Cömert derler maldan ederler, yiğit derler candan ederler. #Atasözü

Angoria - Angoria Bölüm 146: Benim Adım Kung Lao


 

Yazan: Aydehan

Düzenleyen: İchigollum


Üç kişi, Üç Dalga Krallığının baş kenti olan Üç Dalga Şehrinin girişinde bekliyordu. Şehrin üç farklı girişi vardı ve bu üç farklı girişin üçü de neredeyse üçyüzden biraz fazla insanı kuyrukta bekletiyordu.

Kung Lao, Zeng Log ve Shi Lan da bu sıranın ortalarındaydı. Sıra son derece yavaş ilerliyordu. Turnuvanın başlamasına sadece saatler kalmıştı ve buda yeni gelen sirk elemanlarının ve turnuva katılımcılarının izdihamına yol açıyordu.

Her saat bir başka kervan Şehrin dışında duruyordu. İçinden çıkan en az yüz kişi de bu kuyruğa katılıyordu.

Bu elbette ki büyük bir turnuvaydı ve bu zamana kadar olan bütün turnuvalardan da daha büyük olacağı düşünülüyordu.

Nitekim öyle düşünmüş olsalar bile kalplerinde bunun zaten en büyük turnuva olduğunun farkındaydılar. Belkide Angoria içerisinde ki en büyük turnuvalar arasında bile olabilirdi.

Kung Lao kendisine sıranın yaklaştığını anladığında gülümsedi. Bu esnada şehrin girişinde bulunan şık ve gösterişli askerlerden birisi hunharca bağırışını sürdürüyordu.

"Hepiniz tek sıra halinde olun elinizde giriş ücreti olan 20 beyaz kaynak altınını hazırlayın!"

Bu sözler kimisinin gözlerinin erimesine kulaklarının ise içeriden patlamasına neden olacak kadar acımasızdı.

Kung Lao'nun yüreği hemen tekledi. Dudakları bile üç kez titremişti. "Y-yirmi beyaz kaynak altını..." diye mırıldanmadan edemedi.

Sanki Kung Lao'nun sözlerini birisi daha duymuş gibi askere doğru şiddetle döndü suratı titriyordu. "Daha demin sadece on beyaz kaynak altınıydı! Nasıl olurda bir anda giriş ücreti artar!"

"Evet bu resmen dolandırıcılık!"

"Buna soygun denir!"

Kung Lao bir an bağırma dürtüsüyle doldı ancak onu vaz geçiren bir görüntü ile birlikte sessizliğe boğuldu. Hemen arkasında bulunan Zeng Log ve Shi Lan ufak ufak geriye doğru yürüyordu.

"Anlaşılan bu kadar paraları yok. Aslında çok normal... O kadar kişiyi öldürüp soymasam ve satış yapmasam benimde asla bu kadar param olmazdı."

"Sessizlik!"

Askerin bağırması o kadar derindi ki Kung Lao adamın bir anlığına da olsa kaynak gücü kullandığını düşündü. Ancak bunu belli edecek hiç bir koku kendisine ulaşmamıştı bile...

Sesin çıkış noktasınında bir anda farklı olduğunu anlamıştı Kung Lao aslında ses askerden değil onun arkasında bulunan komutanından gelmişti.

"Buradan ben sorumluyum ve burada yasa benim! Kaç kişi turnuvaya girmek istiyor biliyormusunuz? Peki şehir kaç kişiyi alabilir? Eğer şehre girmek istiyorsanız şuandan itibaren otuz beyaz kaynak altınını ödemiş olmanız gerekiyor!"

Kung Lao bunu duyduğunda daha da üzüldü. Gözlerinin beyazı neredeyse önüne akacaktı. Kulakları için ise zaten çoktan yanlış duyduğunu veyahut kafasından uydurduğunu düşünür olmuştu.

Bu esnada bir kişi de daha fazla dayanamamış elinde bulunan zincirli hançeri komutana doğru fırlamıştı.

"GEBER OROSPU ÇOCUĞU!"

Adamın atmış olduğu hançer hedefine hızla ilerlemişti. Kung Lao adamın çoktan Temel Kaynak Aleminin ortalarında olduğundan adı kadar emindi.

Ancak fırlatmış olduğu hançer minicik bir el hareketiyle ekarte edilmiş ve doğrudan sahibini kendisine çekecek bir güç ile çekilmişti.

" Uzaktan son derece güçlü attın birde yakından dene istersen, hem bu sayede öldürmen garantileşir!"

Adam bu anlık çekilme ile birlikte doğrudan komutanın önüne kadar ilerlemişti. Ancak daha tek bir hareket dahi yapamadan kök kaynak gücü tarafından ezilmiş ve doğrudan öldürülmüştü.

Kana bulanmış elini bir beze silen komutan gözleri alevler içerisinde parlayarak insanlara baktı "Başka isteyen var mı?"

İşte bu sırada Kung Lao daha fazla kendisini tutamamıştı. Zihninde sürekli olarak otuz beyaz kaynak altınının sesi yankılanıyordu ve buda onun asla ortalığa saçmak istemediği bir şeydi.

Bacakları ve elleri titrek bir şekilde sıradan çıktı ve komutanın önüne doğru ilerledi, komutan karşısına çıkan küçük çocuğu gördüğü anda gülümsedi. Gülümsemesinde bir miktar hüzün de vardı, "Bunu yapmak istemezsin evlat. Bırak girmeyi hayatını yaşa..."

Ancak Kung Lao'nun onu dinleyecek hali bile yoktu. Zihninde dalgalanan bu eşsiz para miktarından ötürü gözü dönmüştü ve en sonunda dudaklarını hareket ettirdi.

"Eliniz son derece yaralanmış olmalı gelin benim bizzat ustamın yapmış olduğu ilaçlardan alın kendinizi anında iyi hissedeceksiniz."

Bunlar ile birlikte herkes şaşkın bakışlarla ona bakıyordu. Zeng Log böyle bir sahneyi neredeyse daha önce de gördüğünü düşünüyordu.

Dudaklarında tatlı bir gülümseme vardı ve ilk etapta hemen yüzüğünü tokatlayarak bir hap çıkardı.

Bu ustasının hazırladıpı şifa haplarından birisiydi. "Gelin bakın son derece eşsizdir, siz geliştirici bunu illaki ayırt edeceksiniz."

"Ne yapıyor bu çocuk?"

"Gerçekten de sadece hap satarak oradan geçebileceğini mi sanıyor?"

Kalabalıktan bu sorular ardı arkasına yükselmeye devam etti. Bu esnada da komutan önünde duran beyaz yüzlü çocuğa ters ters baktı.

Ancak daha sonrasında sadece kafasını salladı ve "Buraya gel çocuk eğer bu hap dediğin kadar iyiyse sana benden yirmi beyaz kaynak altını verilecek ancak değilse seni yok edeceğim!"

Bu sözler Kung Lao'nun dişlerini daha da bileylemesine yol açtı. Ancak suratında herhangi bir belirti yoktu ve o suratında bulunan şirin gülümseme hep duruyordu.

Kung Lao ağır adımlarla ilerledi. Elindeki hapıda doğrudan komutanın önüne sundu.

Komutan hapı aldığı gibi gülümsedi. Elinde bir tur döndürdü ve daha sonrasında da hapı kokladı. Elinde bulunan hapın aroması son derece yoğundu ve gülümsemesi bir kat daha arttı.

"Bu gerçekten de son derece kaliteli bir ilaç işte al bakalım."

Adam elini tokatladığı gibi havaya bir parça para attı. Kung Lao bunun başta sarı kaynak altını olduğunu düşündü ancak hemen ardından bütün sinirleri alt üst olmuştu. Bu sadece bir beyaz kaynak altınından başka bir şey değildi.

Kung Lao'nun gülümsemesi bir anda soğudu. Kung Lao'nun gülümsemesi soğuduğunda ortamında derecesi düşmüştü sanki.

"Buraya gel."

Kung Lao'dan bir anda yükselen emir ile birlikte komutan ve diğer askerler büyük bir şaşkınlığa uğramıştı. Çünkü bu tonlama mutlak bir idarecinin sesine benziyordu.

Komutan önündeki çocuğun yanına doğru alaycı bir şekilde ilerledi. "Söyle bakalım çocuk."

"Ustamın yaptığı ilaca hakaret etmesini biliyorsun ama nedense önünde duran Kung Klanının veliaht liderini tanımıyorsun bile."

BOOMM!

Kung Lao'nun elinden fırlayan bir tokat tüm gücüyle komutana doğru çarptı. Komutan tokatın etkisiyle birlikte yedi adım geriye gitti.

Bu sözler üzerine insanlar da mırıldanmaya başladı.

"Kung Klanından birisi mi var burada?"

"Kim olabilir bu?"

"Sakın bu çocuğun demek istediği kendisi olmasın!"

Bu esnada Kung Lao'da yavaş adımlarla ilerledi. Kendisine güveni tamdı kök kaynak aleminde ki üç kişiyle rahatlıkla dövüşmüştü. Bu karşısındakinden hiç ama hiç korkusu yoktu.

"Diz çök."

Adam tokatın etkisinden kurtulduğunda karşısındaki çocuğa baktı. Karşısındaki çocuğun tatlı surat ifadesinin şimdi tıpkı bir şeytan gibi parıldadığını gördü.

"Götü boklu Kung Klanı mı? Peh! O klandan beni yenecek bir kişi bile çıkmaz!"

"Askerler saldırın!"

Üç asker hızlıca elindeki silahlarını çektiler ve Kung Lao'ya doğru saldırdılar. Bunun üzerine Kung Lao ise sadece derin bir nefes aldı. Sıfırdan oluşturmuş olduğu [Cennet Koklayan Burun]u kullanmaya başladı.

Üç kişinin saldırıları anında boşluğa doğru düştü. Kung Lao hepsinden kolaylıkla sıyrılmıştı.

Sanki Kung Lao havayla dans ediyordu. Üçününden yanına doğru bir çırpıda geldi. İlkine bir tokat attı ve muhafızın çenesinden bir iki diş havaya uçtu. Kendiside on beş adım geriledi.

Tekrardan gelen saldırıları atlattı. Aynı zamanda da bir başkasına doğru ilerledi, ikinci muhafıza da sadece tokat attı. Atmış olduğu tokat ile birlikte muhafızın kulağından kan gelmeye başlamış ve neredeyse iki adımlık mesafeyi uçarak aşmıştı.

Tüm bu olanları Zeng Log, Shi Lan ve diğer bütün halk izliyordu. Kung Lao'nun hareketleri o kadar akışkandı ki sırada bulunan herkes istemeden de olsa ona hayran kaldı. Kadınların bir çoğu bile etkilenmişti.

Üçüncü askere sadece bir bakış attı. Bu gözlerin içinde devasa yangınlar oluşuyordu. Buda askerin cesaretinin kırılmasına neden oldu.

"Görevine geri dön asker."

Bu sözler askere ulaştığında asker hemen selam verdi ve "Emredersiniz!" diye bağırdı. Ardından da sanki hiç bir şey yaşamamış gibi göstererek sıra önünde durmaya yeltendi.

Bu sırada şehrin içinde bulunan en üst düzey komutana haber edilmiş ve komutan hızla oraya doğru gelmişti. Gözlerinde derin bir öfke vardı. "Kendini Kung Klanının genç efendisi olduğunu ilan edip askerlerimi dövmeye kalkışan da kim!" diye bağırdı.

Kung Lao istifini bozmadan durdu. Dudaklarını araladı ve daha sonrasında da "Benim, benim adım Kung Lao" dedi.

***

Yine kısa bir bölüm ancak sizden yine idare etmenizi istiyorum. Turnuvaya çok yaklaştık sabırsızlanıyorum! Umarım sizlerde bu turnuvayı seversiniz!

 

 




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1316

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1117

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 930

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 851

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 737

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 690

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 667

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 619

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 572

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 540

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 435

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 209

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 193

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 146

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 146

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 121

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 117

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 116

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 83

Ejderha İmparator
Ejderha İmparator
Beğeni Sayısı: 71

Site İstatistikleri

  • 17071 Üye Sayısı
  • 470 Seri Sayısı
  • 22917 Bölüm Sayısı


creator
manga tr