişi çok cılız bir çocuk.”

“Peki ya diğeri?”

“Sanki yetişkin bir insan gibi duruyor ancak tam da emin değilim. Neden sordun abi bunu?”

“Çünkü bu turnuvaya sadece çocukların katılması gerekiyor da ondan.”

Gungu anlarmış gibi kafasını salladı, ardından merak duygularıyla Kung Lao’ya doğru sormadan edemedi. “Abi şimdi ne yapacağız?”

Gelen kişinin kendisiyle en ufak bir ilgisi olmadığı açıktı. Bundan ötürü de saldırmaya son derece tembel bir gözle baktı. Kendisi için bu olay son derece önemsizdi…

“Boş ver, şuan elde ettiğimiz şey doğrultusunda her gün bu vakitlerde yeni birisi gelmiş olacak. Buda demektir ki üç yüz gün içinde bütün insanlar toplanacak ve geriye kalan yarım döngülük sürede de asıl turnuva başlamış olacak. Şimdilik geri dön, yarın bir kez daha kimin geldiğine bakarız olur mu?”

Gungu sadece onaylar bir şekilde kafasını salladı, “Bunun ödülü olarak bana yemek yapacaksın değil mi abi?” dedi.

Kung Lao ise sadece onaylamak ile yetinmişti.

Daha sadece konuşmalarını bitirmişlerdi ve Kung Lao, Kaynak canavarının derisini soyuyordu ki, Gungu süratle içeriye girdi. Ağzının suyu son derece fazla akıyordu ve tüm gözleri önünde bulunan çıplak hayvana odaklanmıştı.

Kung Lao bu sefer başka bir şey yapmayı düşündü, elindeki yılan etinin de buna çok uygun olduğunu fark ederek her zaman olduğu gibi kızartmadı ve bu sefer çorba yapmaya karar verdi.

Eti iyice yumuşatan Kung Lao, bir süre beklemeye bıraktı ve ateş yaktı. Ardından çıkarmış olduğu tencerenin içine doğramaya başladığı patates, havuç ve domatesleri önceden kavurduğu unun içine boşalttı. Ardından da ince ince doğradığı etleri içine yerleştirdi. Hepsinin kısacık bir süre kavrulmasına izin veren Kung Lao hemen ardından ise su ekleyerek kaynamaya bıraktı.

Bir yemek süresi sonunda çorbaları hazırdı. Kung Lao hemen yüzüğünden iki kase çıkardı ve ardından da bunları doldurdu.

“Al bakalım bu senin payın, dikkatli ol çok sıcak.”

“Peki, peki. Hehehe!”

“Kung Lao kendisine bir kaşık çıkardı ve çorbayı yavaşça yemeye koyuldu. Kendisi için son derece lezzetli gelen bu yemeğin Gungu için şaheser olduğunu düşünüyordu. Sonuçta Gungu yemek olduğu sürece çiğ olmasını dahi umursayan birisi değildi…

Gungu bir çırpıda yemeğini bitirdiğinde Kung Lao defalarca kasesini doldurdu. Bu süreç on defa sürdüğünde ise çoktan tencerenin içi boşalmıştı.

Temel ihtiyaçlarını ve yemeklerin temizliğini bitiren ikili ardından ayrıldı ve görevlerini yapmaya koyuldu. Kung Lao, hemen Su Damlası tekniğinin eğitimine döndü ve kendisini son sürat ağır kılıcını sallarken buldu. Kılıcın tüm hareketlerini ezberlediğini düşünüyordu, ancak hala daha kaynak gücünü kullanmaktan korkuyordu.

“En son kullandığımdan bu yana bir iki gün geçti, yaralarım da tamamen kapandı, denemekten zarar gelmez.” diye düşünerek bu sefer tüm savuruşlarında su kaynak damarının içinden geçen Qi’yi kullanmaya başladı.

Damarın içinden geçen Qi, Kung Lao’nun ürpermesine yetmişti. Buz gibi bir soğukluk tüm vücuduna yayılmış, ardından da kılıcın üstüne binmişti. Kılıçla bir defaya mahsus savuruş yapmayı denedi.

“Kaplan Köpek Balığı Savuruşu!”

Daha savurma hareketi yaptığı anda kılıcın yüzeyi daha da soğudu ve doğruca savurmuş olduğu boşlukta şekli belli belirsiz bir balığın oluşmasına izin vermişti.

Kung Lao sadece bir savuruş kullandığı halde kendisini nefes nefese kalmış hissetti. Ne kadar daha savurabileceğini düşünerek bu ilginç tekniğe çalışmasını sürdürdü.

“Dokuz Renkli Mavi Balina Savuruşu!”

“Ölümsüz Yeşim Yılan Balığı Savuruşu!”

“Altı Kollu Deniz Yıldızı Savuruşu!”

“Huuu!”

Kung Lao derin bir nefes bıraktı sadece dört kez savurmuştu ki, bedenindeki tüm enerjinin neredeyse çekildiğini hissediyordu. Tüm kasları titremeye başlamıştı, hemen hızlıca meditasyona giren Kung Lao kendisini ve bedenindeki kasların hepsini rahatlatmaya başladı.

Dışarıdan çekmiş olduğu Qi’yi tıpkı bir baraj gibi bir yerde toplayan Kung Lao hafif hafif bedeninde dolaşmasına oradan da Phialamına girmesine izin verdi. Tüm bedenini dolaşan Qi, Kung Lao’nun rahatlamasına olanak sağlamış, ardından da Phialamına girerek içindeki Qi’nin artmasına olanak tanımıştı.

Toplamda dört yemek süresi kadar süre boyunca meditasyon yapan Kung Lao hemen ardından tekrar kılıç tekniğini çalışmaya başlamıştı.

“Kaplan Köpek Balığı Savuruşu!”

“Dokuz Renkli Mavi Balina Savuruşu!”

“Ölümsüz Yeşim Yılan Balığı Savuruşu!”

“Altı Kollu Deniz Yıldızı Savuruşu!”

“Huu!”

Yine aynı yerde tükenmişlik noktasına ulaşan Kung Lao, hemen tekrardan meditasyona girdi. Bedeninin yine titrediğini ve enerjisinin tükendiğini hissediyordu. Meditasyon süresi boyunca tek kelime dahi etmeyen Gungu için minnettar olan Kung Lao bir gününü çabucak yok etti.

Gün tekrar doğarken Kung Lao bir kez daha kılıç eğitimine kendisini kaptırmıştı ve tekrar sadece dört savuruş yaptıktan sonra meditasyona girdi. Gungu’nun kendisine söylediği insanlardan sonra önemsiz olduğunu düşünen Kung Lao bir daha da Gungu’yu aşağıya yollama gereksinimi duymadı.

Günler birbirini kovaladı ve sakin bir şekilde eğitim almasını sağlayan bu mağaranın içinde Kung Lao çabucak bir aylık süreyi harcadı.

“Bir ay boyunca yapmış olduğum eğitimle birlikte şimdi en fazla yedinci savuruşa kadar dayanabiliyorum. Ardından bedenimdeki tüm enerji kayboluyor. Ancak kaynak gücüm de küçük bir miktarda olsa artış söz konusu bu iyi bir şey.”

Kung Lao en kısa sürede tüm eşyalarını yüzüğüne depoladı ve minik Gungu’yu tuttuğu gibi mağaradan ayrıldı. Bu gönderilmiş olduğu alanın içinde nelerin olduğunu çok merak ediyordu ve bundan ötürü de gezmesi gerektiğini düşünüyordu.

Gungu’yu omzuna koyan Kung Lao, hemen ardından [Sismik Adımlar] tekniğini kullanarak hızını arttırdı ve düz çorak arazide koşmaya başladı. Tüm bedeni yorulana kadar koşmayı sürdürdü.

Akşam vakti Kung Lao kamp yapmak için uygun bir kayalık arazi buldu ve ardından da yemek pişirdi, kendisine yapmış olduğu kızartmasını yiyen Kung Lao Gungu’nun bir aylık sürede neredeyse bitirmiş olduğu deposunu nasıl yenileyeceğini düşünüyordu.

“Gungu… Bir süre aç kalacağız…” diye mırıldandı.

Gungu bu sözleri duyduğu anda gözlerini büyüttü ve pörtlek gözlerle, ağzında bulunan yemeğini yemeye devam etti. Çiğneyiş hızını dahi yavaşlatmıştı ve ağzına hala daha etten parçalar sokuyordu. Minik ağzının iki yani çoktan balonlar gibi şişmişti.

“Neden?” diye sordu Gungu, son derece masum sesinden ötürü istemeden de olsa ona olan sevgisinin biraz daha arttığını hissetti.

“Çünkü çok fazla yemek yiyiyoruz Gungu, sana Nekid Dağlarında ne söylediğimi hatırlıyor musun? En sonunda kemer kemireceğiz, ardından da öleceğiz…”

Kung Lao, Gungu’nun yüreğinin beş kez attığını fark etti ve hemen gülümsedi. Yüzüğünün içinde bulunan deponun en azından bir hafta daha idare edeceğini düşünüyordu ve biraz daha idareli kullanırlarsa bu sürenin en azından iki haftaya erişeceğini tahmin etmişti.

Yemeklerini yiyen ikili ardından farklı işleri yapmak için ayrıldı. Gungu uyumaya giderken Kung Lao ise eğitime başlamıştı. Gece boyu eğitim ve meditasyon yapan Kung Lao bir anda etrafının sarı sislerle çevrili olduğunu fark etti ve gülümsedi.

“Dar boğazı sonunda aştım! Sonunda Temel Kaynak Aleminin 9. Seviyesine eriştim. “

Kung Lao’nun suratındaki gülümseme daha da belirgin oldu ve hemen tekrardan eğitim yapmaya koyuldu. Hala daha Su Damlası tekniğini idame ettiremiyordu ve bu ona büyük bir azim sağlıyordu.

“Tekniği en azından üç tur yapana kadar çalışmaya devam etmeliyim. Şimdilik sadece yedi savuruşu yapabiliyorum ve geriye kalan zamanda işim bitiyor. Ancak bunu koz olarak kullanırsam dövüşlerde kazanma şansımın artacağına eminim!”

Suratında oluşan gülümseme ile birlikte tekrar eğitimine döndü. Bu sefer sekiz savuruşu sağlayan Kung Lao üç tur yapabilmesi için en azından bu tempoda iki ay daha çalışması gerektiğini düşünüyordu.

“Üç ay sonrasında çoktan 9.000 kişi bu alana geçmiş olacak. Bu sayı bile muazzam büyüklükte! Daha ne kadar insanın geçeceğini çok merak ediyorum!”

***

“Efendim 3 gündür aralıksız yollamamıza rağmen hala daha 30.000 kişi bekliyor ne yapacağız?”

Bunu soran bir görevli Kraliyet yaşlısının cevabını bekliyordu. Kralın adına burada bulunan yaşlının her dediği bizzat kralın sözleriydi.

“Tüm katılımcıların girmesini sağlayın. Unutmayın tek seferde yüz kişi içeriye sokabiliriz, eğer bunu aşacak olursak şüphesiz tüm bu kapı mahvolacaktır. Tüm katılımcılar içeriye girdiğinde turnuvanın başladığını ve bir döngülük zamanın şimdi başladığını söylemek için içeriye yüz tane ses kristali koyacağız.”

“Peki efendim!”

“Emredersiniz!”

İnsanlar tekrardan işlerini yapmaya geri döndüler. Yaşlı ise bu muazzam sayıdaki katılımcının ne yapmak için burada olduğunu hala daha merak ediyordu.

“İleride ne yaptıklarını zaten göreceğiz, şimdilik bunun için endişelenmeme gerek yok…”

***

Kung Lao bir hafta boyunca seyahat etti. Zaman o kadar çabuk ilerliyordu ki, kendisi bile farkına varamıyordu.

En sonunda kendisini yaylaların içinde bulduğunda Kung Lao şaşkındı, sadece yüz adım arkasında kalan çorak toprak arazisi burada yeşilliğe bürünmüştü. Yeşilliğin içinde ortaya çıkan yaban gülleri rüzgar ile birlikte hafifçe sallanıyordu. Kung Lao bu manzarayı çok huzur verici buldu ve burada dinlenmeye karar verdi.

Hızla bir tümsek buldu ve bedenini ona yaslayarak Gungu’yu sevmeye başladı, yumuşak kürkünü her okşayışında Kung Lao kendisinden geçtiğini düşünüyordu. En sonunda uykuya yenik düştü ve rahatça uyumaya koyuldu.

***

“Naz etme işte güzellik! Gel eminim ki sende benim karım olduğunda çok mesut olacaksın… Söylesene ikimiz de son derece uyumlu olmazmıydık? Seninle birlikte burada el ele dolaşır kendimize uygun bir yer arardık…”

“Rü-rüyanızda!”

“Gelin lütfen birlikte olalım, sevgimizi tüm Angoria’ya yansıtalım, dudaklarımız yansın ateşler içinde su yine biz olalım. Nefeslerimiz birleşsin ay ışığında yüzüne yansısın ışıklar güzelliğiniz ile tekrardan aşık olayım size!”

“Beni rahat bırak!”

Bu kelimelerden sonra bir çığlık hızlıca göğe doğru yükseldi.

“YARDIM EDİN!! KİMSE YOK MU?!!!”

Çığlık ve ardından çıkan kelimelerin sesi o kadar güçlüydü ki, sesin şiddeti bir gencin uykusunu çoktan bölmüştü…


Bu bölümle birlikte bu haftanın son bölümü de sizlerle, bir sonraki hafta da üç bölüm atılacak, ancak bu sayıyı sponsor olarak arttırabilirsiniz. Almış olduğunuz sponsorluklar, doğrudan sitemiz için harcanacak olup sizlerin daha güzel ve daha rahat okuma yapmasını sağlayacaktır. İyi günler dilerim...


 

 




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1340

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1131

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 944

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 867

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 753

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 705

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 685

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 620

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 578

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 547

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 466

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 213

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 199

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 150

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 148

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 125

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 119

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 119

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 101

Ejderha İmparator
Ejderha İmparator
Beğeni Sayısı: 77

Site İstatistikleri

  • 17784 Üye Sayısı
  • 486 Seri Sayısı
  • 24184 Bölüm Sayısı


creator
manga tr