Bekleyin okuyun ve öğrenin... #Örkün

Angoria - Angoria Bölüm 144: 101. Saldırı!


 

Yazan: Aydehan

Düzenleyen: İchigollum


Dudaklarındaki kanı elinin tersiyle silen Kung Lao'nun suratında sert bir ifade vardı. Yemiş olduğu kuyruk darbesinin etkisiyle neredeyse kendisinden geçecekti.

"Bu nasıl güçlü bir kuyruk darbesiydi, neredeyse hiç göremedim bile..."

Gerçekten de darbe o kadar hızlı gelmişti ki, Kung Lao sadece son anda fark edebilmişti. Ancak fark edebilmesi onun harekete geçmesine izin vermemiş ve devasa kuyruk ona tüm gücüyle çarpmıştı.

İnsanların hepsi gözlerini Kung Lao'ya doğru dikmiş bakıyorlardı. Kimisinin gözlerinde endişe varken, kimisinin ise gözlerinde büyük bir neşe vardı. Hatta bu durum o kadar değişikti ki; kimi insanlarda hiç bir şey olmadığı halde önce endişelenmiş ardından da sevinmişti.

"Tek bir kuyruk darbesi işini bitirmeye yetti..."

"Yazık geleceği son derece parlak olabilecek bir delikanlıydı."

"İddiaya girerim ki o kuyruk darbesini yememiş olsaydı, o canavarı öldürebilirdi."

İnsanlar bu son sözler ile birlikte minik çaplı bir tartışmaya tutuştu. Bu tartışmaları neredeyse bir tütsü süresi boyunca devam da etmişti. Bu esnada boynuzlu solucan da sürekli olarak çırpınıyordu ve boşluğa doğru kuyruğunu sallıyordu.

Bu esnada Kung Lao'da kendisine yavaşta olsa gelmeye başlamıştı. Önce parmakları hareket etti. Parmaklarının her hareketi bir başka patlama sesini andırıyordu. Eklemlerinin tutukluğu yavaş yavaş geçiyordu.

Bu esnada kendisini kayanın içine hapsetmiş olan devasa solucana bakan Kung Lao çırpınışlarını zevkle izliyordu.

"Gungu sanırım ağzına göre bir şey buldu..." diye mırıldanmadan da edememişti Kung Lao. Bu esnada boynunu da hızla hapsolduğu kayadan çıkartan Kung Lao bedeninden akan kanların beyaz kar örtüsüne damlamasına izin vermişti.

Kafası ve elleri dışarıya çıktığında ise insanların gözleri neredeyse ışıldadı. Bir çoğu sevinçli olsa da kimisinin gözlerine siyah perdeler inmişti.

Yaraları düzelmeye başlamış olan Zeng Log da Kung Lao'nun hareket edişini fark etti ve bu inat karşısında büyülendi. Kendisi şimdiye çoktan ölmüş olurdu ancak Kung Lao tekrardan ayaklanıyordu.

"SİZE DEMİŞTİM KALKACAK DİYE! N'OLDU LAN PİÇ KURULARI!"

İnsanlar içinde yaşanan tartışma daha sonrasında iddiaya dönüşmüştü ve kazanan kişi istemeden de olsa nida atmıştı. Bu onun zaferiydi sonuçta...

Kung Lao tüm bedenini kayanın içinden çıkardığında derin bir nefes aldı. Ayakları dahi kendisini zar zor tutuyordu ve halen daha titreme mevcuttu. Seçeneklerini gözden dahi geçirmeye başlamıştı.

"Şuan kaçmak istiyorum ancak halkın söylediklerine bakılırsa beni öldürene kadar takip edecek, bir nevi kendimi ölüm arenasında bulmuş gibiyim. Ya benim onu öldürmem gerekli yada onun beni..."

"Peki onu öldürmek için ne yapmam gerekir?"

Kung Lao bunları düşünürken aynı zamanda Gungu da sürekli olarak solucanı dişliyordu. Hatta bu öyle bir durumdaydı ki, solucan adeta delirmişcesine hareket ediyordu ve bedenini bir nefes bile hareketsiz bırakmıyordu.

Kung Lao ne yapabileceğini düşünürken Gungu sürekli olarak saldırıyordu ve minik olması ona en büyük avantajını sağlıyordu. Solucan onu bulamıyordu!

En sonunda solucan hareket etmeyi kesti, insanlar, Kung Lao ve Gungu bu ani hareketsizliğin nedenini bilmedikleri için önce şaşırdı. Ardından da bütün hepsi sevinç nidaları atmaya başladı.

Hatta Gungu bile bir kez havaya sıçramıştı. Zıpladığı yere geri düştüğünde ise vakit kaybetmeden solucanı kemirmeye devam etti. Kung Lao ise solucanın hareketsiz kalmasından faydalanarak hemen tıbbi haplarını aldı ve meditasyon yapmaya başladı. Şuan kendisini iyileştirmesi en büyük hedefiydi. Kırılan kemiklerinin yavaş yavaş kaynamaya başlaması Kung Lao'nun suratında mutlu bir ifade ortaya çıkarmıştı bile.

"BLOOM!"

İnsanların sevinci bu ani ses ile birlikte bir anda söndü. Kung Lao gelen ses ile birlikte çoktan irkilmişti. "Bu ses hiç iyi bir şeye işaret değil dikkat et Gungu!" diyerek tastikledi.

Gungu ani sesin gelmesiyle birlikte dikkat kesilmiş olduğundan solucan hareket etmeye başladığı anda zıplayarak aşağıya indi.

İnsanlar solucanın tekrar hareket etmeye başlamasıyla birlikte korktmuştu. Solucan sadece kısacık bir hareket süresi gerçekleştirmiş ardından da tekrar hareketsiz kalmıştı.

Sütten ağzı yanan halk yoğurdu üfleyerek yemeye geçmişti ve bu anlık hareketsizliğin iyi bir sonucu olmadığının farkındaydı.

BOOMMM!

Bir anda gökten kayalar yağmaya başlamıştı. İnsan ve hayvanların hepsi kendilerini koruyacağını düşündüğü bir yere siper almış ve kaya yağmurununun dinmesini beklemişti.

Bu esnada da kafasında üç farklı boynuz bulunan tıpkı daha demin kapıştıkları solucana benzeyen bir solucan dışarıya çıkmış, tüm insanların daha da korkuyla titremesine neden olmuştu.

Kung Lao insanların neden korktuğunu bir türlü anlamıyordu. "Sadece boynuzlu olan bir başka taraf! Neresi bu kadar korkunç olabilir ki?" diye mırıldandı.

Sanki solucan da bunu bekliyormuşcasına bir anda yedi farklı bölgeden yüz kısmını ayırmaya başladı. Kung Lao bunun bir ağız olduğunu tahmin ettiği sırada gülün yapraklarını açması gibi, solucanın da ağzı açılmış ve her santimi dişlerle dolu devasa bir ağız ortaya çıkmıştı.

Kung Lao bu devasa diş havuzunu gördüğü anda ufak bir ürperti hissetti. Aynı şeyi Gungu da hissetmiş olacak ki, neredeyse bir şimşeğin hızına benzer bir hızda kendisini Kung Lao'nun omzuna fırlatıverdi.

Solucanın ağzından damlayan bir damla salya doğrudan toprak ile buluşmuş ve sanki toprak kızgın bir tavaymışcasına "Coss" diye bir ses duyulmuştu.

Kung Lao bunu gördüğünde ürpertisi daha da belirginleşti. Bu devasa yaratığın birde asla peşini bırakmaması büyük bir sorun oluşturacaktı.

Solucan Kung Lao'ya doğru bir anda fırladı. Boyutuna nazaran hızı hiç de yavaş değildi. Kung Lao kendisine doğru gelen bu devasa solucana karşı yapabileceği tek şeyi yaptı ve kendisini hızla yana doğru fırlattı. Fırlattığı anda da kendisine doğru gelen solucan büyük bir gürültüyle kükredi ardından da ağzında bulunan devasa asidik tükürüğünü Kung Lao'ya doğru fırlattı.

Kung Lao kendisine doğru gelen tükürük karşısında sadece kaçınabilirdi. "Bu tükürükten bir tanesi bana değerse toprağa olanlardan daha kötü şeyler beni bekliyor olur!" diye düşünmeden de edemedi.

"Gungu solucanın tepesine doğru fırla dikkatini dağıtmaya çalış! Bu arada bende nasıl yenebileceğimizi düşüneceğim!"

Kung Lao, Gungu'yu daha önce yaptığı gibi fırlattı. Bu esnada kendisi de kılıcını çekerek hızla ilerledi.

Solucanın tek bir kötü yanı vardı ve Kung Lao bunu çoktan fark etmişti. Kendisinin muazzam hızına karşılık manevra kabiliyeti ortadan kaybolmuştu.

[Sismik Adımlar]ın hız katkısını kullanarak hızla solucana doğru koşmuş ardından da bacaklarına yönlendirdiği kaynak gücüyle birlikte yükselmişti. Ardından da elindeki uzun kılıç formunda bulunan Döneyan'ı hızla savurmuş ve eski yerine geri dönmüştü.

Kung Lao vurmuş olduğu yere doğru sadece bir kez göz atmış ardından da kendisine gelen bir başka tükürükten kurtulmuştu.

Kendisine gelen tükürüğü atlattı, hemen ardından da kendisine doğru gelen bir başka hızlanma saldırısını yana doğru atlayarak engelledi.

Kung Lao bu kadar efor harcamasına rağmen karşısındaki yaratığa bir gram bile hasar veremediğinden ötürü son derece mutsuzdu. Dişlerini gıcırdattı ve tekrar saldırı taktiğine başladı. Bir kez daha saldırdığında almış olduğu başka bir minicik kesik ile Kung Lao daha da sinirlenmişti.

"Derisi çok kalın bakın saldırıları işlemiyor bile!"

"Kaynak canavarlarını tek hamlede bölüyordu!"

"Demiştim size o çocuk çoktan öldü diye. Beni dinleyin biz bence ağırdan uzaklaşalım bu çocukta biz gidene kadar kendisini feda etsin."

"Harika bir fikir!"

"Hadi ilerleyin!"

İnsanların bir kısmı Kung Lao'ya bakmaya devam etti. Bir kısmı ise çoktan harekete geçmiş kendilerini Üç Dalga Şehrine doğru harekete geçiriyordu.

Kung Lao bunu çoktan görmüştü dudağında ufak bir tebessüm ortaya çıkmıştı.

Kung Lao bir sonraki saldırısını gerçekleştirdiğinde istediği etki yine de oluşmamıştı.

Bu saldırı bu şekilde devam etmeye başlamıştı.

4. Saldırısında da diğerlerinde olduğu gibi uzun bir çizik atmıştı.

8. Saldırısında bir miktar daha derin bir kesik atmıştı. Bu esnada kendisine gelen bir tükürükten kurtulmaya çalışırken bir miktarı üstüne sıçramış kıyafetini ve etini doğrudan eritmeye başlamıştı.

14. Saldırısında Kung Lao canlıyı daha iyi anlamaya başlamıştı. Zırhının kalın olması her ne kadar Kung Lao'yu yavaşlatsa da kesiklerinin derinliği gözle görülür bir şekilde artmıştı.

26. Saldırısında Kung Lao kesemediği için sinirlenmekten vaz geçti ve bunu bir eğitim olarak düşünmeye başladı.

38. Kez Döneyan Boynuzlu Solucanla çarpıştığında ilk kez kabuğunu kesmeyi başarmıştı. İçinden çıkan masmavi kan ile birlikte üstüde maviye bulanmıştı.

53. Çarpışmalarında Kung Lao'nun her saldırısı doğrudan kabuğunun altına geçecek şekilde güçlenmişti. Aynı zamanda kılıç ustalığıda belirgin bir şekilde artmıştı.

Kung Lao'nun 100. Saldırısında devasa bir gümbürtüyle birlikte solucanın gövdesi yarı yarıya bölünmüş içindeki organları da dışarıda sallanmaya başlamıştı.

Kung Lao son kez kılıcını salladığında kendisini neredeyse bayılacak gibi hissediyordu.

"ÖL ARTIK!!!"

Kung Lao'nun çığlığı her yana doğru dağıldı. Halen etrafta bulunan iki kişi bu destansu savaşı büyük bir hayranlıkla izlemeye devam ediyordu.

Kung Lao bu şekilde devam etmeyeceğini bile düşünmeye başlamıştı. Gungu bile abisini büyük bir hayranlıkla izliyordu. Kendisine doğru gelen kuyruk darbesini kılıcıyla engelleyebilmesi onda daha büyük bir hayranlık uyandırmıştı.

Kung Lao bir sonraki saldırısında tüm gücünü koyarak saldırmayı düşündü. Bunun için elinde ne varsa kullanmayı çoktan göze almıştı.

Bu esnada solucan da son çırpınışlarını yaşıyordu. Ağzından kontrolsüzce fışkıran asit tüm karlı toprağı eritiyordu. Gövdesinden çıkan mavi kan ise karları ıslak koyu mavi renge döndürmüştü.

Dudakları gergin bir şekilde zar zor ayakta duran Kung Lao derin bir nefes aldı. Bacaklarını elinden geldiğince gerginleşti ve ardından da tüm kaynak gücünü bedeninden dışarıya doğru çıkarmaya başladı.

Kung Lao'nun bedenindeki kaynak gücü kendisini ince bir sis bulutu gibi sarmaya başladığında, solucan bir anda normalden daha hızlı bir şekilde kendisine geldi ve doğruca Kung Lao'ya doğru ileriye atıldı.

Atılma sırasında kopan arka kısmını bile umursamayan Solucan doğrudan dişlerini açtı ve hareketsiz duran Kung Lao'nun hemen üstüne doğru kendisini fırlattı.

Havada hızla yaklaşan solucana karşılık Kung Lao kendisini sakin tutmaya çalışıyordu.

Bedenini saran kaynak gücünü yavaş yavaş kendisine doğru çeken Kung Lao ardından da bu kaynak gücünü Döneyan'a doğru yönlendirmişti.

Döneyana yönlendirdiği anda kılıç derin pembe bir renk ile kaplanmıştı. Bu esnada Kung Lao Döneyan'ı diğer formu olan ağır kılıç haline çevirmiş ve daha sonrasında da kol kuvveti ile savurmuştu.

İki canlının destansı karşılaşması sırasında bir anda büyük bir beyazlık ortaya çıkmıştı. Işık söndüğünde ise devasa bir patlama ona eşlik etmiş ve 300 adımlık mesafe içindeki tüm toprak kütleleri bir avuç toza dönüşmüştü.

Çıkan duman bulutunun ardından bir tek Kung Lao ortada gözüküyordu. Dudakları sürekli titriyordu. Göğsünde devasa bir kesik vardı, bacakları da dudaklarındaki titremeyi destekliyordu.

Kung Lao sadece kafasını sallamakla yetiniyordu. Dudakları titrerken bir yandan da bir kaç kelime mırıldanıyordu.

Zeng Log bir anda yaralı haliyle ayağa kalktı doğrudan Kung Lao'ya doğru koşmaya başladı.

On adımlık mesafe kaldığında ise Gungu bir anda önüne çıkmıştı. Tüm tüyleri sinirden diken diken olmuştu, dudaklarından çıkan vahşi mırıltılarla birlikte her an saldırmaya hazır duruyordu.

Zeng Log'un yanına yaklaşan bir kız meraklı ve bir yandan da endişeli bir ifade ile Kung Lao'ya doğru bakıyordu.

"A-az önce ne oldu?!"

"..."

Zeng Log'un cevap vermemesiyle birlikte ortalık ölüm sessizliğine boğuldu.

Bu sırada da Kung Lao'nun mırıldanması ikiliye doğru ulaşmıştı. Kelimeler ise "Meng Xiaochun..." du.

 

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1258

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1081

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 890

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 822

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 702

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 659

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 644

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 602

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 552

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 523

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 376

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 205

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 195

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 188

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 143

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 141

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 119

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 117

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 98

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 15561 Üye Sayısı
  • 507 Seri Sayısı
  • 20943 Bölüm Sayısı


creator
manga tr